"Ayçe Bükülmeyen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Bükülmeyen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Bükülmeyen

Ayçe Bükülmeyen

Avukat kadına eşinden 8 kurşun

11 Mart 2018

 

Hemen hemen tüm iç organları parçalanmasına rağmen ameliyata girerken doktoruna ‘çocuklarım için beni kurtarın’ dediği gibi hayata tutunmuş ve yardımla yürüyebilecek duruma gelmiş. Avukatlık yaptığı yıllarda şiddete uğrayan kadınları savunduğunu anlatan Jale Soydan, ‘Bir gün daha kötüsünü yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi’ diyor.

- 8 kurşunla vuruldunuz ve şu an bakımlı, güleryüzlü karşımdasınız. Siz nasıl bir mucizesiniz?
- 14 Nisan 2015’te boşandığım eşim tarafından vuruldum. 13 kurşun sıkmış ama 8’i bana isabet etmiş. Mucize eseri kurtuldum. Allah çocuklarıma bağışladı beni. 45 gün komada kaldım. 15 ay çeşitli hastanelerde tedavi gördüm. Sonrasında hala devam eden fizik tedavi sürecim başladı. Şu an baston ve yürüteç ile hareket edebiliyorum ama uzun mesafeleri tekerlekli sandalye ile alıyorum.
- Ne zaman boşandınız, nasıl bir boşanmaydı?
- Vurulmadan 2 yıl önce eşimle anlaşmalı boşanmıştım. Ama 2 yıldır sürekli barışmak istiyordu. Bana ‘bu aileyi parçalama’ diyordu ama farkında değildi ki aslında bu aileyi parçalayan o olmuştu. O yüzden boşanmıştım. Evde huzur kalmamıştı çünkü. Ama boşandıktan sonra huzursuzluğumuz daha da arttı. Sürekli tehdit etmeye başladı. Çocuklarıma ‘söyleyin anneniz benimle barışsın yoksa onu da öldürürüm, kendimi de öldürürüm’ diyormuş. Beni de mektup ve telefonla tehdit ediyor, ‘Salih’in karısı başkasına yar oldu dedirtmem’ diyordu. Hatta ona psikiyatra gitmesini önermiştim. Sonunda da bunu yaptı. 2 oğlumuzu da düşünmedi.

TEHDİTLER ÜZERİNE CEZA

Yazının devamı...

İçi boş projelerden sıkılmadınız mı?

8 Mart 2018

 

Kaç tanesi genç kızlara kendilerini korunaklı ve özgür bir şekilde yetiştirebilecek içgörü ve ilhamı veriyor? Kaç tanesi kadınlarımızın güçlenmesi yönünde gerçek eylemlere dönüşüyor? Kaç tanesi esas sıkıntımız olan tamamen yanlış toplumsal ve kültürel algıyı değiştiriyor?
Sürekli şu kadar kadın şiddet görüyor, bu kadar kadın güçlendirilmeli, erkek egemen anlayış bitsin vs. vs...
Konuşmalar, konuşmalar, alkışlar... Ardından sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflar, altına yorumlar, yorumlar...
Evet, bunlar da yapılsın, ki hemen hepimiz yapıyoruz bunu ama devamı var mı? Bu konuşmalar gerçek eylemlere dönüyor mu? Şiddet gören bir kadın da sizin etkinliğinizde konuşuyor mu? Eşinin ya da ailesinin baskısından kurtulmak için çalışması, para kazanması gereken bir kadına iş bulabiliyor musunuz? Yeni bir hayat kurması için ne yapıyorsunuz? Hayatını değiştirmek isteyen bir kadına yönelik olumsuz algıları kırabiliyor musunuz?
Neyse, içimi döktüm biraz. Açıkçası, evet, ben de Kadın Haftası nedeniyle konuşmalar yapıyorum. Ama elimden geldiğince bu saydığım durumlara düşmemek için hepimizin bildiği içi boş tespitlerden, sürekli erkekleri suçlayan cinsiyetçi ayrımcılıktan, alkışlanacağımı çok iyi bildiğim klişe sloganlardan uzak durmaya çalışıyorum. Söz hakkım varsa, ya bugüne kadar sesi duyulmamış, bir şekilde geride bırakılmış gizli kadın kahramanların sesi olmaya çalışıyorum ya da bizi bu duruma getirmiş tamamen değişmesi gereken kültürel algıları kırmaya çalışıyorum.
Karar sizin ama ben artık bana anlatılan her şeye inanmıyor, yaldızlı projelerin devamını sorguluyor, takipçisi oluyorum.

Yazının devamı...

