"Gülse Birsel" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gülse Birsel" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gülse Birsel

Gülse Birsel

Yediğin içtiğin senin olsun ne soluduğunu anlat!

10 Ocak 2018

“Avokado yiyin, iyi yağlardan bol tüketin” deniyor, yok efendim chia tohumu furyası başlıyor, “Vücudunuza ekmek-şeker sokmayın” tavsiyesi veriliyor, spiraluna gibi yosundan yapılmış “süper gıda” hapları bile rağbet görüyor.

Sıkıntı sadece yiyip içtiğimizde olmayabilir mi?

Gıdamız yerinde ama oksijenimiz eksik olabilir mi?

2 gün önce Hürriyet’te çıkan araştırmanın haberi hem mecazi hem gerçek anlamda nefes kesiciydi.

Türkiye’de 2010-2016 arasında solunum sistemine bağlı ölümler incelenmiş. TUİK verilerine göre bu 6 yılda solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümlerde yüzde 99 artış saptanmış! En fazla artış 15-44 yaş arasında.

Yani genç insanlar gittikçe daha çok solunum sistemi hastalığı geçiriyor.

Şehre basan tuhaf sislerin, özellikle sis varken arada durup dururken öksürdüğünüzün farkında mısınız? Yani esas tehlikenin farkında mısınız?

Soluduğumuz hava berbat. İstanbul’da ve büyük kentlerde, kentsel dönüşüm kaynaklı inşaat tozları, termik santraller, fosil yakıtlar, filtresiz bacalar ve yoğun trafikten neredeyse oksijen kalmamış. Türkiye’de havası temiz sadece 6 il var: Artvin, Bitlis, Eskişehir, Yozgat, Kırşehir ve Kırıkkale. Kirli hava elbette solunum enfeksiyonlarına sebep oluyor. Üzerine koy bir de farklı topraklardan göçlerle gelen bağışıklık sistemimizin yabancı olduğu virüsleri...

Yazının devamı...

Bir teknolojik inovasyoncu olarak Hazreti Nuh!

7 Ocak 2018

Yanarım yanarım Boğaziçi’nde okuduğuma yanarım.

Entelektüel, aklı başında, mantıklı profesörlerle dolu, o hayalgücümü hiç gıdıklamayan yıllardan bir senarist olarak çıkmam mucizedir.

O yıllarda derslerde hayal etmemiz istenen şeyler işte ne bileyim “Büyümesi sıfır olan bir ekonomi”, efendime söyleyeyim “Endüstri devriminin hiç gerçekleşmemiş olması” veya en fazla “Dünyadaki tüm tekstil şirketlerinin birleşip oligopol olması durumunda ne giyeceğimiz” filan gibi durumlardı. Şimdiki aklım olsa İstanbul Üniversitesi’nin Deniz Bilimleri Fakültesi’ne girer, Yavuz Örnek Hoca’nın öğrencisi olurdum! Talebeleri ne kadar şanslı olduklarını, gelecekte mizah, sinema ve televizyon sektörünü düşünüyorlarsa ne kadar avantajlı başladıklarını biliyorlar mı acaba?

* * * 

Sayın hocamız TRT’de Öteki Gündem programına çıkmış. Nuh tufanı konuşuluyormuş. Hocamız da muhtemelen Nuh’un gemisine dair detaylar hakkındaki görüşleri için programa davet edilmiştir diye düşünüyorum. Yani işte, o dönemde gemiler nasıldı filan gibi... Ama belli ki Dr. Yavuz Örnek bilimin farklı disiplinler arasında bağ kurması gerektiğini bilen bir şahıs! Denizcilikle ilgili pek konuşmamış. Bunun yerine insansız hava araçlarından, nükleer enerjiden, cep telefonlarından bahsetmiş. Yalnız olay hala Nuh tufanı zamanında geçiyor, dikkatinizi çekerim.

* * *

Yavuz Örnek Hoca, Hz. Nuh’un çelik levhalardan yapılmış nükleer enerjiyle çalışan bir gemi yaptığını, kendisine inanmayan oğlunu da cep telefonuyla konuşarak ikna ettiğini söylüyor. Ya Hz. Nuh’un oğlunu zaten anlamak mümkün değil. Baban milattan önce nükleer enerjiyi ve cep telefonunu bulmuş, sana “Oğlum gel, dünyayı sel basacak, herkes kendini kurtarır sen ortada kalırsın” diyor, sen muhtemelen yine babanın icat ettiği WhatsApp’dan “Baba ok, tünele giriyorum çekmez, bye” filan yazıp adamı kaale almıyorsun. Bunun üzerine adam bizzat aramak zorunda kalıyor. Ayıp. Nuh tufanına bambaşka bir gözle bakıyorum şu an.

Yazının devamı...

