GeriSeyahat Çocukla gitmek için ideal ülke
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Çocukla gitmek için ideal ülke

Çocukla gitmek için ideal ülke

Ayşegül ve Barnaros Tamtürk denizle iç içe bir hayat sürüyorlar. Keyif Style isimli teknelerinde özel davetler ve turlar organize ediyorlar. İlkbahardan kışa kadar deniz üzerindeler; onların yazı, çalışmakla geçiyor. Kış geldi mi, üç yaşındaki kızları Alize’yi alıp, en az üç haftalık seyahatlere çıkıyorlar. Ve tabii ki sıcak yerlere gidip, yapamadıkları tatillerini yapıyorlar.

Bu sene başında Avustralya’ya gittiler. Üç yaşında bir çocuk söz konusu olunca, kulağa zor bir seyahat gibi geliyor. Ama uçak yolculuğu dışında hiçbir zorluk çekmemişler. "Avustralya’da yaşam standardı o kadar yüksek ve çocuklara yönelik aktiviteler o kadar fazla ki, çocukla gitmek için ideal bir ülke" diyorlar. Üstelik Alize şimdi her trafik tıkandığında, "Hadi Avustralya’ya gidelim" diyormuş.

Üç yaşında bir çocukla bir aylık Avustralya seyahatini nasıl göze aldınız?

- Avustralya çok görmek istediğimiz bir yerdi. Orada yaşayan çok yakın arkadaşlarımız çocuk için çok uygun bir coğrafya olduğunu söyleyince, onların varlığına da güvendik, gittik. Zaten bu seyahatleri en fazla bir iki sene daha yapabiliriz, çünkü Alize okula başlayacak. Tam da İstanbul’da kar fırtınalarının olduğu aydı, iyi ki gitmişiz. Dubai-Singapur-Avustralya bölümü zorlu bir yolculuktu ama hem Emirates süperdi, hem de yanımızdaki içi yeni oyuncak dolu bavul çok işe yaradı. Zor olan, emniyet kemeri takılı bir çocuğu o koltukta oyalamak. Pilot, "Avustralya’ya geldik" diye anons yaptıktan sonra dört saat daha uçtuk!

İlk olarak Melbourne’e ayak bastınız. İlk izlenimleriniz nasıldı?

- Avustralya, dünyanın en rahat, tabiri caizse tuzu kuru dediğimiz cinsten insanların yaşadığı ülke. Melbourne’e indiğimizde ilk izlenimiz yemyeşil parklar, tek katlı evler, trafiksiz hayat, kurallara uyan sağlıklı ve gülümseyen insanlar oldu. İstanbul’un çılgın atmosferinden sonra bir süre bocaladık. Çok modern, yeni bir şehir burası. Tarih falan yok. Melbourne’de en büyük trafik sıkışıklığı, kırmızı ışıkta önünüzde duran 5-6 araçtan ibaret.

ONLARI KURAKLIKTAN BİZ KURTARDIK

Şehrin günlük hayatı nasıl?

- Melbourne’deki dört milyon kişi çok zor bir hayat yaşıyor valla! Sabah okyanusa paralel caddedeki tek katlı evlerinden yola çıkıyor, yürüyerek 10 dakikada ulaştıkları trene binip 20-25 dakikada işte oluyor. Akşam da beş gibi koşarak eve dönüp, Fish&Chips (kızarmış balık ve patates) ve biraları paketletip plajda alıyorlar soluğu.

Bu zor hayattan kaçmak için ormana atmışsınız kendinizi...

- Evet! Arkadaşlarımız Alper ve Ebru bizi biraz orman havası alıp dinlenelim diye Dandegon ormanlarına götürdüler. Burada 60-65 metrelik okaliptüs ağaçları ve orman içi yürüyüş parkurları olan; eski bir trenin 45 dakikalık bir turda çocukları gezdirdiği bir orman. Bol yürüyüş yapıp, civardaki minik köylerdeki antikacıları tavaf ettikten sonra serbestçe gezinen papağanları besledik.
/images/100/0x0/55eabfeaf018fbb8f89446f3

Sydney’i sevdiniz mi? Biraz yağmurlu günlerine denk gelmişsiniz.

- Sormayın, son elli yılın en büyük yağışlarına denk geldik. Sydney’i kavrulmaktan ve kuraklıktan bizim gelişimizin kurtardığı söyleniyor! Şaka bir yana; Sydney dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Opera House, Harbour Bridge, feribotlar ve limanlarla çok hoş. Gidenler mutlaka Darling Limanı veya Kings Limanı’nda bir deniz mahsulleri ziyafeti çeksin kendine. Yedik yedik yedik, toplam 100 Avustralya Doları ödedik. Istakozdan istiridyeye, balığa her şey vardı o dev tabakta.

Başka neresi mutlaka görülsün Sydney’de?

- Çocuğunu olsun ya da olmasın, herkes Tarrango Zoo’ya ve botanik bahçesine gitsin. Tarango hayvanat bahçesi muhteşem. Manzarası da süper, tam Sydney’in karşısında. Feribotla gidiyorsunuz. Hayvanlarla burun burunasınız. Kaplanlarla aranızda sadece 10 cm kalınlığında bir cam var. Dev balıkları, köpekbalıklarını izliyorsunuz. Çocuğu olmayanlar Harbour Bridge’e tırmanabilir. Öğlen balık pazarına ziyaret ve yemek bizim önerimiz. Akşamüstü de Citycat’lerden birine binip Rosebay, Doublebay gibi sayfiyelere en önde oturup rüzgarda uçarak gidin.

