"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Kadınlar için erkekler sahnede

25 Şubat 2018

 

Hem de İzmir’in önde gelen erkekleri... Hep söylüyorum, kadına şiddete kadın-erkek birarada karşı koyulmazsa işe yaramaz. İşte, İzmir Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Rotary 2440. Bölge Federasyonu’nun düzenlediği ‘Nefesimdeki Sen’ şiir ve müzik dinletisi etkinliğinde Aziz Kocaoğlu, Ekrem Demirtaş, Tunç Soyer gibi İzmir’in değerli bürokratları, işadamları, sanatçıları, sivil toplum liderleri 8 Mart akşamı sahneye çıkacak.
Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Sahne Tozu Tiyatrosu Genel Sanat yönetmeni M. Çağlar İşgören’in danışmanlığında düzenlenen gecede müzikleri Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Teyfik Rodos seslendirecek.

METİN HEPYÜKSELEN
Rotary Kültür Sanat Komitesi


Yazının devamı...

Hayat sevmediğiniz işi yapmak için çok kısa

18 Şubat 2018

Burada kurduğu eğitim alanında istatistiksel ölçümler yapan ve bunların sonucuna göre bu alandaki gelişimi belirleyen kurumuyla İngiltere’nin en büyük bilişim ödüllerinden birini almış. Vakfı aracılığıyla ücretsiz eğitimler vererek kişisel gelişimi de destekleyen Sadi, İngiltere’de kazandığı tecrübeyi Türkiye’ye de uygulayarak, eğitim sisteminde olumlu bir fark yaratmak istiyor.

ENGELLİ OKULLARIN DOĞRU
DEĞERLENDİRİLMELERİNİ SAĞLADIK

- Nasıl bir ödül bu aldığınız?
- İngiltere’de bilişim konusunda en önemli kurumlardan olan 60 yıllık bir enstitüden aldık ödülümüzü. Yaklaşık 35 yıldır İngiltere’nin bu konuda en iyilerine ödül veriyorlar. Bu yıl bizi layık gördüler ve böylelikle bu ödülü alan ilk Türk kurum biz olduk. İngiliz hükümetinin bir projesi ikinci oldu. İngiliz Sağlık Bakanlığı da ilk 10’a girenler arasında. 7 yıldır üzerinde çalıştığımız bir projenin fark edilmesi, takdir edilmesi çok keyifli.
- Sizin kurumlarınız tam olarak ne iş yapıyor?

Yazının devamı...

Toplumsal eşitlik için çalışıyorlar

11 Şubat 2018

Halil Cibran’ın şiirinde dediği gibi ‘onlar bize değil, biz onlara uyacağız’... Hele ki sözkonusu, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi’ndeki müthiş bilinçli, sorumlu ve başarılı ‘Platform UP’ üyesi gençler ise... Özellikle ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ dersini okutan tek fakülte olmalarıyla fark yaratan ve bu gençlere mentorluk yapan Dekan Prof. Dr. Yasemin Arbak, Öğretim Görevlisi Meltem Kolday ve Doç. Dr. Özge Özgen’i de unutmamak lazım. Hep birlikte çok güzel işler başaran bu gönüllük takımı ile okullarında sohbet ettik.

 

- Nedir bu Platform UP?

SİBEL                                                                                                         Platform Up, İşletme Fakultesi bünyesinde oluşmuş bir gönüllülük takımı. 1’inci sınıftan 4’üncü sınıfa kadar tüm öğrencilerin ve dileyen hocaların bir arada gönüllü etkinlikleri yürüttüğü aralarında hiyerarşik yapılanma olmayan bir çalışma grubu. Ana etkinlik alanımız, gençlerle birlikte kadın ve kız çocuklarının güçlendirilerek toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda fark yaratacak işler yapmak.

 

- Platform UP ismi nereden geliyor?

FATMA

Yazının devamı...

Sana katılmıyorum ama seninle kahve içerim

4 Şubat 2018

 

Zülfü Livaneli, yaptığım röportajda Egeli insanların, geçmişlerinde yaşadıkları acılardan dersler çıkardığı için hoşgörülü olduklarını söylemişti. Geçmişi affetmek ama geleceği inşa ederken hatırlamak ve buna göre bir yol haritası çizmek en sağlıklısı belki. Bu hafta gittiğim Kuzey İrlanda’nın Belfast şehri de bu şekilde bir yol çizmeye çalışıyor. Belfast, yıllar boyunca mezhep farklılıklarından olan ayrışmayı ve bundan doğan çatışma ve şiddeti sonuna kadar yaşamış bir şehir. Katolikler ve Protestanlar arasında yaşanan kanlı çatışma ve olumsuzlukların izleri şehrin çehresinden silinmiş... Peki ya insanların ruhlarında ya da akıllarında kalan izler? İşte bunun için çalışan bazı kuruluşlar, kurumlar var. Bunlardan biri olan Healing Through Remembering yani ‘Hatırlayarak İyileşmek’ adlı sivil toplum kuruluşuna medyanın anlaşmazlık çözümündeki yerini sorgulayan tezim için araştırma yaparken rastlamıştım. Bir tesadüf eseri Belfast’a gittiğimde buranın otelimin yan sokağında olduğunu fark edince ziyaret ettim ve merkezin Direktörü Kate Turner’dan yaptıklarıyla ilgili bilgi aldım.

