"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Ayçe Bükülmeyen

Başka bir dünya için dayanışma

31 Mayıs 2018


ÜNİVERSİTELİ KIZLAR İÇİN
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği yararına sahneye çıkan ‘Kadınsal Hareketler Bunlar’ grubunun 13 üyesi, “Başka Bir Dünya İçin Manifesto” adlı oyunu üniversiteli genç kızlar için oynadı. Dünyada ilk kez Broadway’da sahnelenen ve konusu insan hakları ihlalleri olan oyunu uyarlayan Ariel Dorfman ve yazar Kennedy Amerika’dan bir mektup göndererek böylesi önemli bir oyunu Türkiye’de sahneledikleri için grubu tebrik etmiş. Yönetmenliğini Raci Durak’ın yaptığı oyun İzmir Özel Can Hastanesi ve Karşıyaka Belediyesi katkılarıyla sahnelendi. Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muzaffer Keskiner’e plaket verdi.


KADINLIĞIN 99 HALİ
99 kadın yazarın oluşturduğu kolektif kitap, ‘Bi Arkadaşın Başına Gelmiş’ çalışmaya ara vermiş kadınları iş hayatına dönüş sürecinde destekleyen YenidenBiz platformunun desteğiyle çıktı. Kadınlığın 99 halini anlattıklarını ve böylelikle dayanışma ruhunu güçlendirmeyi amaçlayan kitabın ana fikri ‘Birimizin hikayesi aslında hepimizin hikayesi’.

Yazının devamı...

Herkes sesini duyursun diye: Topluluk medyası

27 Mayıs 2018

Bu nedenle dünyada alternatif medya platformları oluşmaya başladı. EÇEV’in de paydaşı olduğu ‘Ezber Bozan Kızlar’ projesine başladığımdan beri bu konu benim de gündemimde. Bu anlamda Ege Üniversitesi, Avrupa Birliği Erasmus Plus Programı ile finanse edilen ‘Genç Topluluk Medyası Yapıcıları İçin Sosyal Girişimcilik’ projesini yürütüyor. SEYMM Proje Koordinatörü Prof. Dr. Aylin Göztaş, amaçlarının ortak ilgi, amaç, hedefte bir araya gelen ve özellikle de dezavantajlı toplulukların kendi medyalarını nasıl yaratacaklarını öğrenebilecekleri, kendi medyalarını iyileştirebilecekleri ve dönüştürebilecekleri bir e-platform olduğunu anlatıyor.

DEZAVANTAJLI
GRUPLARIN
SESİ DUYULACAK

- Sosyal Girişimcilik ve Sivil Toplum Medyası nasıl bir proje?
- Sosyal adaletsizliklerin tartışıldığı postmodern dünyada sosyal girişimcilik, halkın kendi yaralarını sarmak üzere bir çıkış noktası olarak görülüyor. Topluluk medyası ise sosyal girişimcilik açısından kamuyu tetikleyecek hem de toplulukların sesini iletecek bir araç işlevi görüyor. Bu nedenle Türkiye’de alternatif medya çalışmaları için önemli bir çalışma alanı olan topluluk medyası girişimlerine Ege Üniversitesi’nin öncülüğünde bir projeyle destek vermek istedik. Genç sosyal girişimciler için, topluluk medyası kurmayı sağlayacak bir eğitim modülünü hedefleyen bir proje yazdık ve Avrupa Birliği Erasmus Plus Projesi olarak 2016’da desteklenmeye hak kazandık.

Yazının devamı...

İMECE’nin yeni hali Kitlesel Fonlama

24 Mayıs 2018

 

