Alman ortaçağında romantizm - Seyahat Haberleri
GeriSeyahat Alman ortaçağında romantizm
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Alman ortaçağında romantizm

Alman ortaçağında romantizm

Almanya'da mimari dokusu korunmuş ortaçağ kasabaları, ülke turizmine Rönesans çağını yaşatıyor. Son yılların bu gözde rotasının adı Romantische Strasse yani “Romantik Yol” olsa da. ‘Fantastik Yol’ ifadesi daha uygun aslında. Baden Württemberg ile Bavyera eyaletleri topraklarından geçen yaklaşık 420 km’lik rota üzerindeki 27 küçük ortaçağ şehrini kapsıyor.

Almanya’nın 5’nci büyük şehri Frankfurt’tan girdik romantik rotaya. Alman şair, yazar, ressam, doğabilimci Johann Wolgang von Goethe’nin doğduğu evi (Goethehaus) yağmurlu bir fonda gezdik. Büyük entelektüelin hafif sarhoşluk veren eski ahşap kokusu eşliğinde kişisel eşyalarını, kitaplarını, tablolarını ve ince zevkini yansıtan zarif mobilyalarını süzüp, üzerinde ayı oynatıcısı kabartması bulunan saatin önünde duruyorum. Şairin günlerini geçirdiği bahçe ilham verici. Rönesans, gotik, barok ve rokoko üsluplarını takip edebileceğiniz turumuzun Frankfurt ayağı aynı gün ‘Büyük Kilise’, ‘Domplatz’ ve ‘Katedral’ gezileriyle son buldu.

Prenslerin ve şarabın şehri: Würzburg

Yanı başında uzandığı Main Nehri, Alte Mainbrücke (Alte Köprüsü), şatoları, kiliseleri, tarihi evleri ve şaraphaneleriyle romantik yolun hakiki başlangıcı Würzburg. 10. yüzyılda güçlü prenslerin yönetim merkezi olduğu için de adı Prenslerin Şehri. Almanya’nın 4. büyük katedrali Dom St. Killian, şehri 7. yüzyılda Hıristiyanlaştıran İrlandalı Aziz Killian adına 1040’ta inşa edilmiş. Yüzyıllar içinde ekleme ve süslemelerle inşası devam eden katedralin 2. Dünya Savaşı’nda sadece 17 dakika süren bombardıman sonucu yüzde 85’i yıkılmış, onarımı 20 yıl sürmüş. Eski şehri kaleye bağlayan, yüksek vergileri protesto eden 20 çiftçinin asıldığı tarihi köprü Alte Mainbrück kefaret ödemek midir bilinmez, aziz heykelleriyle donatılmış. Şarap şehri dedik; Würzburg şarabını da tatmadan geçmek olmaz. 

Alman ortaçağında romantizm

4 kıtanın resmedildiği saray: Residenplatz

Şehrin en önemli ziyaret yerindeyiz şimdi; Napolyon’un “Avrupa’daki en güzel piskopos evi” dediği, görkemi Versay Sarayı ile kıyaslanan Residenplatz’da. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki bina 1720-1744 yılları arasında inşa edilmiş; Kutsal Roma-Germen imparatorları burada taç giymiş. Önünde 4 sanatçı heykelinin bulunduğu, halktan toplanan paralarla inşa edilen çeşmenin etrafında bir tur atıp görkemli kapıdan içeri giriyoruz. İtalyan Ressam Giovanni Battista Tiepolo’nun tavana resmettiği 4 kıta betimlemesi muhteşem. Avrupa kıtasını sanat, eğlence, Afrika’yı yerliler, Asya’yı sarıklı Osmanlı figürleri, Amerika’yı Kızılderili yaşantılarıyla betimlemiş ressam. Yüzlerce çeşit ve renkte çiçeklerle bezeli, çocuk melek heykelleriyle süslü devasa bahçesi hiç terk etmek istemeyeceğiniz güzellikte.

Alman ortaçağında romantizm

Bahçesi cennet tasavvuru Weikersheim Sarayı

Weikersheim, rotanın en güzel ayaklarından.Etrafı üzüm bağlarıyla çevrili kasaba 12. yüzyıldan kalma ve ünlü Hohenlohen sülalesinin ikametgâhı, ülkenin en görkemli Rönesans sarayı ile anılıyor. Kasaba meydanındaki tarihi Rathaus (Belediye Binası) önünde orta yaşlı bir çiftin nikâh törenine denk geldik.

