GeriSeyahat Gerçek doğuyu arıyorsanız Myanmar, Laos, Kamboçya ve Vietnam rotasını takip edin
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Gerçek doğuyu arıyorsanız Myanmar, Laos, Kamboçya ve Vietnam rotasını takip edin

Gerçek doğuyu arıyorsanız Myanmar, Laos, Kamboçya ve Vietnam rotasını takip edin

Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Burak Erdamar (40), üniversite öğrenciliğinden beri seyahat ediyor. Şimdiye kadar 30’un üzerinde ülke gezen Erdamar’a önce meslektaşı ve eşi Sibel (37), 3 yıl evvel de kızı Lidya (6) katıldı. Erdamar, kızına güneyin beş yıldızlı otellerinin havuz ve denizinde tatil yaptırmak yerine, onu uzak coğrafyalarda gezdirmeyi, farklı kültürlerle tanıştırmayı tercih diyor. Onun için Myanmar, Laos, Kamboçya ve Vietnam’dan oluşan rota ayrı bir önem taşıyor. Bize, gerçek doğu dediği bu bölgeyi anlattı.

İlk seyahatimi öğrenciyken, Hindistan ve Nepal’e yaptım. Seyahatten döndüğüm gün, gelecek seyahatin planlarını yapmaya başlıyorum. Gezilerim benim için keşfetmekten çok, yaşadığım rutinden, alışkanlıklardan kaçmak. Kafamda bu kaçışı gerçekleştiremezsem zaten keşfetmeyi başaramıyorum. O yüzden Güneydoğu Asya, bence tüm alışkanlıklarınızın kırıldığı, bildiklerinizin ve bugüne kadar yaptıklarınızın çok da işe yaramadığı, kendinizi yeniden yaratmanızı gerektiren bir rota. Bu nedenle "ben gibi davranmama" izin vermeyecek yerlere gitmeyi tercih ediyorum. Hatta prensip olarak, mesleki ya da ailevi bir neden olmadıkça batıya seyahat etmiyorum. Bence güneş doğudan yükselir... Türkiye’nin doğusuna-güneydoğusuna yapılacak seyahatler de insanı alır, götürür, farklılaştırır.

DOĞUYA ÇOCUKLA GİTMEK KOLAY

Seyahatlerimde Lonely Planet’i kutsal kitap gibi yanımda taşırım. Geziye konsantre olabilmek için yanıma zihin yorucu felsefe kitapları almam. Seyahatlerin tümünü çekirdek aile (eşim, kızım ve ben) olarak yapıyoruz. Çok çalışıyor ve kızımı az görüyordum. Daha fazla birlikte olmak istedik, hadi onu da götürelim dedik. Baktık ki Lidya’yla gitmek gayet iyi, devam ettik. Kışın doğuya seyahat ettiğimiz için, kar yağdığında "Ne zaman denize gideceğiz" diye soruyor. Kızım bugüne kadar kitlesel turizm rotalarında olmayan, dokuz farklı ülkeye bizimle gitti. İlkinde 3 yaşındaydı. Kızımızla seyahatin diğerlerinden tek farkı, son 5 günü mutlaka Tayland’da denize girmek için geçirmemiz. Bir de eskiden farklı tatlar için sokaktan istediğimizi yerdik. Şimdi çocukla gittiğimiz için iyi olduğunu düşündüğümüz lokantalarda yiyoruz. Gittiğimiz yerin gece hayatını sınırlı yaşamamız dışında hiçbir engelle karşılaşmıyoruz. En yakın arkadaşlarımız, yakınlarımız bile kızımızı gezdirdiğimiz için bize tepkili. Ancak ailelerin çocuklarının iyiliği için her şey dahil tatilleri tercih etmeleri bence çocuklarını küçümsemelerinden ileri geliyor. Yurtiçi ve yurtdışında çok daha ucuza, ailece keşif yapabilecekleri sonsuz seçenek mevcut. Çocuğun entellektüel gelişimine, dünyanın ve ülkesinin farklılıklarını keşfetmesine sonsuz katkısı olduğunu düşünüyorum bu rotaların.
/images/100/0x0/55eaac0ef018fbb8f88f57a2