Ne ola ki bunlar diyorsanız hemen anlatabilirim. Çünkü ben de son projem olan ve Ege Çağdaş Eğitim Vakfı işbirliği ile yaptığım ‘Ezber Bozan Kızlar’ı, bu yöntemler ile fonlamaya karar verdiğimden hem dünya hem de bizdeki örneklerini inceledim. Önce kitabi anlatımla; “Sosyal girişimcilik toplumsal bir sorunu veya ihtiyacı belirleyerek, bu sorunun ortadan kaldırılması veya ihtiyacın giderilmesi için girişimcilik prensiplerini kullanarak kalıcı çözümler üretmek, toplumsal sorunlara yenilikçi çözümlerle yaklaşmak ve bu çözümleri geniş ölçekte uygulamak.”
Yani, ekonomik anlamda girişimci oluyorsunuz ama aynı anda toplumsal bir soruna da çözüm üretmeye çalışıyorsunuz. Gelirinizin bir kısmı toplumsal bir oluşuma hizmet ederken bir kısmı da sizin projenize maya oluyor. Bence sosyal girişimciliğin en büyük farkı, yüksek bilince hitap etmesi. Yani, alışverişinizde temel motivasyon ilkel güdünüzden değil, aklınız ve sağduyunuzdan geliyor.
Mesela ‘Ezber Bozan Kızlar’ ülkemizdeki eğitim konusu ve kız çocuklarının güçlendirilmesine hizmet edecek bir proje.
Peki kitlesel fonlama nedir? İmece’nin yeni hali... Yani projenizi anlatıyorsunuz ve halktan destek bekliyorsunuz. Yani projenizin sermayesi için ne bankaya ne de büyük yatırımcılara gitmiyorsunuz. Dünyada müthiş yaygın, milyonlarca dolara varan fonlamalar yapılıyor. Bizdeyse henüz Fongogo, Arı kovanı gibi sitelerle yeni başlıyor. Bu konuda bilimsel çalışmalar da yapılıyor ki birini de Ege Üniversitesi’nden Prof. Aylin Göztaş ve ekibi gerçekleştiriyor. Kendisiyle ‘Sivil Toplum Medyası’ konusunda yaptığım röportajı da yakında vereceğim.
Kısacası, dünya her anlamda başka bir yere gidiyor, takipte olmakta fayda var...

Yazının devamı...

Ben kafeslerimin ardında mutluyum

20 Mayıs 2018

 

“Dış dünyadansa kafeslerimin ardında mutluyum” diyen ve herkese bir kafes öneren Bubi ile sohbetimiz eserleri gibi farklı bir boyuta pencere açtı...

LİYAKAT DERNEĞİ İLE
ÇOCUKLARA ULAŞTIM

- İzmir’de kaçıncı serginiz?
- Üçüncü sergim. İzmir bana müthiş rahatlama hissi verirdi her zaman. Ancak bu sefer İzmir’in elektriği değişmiş gibi geldi. Yani eskisi gibi rahatlatmıyor sanki. Ama yine de İzmir’in ve İzmirlinin farkını hissetmemek mümkün değil.

Yazının devamı...

Farklılıklar korku mu, sevgi mi?

17 Mayıs 2018


Bu haftanın ‘Engelliler Haftası’ olması nedeniyle küçük bir kamuoyu araştırması yaptım ve birçok kişi kendisinin olumlu hissedeceğini, ama toplumun ne hissedeceğinden emin olamadıklarını, rahatsız olabileceklerini veya ona acıyacaklarını söyledi. Ben artık engelli demeyi kabul etmiyorum. Ben bunun yerine ‘Farklılık’ demeyi seçiyorum.



Çünkü, burada gözümüze çarpan aslında bir engel değil ve bir ‘Farklılık’ ve biz aslında ‘Farklılık’lardan rahatsız oluyoruz.
İşte bunun nedenini de Uzman Psikolog Gülgün Sharafat’a sordum.
Uzun yıllar Erol Sabancı Spastik Çocuklar Merkezi’nde çalışan Gülgün’e göre, ‘Aileler engelli çocuklarını eskisi kadar gizlemiyor, ama yine de nasıl karşılanacağını sorguluyor. Şefkat engelli olmamız, hoşgörü, içgörü, ‘koşulsuz sevgi engelli’ olmamız sunucu insan haklarını gözardı etmemize neden oluyor. İngiltere de bu görüntüden çocuklarının rahatsız olacağı yönündeki sorgulamalar için ise, ‘Çocukların 2-2,5 yaşında somut korkular geliştirdiğini, ilk defa denizi ya da sakallı birini, hatta palyaço görünce bile korkabileceğini’ hatırlatıyor. Ve diyor ki, ‘Varoluşu farklılık olarak algıladığımızda kişisel güvenlik alanımızı, kontrol duygumuzu tetiklediği için rahatsız oluruz, hatta korku ve öfke duyarız. Ama farklılıkları çeşitlilik olarak algıladığımızda sevgi, hoşgörü ve emniyet duygusu doğar.’

Yazının devamı...

Sağlık sektöründe ilk üniversite-sanayi işbirliği

13 Mayıs 2018

Laboratuvarlarda yıllarca süren çalışmalar halkla buluşturulmadığı taktirde maalesef insanlığa hiç bir faydası dokunmadan yok olup gidiyor. İşte bu anlamda devrim yaratacak bir anlaşma yapıldı İzmir’de. Dokuz Eylül Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü girişimci akademisyeni Prof. Dr. Erdem Silistreli tarafından geliştirilen ‘Taşınabilir Kan Pompası’nın ticarileştirilmesi için Alvimedica ve üniversite arasında patent lisanslama ön protokolü imzalandı. Dokuz Eylül Teknoloji Geliştirme Bölgesi - DEPARK bünyesinde gelişimini tamamlayan cihaz ile ilgili imza töreninde Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Erdal Çelik ve Prof. Dr. Erdem Silistreli ile Türkiye’de sağlık sektörü ve üniversite arasında bir ilk olan bu adımı konuştuk.