Ellerinde çiçek tutan gençlerin neşeli çığlıkları arasında ilerleyip, iç içe geçmiş bir kalbi makasla oyarak yeni bir dünyaya adım atıyorlardı. Gotik kilisesi, borusunu üfleyen kıyamet habercisi İsrafil heykeliyle dikkat çeken çeşmesi ve tabii ki Alman çiftçiliğinin evrimini gözler önüne seren etnografya müzesi. Altından ırmak akan kemerli bir taş köprüden Weikersheim Sarayı’na giriyoruz. Asıl görülmesi ve uzun uzun yürüyüp soluklanılması gereken bölümü, içinde renkli balıkların oynaştığı, gökkuşağı çiçekleri, her yanına serpiştirilmiş heykelcikleriyle bahçesi; bir cennet tasavvuru.  Almanya’nın 1800 yıllık termal merkezi Bad Mergentheim şehrindeyiz şimdi. 11. Yüzyılda Alman Tapınak Şövalyeleri’nin kurduğu bir tarikatın da merkezi. Tapınak Şövalyeleri’nin şatosu, deniz minaresi formunda, sonsuza uzanıyor hissi veren, merkezinde güneş simgesi bulunan gizemli merdivenleriyle dikkat çekiyor.

Alman ortaçağında romantizm

Night Watchmen’in peşinde; Noel Köyü Rothenburg

Rothenburg, rotamızın en etkileyici etabı. Bunda ortaçağın 900 yıllık izlerini takip ettiğimiz kıyafetleri, gelenekleri, dansları, eğlenceleriyle Paskalya (Pfingstern) kutlamasına denk gelmemizin payı büyük. İki yanında mızraklı şövalyelerin beklediği görkemli kapısından “Turistiz” deyip giriyoruz bu masalsı şehre. Avrupa’nın en iyi korunmuş şehri, ‘Noel köyü’ olarak da biliniyor. Adeta bir film platosunda geziniyor, geleneksel kostümleriyle Almanları, şenlik yürüyüşünü fotoğraflıyor, etrafımızda gezinen silahşörlerin geleneksel top atışlarıyla ürküyoruz. 900 yıllık bir restoranın mahzeninde mangal etini yerli şarapla harmanlayıp, bin yıllık geleneğin sürdürücüsü, ürkütücü kostümü, elde feneri tura çıkan Night Watchmen’in (gece bekçisi) peşine düşerek günü noktalıyoruz.

Alman ortaçağında romantizm

Meteor çukurundaki ortaçağ Şehri; Nordlingen

Kale duvarlarıyla çevrili ortaçağ kasabası Dinkelsbühl’ün dört giriş kapısı var. Rothenburg kapısından giriyoruz biz. Arnavutkaldırımlı sokakları, üçgen çatılı Bavyera evleri, büyük kiliseleriyle turun keyifli bir etabı daha. Üstelik ‘Vatan Günü’ (Heimattag) şenliklerine denk gelmemiz büyük şans. Binlerce kasabalı geleneksel kıyafetleri içinde, orkestra eşliğinde dans ederek yürüyor. Nördlingen, 15 milyon yıl önce bir meteor çarpması sonucu oluşan kraterin üzerine kurulmuş bir ortaçağ şehri. Amerikalı astronotlar (Apollo 14) Ay’a iniş için ilk bu kraterde eğitilmiş. Şehirdeki taş binalarda 0.2 mm’den daha küçük milyonlarca elmas bulunuyormuş. Krater çarpması sonucu 72 bin ton küçük elmas açığa çıkmış. Binalar ve şehrin merkezindeki görkemli St. Georgkirche Katedrali aynı göktaşlarından inşa edilmiş.

Alman ortaçağında romantizm

Romantik turun Romantik şatosu  

Bavyera eyaletinin en büyük 3. şehri Augsburg, Azize Anna Manastırı, Dom, Azize Mary Katedrali ve Aziz Ulrich-Aziz Afra Kilisesi gezileriyle turun en uhrevi etabı. İrlandalı ve Kıbrıslı misyonerler Aziz Ulrich ve Aziz Afra adına inşa edilmiş kilisenin alt katında, iki azize ait mozoleleri çok çarpıcı. Bertolt Brecht’in evini ve Fugger’in hâlâ faal olan sosyal konutlarını ziyaret etmeden olmaz. Ve romantik yolun yıldızı, Almanya Alpler’ine sırtını yaslamış, Disneyland’in simgesi beyaz şatosuyla ünlü, bir doğa harikası, tablo şehir Füssen’deyiz. Romantik Kral 2. Ludwig ve babası Maximillian tarafından yaptırılan kaleler rotanın başyapıtları. Romantik Kral 2. Ludwig’in yaptırdığı Schloss Neuschwanstein, zirveleri karla kaplı Alpler’in yamacındaki asil duruşuyla sihirli bir masal şatosu görünümünde. Ünlü bestekâr Wagner’in önderliğinde sanatçılar tarafından düzenlenmiş iç dekoru büyüleyici. Uzun balkonundan Alpsee Gölü kenarındaki kartpostal şehir Fussen’in kuşbakışı seyri ise doyumsuz. Romantik gezimiz nazilerin ilk toplama kampı, kapısında “Çalışmak Özgürlüktür” (Arbeit Macht Frei) yazan, insanlık tarihinin utanç sayfalarından Dachau ile trajik şekilde sonuçlanıyor; ama ayrı fasıl. Bu gezi ‘tatilbudur.com’un sponsorluğunda yapılmıştır.

 

False