Yılbaşı gecesi polise bir çay - çorba tedarik edemiyor muyuz?

3 Ocak 2018

Sabahtan itibaren yollar kapatıldı. Her köşe başı polis, araçlar durduruluyor, içindekiler indirilip üst araması yapılıyor.

Yılbaşı gecesi muhtemelen bu sıkı güvenlik sayesinde sakin geçti. İstanbul terk edilmiş şehir gibiydi maalesef. Üzücü bir görüntüydü, ama buna girmeyeceğim.

Zira anladığım kadarıyla tehlike büyüktü ve atlattık. Kimsenin burnu kanamadı.

Şimdi elbette polis takdir edilecek, onların fedakârlıklarından, güvenlik güçleri sayesinde evlerimizde huzurla oturduğumuzdan, yılbaşını güven içinde kutladığımızdan, rahat uyuduğumuzdan filan bahsedilip duygusal yazılar yazılacak. Hepsine katılıyorum ama bu iş sadece lafla, iltifatla olmaz demek zorundayım.

Yazının devamı...

Mutsuz gibi davran baana, herkes bizi öyle bilsiiin...

31 Aralık 2017

Bu yıl yılbaşı kutlamaları yasak. Beyoğlu, Beşiktaş ve Şişli’de kutlamalara, konserlere vesaireye yasak getirildi. Güvenlik açısından sakıncalı olduğu ifade edildi.

Sonra da okullarda yapılacak etkinlik ve kutlamaların yasaklandığı duyuruldu. Sanırım bu güvenlik sebepli değil. ‘Çocukların, misal, birbirine çatapat hediye etmesi sebebiyle ortaya çıkacak olası kazalar’ filan gibi bir gerekçe belirtilmemiş.

Kanımca devlet görevlileri hep orta yaşta ve kimse bir yıl daha yaşlandığını tekrar tekrar duymak ve bu gerçeğin altının çizilmesini istemiyor! Ben başka açıklama bulamıyorum ve bu yasaklara katılıyorum. Kimse vatandaşın ihtiyarlamasını göbek atarak, kutlayamaz arkadaş! Herkesin yaş almasından kimse neşelenemez! Şu “Bir yıl daha bitti, heyoo, zaman hızlı geçiyor” coşkusuna son derece karşıyım. Devlet ne yaparsa onda derin, ince manalar vardır, ama anlayana.

Ayrıca bu milletteki bitmeyen gülmece merakı, yaşam sevinci, tencere tıkırtısına oynama sevdası da sinirimi bozuyor! Başımıza gelmedik kalmadı, hâlâ bir coşku. Biraz ağır olun lütfen! Bu akşam için önemli uyarılarım var! Lütfen adam gibi okuyun ve harfi harfine uyun, asabımı bozmayın!

Yazının devamı...

Mizah herkese lazım

27 Aralık 2017

Lavrov: Boris Johnson kısa süre önce Rusya’nın İngiltere referandumuna karıştığıyla ilgili hiçbir delilinin olmadığını söyledi.

Johnson: Öyle değil, “Bu müdahalede başarısız olundu” dedim, öyle söylemen lazım.

Lavrov: Tabii şimdi benim söylediğime itiraz etmezse kendi ülkesinin medyasındaki itibarının sarsılmasından korkuyor. (Gülüyor.)

Johnson: Sergey, ben esas senin itibarın konusunda endişeliyim. (İkisi de gülüyor) Eğer müdahale başarılı olsaydı, sonucu bambaşka bir hikâye olurdu.

Lavrov: Müdahale olmayınca, sonucunun olmaması normal. (Johnson gülüyor.)

Problem ve suçlamalar büyük, ama basın toplantısı, “Biz bu konuları basın ve kamuoyu önünde tartışmayalım” cümlesi ve “Suriye, Kuzey Kore gibi global problemler varken bu sorunların bizi tanımlamasına izin vermemeliyiz” temennisiyle ama iğneli şakalarla devam ediyor:

Johnson: Size o kadar çok güveniyorum ki, binaya girerken paltomu, cebindeki gizli olan olmayan her şeyle teslim ettim.

Lavrov:

Yazının devamı...

Vallahi dünyanın ekseni kaydı ha!

24 Aralık 2017

Bu yıl bizi şaşırttı, bu yıl bizi şoke etti, bu yıl bizi hep hazırlıksız yakaladı!

Bir kere bence siyasi verilere bakılırsa, durumu “Yok artık” şeklinde özetlemek mümkün. Yılların skandallarla dolu işadamı, gaflarıyla ünlü televizyon figürü, kampanyası boyunca bir şaka muamelesi görmüş başkan adayı Trump, 2016 sonunda seçilip, 2017 boyunca dünyanın en güçlü ülkesini yönetti. Dünyayı birbirine kattı, göçmenlere nefret kustu, Meksika sınırına duvar örme çalışmasını başlattı, bazı Müslüman ülkelerin vatandaşları için Amerika’ya giriş yasağı koydu, Türklere ise yeni vize vermeyi durdurdu. Meryl Streep’e yeteneksiz, Kızılderili asıllı bir siyasetçiye ‘Pocahontas’ dedi. Önemsiz gördüğü ülkelerin liderlerini (mecazi anlamda değil, fiziksel olarak) itip kaktı. ABD kutuplaşmayla tanıştı.