ÜNİVERSİTE ÇALIŞMALARI RAFTA KALMAMALI
Rektör Vekili Erdal Çelik
- Üniversitenizde gelişen bu çalışmayı nasıl sanayileştirdiniz?
Biz üniversite olarak sanayideki firmalarla sürekli iletişim halindeyiz. Öncelikle bölgesel kalkınma kurulu oluşturduk. Neredeyse çayını içmediğimiz kurum kalmadı. Hatta her kurum için bir koordinatör atamayı düşündük. Bu da bu kapsamda bir çalışma. Bizden önce başlamış, biz gereken desteği verdik.
- Üniversite sanayi işbirliği neden önemli?

Yazının devamı...

Kendilene meydan oku

10 Mayıs 2018

Daha önce Manş Denizi’ni yüzerek geçen ekipten olan Seda Kansuk ve yüzücü arkadaşları, 26 Mayıs günü Çeşme’den Seferihisar’a yüzecek. 75 kilometrelik etabı 24 saat içerisinde yüzecek ekipte Seda Kansuk’un yanısıra, Sadi Gödek, Senem Ülker, Uğur Doğan, Ayşin Oya Bekbay ve Memduh Kansuk var. Tabii güvenliklerinden sorumlu bir ekip de yüzücülere eşlik edecek. Açıkçası gündüz neyse de gece nasıl olacak diye düşünmeden edemedim. 

Seda Kansuk, “Her yüzücü en az 4 defa suya girmiş. Kritik olan şey hava durumu ve gece karanlığında gidilecek yolun bilinmezliği. Karanlıkta yüzmek bizim için de bilinmez çünkü bazılarımızın önceden tecrübesi var ama bazılarımız ilk kez gece yüzecek” diyor.
Yani şaka değil, gerçekten kendilerine meydan okuyorlar. Seferihisar Belediyesi ve Çeşme Belediyesi’nin destekleyicileri arasında olduğu bu projenin katılımcıları adı gibi kendilerine meydan okuyacak...

Yazının devamı...

Eğitim için çalışan özel yürekli kadınlar

6 Mayıs 2018

İşte, yıllardır eğitim konusunda gerçekten çalışan ve toplumda fark yaratarak büyük katkı sağlayan Ege Çağdaş Eğitim Vakfı’nın önemi ve değeri bu noktada öne çıkıyor. Yaptıkları çalışmalarla binlerce öğrenci ve öğretmenin hayatına dokunan, burslar, etkinliklerle daha aydınlık bir toplum için çalışan vakıf, şimdi de gelirini eğitime aktarmak için kermes düzenliyor. Ama öyle sıradan bir kermes değil. Tüm gönüllüler yoğun bir şekilde çalışarak gerçekten yüksek değeri olan eşyaları çok uygun bedellerle sunuyorlar. Geçtiğimiz hafta Ayşe Özgener ile birlikte bu güzel eşyaları tanıtmak için kamera karşısına geçtik. Vakfın kurucularından Çiğdem Yorgancıoğlu ve Banu Tatış ile hem kermes hem de EÇEV’in çalışmalarıyla ilgili sohbet ettik.

- EÇEV Kermesi hem EÇEV hem de İzmirliler için oldukça önemli bir etkinlik. Ne zamandır düzenliyorsunuz?
- Banu Tatış: EÇEV ikinci el kermesi için ilk yola çıkışımızdan bu yana yaklaşık 10 yıl geçti. Niteliğini her yıl biraz daha yükseltmek için ekip olarak ciddi bir çaba sarf ediyoruz. Sanıyorum bizim gösterdiğimiz özeni, kermesi takip edenler de fark ediyor ve takdir ediyorlar. Bu ortak pozitif enerji sonucunda kermes, kıymetli bir markaya dönüştü. İzmir’in bilinen ve merakla beklenen bir etkinliği haline geldi. Kermesi ilk senelerde, yılda bir kez düzenliyorduk. Ancak yoğun talep ve bağışların artması nedeniyle yılda iki kez düzenlemeye başladık. Kermesi her yıl mayıs ve kasım aylarında düzenliyoruz. Hazırlıklarımız aylar öncesinden başlıyor. Bağışlanan eşyalar arasından satışa uygun olanların seçilmesi, kullanıma hazır hale getirilmesi, fiyatlandırılması haftalar sürüyor. Bu hazırlıkları çekirdek bir gönüllü ekiple yürütüyoruz.



 

Yazının devamı...