- Bu merkezde neler yapıyorsunuz?
- Burada geçmişte yaşanan anlaşmazlıklar üzerine konuşabilmeyi ve bunlar üzerinden diyalog kurabilmeyi deniyoruz. Bunun için neler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yaşadıklarımızı hikayeleştirme bu yöntemlerden biri. 20-25 kişilik bir hikaye paylaşımı grubumuz var. Bunlar arasında hapisten çıkmışlar, güvenlik güçleri tarafından zarar görmüş olanlar, olaylardan etkilenmiş olanlar var. Konuşuyor, yaşadıklarını hikayeleştiriyor ve bunları paylaşıyorlar. Birbirlerine yardım etmeye çalışıyorlar.
- Çalışanlar psikolog ya da psikiyatrist mi?
- Çalışan kişiler psikolog olmak zorunda değil. Bizler de gönüllü çalışan, toplumun herhangi kesiminden kişileriz. Bizim aramızda da çeşitli şekillerde olanlardan etkilenmiş, zarar görmüş olanlar var. Zaten burada psikoloji tekniklerini de uygulamıyoruz. Tek yaptığımız onları dinlemek ve birlikte çözüm yolu bulmak.

Yazının devamı...

Marmara Grubu Vakfı aydınlık yüzümüz oldu

28 Ocak 2018

Avrasya Ekonomik Zirvesi’nin bu yıl 21’incisini düzenleyecek olan vakfın başkanı Dr. Akkan Suver, daha önce İzmir ayağını da yaptıkları bu etkinliği çok önemsediklerini söyledi. Her hafta yazdığı yazılarla İzmirlilerle buluşan Dr. Suver, çalışmalarını anlattı.

- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
- Yıllarca gazetecilik, biraz da siyasetten sonra tercihimi sivil toplumdan yana yaptım. Düşünen, strateji üreten, etkinliklerde yer alan bir kulvara yöneldim. Kurucuları arasında bulunduğum Marmara Grubu Vakfı’nın yaklaşık 20 yıldır başkanıyım. 10 yıldan beri de Karadağ’ın İstanbul Fahri Başkonsolosuyum. Türkiye’nin sürekli basın kartına sahip tek başkonsolosuyum. Ulusal ve uluslararası alanda kabul gören ve Türkiye’nin yurtdışında ‘aydınlık yüzü’ olarak anılan Marmara Grubu Vakfı adına Çin’den ABD’ye 70’e yakın ülkede bir Türk kanaat önderi olarak kültürlerarası diyalog ve barış alanlarında tebliğler sunuyor, görüş açıklıyor, bildiklerimi anlatmaya çalışıyorum. Özellikle barış alanında diyaloğun önemini vurgulamaya çalışıyorum. Yaşadığımız coğrafyanın diyaloğa olan ihtiyacının her zamankinden fazla olduğuna inanıyorum.

 

TÜRKİYE’NİN AYDINLIK YÜZÜ OLDUK

- Marmara Grubu Vakfı’nın çalışma alanları neler? Ne gibi etkinlikler yapıyorsunuz?

Yazının devamı...

Elimizden çıkanı kulağımız duysun

25 Ocak 2018

 

Hatta bu konuda yüksek lisans tezi de hazırladım. Aslında bu etkinin çoğumuz farkındayız ama üzerinde çalışınca, hele bu konuda yapılmış bilimsel kaynaklara bakınca olayın ne kadar ciddi olduğunu daha iyi anladım. Tabii şunu da eklemek gerekli; medya deyince sadece biz gazeteler, televizyonlar radyolar değil, sosyal medyada yapılan her türlü paylaşımdan bahsediyorum. Yani sizlerin de her türlü hesaplarınızdan yaptığınız yayınlar, söylediğiniz sözler, yorumlar... Böyle bakınca, aslında her birimizin daha iyi bir gelecek yaratmak, toplumda huzuru korumak için elini taşın altına koyması ve sorumluluk alması gerekiyor... Özellikle de bugünlerde...

