"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Karınızı dövebilirsiniz ama öpemezsiniz

16 Kasım 2017


Toplum içinde karınızı dövebilir, sövebilir, kötü davranabilirsiniz. Biz karışamayız, aile meselesi... Geleneklerimiz, göreneklerimiz böyle diyor. Aile içi mesele, kol kırılır yen içinde kalır. Karışmak bize düşmez.
Amaaa, toplum içinde karınızı severseniz, sevgi gösterirseniz haşa öperseniz işte o zaman bu aile meselesi olamaz. Toplumun ahlakı söz konusu. Biz bal gibi karışırız. Çoluğumuz çocuğumuz var.
Maazallah ya çocuklarımız sevgiye, aşka, birbirine sevgi göstermeye özenirse! Ya o sevginin iyileştirici gücüyle gözleri açılır da çirkinliklerimizi fark ederlerse!
Başımıza taş yağar sonra...
Ama şiddete, dövmeye, sövmeye her daim özendirilebilirler. Bunda sorun yok.
O yüzden biz sevginin olduğu her şeye karışabiliriz. Çünkü habire sevgiden, iyilikten, güzellikten bahsetsek de aslında, temelde sevgiye, güzelliğe karşıyız ve düşmanız.

Yazının devamı...

Yönetici kadın ciroyu artırıyor

12 Kasım 2017

 

- TÜRKONFED İş Dünyasında Kadın Komisyonu olarak neler yapıyorsunuz?
TÜRKONFED Türkiye’nin sadece en büyük KOBİ yapılanmasına sahip örgütü değil, aynı zamanda en büyük örgütlü kadın gücüdür. Bu nedenle de bünyesinde bir İDK Komisyonu var. Bu komisyon aracılığıyla 2007 yılından bu yana kadınların eğitime, iş hayatına ve siyasete katılımını teşvik edecek çalışmalar yürütüyoruz. En önemli projelerimizden biri “Kadının Çok Yönlü Güçlendirilmesi” projesi. Proje kapsamında ülkemizi 4’e böldük. Her bölgedeki iş kadınları dernekleri ve federasyonlarımız ile birlikte; o bölgedeki iş kadınlarının ihtiyacına göre belirlenmiş bir konuda panel düzenlemek, bölgenin başarılı iş kadınının seçimi ve öyküsü dinlenerek başarı ödülünün verilmesi, bölgede yardım ve desteğe ihtiyacı olan bir kadın girişimcinin şirketine BORGİB projemiz kapsamında destek verilmesi, sosyal ve ekonomik anlamda ağ oluşturulması gibi aktiviteler ile kadınları iş yaşamının içerisine daha çok çekecek çalışmalar yapıyoruz.
İkinci önemli faaliyetimiz ise bu yıl sonunda üçüncüsünü yayınlayacağımız İş Dünyasında Kadın raporlarımız. Bu raporlarımızda mevcut durumu ortaya koyup kadın istihdamının ya da kadın girişimciliğinin artırılması için hangi alanlarda eksik ve ihtiyaç varsa, sorun varsa o alanlara yönelik politika önerilerimiz oluyor.
Son olarak da bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde Kadının Rolü Zirvesi.

EĞİTİM DÜZEYİ ARTTIKÇA İSTİHDAM DA ARTIYOR

Yazının devamı...

Hayallerinizin peşinden gidin

5 Kasım 2017

Hizmet verdiği yüzlerce hastasının yanında Didem’i tanıyanlar ne kadar enerjik, pozitif ve hayat enerjisi dolu olduğunu bilirler ve sanıyorum benim gibi onun bu yönünden olumlu etkilenirler. Her fırsatta dünyanın uzak köşelerine seyahat eden, fotoğraflayan ve özellikle sınır tanımayan doktorlar oluşumu ile gittiği Afrika’ya müthiş bir tutkuyla bağlı olan doktor, ‘50 yaşına yaklaştığım hayatımın bu döneminde hayallerimizin peşinden koşmamız gerektiğini iyice anladım. Sınırları yalnızca biz koyuyoruz, isteyince yapılamayacak çok az şey var’ diyerek hayata bakışını özetliyor...

- Çok yoğun çalışan bir doktorsun fakat aynı yoğunlukta da seyahat ediyorsun. Nasıl zaman buluyorsun? Seyahat senin için bir gereklilik mi?
- Seyahat benim için bir yaşam şekli desem abartmış olmam inan ki... Seyahat, vahşi yaşam ve doktorluk bir arada çok da kolay yürüyor hayatımda. Serbest hekim olarak kendi kliniğimde çalışıyorum. Bu bana aralarda birer haftalık kaçamaklar yapabilme şansı tanıyor. Dünyanın en ücra köşelerinde cep telefonu ve internet var! Hastalarımla iletişim kurabiliyorum. Sınır tanımayan doktorlar kısmı da bana insan hayatında fark yaratma duygusunu en derinden hissettiriyor. Sonuçta ben İzmir’de yaşıyorum. Ben olmasam da hastalarım bir endokrinoloji uzmanına ulaşıp tedavi olabilirler ama Afrikanın ücra köşelerinde bizler gitmezsek doktor yok. Bu tarif edilmez bir duygu. Örneğin Zulu kabilesi bizler için yerel kutsama ayini yaptı görevimiz tamamlandığında. Şu anda hatırladığımda bile gözlerim doluyor inan...

