Üretimde yapısal değişim (1)

DIŞ ticaret açığının giderek artmasının ekonomik istikrara yönelik önemli bir risk yarattığı küçümsenemez. Bugün daha fazla açık vermek için finansman buluyor olmamız bu riski azaltmaz.

Dış ticaret açığının en önemli kaynağı ithalattaki artıştır. İthalat artışının arkasında da ara malları ithalatındaki artış vardır. Yani, daha fazla üretim yapmak için daha fazla ithalat yapıyoruz. Bu anlamda, ‘ithalat kötüdür’ demek çok doğru olmamaktadır.

FARKLI DİNAMİKLER

Ekonomide bir malın alımındaki değişmelerin arkasında iki önemli etken vardır: gelir ve ikame etkileri. Gelir etkisi toplumun ya da kişinin reel geliri arttığı için bir malın alımının artmasına işaret eder. İkame etkisi ise, toplumun ya da kişinin reel geliri değişmediği halde, bir malın göreli fiyatının benzerlerine göre düşmesi (artması) nedeniyle tüketiminin artması (azalması) sonucunu doğurur.

Türkiye’de ara malları ithalatının artmasının arkasında, doğal olarak, hem gelir hem de ikame etkileri söz konusudur. Yani, ara malları ithalatı hem iç üretim arttığı için artmaktadır hem de ithal ara malların göreli fiyatlarının düşmesi nedeniyle artmaktadır. Bu iki etkiyi birbirinden ayırıp ithalat artışının ne kadarının üretim artışı nedeniyle ne kadarının ithal girdilerin göreli fiyatlarının düşmesi nedeniyle olduğunu söyleyebilmek o denli kolay değildir.

Gelir ve ikame etkilerini rakamsal olarak ifade etmek zor da olsa, grafik, ara malları ithalatındaki artışın arkasındaki dinamikleri bir ölçüde göstermektedir. Örneğin, üç aylık imalat sanayi üretim endeksinin ortalama 100-110 olduğu 2000 yılında üç aylık ara malları ithalatı 10 milyar dolar civarındaydı. Son dönemlerde sanayi üretimi endeksi 125-130 civarındayken, ara malları ithalatı üç aylık dönemde 20 milyar dolar olmaya başladı.

Grafiğin sol ekseninde imalat sanayi endeksi, sağ ekseninde ise üç aylık ara malları ithalatının dolar değeri verilmektedir. Bu iki değişkenin birbirinden uzaklığı 2002 yılından bu yana giderek kapanmaktadır. Daha uzun bir dönemi alsaydık, bu değişme daha iyi görülebilirdi. Yani, 2002 yılından bu yana, gelir etkisinin yanında, ikame etkisinin de ara malları ithalatındaki artışta önemli bir rol oynadığını görüyoruz.

KALICILIK

Bu dönemde ikame etkisi, göreli fiyatların değişmesi sonucunda, teknolojinin de değişmesinden
kaynaklanmış olabilir. Bir başka ifadeyle, yeni uyarlanan üretim teknolojileri üretimde göreli olarak daha fazla ithal ara malları isteyen bir yapıya da kaymış olabilir. Böyle olmuşsa, üretimdeki ithal girdi talebi daha kalıcı bir yapıya kavuşmuş demektir. Sanayi kesiminde yapılan çeşitli anketler bu gerçeği yansıtmaktadır.

Bütün bu anlatılanların ekonomi politikası açısından özeti şudur: Artan ithalatla mücadele etmenin tek yolu üretim artışının yavaşlaması olmayabilir. İthalat artışının arkasında fiyatlar ve teknolojiden gelen daha kalıcı etkiler de söz konusudur. O halde, Türkiye ekonomisi, ekonomik istikrarın bozulmaması için, bu boyutlardaki bir dış açığı finanse edecek bir yapıya kavuşmak zorunda kalabilecektir.

Yarın üretimdeki yapısal değişmelerin bir başka boyutundan söz edeceğim.
Yazarın Tüm Yazıları