* * *

Bu bile 2017’yi yegâne yapmaya yetecekken, İsrail 2017’de tutup çaat diye 5000 yıllık Kudüs’ü başkent ilan etti. Trump ise tutup “Olur, bence mantıklı” dedi! Birleşmiş Milletler “Ne diyorsun abicim?” şeklinde cevap verdi. Böyle bir olay aklımızın daha başımızda olduğu ne bileyim 60’lı, 70’li, hatta 80’li yıllarda olsaydı neler yaşanırdı bir fikriniz var mı?

Kuzey Kore ve ABD, 2017 boyunca nükleer füzeleri karşılıklı “Bak vallahi ateşliyorum ha, şu anda geliyor kafana, bak ciddiyim oğlum” tarzı tehditlerle birbirlerine yöneltip durdular. Soğuk Savaş’ın bile bir adabı, bir zarafeti, bir ağırlığı vardı arkadaş. Bu nedir yav? İnsanlığın hop oturup kalkması, tüm liderleri “Bir uslu efendi olun yav, kaç milyar insana ayıp oluyor” diye uyarması gereken bir yılda, füzeyi müzeyi kimse takmadı pijamasını, içi kürklü dede terliğini çeken kendini “Çok şıkım” diye sokağa attı. İnsanlar da delirdi anacım, ne yapsınlar?

Hollywood’un en ünlü ve en büyük yapımcısı Harvey Weinstein’in sektörde taciz etmedik kadın bırakmadığı ortaya çıktı. Sonra bir bakıldı ki, dünyanın en ışıltılı şehrinin en ışıltılı stüdyoları ortaçağ tarzı bir ayrımcılık ve kadına taciz silsilesinin yuvasıymış. Ablalar, kardeşler, dostlar, Los Angeles’lılar, meslektaşlar... Yıllardır niye sustunuz yav? Affedersiniz babanız abiniz katil olacak diye, etrafta adınız çıkacak da sizi kimse almayacak diye mahalle baskısından mı korktunuz? Bassaydınız yaygarayı? Hadi sustunuz, ortalığı ayağa kaldırmak “Şu da bir kere yanağımdan makas almıştıya kadar en küçüğüne taciz olaylarını anlatmak için 2017’yi mi beklediniz? Hollywood için Pandora’nın kutusu 2017’de açıldı.

* * *

Yazının devamı...

N’aptınız o işleri?

20 Aralık 2017

Memleketin, benim kendisinin meseleleriyle ilgilenmesem de gayet güzel idare etmesini mutlulukla izliyorum. Ancak takdir edersiniz ki ben konulara uzak kaldım, gündemden koptum. E bizim ülkemiz bir Norveç de değil neticede. 2-3 hafta uzaklaştığınızda sadece meteoroloji haberlerinde hareketlilik olmuyor. Cahilliğimi mazur görün, bu esnada neler neler değişti, en son ne noktadayız, lütfen aydınlatın:

- Şu aralar Amerika dost mu, düşman mı? Aramız iyi mi, kötü mü?

- Amerika için vize alınamıyor mu, alınıyor mu, 2019 Ocak randevusu filandı ölme eşeğim ölme mi?

- Dolar düştü mü, çıktı mı?

- Ekonomi dış mihraklar tarafından bozuldu mu, sayemizde yüksek büyümeydi filandı, tekrar düzeldi mi?

- Suudi Arabistan İsrail’i kardeş ülke, “Bir millet iki vatan” filan ilan etti mi, eli kulağında mı?

- Reza iyi adam mı, kötü adam mı?

- Reza Zarrab mı, Rıza Sarraf mı, Reza Zarraf mı?

Yazının devamı...

Sevgili okurlar

13 Aralık 2017

Avrupa’nın en iyi tarafı huzur, en kötü tarafı kaosta müthiş huzursuz olmaları! Pazardan beri bütün uçuşlar yığıldığı için havaalanı bavul, kuyruk ve asabiyet pazarı! Oysa biz olsak, zaten fabrika ayarımız asabiyet, kılımız kıpırdamaz.

Velhasıl bugün de vatanın karmaşık gündemine dönüp sizi muhteşem bakış açım ve etkileyici fikirlerimle aydınlatamayacağım. Pazar gününden itibaren yine haftada iki gün buluşacağız. 

Hasret karşılıklı!

Yazının devamı...