GeriSeyahat Karayipler’in gurme merkezi Porto Riko
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Karayipler’in gurme merkezi Porto Riko

Karayipler’in gurme merkezi Porto Riko

Karayipler’deki Porto Riko sadece tarih ve doğa keyfi sunan bir ada değil; restoranları gurmeleri mutlu etmek üzerine kurulmuş.

Eğlence mekanları açısından da bölgedeki en iddialı merkezlerden. 177 kilometre uzunluk, 56 kilometre genişlikteki adanın kuzey ve güneyinde geniş sahiller, ortasında ise ormanlarla kaplı dağlık bölge bulunuyor. Ülkenin sembolü “Coqui” denilen minik bir kurbağa. Vatanseverliğini anlatmak isteyen “Ben de en az coqui kadar Porto Rikoluyum” diyor.

SAN JUAN

490 yıllık İspanyol yapıları altın, gümüş kaplı şapeller

Porto Riko’nun başkenti, Atlas Okyanusu’nun kıyısına kurulmuş. İspanya’nın imparatorluk günlerini anımsatan binaların yanı sıra günümüzün parayı ve statüyü hatırlatan modern binalarını da görebileceğiniz bir yer burası. İspanyolların 1521 yılından itibaren gelmeye başladığı şehri gezmek için seçebileceğiniz en iyi yöntem yürümek. Yaşları yüzyıllarla ölçülen binaların hakkını vermek için yorulmaya değer. Şehirde sanatseverleri mutlu edecek müzeler var. Ülkenin en önemli müzelerinden biri kabul edilen Sanat Müzesi (www.maapr.org) ile Museo de las Americas, San Juan Müzesi önereceklerim arasında.
· San Juan Katedrali: 1540 senesinde inşa edilen katedralin başına gelmeyen kalmamış. Savaşlarda yıkılmış, doğa olayları çökertmiş, hırsızlar yağmalamış ama talihi 1908 yılında Ponce de Leon’un naaşının buraya nakledilmesiyle değişmiş. 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından beri Aziz Pio’nun mumyasını barındırması da katedrali Hıristiyan dünyası için önemli yerlerden biri yapmış. San Juan’ın gerçek güzellikleri arasında sayılıyor.
· Capilla de Cristo: İsa’nın Şapeli diye tercüme edebileceğimiz bu yapı bir mucizenin mimariyle anlatımı gibi. 18’inci yüzyılda şehirdeki at yarışı sırasında attan düşen bir gencin mucizevi şekilde kurtulması üzerine inşa edilmiş. Altın ve gümüş detayları ile bilinen yapı günümüzde şehrin sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
· Castillo de San Felipe del Morro: 16’ncı yüzyıl ortalarında inşa edilen bu kale San Juan Körfezi’ne hakim bir tepenin üzerinde. İlk yapıldığında sadece bir kuleden ibaretmiş ama yapılan eklemelerle bugünkü görünümünü almış. Etrafındaki park misafirlerin gezinmelerini kolaylaştırmak amacıyla düzenlenmiş ve 18’inci yüzyıldaki görüntüsüne yeniden kavuşturulmuş.
· San Juan şehrinin “Eski Şehir” denilen bölümünde görülmesi gereken tarih sadece bunlardan ibaret değil. Şehri korsanlara karşı koruyabilmek için yapılmış surlar da listenizde olmalı. Duvarların kalınlığının aşağı kısımlarda yaklaşık altı metre, üst katlarda ise üç buçuk metre olduğunu söylemek nasıl bir mimari ile karşı karşıya olduğunuzu anlatmaya yeter.  

