Avrupa’da İslamofobi nereye gidiyor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “İslam kriz içinde” demiş, yeniden yapılandırılması gerektiğini söylemişti. Vahşi şekilde katledilen Fransız öğretmen üzerinden söylemlerini İslamofobi’yi tetikleyen bir propagandaya dönüştürdü. Fransa özelinde Batı dünyasında aşırı sağın yükselişi, İslamofobi’nin tırmandığı nokta ve İslam dünyasının neden tek yumruk olamadığını uzmanlara sordum.

Haberin Devamı

Avrupa’da İslamofobi nereye gidiyor

EKONOMİK ÇÖKÜŞE KILIF ARIYORLAR

SETA Avrupa Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Enes Bayraklı’ya göre Batı dünyasında İslamofobi meselesi aslında pek de yeni değil, sadece son dönemlerde artık daha görünür halde. Bayraklı, “Yeni yüzyılın ideolojisi Müslümanlara yönelik ırkçılık ve ayrımcılıktır. Soğuk Savaş döneminde ideoloji nasıl ki komünizm ile mücadeleydi, bugün Müslüman karşıtlığıdır” diyor. Peki Batı dünyası neden ve niçin İslam karşıtlığından beslenme ihtiyacı içinde? Doç. Dr. Bayraklı komünizm çöktükten sonra Batı’nın kendisine yeni bir düşman yaratmak zorunda kaldığına dikkat çekerek, şöyle devam ediyor: “Müslümanlar bu noktada kolay hedefti. Kendi içerisinde birlik olmayı başaramamış İslam dünyası, hem jeopolitik açıdan hem de Batı’nın içerisinde nüfuslarının hızla artmasından kaynaklı düşman olarak tanımlandı. Bu işin küresel politik bir yönü var. Esas dönüm noktası ise 11 Eylül saldırılarıdır.”

Haberin Devamı

RADİKAL LAİKLİK ANLAYIŞI

İslamofobik tutum ve politikaların Batı’daki birçok ülkenin demokratik temellerine, toplumsal barışına ve farklı kültürlerin bir arada yaşamasına yönelik büyük bir tehlike haline geldiğini belirten Doç. Dr. Bayraklı, “Buna en iyi örnek Hollanda’dır. Avrupa’nın en liberal ve çokkültürlü topluluğu, bugün aşırı sağın en güçlü olduğu ülkelerden biri. Fransa’da da durum aynı. Radikal laik politikalarının altında tek kültürlülük ve asimilasyon anlayışı yatmakta. Macron’un bahsettiği ‘İslamcı ayrılıkçılık’ budur. Yoksa Fransa’nın toprağından bir parça koparıp, ayrı bir devlet kurmak isteyen İslamcı bir yapılanma yok. Son 70 yıldır eski sömürgelerinden aldığı göçler sonucu, Fransa, Batı Avrupa’nın en büyük Müslüman azınlığını (toplam nüfusun yüzde 10’u) barındırmakta ve bu nüfusun belli bir kısmı toplumsal normlar ile uyum gösterememekte. Fransa’da anayasa devleti her ne kadar laik olarak tanımlasa da Batı dünyasının en sert ve radikal yorumuna sahipler. Devletin dine müdahale ettiği, İslam’ı devlet eliyle şekillendirmek, disipline etmek isteyen bir yaklaşım. Sorunun çıkış noktası bu” diyor.

