GeriSeyahat Altı gün sürdü ama 66 gün de sürse sıkılmazdık
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Altı gün sürdü ama 66 gün de sürse sıkılmazdık

Altı gün sürdü ama 66 gün de sürse sıkılmazdık

Motosikletle Adana-İsanbul turu yapan arkadaşım Doğan, "Ben tek başıma anlatmaya utanırım, bu bir grup gezisiydi, birlikte anlatalım" deyince, tamam dedim. Bir öğlen vakti buluştuk. Doğan Akçura, Ömer Omay, Kemal Merkit, Şenol Yüksel ve Fuat Önöz, Şeker Bayramı’nda Adana-İstanbul arasında yaptıkları 2000 kilometrelik motosiklet seyahatini anlattılar.

Güya beş kişilik bir buluşmaydı ama "yollarda en hızlı, toplantılarda en yavaş" dedikleri Kemal Merkit, röportajın sonuna yetişti.

Nereden çıktı kış vakti 2 bin kilometrelik motosiklet yolculuğu?

- Doğan
: Bu aslında bundan 10 sene önce yaptığımız bir seyahatin yıldönümü kutlaması olarak planlandı. Kemal Merkit, Menderes Utku ve ben motosikletle Nepal’e gitmiştik. Bu seyahatin fikir babası Menderes’tir ama o gelemedi, biz gitmiş olduk.

Nereden nereye gittiniz?

- Ömer
: Adana’dan başladık, asfalt yollara hiç girmeden Toroslar’a çıktık. Dağlar, yaylalar ve vadiler üzerinden, Akdeniz şeridini takip ederek Çeşme’ye ve oradan İstanbul’a geldik.

Rotayı nasıl belirlediniz?

- Şenol
: Çok ciddi bir ön çalışma yaptık denemez, zaten çok spontane bir seyahat oldu bu. Doğan’ın minicik ama çok detaylı bir haritası vardı, ona baka baka, köylerde sora sora, o an belirledik gideceğimiz yerleri.

CEHENNEM VADİSİ ÖYLE ÇABUK GEÇİLMEZ

Nerelerde kaldınız? Otellerde mi yoksa kamp alanlarında mı?

- Doğan
: Amacımız gözümüze kestirdiğimiz yerlerde çadır kurup kamp yapmaktı. Çoğu yerde yaptık da. Beş kişi için iki çadırımız vardı. İki çadır olması sorun değildi ama çadırları getiren arkadaşımızın, hadi ismini söylemeyelim, üst kısımlarını unutması biraz dert oldu.

Nasıl yani?

- Doğan
: Hani çadırın tavanındaki tülün üzerinde bir kat daha vardır ya, onları unutmuş. Neyse ki şanslıydık; ne yağmur yağdı ne de gece soğuk oldu. Zaten bu kadar hızlı karar verilmiş bir seyahatte biraz aksaklık normal. Çarşamba günü karar verdik, cumartesi yola çıktık. Motosikletleri kamyonla yolladık.

Peki, Adana’dan başladınız, sırasıyla nerelere gittiniz?

- Şenol
: İlk durağımız şimdiki adı Çamlıyayla olan Namrun’du. Yolda benim okulum olan Tarsus Amerikan’a da uğradık hatta. Namrun muhteşem bir yer. 1100 metre yükseklikte, yemyeşil, içinde çok az bina olan bir yayla. O gece bir akrabamızın yayla evinde kaldık. Ertesi gün de yollarda rastladığımız köylülere sora sora Sebil, Cehennem Vadisi, Pazargediği, Seğdiyi, Değnek, Tıltar, Aslanköy ve Fındık köylerinden geçerek Mersin’e vardık.

- Ömer: Cehennem Vadisi’ni böyle çabuk geçmeyelim lütfen. Bugüne kadar gördüğüm en güzel manzaralarından biri. Bir kanyondan aşağı iniyorsunuz, 1100 metreden 0 metreye. Etraf yemyeşil, ağaç dolu, aşağıda muhteşem bir nehir akıyor, Cehennem Deresi. Çok güzel off road yaparak geldik Taşucu’na kadar.

Sonra?

- Doğan
: O günkü durağımız Taşucu’nun çıkışına doğru, deniz kenarındaki bir kamp yeriydi. İsmi Akçakıl. Kamp sahibi bizi görünce önce biraz tereddüt etti, sonra ta uzakta bir yeri gösterdi. Biraz dışlanmış hissettik kendimizi ama yeri görünce bayıldık. Bir ağacın altı, cennet gibi bir köşe.

- Fuat: Gece geldiğimiz için etrafın güzelliğini anlamamıştık. Sabah bir uyandık ki, anlatamam. Denize atladık hemen. Bir de tablo gibi bir bulutumuz vardı tam karşımızda.
/images/100/0x0/55ea0cbff018fbb8f8675217


Mayo var mıydı ki yanınızda?

- Doğan
: Her şeyi unutabiliriz, mayolarımızı asla! Duraklarımızdan biri de Akyaka’daki kite surf (uçurtma sörfü) merkeziydi çünkü.

Peki, Akyaka’ya kadar olan bölüme gelelim o zaman biz.

