Eğitim Haberleri

    YKS için Türkçe ve edebiyatta eleştirel okuma taktikleri

    Prof. Dr. Gıyasettin AYTAŞ - Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi
    05.01.2018 - 09:50 | Son Güncelleme:

    Ülkemizin en temel sorunları arasında ilk sırada yer alan, yer alması gereken eğitim sistemi bir türlü rayına oturmuyor. Her gelen yönetici, bir yenilik ve yeni anlayış kurgulamasıyla bir öncekini bozmanın ötesinde, getirilen sistemle de geleceği daha da karmaşık bir hale dönüştürüyor. Bu durum özellikle öğrenci ve velilerde telafisi mümkün olmayan sorunlara neden oluyor. Yeni durumu açıklamak için her kafadan çıkan bir ses yüzünden de insanlar, puslu havada yol almaya çalışan durumuna düşüyor.

    Söz buraya gelmişken yeni sınav sisteminde özellikle Türkçe ve edebiyat sorularında dikkat edilmesi gerekenlere ana hatlarıyla temas ederek okuyucularımızı bir nebze olsun rahatlatmakta yarar var. Öncelikle yeni sınav sisteminin sadece adı ve kapsamı değişti. Soru sorma stratejilerinde belirgin ve geçmişe göre çok farklı sayılabilecek bir durum söz konusu değil. Bununla birlikte okuduğunu anlama ve anladıklarından sonuç çıkarma yaklaşımı daha ön plana çıkmaya başladı.

    Eğitim sistemimiz okuduğunu anlama ve anladıklarından yola çıkarak yeni düşünceler oluşturmaya pek fırsat vermiyor. Bu yüzden metinlerden çoğu zaman var olan sonuçları çıkarmak bir anlama süreci olarak değerlendiriliyor. İlköğretimin ilk kademesinden başlamak üzere öğrencilerin okuduğunu anlamada sorun yaşadığı biliniyor. Bunun en önemli eksikliği eleştirel okumaya fırsat verilmemesidir.

    ÜÇ SORU: NEYİ, NİÇİN, NEDEN?
    Öğrencilerin sınavlara hazırlanırken eleştirel okuma stratejisini kullanması gerekiyor. Eleştirel okumada ilk sorulacak soru “neyi anlatıyor?”, ikincisi “niçin anlatıyor?”, üçüncüsü de “neden anlatıyor?” olmalı. Birinci soruda anlatılanın konusunu, ikincisinde ana düşüncesini, üçüncüde de anlatma gerekçelerini tespit ederek değerlendirme yapılması fırsatı elde edilebilir. Okuduğunu anlama sürecinde öncelikle bireyin ön bilgilerini doğru kullanması hedefleniyor. Burada da metinde var olanı değil, daha önce okuduğu diğer metin ve bilgileri de kullanması bekleniyor. Bu yüzden sınava hazırlananların özellikle sabırlı ve sürekli bir okur olması gerekiyor. 

    TESPİT, TENKİT VE SENTEZ  YAPABİLME YETENEĞİ
    Metinlerin anlama ve anlatma yeterliklerini tespit edebilmek için her birinin nasıl anlaşılması gerektiği üzerinde durulması lazım. Metin aracılığıyla anlamanın gerçekleştirilmesi için soruların neyi istediği kavranmalı. Türkçe ve edebiyat soruları anlamanın yanında, yeni bir metin oluşturmaya da zemin hazırlıyor. Bu yüzden metnin çok iyi anlaşılması, farklı çağrışımlar ve anlamlandırmalar yapılmasının önüne geçilmeli. Bilindiği gibi yeni sistemde sorular; öğrencinin, tespit, tenkit ve sentez yapabilmesine yönelik düzenleniyor. Metinlerin anlama ve kavranmasına yönelik hazırlanan soruların bilgi, kavrama, açıklama, analiz ve sentez gibi tüm düzeylerde olduğu dikkate alınmalı; tek bir soru kalıbına dayalı çalışılmamalı. Metnin anlaşılmasının zor olduğu durumlarda, parçalara bölerek anlamaya çalışılabilir.

    EZBERE BİLGİLER KISA SÜREDE UNUTULUYOR
    Artık metin altı sorular, ezbere dayalı değil. Ezberlenen bilgiler çok kısa süreli hafızada kalıyor ve hemen unutuluyor. Bir bilginin hafızada uzun süre kalması için bilinenlerle öğrenilmeye çalışılanlar arasında sürekli anlamlı bağlantılar kurulması gerekiyor. Değişik kaynakları sürekli okumaya ve ilgilendirmelere önem verilmesi gerekiyor. Öncelikle neyi, nasıl, ne şekilde anladığımızı sağlıklı bir şekilde tespit etmeliyiz. Eğitim açısından, bilgi kendi içinde basamaklandırılarak değerlendirilmeli. Bu basamaklandırmada bireyin bilgiyi tanıma, hatırlama, onun üzerinde akıl yürütme, kavramlar, genellemeler, tahminler oluşturma ve bunları denetleme gibi süreçlerden geçmesi gerekiyor. Kavramaya dayalı sorularda ise, bilgi basamağında elde edilen bilgilerin, öğrenci tarafından önerilmesi, kendine mal edilmesi söz konusu. Kavrama basamağında öğrencinin, bilginin anlamını kaybetmeden başka biçimde ifade etmesi yani “çevirmesi”, anlamını açıklaması, bu anlama dayanarak nesnelerin gelecekteki durumlarını kestirmesi “tahmin etmesi” lazım.

    BAŞARININ ANAHTARI: SİSTEMATİK VE İŞLEVSEL ÖĞRENME
    Sonuç olarak, dil öğretimi çok küçük yaştan itibaren, sürekli ve sabırlı bir şekilde yapılırsa istenilen sonuca ulaşılır. Dil öğretiminde kullanılacak araçlar önemlidir. Bu araçlar içerisinde önemli bir yere sahip metinler büyük bir öneme sahip. Onun için değişik bilgi kaynaklarını ve metinleri çok okumalıyız. Kural ezberlemek yerine kuralları uygulamalı, “ne isteniyor” yerine “niçin isteniyor” sorusunu bilmeyi başarının anahtarı olarak ele almalıyız. Sistematik ve işlevsel öğrenme başarının en önemli anahtarıdır.

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı