GeriSeyahat Van Gogh tablolarından fırlamış gibi bir köy
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Van Gogh tablolarından fırlamış gibi bir köy

Van Gogh tablolarından fırlamış gibi bir köy

Yazın Saros Körfezi’nin İstanbul’a en yakın sularında kulaç atmak isteyenlerle dolup taşan Mecidiye Köyü, şu sıralar bomboş. Sahilde denize koşanlar, bahçe tezgâhlarından alışveriş yapanlar yok. Aceleyle görülecek bir müze, bir tarihi eser, ya da gitmek isteyeceğiniz bir sinema da yok. Mecidiye’de sadece saf doğa var.

Mecidiye, Edirne’nin en büyük ilçesi Keşan’ın en güzel köylerinden biri. Edirne’ye 150 kilometre mesafedeki Mecidiye’nin kuzeyi geniş ve verimli tarım arazileriyle çevrili. Güney sınırındaysa 12 kilometrelik bir sahil şeridi var. Ormanla iç içe olan harika koylarla dolu bu uçsuz bucaksız sahil şeridi, canlı çeşitliliğinin fazlalığı nedeniyle akvaryum olarak da anılıyor.

Mecidiye doğal yollardan kendi kendini temizleme özelliği sayesinde dünyanın sayılı körfezlerinden biri kabul edilen ve Özel Çevre Koruma Bölgesi olan Saros Körfezi’nin tam kalbinde. Köydeki Uzunkum ve İtalyan Koyu sahilleri tipik Ege koyları gibi turkuvaz ve tertemiz. Bu nedenle köyün limanı İbrice de yıllardır dalış meraklılarının uğrak yeri, üstelik yaz-kış... Ancak iki yıldır burada bir şeyler değişiyor.

Ziyaretçileri artık uzaktan

Bundan önce, daha çok Keşan ve Tekirdağ’dan gelen ziyaretçi profili, artık daha uzaktan, özellikle de İstanbul’dan. Pandemi nedeniyle uzun yolculuklar yapmaktan kaçınanlar gözünü daha yakın yerlere çevirince, İstanbul’a 3 saat uzaklıktaki köye de ilgi arttı. Özellikle haziran ayı sonunda sıcaklar bastırdığında uçsuz bucaksız ayçiçeği tarlaları Van Gogh tabloları gibi sarardığında köy deyim yerindeyse turist akınına uğruyor. Mecidiye’nin geçmişi 140 yıl önceye dayanıyor. 93 Harbi sonrası mübadeleyle gelenler kurmuş. Burası topraklarına bağlı, çalışkan insanlarla dolu, 800 nüfuslu bir muhacir köyü. Bölgedeki turizmin gelişmesi köy halkının tarımla olan bağını zayıflatmamış.

Aksine güçlendirmiş. Köyün etrafında ekilebilecek durumda olan en küçük toprak parçası dahi değerlendirilmiş. Düz ovalar ve küçük tepeler ayçiçeği, buğday tarları ve bostanlarla çevrili. Trakya’nın önemli yerel buğday cinslerinden biri olan akbuğdayın dikim alanlarından biri de bu bölgeymiş. Zaman içinde verimi düşük diye akbuğday ekimi yapılmaz olmuş. Biz akbuğday unundan ekmek ya da börek yiyemedik. Ancak konuştuğumuz köylüler “Akbuğday verimi düşük fakat lezzeti yüksek bir cinsti. Onun unundan yaptığımız ekmekler fırında pişerken kokusu köye yayılırdı. Ve bu koku hiçbir şeye benzemezdi” diye tarif ediyor akbuğdayı. Bugün ekimi yapılmıyor belki akbuğdayın ama tadı hâlâ akıllarda.

Sürülerin çan sesleri...

Mecidiye sulak bir köy ve bu nedenle çok sayıda bostana sahip. Burada yetişen kavunun, muhacir domatesinin, salatalığın tadı çok ayrı. Özellikle acı biberi, tüm soslarda akılda kalıcı lezzet bırakıyor. Geçim kaynağı çiftçilik ve balıkçılık olan Mecidiye’de yaz boyunca tüm tarlalar ekilip biçilir. Yolunuz düştüğünde tarlasının kenarında satış yapan çiftçilere rastlarsanız bu lezzetli ve taptaze ürünlerin tadına bakma şansınız olur. İlkbahardan itibaren tarlaların işlenmesi, fidelerin hazırlanmasıyla başlayan bağ bahçe işleri ancak ekim ayında buğday tohumlarının tekrar tarlaya atılmasıyla yavaşlar.