Rehber köpeğime dokunmayın

4 Mart 2018

 

 Müthiş güzel ve uysal bir köpek olmasına rağmen, bir rehber köpeği sevmemek, dokunmamak gerekiyor. Belki hatırlayacaksınız, önceki Birleşik Krallık Büyükelçisi’nin eşi Maggie Moore ve Av. Nurdeniz Tunçer tarafından kurulan Rehber Köpekler Derneği’nden bahsetmiştim. ‘Rehber köpek’ görme engelli kişiye yolu gösterme, engelleri haber verme gibi konularda rehberlik eden, bir yardımcı, bir arkadaş, kısacası görme engellinin iki gözü... Doğuştan görmemesine rağmen müthiş bir eğitim hayatı olan Benay, şimdi de bu eğitimi değerlendirebileceği bir iş arayışında...

ATLETİZM YAPTIM PİYANO EĞİTİMİ ALDIM
- Müthiş bir eğitim hayatın var. Eğitimlerinden bahseder misin?
- Aslen Gaziantepliyim. 4.5 sene GAP görme engelliler okuluna gittim, daha sonra Gaziantep’te bir ilki gerçekleştirerek kaynaştırma eğitimine geçiş yaptım, yani görenlerle birlikte eğitim almaya başladım. Elbette kolay bir süreç olmadı, ancak ailemin ve bilinçli eğitimcilerin de desteğiyle eğitim hayatımı başarılı bir şekilde noktalamış oldum. Lise üçüncü sınıfta YES (Youth Exchange &Study) ile bir öğrenci değişim programıyla Amerika’ya gittim. Sonrasında ise Türkiye’ye dönüp Koç Üniversitesi’ni kazandım ve birkaç hafta önce Sosyoloji Bölümü’nden mezun oldum.
- Yurtdışında neler yaptın?

Yazının devamı...

Kadınlar için erkekler sahnede

25 Şubat 2018

 

Hem de İzmir’in önde gelen erkekleri... Hep söylüyorum, kadına şiddete kadın-erkek birarada karşı koyulmazsa işe yaramaz. İşte, İzmir Büyükşehir Belediyesinin katkılarıyla Rotary 2440. Bölge Federasyonu’nun düzenlediği ‘Nefesimdeki Sen’ şiir ve müzik dinletisi etkinliğinde Aziz Kocaoğlu, Ekrem Demirtaş, Tunç Soyer gibi İzmir’in değerli bürokratları, işadamları, sanatçıları, sivil toplum liderleri 8 Mart akşamı sahneye çıkacak.
Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Sahne Tozu Tiyatrosu Genel Sanat yönetmeni M. Çağlar İşgören’in danışmanlığında düzenlenen gecede müzikleri Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Teyfik Rodos seslendirecek.

METİN HEPYÜKSELEN
Rotary Kültür Sanat Komitesi


Yazının devamı...

Hayat sevmediğiniz işi yapmak için çok kısa

18 Şubat 2018

Burada kurduğu eğitim alanında istatistiksel ölçümler yapan ve bunların sonucuna göre bu alandaki gelişimi belirleyen kurumuyla İngiltere’nin en büyük bilişim ödüllerinden birini almış. Vakfı aracılığıyla ücretsiz eğitimler vererek kişisel gelişimi de destekleyen Sadi, İngiltere’de kazandığı tecrübeyi Türkiye’ye de uygulayarak, eğitim sisteminde olumlu bir fark yaratmak istiyor.

ENGELLİ OKULLARIN DOĞRU
DEĞERLENDİRİLMELERİNİ SAĞLADIK

- Nasıl bir ödül bu aldığınız?
- İngiltere’de bilişim konusunda en önemli kurumlardan olan 60 yıllık bir enstitüden aldık ödülümüzü. Yaklaşık 35 yıldır İngiltere’nin bu konuda en iyilerine ödül veriyorlar. Bu yıl bizi layık gördüler ve böylelikle bu ödülü alan ilk Türk kurum biz olduk. İngiliz hükümetinin bir projesi ikinci oldu. İngiliz Sağlık Bakanlığı da ilk 10’a girenler arasında. 7 yıldır üzerinde çalıştığımız bir projenin fark edilmesi, takdir edilmesi çok keyifli.
- Sizin kurumlarınız tam olarak ne iş yapıyor?

Yazının devamı...

Toplumsal eşitlik için çalışıyorlar

11 Şubat 2018

Halil Cibran’ın şiirinde dediği gibi ‘onlar bize değil, biz onlara uyacağız’... Hele ki sözkonusu, Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi’ndeki müthiş bilinçli, sorumlu ve başarılı ‘Platform UP’ üyesi gençler ise... Özellikle ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ dersini okutan tek fakülte olmalarıyla fark yaratan ve bu gençlere mentorluk yapan Dekan Prof. Dr. Yasemin Arbak, Öğretim Görevlisi Meltem Kolday ve Doç. Dr. Özge Özgen’i de unutmamak lazım. Hep birlikte çok güzel işler başaran bu gönüllük takımı ile okullarında sohbet ettik.

 

- Nedir bu Platform UP?

