Türk kökenli İngiliz sefire’nin yaşam öyküsü

İngiltere’nin başkenti Londra, 1908 ve 1948 yıllarından sonra üçüncü kez olimpiyatlara ev sahipliği yapacak.

Üçüncüsü, yani 2012 Yaz Olimpiyatları 27 Temmuz-12 Ağustos 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek. Sporseverleri ise renkli bir açılış bekliyor. 204 ülkeden yüzlerce sporcunun mücadele edeceği olimpiyat oyunlarının açılışını dünya genelinde yaklaşık 1 milyar kişinin izleyeceği hesaplanıyor.
Sanat direktörlüğünü 8 dalda Oscar kazanan “Slumdog Milyoner” filminin yönetmeni Danny Boyle’un yapacağı açılış töreninde ise 10 bin gönüllü görev yapacak. Ayrıca efsanevi müzik grubu Beatles’in üyesi Paul McCartney’nin de aralarında bulunduğu ünlü sanatçılar sahne alacak.
Gelelim bu organizasyona katılan Türk sporcu kafilesi ve canlı yayınlar dışında olimpiyatın ülkemizle, daha doğrusu Ankara’yla ilgisine. İnanın çok ilginç bir bağ var. Bu bağlantıları birazdan aktarınca eminim size de ilginç gelecek. Hatta gerçek yaşamdan kesitleri içeren hikâyeyi okuyunca biyografik bir romanın tanıtımını yapıyorum zannedebilirsiniz. Roman tadındaki bu hikâyenin içinde ünlüler de var, diplomatlar da, başarı öyküleri de.
Sözü daha da uzatmadan konuya gireyim. Demin de belirtim ya, açılış töreninde tam 10 bin gönüllü görev yapacak. Bunlardan bir kısmı stat içinde, bir kısmı da stat dışında rol üstlenecek. Hiç kuşku yok ki en büyük rolü ise müthiş bir gösteri sunacak olan dansçılar alacak. Gösterinin son bölümündeki 800 kişi ise 15 dakika sürecek görkemli bir şovla finali yapacak.

800 DANSÇI ARASINDA YER ALAN 10 TÜRK

Gösteri ise birçok şarkıdan oluşan miks müzik eşliğinde müthiş dans performansına dayanıyor. Koreografide İngiltere’nin tarihi, sosyal ve kültürel geçmişinden yola çıkılıp, bugünlere geliniyor. Profesyonel ve amatör dansçılar ile akrobatlardan oluşan bu 800 kişinin diğer şov gruplarından çok farklı bir hazırlık dönemi var. Aylardır çok yoğun bir prova süreci geçiriyorlar. İlk başlarda çalışmaları haftada bir günken, son bir ayda çalışma tempoları gitgide artmış durumda. Şimdilerde haftada 3 gün 9,5 saat prova yapıyorlar.
Gösterinin can alıcı bu bölümünü üstlenen final ekibindeki bazı Türk dansçılar ise hikâyemizin ana kahramanı. 800 kişilik ekipte yer alan 10 Türk’ün hepsini tanımıyorum ama aralarından üçünü, hele ki üç kişiden birini çok iyi tanıyorum. İlk ikisinin soyadını bilmiyorum, ancak isimleri Cemile ve Yelda. Cemile, İngiltere’nin güneyindeki bir hastanede hemşire olarak çalışıyor. Avustralya doğumlu ve Türk kökenli Yelda ise Londra’da bir klinikte doktor olarak görev alıyor. Gelelim üçüncü isme. Adı Gamze, soyadı ise Newell. Londra’da oturuyor ve iki çocuğu var. İlginç olan da Gamze’nin yaşam öyküsü...

ÜNLÜ YÖNETMENİN DİKKATİNİ ÇEKİNCE!

