Peki koruculardan bizi kim koruyacak?

Acilen radikal önlemler alınmazsa korkarım ki saha içinde ölümlü vakalar bekliyor bizi.

Haberin Devamı

Türk futbolunda “şiddet” artık vefa gibi, adalet gibi semt ismi sanılmaya başlanan bir kavram. Şiddet, iğrenç yüzünü o kadar sık gösteriyor, o kadar fazla olay cereyan ediyor ki vandalizme alışmaya ve çaresiz hissetmeye başladık yavaş yavaş. Bence en az şiddet kadar tehlikeli olan şey de bu: Şiddeti kanıksamak. Cezasızlığa alışmak. Canımızı güvende hissetmemek. Vandalların kazanması.

SPOR SAHALARI iÇiN GÜVENDE DENiLEBiLiR Mi? 

Dünkü sütunda kronolojik olarak birçok hadiseyi hatırlatmaya çalıştım: Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin yardımcı hakemi Tarık Ongun’un kafasına saha içinde beş dikiş atılması. Diyarbakır’da Kemal Yılmaz’ın başına taş isabet etmesi. İstanbul’da saha içinde Hüseyin Göçek’e linç girişimi. Trabzon’da Volkan Bayarslan’a arkadan atılan yumruk. Mersin’de Yüksel Yeşilova’nın saha içinde bıçaklanması. Burak Yılmaz’a çakı, Manuel Fernandes’e tekme, arkadaşlarını hain saldırıdan koruyan Josef’e ceza. Iki gün önce Halil Umut Meler’e atılan yumruk.

Haberin Devamı

Allah aşkına sadece son 10 yılda belki 20 sporcunun/ hakemin saldırıya uğradığı bir ülkede spor sahalarının güvende olduğunu söyleyebilir misiniz? Itiraf ediyorum, ben bu ortamda statlara gitmem. Sporcunun-hakemin can güvenliği olmayan ortamda beni kim koruyacak? Akıl alır gibi değil bu ortam.

2015’te The Guardian’a yazmıştım, Türk futbolu ölüyor ve hiç kimse bunun için önlem almıyor diye. Yaklaşık 9 sene geçmiş aradan. Bir adım ilerleme yok. Gerileme var aksine. O gün The Guardian’a çözüm önerilerini sıralamıştım. Bugün bir kez daha yineliyorum önerilerimi.

FUTBOL DiSiPLiN TALiMATI ACiLEN YENiDEN YAZILMALI

1- Futbol Disiplin Talimatı acilen yeniden yazılmalı. Sıfırdan. Kulüp yöneticilerinin, spor insanlarının, medya mensuplarının provokatif söylemleri layıkıyla cezalandırılmalı. Kamuyu kışkırtan, provoke eden kulüp yöneticilerine verilen 45 günlük hak mahrumiyeti gibi sembolik ve komik cezaların yerini gerçek yaptırımlar almalı. Hakeme hakaret ya da tehdidin cezası spordan ömür boyu men olmalı.

SOSYAL MEDYANIN DA BiR HUKUKU VAR MI?

Haberin Devamı

2- Spor medyasının, ağırlıklı olarak da büyük kulüplerin zengin yöneticileri tarafından finanse edilen youtube medyasının hukuka tabiyeti yok mu, merak etmeye başladım ben doğrusu. Benim bu sütunda yazacağım, tv ekranında söyleyeceğim en ufak sakıncalı sözcük, mahkeme koridorları yolu anlamına geliyor. Ki harika bir şey bu. Hukuk herkese lazım çünkü. Peki buradan soruyorum: Aynı durum internet medyası için de geçerli mi? Sosyal medyanın da bir hukuku var mı?

6222 SAYILI KANUN DA ACiL REViZE EDiLMELi

3- 6222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye dair kanun acilen revize edilmeli. Sahaya girip futbolcuya saldıran adama “lütfen maçları 1 yıl evinden izle” cezasının yetersizliği ortada. Size çok sıcak bir örnek vereyim. 2019 senesinde Birmingham’da sahaya dalıp Jack Grealish’e arkadan tokat atmaya çalışan garsonun akıbeti şu oldu: Birmingham City kulübü, sahaya dalan Paul Mitchell isimli taraftar görünümlü teröristi ömür boyu stadından men etti. İngiltere Futbol Federasyonu, bir barda garson olarak çalışan Mitchell’ı 10 yıl boyunca spor sahalarından men etti, 350 pound da para cezası verdi. Bu ceza, Aston Villa’nın genç kaptanı Grealish’in tedavi masraflarını karşılama maksatlı.

Haberin Devamı

CANLI YAYINDA STATTAN KELEPÇE iLE ÇIKMALIYDILAR 

Evli ve bir çocuk babası Paul Mitchell hakkında kamu davası açıldı. 27 yaşındaki Birmingham’lı sporsevmez, 14 ay hapisle cezalandırıldı. Ve hemen hapse gönderildi. Bu arada Mitchell’ın oğlunun henüz 2 yaşına girdiğini, eşinin de ikinci evlatlarına hamile olduğunu üzülerek eklemek gerekiyor sanırım buraya. Dün sahaya dalıp hakeme yumruk ve tekme atanların canlı yayında kelepçelenip stattan çıkarılmaları gerekirdi. Kulüp başkanı ya da eski milletvekili dahi olsa da. Hukuk hepimize lazım.

LÜTFEN BU iHANETTEN BiR AN ÖNCE DÖNELiM 

Latin şair Decimus Lunius’un “Quis custodiet ipsos custodes” diye bir dizesi var. “Koruculardan bizi kim koruyacak” manasına geliyor kısaca. Türkçedeki “Et kokarsa tuzlarsın, ya tuz kokarsa” deyişinin muadili. Yöneticilerin, korumak-kollamakla yükümlü olduğu halka bunun tersini yapması durumlarında söylenen bir deyim.

Haberin Devamı

Bugün tam olarak hissettiğim bu: Koruculardan bizi kim koruyacak sahi?

Eğer acilen radikal önlemler alınmazsa, 6222 sayılı yasa ve futbol disiplin talimatı yeniden yazılmazsa, internet medyası hukuka tabi olmamaya devam ederse, korkarım ki saha içinde ölümlü vakalar bekliyor bizi. Cumhuriyetin yüzüncü yılında spor sahalarındaki bu görüntü Atamızın emanetine ihanet demek. Acilen dönelim lütfen bu ihanetten.

Yazarın Tüm Yazıları