HİNDİSTAN TÜKETİLDİ ASIL DOĞU HİNDİÇİN

İngiliz şair-yazar Rudyard Kipling, "Doğu doğudur, batı da batı, asla hiçbir zaman birleşemeyecekler" demişti. Ancak milyonlarca doğulu göçmenin Avrupa’ya, Kuzey Amerika’ya gelenekleriyle göçmelerinin ardından zaman içerisinde modern dünya ile yeni "hibrit" bir yaşam oluştu. Gizemli, ruhani, sırlarla dolu Doğu neresi? Çin ve Hindistan mı? Yükselen ekonomik parametreleri, çokuluslu dev firmalarla ortaklıkları nedeniyle bu iki ülke, batılı anlamda tüketim, yaşam alışkanlıklarıyla hızla istila ediliyor. Ama özellikle Hindiçin dediğimiz bölgeye ait ülkelerde (Myanmar-eski Burma, Kamboçya, Laos ve Vietnam) bugün hálá batılı modern dünyanın alışılagelmiş tüketim, yaşama ve hayatı çözümleme kalıplarından çok uzakta akıyor hayat. Özellikle de kitlesel turizmin bu ülkeleri daha tam olarak keşfetmediği, başka bir deyişle kirletmediği düşünüldüğünde, Kipling’in bugünün dünyasında Doğu kelimesini bu coğrafyayı tanımlamak için kullandığını düşünüyorum. Çoğunluğu Ortaçağ’da inşa edilen başyapıtların yakınında olmak, taşlarına dokunmak, yapımı sırasında yaşanan dramları, coşkuları hissedebilmeye çalışmak için fotoğraflara bakmanın yeterli olmadığını fark ettiğimden beri buraları geziyorum. Çok yoğun çalışıyorum. Bu coğrafyayı tercih etmemin nedenlerinden biri de rutin hayatımdan kaçmak ve rahatlamak. En basitinden şık giyinmek gerekmiyor, yemekleri bize benzemiyor, misafirperverlikleri ise inanılmaz. Kendimi tamamen sıfırlayıp dönebiliyorum. Önerim buraların keşfedilmeden, turizm yatırımları yapılmadan, bakirken görülmesi.

TAPINAKLAR GÖZ ALICI PLAJLARI KRİSTAL GİBİ

Myanmar’ın yoksul başkenti Rangoon’un ortasından göğe yükselen altın kubbeli Shwegadon Pagoda’nın (Budist tapınağı) göz alıcılığı ile karşılaşmak unutulmaz bir an. Yine Myanmar’da göz alabildiğince uzanan Bagan bölgesine minyatür gibi serpiştirilmiş binlerce tapınağın günbatımında oluşturduğu görüntünün yarattığı duygunun tarifi güç.

Yüzyıllarca ormanların saklayıp koruduğu muhteşem tapınaklar var. Kamboçya’da Angkor Watt, Ta Prohm ve Siem Reap tapınakları, Myanmar’da Bagan tapınaklar bölgesi ve Shwegadon tapınağı, Laos’da Luang Prabang bugünün dünyasının, Ortaçağ’dan kalma şaheserleri.

Peki bu bölgelere seyahat yalnızca Budist-Hindu tapınak gezmekten mi ibaret? Tabii ki hayır. Dünyanın en güzel kumsalları da burada. Kamboçya’da Sihanoukville, Myanmar’da Yangoon plajları, inanılmaz bir yeşilliğin önünde tüm sessizliğiyle bekliyor. Yine meraklıları için bu sularda yapılacak şnorkel-skuba dalışları çok keyifli.

Bizim için lüks sayılan deniz ürünleri sokaklarda el arabaları üzerinde satılıyor. Baharatla zenginleştirilen yemekleri alışık olduğumuzdan çok farklı.

Ve bu bölgeye yapılacak gezinin en değerli kazancı ise bence misafirperverlik duygusunu yaşatması. "Gülen insanların" karşılık beklemeden sizi ağırladığı, adi suçların minimum işlendiği yerler bu topraklar. Bir gülümseme hálá hemen hemen her şeyin çözümü olabiliyor.

Bir ülkeyi tanımak, anlamak istiyorsak mutlaka onlar gibi tren, otobüs, arabayı tercih etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Gittiğim yerlerde yöreye özgü, mümkünse geleneksel dekore edilmiş küçük otelleri tercih ediyorum.

Bu ülkelerin güvenli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kapkaç, hırsızlık, tecavüz gibi adi suçlar yok denecek kadar az.

En sevdiği beş yer?

Siem Reap, Kamboçya

Bagan bölgesi, Myanmar

Paris, Fransa

Sigiriya, Sri Lanka

Varanasi, Hindistan

ne yiyor, ne içiyor

Yerel yemeklerin ne olduğunu ve en iyisini nerelerde yiyebileceğini önceden internet-kitapla belirler ve mutlaka tadar.

ne giyiniyor

Bol cepli rahat pantolon, uzun şort ve rahat tişörtler.

çantasının vazgeçilmezleri

Lonely Planet, kızının portable DVD oynatıcısı ve görüntüleme sistemleri

ne alıyor

Alışveriş yapmaz, ancak eşinin yöresel giysi, takı, koku ve yağ seçimlerinde fikir verir. Ayrıca gezdikleri yerlerden resim topluyorlar.

False