BOMONTİ AİLESİ İZMİRLİ DEĞİL
AYBALA Yentürk’ün Atlas Tarih Dergisi tarafından dağıtılan ‘Bir Osmanlı Kentinin Modernleşme Adımları, 19. YY’da İzmir’ çalışmasını sayfama taşıyınca, İzmir ile ilgili bu yönde yapılan çalışmaların ne kadar önemsendiğini bir kez daha gördüm. Gelen tepkiler ve yorumlar bu yönde daha çok çalışma yapılmasını teşvik ediyor. Aybala Yentürk’ün ne kadar titizlikle ve dikkatle bu araştırmalarını yaptığını çok iyi biliyorum. Doğru bilgiyi ve gerçeği yansıtmak yönünde müthiş dikkatli ama yine de onun çalışmasını aktarırken yapılmış küçük bir yanlışlıktan bahsetmek istiyorum. Bomonti adı İzmir ile anılmaya çok alışılmış olsa da kendisi defalarca Bomonti Ailesi’nin İzmirli olmadığını vurguluyor. Çalışmasıyla ilgili yazıda attığım ‘İzmirli Bomonti Ailesi’ ara başlığı ise bu yönde yanlış bir algı yaratıyor. Kendisinin aslına sadık bir çalışma yapma konusundaki hassasiyetini bildiğimden bu konuda düzeltme yapmayı borç biliyorum.

Yazının devamı...

Çağlar boyu parlayan yıldız

22 Ocak 2018

Bakın, o yıllarda nasıl bir İzmir varmış...

- Atlas Tarih Dergisi ile bu ay dağıtılan “Bir Osmanlı Kentinin Modernleşme Adımları, 19. Yüzyılda İzmir” adlı albüm projesi nasıl oluştu?
- Türkerler Holding ve Mahall Bomonti projeleri arasında, İzmir kent tarihi ile ilgili kalıcı bir albümü Atlas Tarih Dergisi ile okurlara hediye edilmesi vardı. Projede yer almam teklif edildiğinde ilk düşündüğüm, İzmir gibi geçmişi binlerce yıl öncesine kadar uzanan bir kentin tarihinin hangi dönemini ele almanın yerinde olacağıydı. Getirdiğim öneri ve değerlendirmelerin sonunda, İzmir’in yıldızının en fazla parladığı ve kentte önemli fiziksel ve toplumsal dönüşümlerin yaşandığı 19. yüzyıla ait bir kesitin sunulmasına karar verdik. Üstelik belirlediğimiz başlık ve içerik, kentin en önemli endüstriyel miraslarından biri üzerinde,İzmir’in geçmişi ile bugünü arasında bir köprü olmayı hedefleyen Mahall Bomonti İzmir projesinin ruhu ile de örtüşüyordu.
- 19. yüzyılda İzmir nasıl bir kentti?
- Doğu Akdeniz’in en önemli liman kenti ve Osmanlı Devleti’nin önde gelen dış ticaret merkezlerinden biriydi. Limanın elverişliliği ve tarımsal alanın zenginliği, kenti özellikle Avrupalı tüccarlar açısından cazibe merkezi kılıyordu. Tüm bu özellikleriyle İzmir, İmparatorluğun İstanbul’dan sonra en büyük ve en kalabalık kentiydi. İthalat ve ihracatın yoğun olduğu İzmir’de en önemli ihraç ürünleri tütün, palamut, kök boya, incir, üzüm, pamuk ipliği ve halıydı. Kenti uluslararası ticarette bilinir ve önemli kılan da bu ürünlerdi.

DEMİRYOLU VE RIHTIM İLE İZMİR’İN ÖNEMİ ARTTI

Yazının devamı...

Ustalarla çıraklar bu sergide birleşiyor

15 Ocak 2018

 

Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesi’nden hoca ve asistan sanatçılarının eserlerini sanatseverlerle buluşturan Büyük Efes Sanat’ın ‘Sanatuar – İki Kuşak Bir Arada’ projesi bu kez Yeditepe Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi’ni İzmir’de ağırlıyor. Bir nevi usta-çırak ilişkisinin sanata uygulanmış hali olan proje kapsamında Türk Sanatı’nın iki büyük ustası Zahit Büyükişliyen ve Ergin İnan, 28 Ocak’a kadar sürecek bu projenin ülkemiz sanatına önemli katkıları olacağını anlatıyor.

ZAHİT BÜYÜKİŞLİYEN
AMACIMIZ BİZE BENZEYEN DEĞİL ÖZGÜN SANATÇILAR YETİŞTİRMEK
- Eserlerinizde yaşamı ve onu anlamlı kılan sonuçlarını sorguluyorsunuz. Bu sonuca ulaşmadan hayatı daha güzel ve anlamlı kılmak ve sonucu değiştirmek için süreci değiştiremez miyiz?
Sanatçının bu konuda çözüm üretmesi bana olanaklı görünmüyor. Sanatçı kanımca, mesaj iletmek için sanatını nasıl kullanmıyorsa, burada da hayatı anlamlı kılmak ve sonucu değiştirmek gibi misyonu bulunmuyor. Sanatçı bir anlamda sezdirir. Sezgi yoluyla düşünmeyi başlatır. Bundan sonraki sorun izleyiciye aittir. Sanatçının elinde sihirli değnek yok.


Yazının devamı...