KOLOMB SÖMÜRGELEŞTİRDİ 1898’DE ABD’YE KALDI

İspanyollar karaya ayak bastığında karşılaştıkları Taino yerlileri adanın gerçek halkı. Tarım ve hayvancılıkla uğraşan Tainolar dost canlısı barışcıl bir halkmış. Tarihlerindeki en büyük hatayı 1493 yılında Kolomb ve arkadaşlarına topraklarındaki altını gösterip “istediğinizi alabilirsiniz” demekle yapmışlar. İlk yolculuğa keşif, ikinci yolculuğa İspanya Krallığı’na sömürge sağlamak amacıyla çıkan Kolomb ve denizcilerinin gözlerindeki pırıltıyı tahmin etmek hiç de zor değil. 50 bin kişinin yaşadığı adaya Vaftizci Aziz Yahya (St. John the Baptist) anısına San Juan Bautista, altın madeninin yoğun bulunduğu yere de “zengin liman” anlamında “Porto Riko” adı verilmiş. Geçen zaman sadece iki ismin yer değiştirmesine neden olmakla kalmamış, adayı İspanya için son derece önemli bir askeri liman haline getirmiş. 16’ncı yüzyıl başında köle ticaretine izin verilmiş ve sömürgeleşme başlamış. 1510’da Taino yerlileri başlarına geleni anlayıp karşı çıkmaya kalkmış. İspanyolların kendilerine dayatıldığı gibi “ölümsüz ve ilahi bir güce sahip” olmadıklarını fark etmişler. Onların isyanı, İspanyolların ise adayı Fransız ve İngilizlere karşı savunmaları 19’uncu yüzyıla kadar devam etmiş. İspanya - Amerika savaşını bitiren 1898 Paris Antlaşması ile ada Amerikan yönetimine bırakılmış. O zamandan beri Porto Riko içişlerinde bağımsız, dışişlerinde ise Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı. Nüfusu 2.7 milyon, kişibaşına düşen ulusal gelir 19 bin dolar. 

PONCE

İtfaiye binası kentin sembolü

San Juan’dan 120 kilometre uzaklıktaki ülkenin ikinci büyük şehri adını ülkenin ilk İspanyol valisi Ponce de Leon’dan almış. Hem şirin hem de tarihi mirası çok iyi korunmuş. 17’nci yüzyıldan kalan İspanyol binaları insana çağ atlatıyor. Sadece ticaret için değil aynı zamanda turizm açısından da ülkenin en işlek limanı. Bu durumda ülkenin en temiz denizine de sahip olması bizler için oldukça şaşırtıcı bir durum. “Güneyin İncisi” lakabını taşıyan şehir ilginç müzeleriyle de dikkat çekiyor. Porto Riko Müzik Müzesi (Musoe de la Musica Puertorriquenqa), Ponce Sanat Müzesi (Museo de Arte de Ponce) ve El Museo Castillo Seralles listenizde olmalı. Müzeler sadece sergiledikleri koleksiyonlarla değil, tarihi binalarıyla da göz kamaştırıyor.
· Parque de Bombas, 19’uncu yüzyıl sonlarında şehirde düzenlenen bir fuar için inşa edilmiş. Görüp göreceğiniz en ilginç itfaiye binasıyla karşı karşıyasınız. Kırmızı ve siyah şeritlere boyanmış olan yapı Ponce’nin en çok turist çeken sembollerinden biri haline gelmiş. İnşa edildiği yıllarda çıkan büyük yangında itfaiyecilerin gösterdiği kahramanlıklar ise bir efsane halinde kuşaktan kuşağa anlatılıyor.
· Tibes Indigenious Ceremonial Center, yüzyıllar öncesinden kalmış bir arkeolojik alan. Kazılar hâlâ sürüyor. Çalışmalarda dans ve spor alanlarına, gökyüzü gözlem merkezine ulaşılmış. Burada turistler için bir Taino köyü de canlandırılmış. Bir müzesi ve yorgunluğunuzu atmanız için bir kafesi var.
· Guadalupe Meryemi (Our Lady of Guadalupe) Katedrali listenizde olsun. Plaj keyfi yapıp şnorkelle dalabileceğiniz Coffin Adası’na düzenli tekne seferleri var.