70 YAŞIMDA GİDEMEYECEĞİM YERLERE ŞİMDİ GİDİYORUM
- Özellikle uzak ülkelere seyahat etmeyi tercih ediyorsun. İlgini en çok ne çekiyor?

Yazının devamı...

İki kültürü dansta birleştirdi

29 Ekim 2017

Okul yıllarında farklı kimliği nedeniyle tepki gören Ceyda, çocukluğun verdiği kırılganlıkla Türk kimliğini reddetmiş ama üniversiteye geldiğinde ders aldığı Prof. Öcal Özbilgin’in de desteğiyle bunun ne kadar büyük bir zenginlik olduğunun farkına vararak Sufizme ve Anadolu kültürüne yönelmiş. Geleneksel Türk danslarını, İngiltere’de eğitimini aldığı modern dans ile birleştiren Ceyda,kurduğu Ceyda Tanç Dans Topluluğu ile İngiltere ve Türkiye’de birçok gösteri yapıyor.

CEYDA TANÇ
- Adınız Türk, ama Türkçeyi az konuşuyorsunuz. Neden?
- Babam Türk annem İngiliz. Tüm hayatım boyunca İngiltere’de yaşadım. Sadece 7 yaşımda babamın doktorası için 1,5 yıllığına Türkiye’de bulundum ama maalesef Türkçem hala pek iyi değil. Burada geçirdiğim zaman arttıkça dilimin de gelişeceğini umuyorum.
- Dansa nasıl başladınız?
- Modern dansa Londra’daki Roehampton Üniversitesi’nde başladım. Son yılımda bizim üniversitemizi ziyarete gelen Öcal Hoca ile tanıştım. Daha sonra beni Türkiye’ye davet etti. Ben de mezun olduktan sonra Türkiye’ye geldim 4 ay burada kalarak çok farklı teknikler öğrendim. 5 yıl önce de Ceyda Tanç Dans Topluluğu’nu kurdum.

Yazının devamı...

Kadınlar neden birlik olamıyor?

26 Ekim 2017


Yok vallahi öyle değil... Görünüşte anlaşıyoruz, yan yana pozlar veriyoruz, birbirimizin yüzüne gülüyoruz ama işte içerlerde bir yerde ya o benden daha çok öne çıkarsa, ya o benden daha fazla beğenilirse, alkış alırsa, ya o daha iyi bir yerlere gelirse diye içimiz içimizi yiyor.
Çünkü kendi özümüze güvenmiyoruz, hatta farklılığımızın farkında bile değiliz.
Neyi sadece kendimizin iyi yapabildiğimizin, sadece bize özgü olanın ve bir tek bizde olanın farkında değiliz. Başkalarının yaptıklarına bakıp o kriterlerle değerlendiriyoruz kendimizi. Dolayısıyla da bir fark yaratabilme, özgün olabilme şansını ıskalıyoruz. Korkularımız ve güvensizliklerimizle başkalarının ilerlemelerine de engel olmaya çalışıyoruz ki bizim de aslında yerimizde saydığımız anlaşılmasın...

REKABET SIKINTISI
Başka kadınların başarılarını sürekli gündeme getirerek, onlardan hem kendim hem de başkalarının ilham alması için fırsat yaratmaya çalışan biri için oldukça karamsar görünebilir bu söylediklerim... Ama amacım karamsarlık yaratmak değil, sadece tespit yapmak... Eğer bizi geride tutanın ne olduğunu anlarsak üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum. Hem şunu da belirtmeliyim ki, hep kaçındığım kadın rekabetinin sıkıntılarını yaşamakla birlikte hayatımda en büyük desteği de kadın dostlarımdan gördüm. Hep çok sağlam ve güçlü kadın dostlarım oldu hayatımda... Birbirimizin ilerlemesi ve öne çıkması için elimizden geleni yaptık, çünkü biliyorduk ki, her birimizin ışığı sadece ona özgü ve birimizin aydınlanması diğerimizin aydınlanmasını da kolaylaştıracak.
Sıkça dile getirdiğim bir şey var; Kadın dernekleri (içeriği ne olursa olsun) bir araya gelsin ve bir çatı altında ortak hareket etsin... Bu konuda çalışan bazı kadın dernekleri ve birlikleri olduğunu da biliyorum. Umuyorum bu en kısa sürede gerçekleşir çünkü her birimiz farklı yönlere kürek çekerken ilerlememiz zor. Ama hepimiz birlikte aynı yönde kürek çekersek müthiş bir hızla ilerleriz...

