Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Üç yayın, üç umut

Zeynep ATİKKAN

Üç dergiyi özenle ayırıp üst üste koymuşum.

Belli ki anlamsız ama hızlı dönen gündelik çarkın içinde (siyasi sahneden söz ediyorum) ‘Bu ülkede çağdaşlık adına birşeyler yapılıyor mu’ sorusunu kendime yöneltiğimde ‘evet’ diyebilmek için onları ayırmışım.

Bu pazar sabahı, bir gelecek resminin izlerini taşıyan bu örnekleri sizinle paylaşmak istedim.

TÜBİTAK'ın yayını Bilim ve Teknik Dergisi'nin Popüler Bilim Kitapları 1994 yılından bu yana çıkıyor.

Kitapların arasında Matematik Sanatı'ndan Sıfırın Gücüne, Şaşırtan Varsayım'dan Bilimsel Gaflar'a kadar pekçok ilginç başlık var. Yayınlar, Popüler Bilim Kitapları adı altında çıkıyor halka, çocuğa, gençliğe yönelik oldukları için.

Ne kadar büyük özveriyle hazırlandıklarını biliyorum. Türkiye'de doğru birşeylerin yapılmasını isteyen insanların güç birliğinin ürünü bu çalışmalar.

Herşeyin sıfırlandığı bir anda ‘sıfır’ın gücünü' hissetmek gerekir. Toplumsal hayat için de geçerli bu. Bu yayınların böyle bir kamçılayıcılığı var işte.

Bilimin kurumsallaşamadığı bu ülkede.

Bilim ve teknolojiyi sadece satın almak sandığımız çarpıklık içinde. Örneği çok açık, taş devrinden bu yana insanoğlu tekne kullanmış...İlk tekneleri ağaçtan oyduğu kanolarla yapmış, bugünkü düzeyi yakalayacak evrelerden geçerek.

Daha bir doğa tarihi müzesi kuramamış bir ülke Türkiye. Ama insanı İngiltere'nin tekne fuarına gidip trilyonlar akıtıyor.

Önceki gün görüştüğüm Bilim ve Teknik Dergisi'nin genel yayın yönetmeni Zafer Karaca'dan aldığım bilgilere göre Popüler Bilim Kitaplar beş yılda iki milyon satmış.

Bana göre, bu sayı Türkiye'de saygı duyulacak kitleyi işaret ediyor. Bu sayıya bir o kadar da yayınların ulaşamadığı insanlar eklenirse, ortalığa bakıp da ‘Bu ülke neden batmıyor’ sorusunun yanıtını bulmak zor değil!

* * *

Soğuk Savaş'ın bitişi, Türk toplumunu tarih gerçeği ile buluşturdu.

Tarihini çok sevip de hiç bilmemenin gerçeği bu.

Balkanlar'daki gelişmeler, Kafkaslar'daki karmaşık denklemler. Bu coğrafyanın tarihini bilmek her zamankinden önemli artık.

Biz tarihimizi biliyor muyuz?

Oturduğumuz sokağın geçmişini merak ediyor muyuz?

Çalıştığmız kurumun mazisini araştırıyor muyuz?

Beş yıldan beri çıkan Toplumsal Tarih ve de onun kardeşi Yerel Tarih Dergileri'ni, Türkiye'de var olması gereken bu tarih bilinciyle dikkatle izliyorum.

Tarih Vakfı'nın çalışmaları bunlar.

Bir günde yerelliği keşfedip yerellik demagojisi yapan siyasi kadroların acaba kaçının eline geçmiş bu yayınlar?

* * *

Anadillerini neredeyse iki yüz kelimeyle yazıp konuşanlar ülkesinde bir özel kolejin öğrencilerinin düzenlediği Karizma Dergisi'ni karıştırırken de Türkçe ziyafeti çektim önceki gün kendime. Gençlerin hayal gücünün o muhteşem doğurganlığıyla.

Reytingtiz, çamursuz ve hastalıklı olamayan dünyaların kareleri bunlar.

Hep karamsar yazılar yazıyorsun diye eleştiriler alıyorum; işte benim iyimserliklerim.



X