SİBEL                                                                                                         Platform Up, İşletme Fakultesi bünyesinde oluşmuş bir gönüllülük takımı. 1’inci sınıftan 4’üncü sınıfa kadar tüm öğrencilerin ve dileyen hocaların bir arada gönüllü etkinlikleri yürüttüğü aralarında hiyerarşik yapılanma olmayan bir çalışma grubu. Ana etkinlik alanımız, gençlerle birlikte kadın ve kız çocuklarının güçlendirilerek toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda fark yaratacak işler yapmak.

 

- Platform UP ismi nereden geliyor?

FATMA

Yazının devamı...

Sana katılmıyorum ama seninle kahve içerim

4 Şubat 2018

 

Zülfü Livaneli, yaptığım röportajda Egeli insanların, geçmişlerinde yaşadıkları acılardan dersler çıkardığı için hoşgörülü olduklarını söylemişti. Geçmişi affetmek ama geleceği inşa ederken hatırlamak ve buna göre bir yol haritası çizmek en sağlıklısı belki. Bu hafta gittiğim Kuzey İrlanda’nın Belfast şehri de bu şekilde bir yol çizmeye çalışıyor. Belfast, yıllar boyunca mezhep farklılıklarından olan ayrışmayı ve bundan doğan çatışma ve şiddeti sonuna kadar yaşamış bir şehir. Katolikler ve Protestanlar arasında yaşanan kanlı çatışma ve olumsuzlukların izleri şehrin çehresinden silinmiş... Peki ya insanların ruhlarında ya da akıllarında kalan izler? İşte bunun için çalışan bazı kuruluşlar, kurumlar var. Bunlardan biri olan Healing Through Remembering yani ‘Hatırlayarak İyileşmek’ adlı sivil toplum kuruluşuna medyanın anlaşmazlık çözümündeki yerini sorgulayan tezim için araştırma yaparken rastlamıştım. Bir tesadüf eseri Belfast’a gittiğimde buranın otelimin yan sokağında olduğunu fark edince ziyaret ettim ve merkezin Direktörü Kate Turner’dan yaptıklarıyla ilgili bilgi aldım.

- Bu merkezde neler yapıyorsunuz?
- Burada geçmişte yaşanan anlaşmazlıklar üzerine konuşabilmeyi ve bunlar üzerinden diyalog kurabilmeyi deniyoruz. Bunun için neler yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yaşadıklarımızı hikayeleştirme bu yöntemlerden biri. 20-25 kişilik bir hikaye paylaşımı grubumuz var. Bunlar arasında hapisten çıkmışlar, güvenlik güçleri tarafından zarar görmüş olanlar, olaylardan etkilenmiş olanlar var. Konuşuyor, yaşadıklarını hikayeleştiriyor ve bunları paylaşıyorlar. Birbirlerine yardım etmeye çalışıyorlar.
- Çalışanlar psikolog ya da psikiyatrist mi?
- Çalışan kişiler psikolog olmak zorunda değil. Bizler de gönüllü çalışan, toplumun herhangi kesiminden kişileriz. Bizim aramızda da çeşitli şekillerde olanlardan etkilenmiş, zarar görmüş olanlar var. Zaten burada psikoloji tekniklerini de uygulamıyoruz. Tek yaptığımız onları dinlemek ve birlikte çözüm yolu bulmak.

Yazının devamı...

Marmara Grubu Vakfı aydınlık yüzümüz oldu

28 Ocak 2018

Avrasya Ekonomik Zirvesi’nin bu yıl 21’incisini düzenleyecek olan vakfın başkanı Dr. Akkan Suver, daha önce İzmir ayağını da yaptıkları bu etkinliği çok önemsediklerini söyledi. Her hafta yazdığı yazılarla İzmirlilerle buluşan Dr. Suver, çalışmalarını anlattı.

- Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
- Yıllarca gazetecilik, biraz da siyasetten sonra tercihimi sivil toplumdan yana yaptım. Düşünen, strateji üreten, etkinliklerde yer alan bir kulvara yöneldim. Kurucuları arasında bulunduğum Marmara Grubu Vakfı’nın yaklaşık 20 yıldır başkanıyım. 10 yıldan beri de Karadağ’ın İstanbul Fahri Başkonsolosuyum. Türkiye’nin sürekli basın kartına sahip tek başkonsolosuyum. Ulusal ve uluslararası alanda kabul gören ve Türkiye’nin yurtdışında ‘aydınlık yüzü’ olarak anılan Marmara Grubu Vakfı adına Çin’den ABD’ye 70’e yakın ülkede bir Türk kanaat önderi olarak kültürlerarası diyalog ve barış alanlarında tebliğler sunuyor, görüş açıklıyor, bildiklerimi anlatmaya çalışıyorum. Özellikle barış alanında diyaloğun önemini vurgulamaya çalışıyorum. Yaşadığımız coğrafyanın diyaloğa olan ihtiyacının her zamankinden fazla olduğuna inanıyorum.

 

TÜRKİYE’NİN AYDINLIK YÜZÜ OLDUK

- Marmara Grubu Vakfı’nın çalışma alanları neler? Ne gibi etkinlikler yapıyorsunuz?

Yazının devamı...