GeriSeyahat Taşların dile geldiği kadim şehir: Mardin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Taşların dile geldiği kadim şehir: Mardin

Taşların dile geldiği kadim şehir: Mardin

Mezopotamya Ovası’nı yüksek dağlardan selamlayan Mardin’i bu defa Lorin’le keşfe çıktım. Binlerce yıldır farklı kültür, din ve medeniyeti kardeşçe bağrına basan bu şehir sadece gezilecek bir yer olmaktan çok daha fazlasını vaat ediyor...

Bu hafta kızımla seyahat rotamızda ülkemin en sevdiğim şehirlerinden biri, Mardin var; Lorin’in söyleyişiyle Mardinya! Taşlarının dile gelmiş hali, iklimi, yemekleri, cami minareleri, kiliselerin çan sesleri ve dar sokaklarıyla giden herkesi efsunlayan şehir, güzel Mardin, güzel Mezopotamya... Mardin’in binlerce yıllık tarihini burada kısaca anlatmam imkânsız, Mardin’i kısa bir turla birkaç günde gezebilmek de öyle. Ben belki 10 kez gittiğimden bu defa en sevdiğim yerlerine Lorin’le uğradım ve hafızama yeni hatıralar kaydettim. Aslında sebebi ziyaretimiz ‘Yeşilçam Doğa ve Çocuk Filmleri Festivali’ne katılmaktı. Pierre Fabre’nin davetiyle düştük yollara. İlk durağımız Dikmen Köyü’ndeki bir ilkokul oldu.

Yaşça büyük çocuklar koşup geldi ve Lorin’i hemen kendi aralarına alıp yüz boyama etkinliğine gittiler. Birileri kelebek, tavşan oldu, diğerleri aslan, kaplan... Yüzlerindeki mutluluk bütün Mezopotamya’ya yayıldı. Okullarının bahçesine fidan diktiler, büyük çöp poşetleriyle yerlerdeki çöpleri topladılar. Yetkililer onlara doğanın önemini ve doğayı neden korumamız gerektiğini anlattı. Bana göre çocuklara bir şeyleri öğretmenin en güzel yolu, onlara deneyim şansı yaratmak. Bu festival tam olarak bunu benimsemişti. Danslar, jonglör gösterileri ve ardından doğa belgeselleri gösterimi derken karanlık çöküverdi pamuk tarlalarının yanı başındaki okula. Çocuklar en beğendikleri filmleri oyladılar ve tekrar buluşma sözü alarak görülmeye değer bir sevinçle hepsi evlerinin yolunu tuttu. Lorin’in film oylamasından eksik kaldığını düşünmeniz bizi üzer zira tüm belgeselleri sonuna kadar çıt çıkarmadan izledi; arada keyif yapmak için “Anneee meyve suyu” diye bağırmasını saymazsak. Projenin finali, 1 Ekim Dünya Çocuk Günü’nde İstanbul’da gerçekleşecek. Kazananın hangisi olacağını ben de çok merak ediyorum.

Taşların dile geldiği kadim şehir: Mardin

Ara sokaklarda gezerken her an önünüze sevimli bir  eşek çıkabilir. Birlikte fotoğraf çektirmeyi ihmal etmeyin.

Çocuk arabasıyla gitmeyin

Evli evine, köylü köyüne dönerken biz de akşam yemeği için Eski Mardin’e geçtik. Eski ve yeni olarak ikiye ayrılan şehirde gezilecek yerlerin hepsi Eski Mardin’de. Yeni Mardin’de bolca AVM ve yüksek binalar dışında hiçbir şey yok. İyi yemek ve iyi hizmet için tavsiye edebileceğim iki restoran var: ‘Bağdadi’ ve ‘Cercis Murat Konağı’. İkisinde de fasıl eğlencesi oluyor. Bir de bu gittiğimde gördüğüm ve yeni açılan, 1. Cadde’nin sonundaki Yasemin Pide’yi öneririm. Hem pideleri hem de lahmacunları epey iddialı. Çocukla gideceklere tavsiyem yanlarında kesinlikle çocuk arabası götürmemeleri. Şehrin sokakları dar, yokuşlu ve merdivenli. Bence boşuna taşımış olursunuz.
Taşların dile geldiği kadim şehir: Mardin

Eğer çocuğunuz yürümeyecek yaştaysa kanguruyla kucağınızda taşımanız en iyi çözüm. Bir diğer tavsiyem de Mardin’e uçakla gidiyorsanız havaalanında bir araba kiralayın. Çünkü taksiler 60 liradan açılıyor ve Eski Mardin’in dışındaki Dara Antik Kenti, Midyat Mor Gabriel Manastırı, Deyrulzafaran Manastırı ve Kasımiye Medresesi mutlaka görmeniz gereken yerlerden. Arabayla buralara ulaşmakta problem yaşamazsınız. Ancak Eski Mardin’de konaklayacağınız otelin otoparkı olup olmadığını mutlaka kontrol edin çünkü bölgede büyük bir park sorunu var. Biz Lorin’le iki günlük kısacık turumuzda Mezopotamya’nın renklerinin arasında, daracık sokaklarında koşturduk durduk. Kasımiye Medresesi’nin suyundan içtik, Zinciriye Medresesi’ne inen yokuşun en tepesinde oturup yeni seyahatlerimizi planladık. Deyrulzafaran’daki paganlardan kalma güneş tapınağında saklambaç oynadık. Emin olabilirsiniz ki Mardin çocukların gezerken çok ama çok eğleneceği bir şehir. Zahit Mungan’ın Uçurtma Atölyesi’ne uğramayı da unutmamanızı öneririm.

Gezilecek yerler

Bana sorarsanız en güzeli Mardin’e 5 gün ayırıp koşturmadan her bir tarihi yerini rehberle birlikte gezmek olur. Yine de kendiniz turlamak isterseniz tüm cami, kilise ve manastırların girişinde epey bilgilendirici yazı var.

* Eski Mardin/Artuklu
* Deyrulzafaran Manastırı
* Ulu Cami m Mardin Kalesi
* Kasımiye Medresesi
* Dara Antik Kenti
* Mor Gabriel Manastırı
* Zinciriye Medresesi
* Mardin Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
* Kırklar Kilisesi
* Şehidiye Camisi
* Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi

Ne Alınır?

Mardin’in en meşhur yiyecekleri mavi renkli badem şekeri, Süryani çöreği ve Süryani şarabı. 7 gözlü nazar boncuğu, dibek kahvesi, kehribar taşından tespihler ve bakır cezveler tüm sokaklarında bulabileceğiniz diğer hediyelikler. Deyrulzafaran’a giderseniz safran kolonyası da almanızı şiddetle tavsiye ederim.

False