Haberin Devamı

Avrupa’da İslamofobi nereye gidiyor

HAYALİ BİR DÜŞMAN YARATTILAR

90’ların çoğulculuk, liberalizm, insan hakları, sivil toplumculuk gibi ana ideolojilerinin bugün teker teker çöktüğüne de değinen Doç. Dr. Bayraklı, Batı’da siyasetin sol da dahil aşırı sağ söylemler üzerinden yürütüldüğüne işaret ederek, şöyle devam ediyor: “Fransa başta, birçok Avrupa ülkesi koronavirüs ve beraberindeki ekonomik krizle karşı karşıya. Özellikle Macron’un bu krizi atlatması çok zor görünüyor. Kamuoyunun dikkatini dağıtacak bir günah keçisine ihtiyacı vardı! Buldu: Müslümanlar! Zira iktisadi ve siyasi olarak kolay bir hedef. Aşırı sağa kaçan oyları, aşırı sağdan daha aşırı söylemler ile toplama ve siyaset üretme peşinde. Çünkü o da biliyor ki hayali bir düşman yaratmaz ise oylarını arttıramayacak. Avusturya’da da olan budur. Hıristiyan demokrat parti aşırı sağdan daha ağır söylemler ile iktidara geldi. Kısacası Avrupa siyaseti ‘oy’ uğruna sağa kayıyor.”

Haberin Devamı

MACRON İSLAMOFOBİYİ KULLANIYOR

AKDENİZ Güvenliği Merkezi (CEMES) Başkanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un kendi açmazlarını örtbas etmek için bir tür politik oyun peşinde olduğunu söylüyor, şöyle de devam ediyor: “Bu demek değil ki Avrupa’da İslamofobi yok. Batı’da uzun süredir aşırı sağ yükselişte. Liderler maalesef İslamofobi, Türkfobi gibi ‘öteki’ kavramlarını pompalıyorlar. Macron Fransa’sı ise sıkıntı içinde. Fransız lider göreve geldiğinden beri hiçbir iş başaramadı. Ne sokağı ikna edebildi, ne de iktisadi varlık gösterebildi. Birlik içerisinde Almanya ile olan rekabetinde geri kalmış, Akdeniz ve dahası Afrika politikalarını tutturamamış durumda. Tüm bunların verdiği hezeyan ile devlet adamına yakışmayacak bir üslupla, İslamofobiyi kullanarak kutuplaşmayı derinleştiriyor. Bundan bir kazanımı olur mu? O da tartışmalı. Göreve gelişi zaten aşırı sağın engellenmesi adına bir hamleydi. Bugün geldiği noktada ise Le Pen’den bir farkı yok.”

Haberin Devamı

TEK SES ÇIKMASI ENGELLENİYOR

Prof. Dr. Güney’e İslam dünyasının neden ortak bir duruş sergileyemediğini soruyorum. “Temel sorun da bu” diyor ve şöyle özetliyor: “Arap dünyasının, genelde de İslam dünyasının bir ve bütün halde hareket etmesini engelleyen Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de yürütülen politikalardır. Bir dönem Şii ve Sünni karşıtlığı vardı. İran’a öncelik veriliyor, Suudi Arabistan eleştiriliyordu. Trump ile bu senaryo terse döndü. Şimdi de Sünni Arap dünyasını ikiye bölüyorlar. Bir tarafta Müslüman Kardeşler, diğer tarafta BAE, Suudi Arabistan. Dolayısıyla ‘tek bir ses çıkmasının engellendiği’ paramparça bir bütünden bahsediyoruz. Tüm bunlara rağmen Türkiye bir adım öne çıktı. BM Genel Kurulunda Kudüs’ün başkent meselesinde ön aldı ve çok da başarılı oldu. Türkiye ile hareket eden Pakistan, Katar gibi birkaç ülke daha var ki zor olsa da birlikte bir tavır ve politika üretilebilir.”

Haberin Devamı

İNSAN HAKLARI PALAVRAYMIŞ

KÜLTÜR Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Köni: “Fransa’da 6 milyona yakın göçmen var. Bu ekonomik durumda onları zapt etmenin mümkün olmadığını düşünüyor, kendi kültürlerine uyum sağlamazlar ise radikalize olmalarından korkuyorlar ve Fransızlaştırma politikası uyguluyorlar. Daha da sertleşecekler. Kendi içlerinde de büyük sıkıntılar var, sarı yeleklileri hatırlayın. Ekonomi kötüye gittikçe ırkçılık yükselir. Bu sayede hem Amerika hem Avrupa’nın insan hakları konusunda palavra olduğu da ortaya çıkmıştır.”

Yazarın Tüm Yazıları