Soğuyan havayla birlikte sokaklar tenhalaşır. Yazın köy ve sahil arasında var olan otomobil sesleri yerini, akşamüstü saatlerinde köye dönen koyun ya da keçi sürülerinin çan seslerine bırakır. Mecidiye şu mevsim dingin bir köy. Etrafta bahçe tezgâhlarından alışveriş yapan kimseler yok. Köy ya da civarında gün içinde kapanmadan ziyaret edeceğiniz bir müze veya tarihi eser ya da gitmek isteyeceğiniz bir sinema yok. Sadece saf doğa var. O günkü hava durumu sizi doğada ne yapmanız gerektiği konusunda yönlendiriyor. Lodosu sert, rüzgârlı bir güne başladıysanız sahilde uzun yürüyüş cazip olmayabilir. O zaman ormanda ya da civardaki göletlerin yakınında yürüyüş yapar, sessizliğin tadını çıkarıp gölde yüzen yabanördeklerini izleyebilirsiniz.

Van Gogh tablolarından fırlamış gibi bir köy

Köyde turizm gelişirken tarım da devam ediyor. Özellikle acı biberi meşhur.

Kartala ve kaçamak

Mecidiye’de deniz değişmeyen bir tutku. Kalamar, ahtapot, barbun şimdilerde iyice azalmış olsa da karides Saros’un en lezzetli nimetlerinden. Eylül ayında kara kefal akını başlıyor. Bölgenin kefali oldukça lezzetli ve makbul bir balık. Yılbaşına kadar kınalı kupes ve yerli levrek var. Her iki balığın özellikle ızgarası çok seviliyor. Yılbaşından sonra sofralar subye ile şenleniyor. Temmuz sardalya zamanı. Köyün balıkçılarından İbrahim Kaynak geçmişte körfezde çok daha fazla balık olduğunu anlatıyor: “Eskiden ırıpçılık (bir tür ağ) çok fazlaydı, sardalyaları tutar, pulları kırılmadan kasalara koyar, İstanbul’a gönderirdik.’’

Köyde yöresel olarak en çok sevilen yemeklerin başında kartala geliyor. Sohbet ettiğimiz Mecidiyeli Figen Kaynak’ın anlattıklarına göre kartala, peynirli ya da sade yapılan bir cins katmer. Bir başka yöresel yemekse lor ve mısır unundan hazırlanan kaçamak. Kaçamak için özellikle keçi sütünden üretilmiş lor tercih ediliyor. Mecidiye’nin ormanları da lezzet dolu. Figen Hanım dağlardan topladıkları ahlatları yani yabanarmutlarını kaynatıp, fermente oluncaya kadar bekletip kış boyu yediklerini anlatıyor. Köyün küçük merkezinde çay bahçeleri, kahvehaneler, kafeler var. Ama kışın sadece birkaç tanesi açık. Köyün restoranı 1979’dan beri hizmet veren, artık üçüncü kuşağın devam ettirdiği Güler Balık (0284 783 40). Hasan Güler’in işlettiği lokanta yaz-kış açık. Mütevazı ama lezzetli menüsü mevsimine göre körfezden yakalanan deniz ürünlerinden oluşuyor.
Van Gogh tablolarından fırlamış gibi bir köy

DALGIÇLAR SAYESİNDE YAZ-KIŞ KONAKLAMA VAR

Genelde dalgıç gruplarının tercih ettiği Sığınak Pansiyon köyün en eski işletmelerinden biri. Kadir Kayacık’ın sahibi olduğu Natura Bungalows (0532 171 86 78) özenli işletmesi, yemyeşil çimlerle kaplı sessiz bahçesiyle yoga gruplarının ve daha çok konfor arayanların ilk tercihi oluyor. Özellikle çocuklu ailelerin tercih ettiği Akbaba Pansiyon ise (0545 635 67 91) ayçiçeği tarlalarının süslediği manzarası, geniş bahçesiyle pansiyon olarak hizmet veriyor. İbrice Bungalov Evleri (0533 474 14 14 ) çam ormanının eteklerinde yemyeşil bahçesiyle yaz-kış açık. Köyde ev pansiyonculuğu da yapılıyor. Geçen yıl en Avrupa’nın en temiz kiralık evi ödülünü alan Villa Saros ise yaz-kış şık bir alternatif arayanlar için.

False