Citycat nedir?

- Çok hızlı katamaranlar bunlar. Otobüs gibi işliyorlar. Biz bir saatlik bir yolculuk yaptık, o sürede 22 durağa uğradık. Ne kadar hızlı olduğunu siz düşünün artık. Sydney’de çok meşhur Bondi Plajı var ama biz yağmur yüzünden gidemedik.

KUTUP AYISI, DENİZ YILDIZI YUNUS VE KÖPEK BALIĞI

Gold Coast’ta hava güzel miydi bari?

- Sizce? Avustralya’nın Antalyası’nda korkunçtu hava. Sub-tropik iklim sağanak yağışa neden oluyor. Neyse ertesi gün hava açıldı da soluğu gideceğimiz ilk tema parkı olan Sea World’te aldık. Sea World, ailece bütün gününüzü ayırabileceğiniz bir yer. Doğal görünümlü yapay havuzlarda yunuslarla yüzebiliyor, köpek balıkları ve mercan kayalıkları arasına dalabiliyor, su kayağı gösterilerini izleyebiliyorsunuz. Kutup ayısından denizyıldızına her şey var. Avustralya’da gördüğümüz en güzel akvaryum buradakiydi.

Gittiğiniz diğer tema parkı hangisi?

- Movieworld, bir nevi Disneyland. Bizler için çok suni ve sıkıcı ama çocuğunuzla paylaştığınızda çok eğlenceli. Alize’nin en güzel tecrübelerinden biri bu oldu. En sevdiği kahraman olan Shrek, ünlüler geçidinde önünden geçince babasının omzunda, Elvis konserlerinde kendini parçalayan kızlar gibi bir bağırışı vardı ki inanılmaz... Son günümüzde Gold Coast Surfers Paradise’a gittik. 70 kilometre uzunluğunda, 100-120 metre genişliğinde harika bir kumsal, sörfçüler, restoranlar... Kenarında dev binalar var ama o sahilin yanında ufacık kalıyorlar.

Alize çok görmek istediği koalaları görebildi mi?

- Kızımız sıkılmasın diye tüm gittiğimiz yerlerde hayvanat bahçesi, akvaryum ve tema parkları öncelikli programlar olmak zorundaydı. Avustralya bunun için biçilmiş kaftan zaten. Avustralya’ya adım attığımız andan beri koala sayıklıyordu; Brisbane’deki Lone Pine Sanctuary’de kavuştu sonunda. Harika bir tecrübeydi onun için, çünkü kucağına alıp sevdi bile birini. Tırnakları çok uzun ama okaliptüs yemekten uyuşmuş, bir şey yapmıyor. Görevli eşliğinde seviyorsunuz zaten. Ama biraz pis kokuyorlar.

Brisbane’i sevdiniz mi?

- Orası da iki yanı nehir olan bir kent. En güzel sürpriz, şehrin ortasındaki dev gölet. Binaların arasında plaj yapmışlar resmen. Tropik bir kumsalda yüzüyor hissi veren çok büyük halka açık bir havuz. Halk sere serpe güneşlenip yüzüyor. Bu arada, Avustralya’da güneş çok sert. Yollarda dev panolarda cilt kanseri uyarıları var. "Bunu okuyan 3 kişiden 2’si 10 sene içinde cilt kanseri ile tanışacak" gibi yazılar var her yerde. Belediye, plajlarda bedava güneş kremi dağıtıyor zaten.

seyahatte ne okuyorlar

Ayşegül Tamtürk güncel edebiyat, macera romanları ve rehber kitaplar okuyor. Eşinin hobisi, sözlük okumak.

ne dinliyorlar

Yolculukta müzik dinlemiyorlar.

ne giyiyorlar

Çok rahat giyiniyorlar ve hafif seyahat ediyorlar ama yanlarında üç yaşındaki kızları Alize olunca, sadece onun için ayrı bir oyuncak bavulu gerekiyor.

ne yiyor, ne içiyorlar

Yerel mutfakları seviyorlar, "Her şeyi yeriz, çok da yeriz" diyorlar ama ikisi de incecik. Nasıl oluyor anlamadım.

neyle seyahat ediyorlar

Barbaros Tamtürk uçaktan hoşlanmıyor, mecburen biniyor. Eşi Ayşegül her şey bana uyar diyor. Ama ikisinin de favorisi, deniz taşıtları.

nerede kalıyorlar

En çok arkadaşlarının evinde kalmayı seviyorlar. Otelde kalacakları zaman standartları yüksek olanları seçiyorlar.

kimle seyahat ediyorlar

Birbirleriyle.

çantalarının olmazsa olmazları

Bebek arabası, ıslak mendil, kitap, gözlük, güneş kremi, şapka, fotoğraf makinesi, yağmurluk ve şemsiye, rehber kitap, ecza kiti, sinek kovucu sprey, Alize için oyuncak.

En sevdikleri 5 yer

San Francisco ve Sol Solito Santorini ve Rodos St. Vincent ve Grenadine Adaları (Karayipler) Sydney-Brisbane Kudüs
False