Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

HDP listesinde iki isim

“ÇÖZÜM” görüşmelerinde Kürt tarafı, Öcalan ve HDP en çok kime güveniyor?

Ünlü deyişle, Kürtlerin nefes alışlarını bile izleyen MİT’e, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a. Kürt tarafı çözümde en ısrarlı, en takipçi, en makul kişi olarak Hakan Fidan’ı görüyor.
Görüşmelerde HDP’ye güven veren ikinci isim Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan. HDP, Akdoğan’ı “Kendisine her öneri götürülebilir, mantıklı anlatıldığında, başta karşı çıksa da kabul eden biri” olarak görüyor.
Ne yazık ki HDP’nin güven listesinde Davutoğlu yok. HDP’ye göre, bazı önemli konularda Davutoğlu bir öyle diyor, bir böyle, kabul ettiği bir şeyi yerine getirmediği de oluyor. Gerçi, çözümde son nokta Tayyip Erdoğan’a ait. Listenin başında elbette Erdoğan var ama, konumu gereği Davutoğlu önemli.
Güven listesinde perde arkasında pratik sorunları gideren bazı bürokratlar var.

KAMU DÜZENİ

HDP’de mesafeli yaklaşımın nedeni, Davutoğlu’nun dilinden düşürmediği “kamu düzeni” sözü.
Güneydoğu’ya iki yüzden fazla yeni karakol yapılmakta oluşunu HDP “Çözüme ağır darbe” diye niteliyor. Kamu düzeninin bozulmasında asıl nedeni HDP yeni karakollara bağlıyor. “Kamu düzeni yine silahtan geçiyor” görüşü hâkim. “Kamu düzeni” Kürt tarafını en çok geren kavramların başında geliyor.
Görüşmeler sürerken, Davutoğlu’nun her fırsatta HDP’yi ağır dille eleştirmesi, HDP’de ona duyulan güvensizliğin bir başka kaynağı. Son örnek, Selahattin Demirtaş ile restleşme.

GİZLİ TRAFİK

Hükümet-HDP-Öcalan-Kandil trafiği öne çıkıyor. Oysa, geri planda bir başka gizli trafik daha var. İktidar, HDP dışında Öcalan ile MİT üzerinden sık sık görüşüyor diye bir kanı var. Geçmişteki gibi, görüşmelerin bugün de sürdüğü inancı hayli yaygın.
HDP açısından Akdoğan ile Fidan vazgeçilmez iki isim.

Laikliğin bekçileri: PKK ve YPG

BATI kanallarında yeni kahramanlar boy gösteriyor. IŞİD’e karşı savaşan YPG’ye takdir artıyor. Dağa çıkan kadınlarla söyleşiler yapılıyor, kadınlar Kobani işgal edildiği için savaşa gönüllü katıldıklarını, barış geldiğinde üretime ve eğitime döneceklerini anlatıyor.
Batı’nın gözünde YPG ve PKK şiddet örgütü olmaktan çıkıyor, İslam devleti kurma heveslisi IŞİD’e karşı verdikleri savaş bu iki terör örgütüne Batı’da sınıf atlatıyor. Batı başından beri onları zaten “separatist” (ayrılma yanlısı) diye tanımlıyor. Bugün ise PKK ve YPG Ortadoğu’da laikliğin bekçisi.
“Kadının fıtratı, Kolomb, Osmanlıca, zorunlu din dersi, her yere cami” derken, Türkiye Cumhuriyeti dururken, AKP iktidarına güven kaybı, PKK ve YPG laikliğin bekçileri. Az gittik, uz gittik, otuz yıl sonra geldiğimiz yer burası.

Her gün ihlal

DÜN 10 Aralık, İnsan Hakları Günü. 66 yıl önce İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi imzalanıyor, Türkiye’nin de imzası var. “Bütün insanlar özgür, onur ve hakları yönünden eşit doğarlar, akıl ve vicdana sahiptirler” cümlesiyle başlayan bildirgenin ikinci maddesi “Irk, renk, cins, dil, din, siyasal ya da herhangi bir başka inanç, ulusal ya da toplumsal köken, doğuş ya da bir başka ayrım gözetilemeyeceği” ilkesi ile devam ediyor. Bu çerçevede Türkiye insan haklarına ne kadar saygılı, döküme bakalım:
Yolsuzluk iddiaları, çevre katliamı, yüzde 10 seçim barajı, madenlerde ve inşaatlarda rekor sayıda ölümler, mezhep ayrımı, zorla din eğitimi, polis şiddeti, bütün yurttaşların makul şüpheli sayılması, işten attırmalar, açlık sınırındaki insanlar, işe almada ayrıcalık...
İlk akla gelenler, hepsi insan hakları ihlali. Her gün ihlal.

X