Yazının devamı...

Kanser hayata bakışı değiştiriyor

22 Ekim 2017

 

Maalesef birçok kanser türü gibi meme kanseri ile de daha sık karşılaşır olduk. Sevindirici olan ise artık meme kanserinin tedavisinin mümkün olabilmesi. Tabii bunun için önemli olan erken evrede bulunması. Birçok hastane artık kanser tedavisinde bütüncül tedavilere yöneliyor. Yani sadece fiziksel değil, başta psikolojik olmak üzere her yönden ele alıyor tedaviyi. Bunlardan biri olan Kent Hastanesi’nin uzmanları Doç. Dr. Tülay Akman ve Klinik Psikolog Birgül Gökçe Duaring ile meme kanserini konuştuk.

Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Tülay Akman
- Meme kanserinin yaygınlaşması ve kanser vakalarının daha fazla rastlanır olması ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Meme kanseri tüm dünyada ve ülkemizde yaygınlaşıyor. Bu artışın en önemli nedenleri; ortalama beklenen yaşam süresinin uzaması, hasta kayıt sayısının artması, hekime daha kolay ulaşım ve mamografi gibi tarama tetkiklerinin daha sık yapılmasına dayanabilir. Meme kanseri farkındalığının artmasıyla birlikte tetkik ve tarama programlarının daha yaygın yapılıyor olmasından dolayı erken evrede tanı daha sık konulmaya başlandı.

40 YAŞ SONRASI TARAMA ÖNEMLİ

Yazının devamı...

Varlığın yeniden inşası

15 Ekim 2017

Bronzdan yapılmış 10 adet anıtsal heykel Azerbaycan Bakü’nün ardından İzmir’e gelmiş. Jorge Marin, herkesin eserlerine baktığında farklı yorumladığını ama onun en büyük umudunun insanları şüpheye ve endişeye düşürmek, böylelikle düşünmeye sevk etmek olduğunu anlatıyor.

- İzmir’den sergi teklifi gelince ne düşündünüz?
- Aslında benim için çok güzel bir teklif oldu. İzmir deyince aklıma hemen Efes Antik Kenti geliyor. Çünkü daha önce burayı ziyaret etmek için gelmiştim. Çok hoşuma gitmişti. İzmir’i o dönemdeki insanlık tarihiyle ve o kültürle ilişkilendirdiğim için çok memnun oldum. Modern tarihe ait eserler üreten bir sanatçı olarak bu kadar eski tarihe sahip bir şehre gelip, kendi çağımdan eserler sergilemek çok farklı bir duygu.
- İzmir ve Efes’in bu tarihi zenginliği nasıl bir etki yarattı. Çalışmalarınızda Efes’ten ilham almış olabilir misiniz?
- Tabii ki, ilham aldım çünkü burada farklı kültürlerin bir arada yaşamış olması beni etkiledi. Türkiye benim için her zaman bir kültürler beşiği oldu. Bence dünya kültürü içinde çok önemli bir yere sahip. Bunu takdir ediyorum. Ben zaten bu hisler için yaşıyorum. O nedenle eserlerimin burada olması benim için çok önemli.

 

ESERLERİME BAKANLARIN ENDİŞE VE ŞÜPHE DUYMALARINI UMUYORUM

Yazının devamı...

Bu farklı gösteri İzmir’e geliyor

12 Ekim 2017


‘Keşke her yer İzmir olsa, Ege olsa...’ E, valla olsa...
Çoğu zaman düşünürüm, hoşgörü, anlayış, çok kültürlülüğün merkezi olan Ege Kültürü’nü yaymak, tanıtmak için neden daha fazla uğraşmıyoruz diye...
İşte bu yönde kurulmuş, kültürel benliğin ve toplumsal aydınlanmanın gerçekleşmesi için çalışan, üstelik bu niyetle gönüllüler ve akademi camiasını bir araya getirmiş Ege Kültür Derneği var... Kültür Sanat Atölyesi ile de çok önemli çalışmalar yapan derneği sizlere röportajlarımla da tanıtmayı düşünüyorum. Ancak şimdi bu ay içerisinde yapacakları çok farklı bir etkinlikten bahsedeceğim. Dernek, Türk halk kültürünün etkilerini anlatan çağdaş bir dans grubu kuran ve İngiltere başta olmak üzere yurt dışında bunu tanıtmaya yönelik çalışan Ceyda Tanç Çağdaş Dans Topluluğu’nu Ege Üniversitesi Etnoğrafya Müzesi işbirliği ile İzmir’e getiriyor.



27 Ekim akşamı Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek etkinlikte, Brüghton’da etkin bir şekilde çalışan ve Royal Academy of Music’de de çalışmaları olan Ceyda Tanç, İzmirlilere ‘Ayna’ adlı eserini sunacak. İlgileniyorsanız 404 64 64’ü arayabilirsiniz. Bu farklı gösteriyi kaçırmayın derim...

Yazının devamı...