EL YUNQUE

Bulutların Ormanı

San Juan’a sadece 40 kilometrelik uzaklıktaki bu cenneti kaçırmayın. 11.2 bin hektarlık alana yayılan, 250 türde ağacı barındıran ormanın resmi kayıtlardaki adı Karayipler Ulusal Ormanı ama halk arasında “Bulutların Ormanı” anlamına gelen El Yunque olarak biliniyor. Misafirlere ilgi alanlarına göre birçok yürüyüş ve bisiklet yolu seçeneği sunulmuş. Ülkenin doğal ormanlık alanlarının yüzde 75’ini kaplayan El Yunque’de çok farklı hayvan türleri de yaşıyor, işin güzel tarafı avlanmak yasak. Piknik yapabilirsiniz ama kamp kurmak istiyorsanız izin almanız gerekli (Tel : 787 888 1880).

MAYAGUEZ

Sörfçülerin tercihi

Ülkenin üçüncü büyük şehri. Mimari açıdan çok cazip olmaması klasik turist rotalarına girmesini engelliyor. Oysa bu liman şehri bir zamanlar ülkenin el sanatları merkeziymiş. Bugün bile muhteşem nakışlarla süslenmiş eşyalar bulabilirsiniz. Mayaguez aynı zamanda sörfçülerin de çok rağbet ettiği bir kent. Hayvanları seviyorsanız ve
vahşi hayatın gerçekleriyle tanışmaya hazırsanız Dr. Juan A Rivero Hayvanat Bahçesi’ni ziyaret etmeden şehirden ayrılmamanızı öneririm.

FAJARDO

Bio Bay yıldız gibi parlıyor

Hem yeşili hem de maviyi bir arada yaşamak ve aynı zamanda tüplü dalış yapmak isteyenlerin seçimi doğu kıyısındaki Fajardo şehri. Tekne ve dalış eğitimi veren birçok firma var. Ayrıca dinoflagelatlar (bir çeşit deniz yosunu) sayesinde ışıl ışıl parıldayan Bioluminescent Koyu’nun (Bio Bay olarak da geçiyor) ve bir doğal koruma alanı ilan edilen Las Cabesaz’ın tadını çıkarın. Tekneyle Vieques ile Culebra adalarına geçmek bu dünyada yavaşlatılmış hayatın, huzurun ve neşenin de olduğunu hatırlamanın tam zamanı ve yeri.

SAN GERMAN

Açık hava müzesi gibi

Porto Riko’nun ilk kurulan şehirlerinden biri. Karayoluyla Ponce’den sadece bir saat uzaklıkta. 16’ıncı yüzyıl başlarından kalma şehrin günümüzde bir açık hava müzesi olarak korunduğunu görünce darısı bizim sahip olduğumuz çok daha alımlı yerlerin başına, diye düşünüyorsunuz. Porto Riko’nun en muhteşem kiliselerinden biri Iglesia Porta Coeli (Cennetin Kapısı) görülmezse olmazlardan. Casa Morales bir mimarın evi
ve hâlâ özel kullanımda. İçini gezmeniz özel izne tabi olsa da dışarıdan görüntüsü bile ruhları okşamaya yeter.

KÜÇÜK ADALAR

· Viequez: Doğu kıyısındaki bu adanın askeri tesisleri geçtiğimiz yıllarda kaldırılmış. Bu sayade daha fazla misafir ağırlamaya başlamış. Güneşin, muhteşem kumsalın ve ağaçların keyfini sürün. Ayın olmadığı bir akşam yolunuzu mutlaka Bahia Mosquito’ya (Sivrisinek Koyu) düşürüp denizdeki ışıltıların keyfini çıkarın. Sadece bu olayı görmek için bile adaya geziler düzenleniyor.
· Culebra: Viequez’in kuzeyindeki 28 kilometrekarelik ada eski çağlarda Taino yerlilerinin yaşam alanıydı. Bugün dünyadaki en iyi plaj sıralamasında ilk üçe giren Flamenko Plajı’na (Playa Flamenco) ev sahipliği yapıyor.

False