Sanıyorum 1980’li yılların ortalarıydı. Gamze’yi ilk tanıdığımda 16 yaşlarında şirin mi şirin bir kız çocuğuydu. Ellerini sıkı sıkıya kavramış anneleri Müjgan Hanım eşliğinde kendinden iki yaş küçük kardeşi Gonca’yla beraber dans stüdyosuna gelmiş, teypten etrafa yayılan müzik eşliğinde enfes bir dans gösterisine başlamıştı. Kardeşi de en az onun kadar yetenekliydi ki, abla kardeşin dansı önce bizim, sonra da o yıllardaki tek kanallı TRT’nin ünlü yönetmeni Erşan Başbuğ’un dikkatini çekmişti.
O yılları yaşayan ve hatırlayanlar iyi bilir, Erşan Bey, “Bizden Size” isimli eğlence programıyla tüm ülkeyi ekran başına çekerdi. Cemile Kutlugün’ün sunduğu, Nokta ile Virgül isimli komedyenlerin renklendirdiği, Hoytur folklor ekiplerinin yerel dansları topluma tekrar sevdirdiği bu programın bir de meşhur dans grubu vardı. İstanbul’da ünlenen Tolga Han ve ekibine rakip olan, hatta şovlarıyla fark yaratan Ankaralı bu dans grubunun kurucusu ve baş dansçısı ise Coşkun Evcim idi... Türkiye’ye aralarında Twitter mikseri Erol Köse’nin de olduğu Komedi Dans Üçlüsü’nü tanıtıp, sevdiren Coşkun Evcim, Başkentin iyi ailelerinin çocuklarından kurduğu dans grubuyla ekranda fırtınalar estirir, dansın ülkede sevilip, yaygınlaşmasına öncülük yapardı.

TATLISES MAVİ MAVİ’Yİ İLK ONA TEKLİF ETTİ

Gamze ile Gonca’da her Cumartesi günü ekranda boy gösteren bu grubun üyeleriydi. Grupla beraber ünleri o kadar artmıştı ki günün birinde Yeşilçam bile sinema filmi için kapılarını çaldı. Özellikle Gonca, Hülya Avşar’dan bile güzel gözleri ve fiziğiyle İbrahim Tatlıses’in dikkatini çekti. Ünlü türkücü Mavi Mavi filmi için Avşar kızından önce teklifini Gonca’ya yaptı. İşte bu süreçte devreye anne Müjgan Hanım girdi ve iki kızının da üniversite eğitimine devam edeceğini söyleyip, teklifleri geri çevirdi. Zaten o süreçte Coşkun Evcim de siroz hastalığına yakalanıp, önce sahneye, kısa bir süre sonra da yaşama veda etmişti. Dolayısıyla kızlarına diğer dans gruplarından gelen teklifleri de reddetmekte gecikmedi. Bu şekilde de kızların dans kariyeri son buldu.
Aslında iki kızı henüz çok küçükken kocasından boşanan Müjgan Hanım, çağdaş dünya görüşü olan bir ilkokul öğretmeniydi. Çocuklarına hem annelik, hem de babalık yaparken her türlü zorluğa kol kanat germiş bir kadındı. İşte o süreçte karşısına iş adamı Tevfik Bey çıkmış, çocuklarının da onayıyla ikinci evliliğini yapmıştı. Eşi Tevfik Bey hem onu, hem de çocukları öylesine sarıp sarmalamıştı ki, kızlar onu öz babaları bellemişti. Tevfik Bey de Müjgan Hanım gibi kızların üniversiteyi bitirmesini, kariyer yapmasını istiyordu.

İKİ ABLASI DA SEFİRE OLAN POPÇU

Bu arada Gamze ve Gonca’nın öz babaları da ikinci evliliğini yapmış, üstelik ikinci eşten iki erkek evladı olmuştu. Yani kızlara baba bir, anne ayrı iki erkek kardeş daha gelmişti. O erkek evlatlar ise bugün Türkçe pop’un ünlü isimlerinden Gökhan Özen ile ODTܒde aerodinamik üzerine çalışmalar yapan öğretim görevlisi Özgehan’dan başkası değil...
Neyse, aradan yıllar geçti ve üniversiteyi bitiren Gamze, dünyayı gezme isteğinden olacak, kariyerini bambaşka bir alanda sürdürmeyi yeğledi. Kuveyt Havayolları’na hostes olarak girdi, ama Irak’ın Kuveyt’i işgalinden, daha doğrusu birinci körfez savaşından sonra Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldı. Döner dönmez de Bilkent Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak işe girip, akademik kariyer yapmaya başladı.
O sıralar İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği’nde görevli Clive Newell ile bir arkadaş düğününde tanıştı. Clive ile olan arkadaşlığı bir süre sonra aşka dönüştü. Türkçeyi çok iyi konuşan, cana yakın Clive ise Cambridge Üniversitesi’nde Uluslararası İlişkiler okuyan ve Türkçeyi seçmeli ders olarak seçen bir kişi. Tabii ilk görüşte aşk, söz yüzüğü, nişan derken aradan çok geçmeden evlenmeye karar verdiler. İngiliz sefaretinde düzenlenen törenle de dünyaevine girdiler.