- Ömer
: En uzun parkurumuz Akçakıl’dan Kemer’e kadar olandı. O gün hiç durmadan sahil yolundan gittik. 450 kilometre falan; çok virajlı, çok keyifli bir yol. Mersin’den Alanya’ya kadar olan bölüm motosikletçiler için inanılmaz güzel. Yalnız, o gün Kemal’e yetişmekte zorlandık biraz. Kemal, Lizbon-Dakar rallisine katılacak. Bu seyahat onun için antrenman gibiydi aynı zamanda.

- Şenol: Zaten bunu aslında Kemal’in idman yapabilmek için önerdiğini düşünüyoruz gizliden gizliye...

Gruptaki genel uyum nasıldı? Yolda ayrılıp varış noktalarında mı buluştunuz yoksa kuzu kuzu peş peşe mi gittiniz?

- Fuat:
Biz çok uyumlu bir grubuz. Ayrılalım, şurada buluşalım falan demedik hiç. Kemal’e yetişmek sıkıntısı dışında herkes aynı süratteydi.

FERİBOTTA ÜVEYEVLAT MUAMELESİ GÖRDÜK

Sonraki gün?

- Fuat
: Kemer’de Tahtalı Dağı’nın arkasına daldık. O gün gördüğümüz yerler Ovacık, Karacaören, Arif, Kumluca ve Finike. Doğan sağ olsun, geçtiğimiz yerlerin ismini o not etti, yoksa biz etrafa bakmaktan nerede olduğumuzun farkında bile değildik. Bütün gün inişli çıkışlı, toprak yollardan gittik. Bizden hemen önce yağan şiddetli yağmur yüzünden birkaç yerde heyelan olmuştu. O yüzden istediğimiz kadar derine gidemedik.

- Doğan: Genelde şöyle yapıyorduk: Kuzeye çıkıp, biraz batıya ilerliyor sonra güneye dönüyorduk. Böylece o bölgede en çok yeri görüyorduk. O gün de öyle yapa yapa Finike’ye kadar geldik. Yolda Fuat’ın lastiği patladı. Yanına aldığı lastik spreyi bozuk olduğu için lastiği sırtlanıp kilometrelerde lastikçi aradık.

Akyaka’ya ne zaman vardınız?

- Fuat:
O gece Kaş’ta, sonraki gece Akyaka’da kaldık. Kaş’ta motorları acayip bir yere park ettiğimiz için bir güzel ceza yedik ama geçirdiğimiz gece çok güzeldi. Kaş-Akyaka arası çok hoşumuza giden bir parkur oldu. Akyaka harika bir yer. Kocaman bir plaj, içinde bir tane bile yapı yok. Son geceyi Çeşme’de geçirdik. Ertesi gün de ver elini İstanbul. Yalnız, Bandırma-İstanbul feribotunda motosikletlere biraz üvey evlat muamelesi yapılıyor.

SORDUK: NE KADARYOLUMUZ VAR?

CEVAP: DÖRT KİLO FALAN!

Kemer-Finike yolunda bütün yolculuğun en ucuz yemeğini yedik. Yağmur yüzünden bir bakkala sığınmıştık, karnımız da aç. Bakkala soruyoruz, ekmek var mı diye; yok, diyor, burada pek gitmiyor. Peynir diyoruz, cevap aynı. Ne sorsak yok... Allah’tan helva ve gazoz vardı. Şeker komasına girecektik az daha. Beş kişilik helva, ev ekmeği ve Yedigün gazoza toplam 6,5 YTL ödedik. Oradaki tipler çok komikler. Şuraya ne kadar zamanda gideriz diyoruz, biri cevap veriyor: Dört-beş kilo yolunuz var. Öbürü, olmaz diyor, en az 10 kilo...

EN BEĞENDİKLERİ 5 MOTOSİKLET PARKURU

á Toroslar á Kaz Dağları á Doğu ve Güneydoğu Anadolu á Kapadokyaá Doğu Karadeniz

seyahatte ne okuyorlar

Hiçbir şey okumuyorlar çünkü vakitleri yok. Akşamları erkenden uyuyorlar.

ne yiyor, ne içiyorlar

Ne bulurlarsa yiyorlar.

ne giyiyorlar

Kask, motosiklet ceketi, dizlik, eldiven. Kıyafet ve güvenlik çok önemli.

neyle seyahat ediyorlar

Tabii ki motosikletle.

nerede kalıyorlar

Su kenarlarında kamp yapıyorlar. Suyun onlara faydalarını anlata anlata bitiremiyorlar: Yiyecekleri yıkama, su, yıkanma, güzel manzara, dinlendirici ses...

kimle seyahat ediyorlar

Grup yolculuğuna uyumlu olan herkesle.

çantalarının olmazsa olmazları

Harita, lastik spreyi (tercihen sağlam olanları), fener/kafa lambası, alet çantası ve ilkyardım kiti. Bir de Doğan’ın diş ipi ve her şekle giren yılan lambası. "Aslında olmazsa olmaz yok, Türkiye’de her yerde her şey bulunuyor" diyorlar.

oradan ne alıyorlar

Alışveriş, motosikletçinin baş düşmanlarından. Zaten az eşyayla çıktıkları yolda çantaları ıvır zıvırla doldurmamak için iradeli olmak zorundalar.
False