BİRİ İNGİLİZ DİĞERİ TÜRK DİPLOMAT BACANAKLAR

İlk çocukları Sinan’ın doğumu, Clive’ın İngiltere’nin Rusya Büyükelçiliği’ne müsteşar olarak atanması ve Moskova’ya taşınma derken, Gamze yuvadan uçup gitti. Sonra öğrendim ki Clive, Rusya’dan Kanada’ya atanmış, ardından da İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda merkezde önemli bir göreve atanmış. Newell Ailesi şu sıralar Londra’da iki çocuklarıyla beraber mutlu mu mutlu bir yaşam sürüyorlar.
Bu esnada küçük kız kardeş Gonca ise ODTܒyü çok iyi dereceyle bitirip, yine aynı üniversite’de öğretim üyeliği yapmaya başlamıştı. Öğretim üyeliği yaptığı sırada tanıştığı Türk dışişleri mensubu Ahmet Altay Cengizer ile tanışıp, nikâh masasına oturması ise dün gibi aklımda. Daha sonra Ahmet Altay, Türkiye için çok önemli bir göreve atandı. Başarılı bir büyükelçi olarak, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi oldu ve karı koca Newyork’a taşındı. Bu esnada Gonca da, orada kendi bölümüyle ilgili yüksek lisans yaptı. Ardından bir kaç ülke de Türk Büyükelçiliği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dış ilişkiler baş danışmanlığı derken, şimdi ailece İrlanda’nın başkenti Dublin’de yaşamlarını sürdürüyorlar. Zira Ahmet Altay, şu sıralar ülkemizin İrlanda büyükelçisi.

ŞOVLARINA BBC BİLE KAYITSIZ KALMADI

Biz tekrar Gamze’ye dönelim. Clive ile evliliğinden Sinan ve Lara isminde iki evladı oldu. Türk örf ve adetlerine göre yetiştirdiği iki çocuğu geçen hafta sonu Cambridge’de, Olimpiyat meşalesini karşılamak ve şehre gelişini kutlamak üzere yapılan şenliklerde aktif olarak yer aldılar. Oluşturulan Samba Grubu’nda davul ve değişik perküsyon aletleri çalanlardan biri de Sinan ve Lara’ydı. Sinan tumbasıyla, Lara ise Brezilya’ya özgü bir çalgıyla gruba eşlik etti. Samba gösterisi o kadar şaşalıydı ki BBC televizyonu ekibi canlı yayınla tüm dünyaya gösterdi.
Bu arada Gamze ve Gonca’nın Cambridge Üniversitesi Kimya Mühendisliği bölümünde doçent doktor olarak çalışan kuzeni Ahu’da bu samba grubunda şef olarak görev alıyor. Cambridge Üniversitesi, Astronomi Bölümü profesörlerinden Ian Parry ile geçen yıl evlenen Ahu, boş zamanlarında Portekizcede Gökkuşağı anlamına gelen ARCOIRIS Samba grubuyla beraber çeşitli ülkelerde ve İngiltere’nin farklı şehirlerinde gösterilere çıkıyor. BBC onunla da canlı yayında röportaj yaptı. Tabii açılış seremonisindeki 800 kişilik şov grubunda yer alacak Gamze’yle de...
Şimdilerde bir İngiliz sefirinin eşi olarak Türkiye’yi hiç unutmayan Gamze’nin kısa öyküsü böyle. Çocukluk ve gençlik tutkusu dansa tekrar geri dönmesi, üstelik tüm dünyada izlenecek bir gösteriyle dönmesi bana çok ilginç geldi. Bulabilirseniz onun, çocuklarının ve yeğeninin BBC’de yayınlanan röportajını izlemenizi de tavsiye ederim. Hepsi, konuşmalarında, olimpiyatlarda Türkiye’yi temsil etmenin gururunu tüm dünyaya haykırıyordu.

Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

YAZARLAR

© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding
Kapat
Hürriyet Facebook Deneyimine Hoşgeldiniz
  • Keşfedin! Arkadaşlarınızın okuduğu ilginizi çekecek haberleri keşfedin, Facebook hesabınızda arkadaşlarınızın neleri okuduğunu görün.
  • Kolayca Paylaşın! Okuduğunuz haberler Facebook hesabınızda kolayca paylaşılsın, sizin gündeminizden arkadaşlarınız da haberdar olsun.
  • Kontrol Sizde! Paylaşımlarınızı istediğiniz zaman durdurun, istediğiniz zaman tekrar başlatın. Kontrolü her zaman elinizde tutun.