Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Terör ve Ankara mantığı!

Cüneyt ÜLSEVER

İki dünya savaşı görmüş bir dünyada medeni(!) ülkeler, kendi aralarındaki çıkar çatışmalarını, artık savaşla çözmüyorlar. Zira bu ülkelerin şimdi ellerinde savaştan daha az töhmet taşıyan başka bir alet var; terör!

Anglosakson dünya ile Kıta-Avrupası arasında bu minvalde sürdürülen Ortadoğu egemenliği mücadelesinde uzun yıllardır Türkiye payını Kürt sorunu ve onun üzerinde oynanan PKK terörü ile alıyor.

Öte yanda, devlet anlayışını paranoya üzerine kuran Türkiye Cumhuriyeti, sürekli potansiyel suçlu arama telaşı içinde. Tüm enerjisini de, kendi mantığına göre, meşruiyetine kafa tutma ihtimali olan unsurları bertaraf etme gayretinde harcıyor.

Genellikle bu beyhude gayretinde hüsrana uğrayan Türkiye, bir türlü kendi sorunlarını çözen değil, kendi sorunlarını yoğaltan bir ülke olduğunu anlamıyor.

* * *

Son dönemde Yeni Ortadoğu Düzeni için agresif ve aktif politika sürecine giren ABD, hamlesini Kürt parlamentosu ile yapmak isteyen Kıta-Avrupası'na karşı, taşını PKK'yı pasifize ederek oynadı. Amaç, PKK'nın Avrupa'da Kürt parlamentosu vasıtası ile Kıta-Avrupası'nın denetimi altında kazanacağı siyasi meşrutiyete engel olmak.

ABD bize karşı da, elindeki Kürt kartını devrede tutabilmek amacıyla, Apo'nun Türkiye'ye sağ teslim edilmesini sağladı. Yoksa, Temel'in kaynanası gibi, Apo ‘‘az direnir’’ ve mecburen(!) ‘‘hal’’ edilirdi. Bu tip çözümleri en iyi Batı medeniyetinin uyguladığı hepimizin malumudur.

Şimdi Türkiye, Kürt sorunu için ev ödevi yapmak ile Kıta-Avrupası'nın terör vasıtasıyla yıldırma politikaları arasına sıkışmış bir durumda.

Ansızın kır terörü kılık değiştirip, kent terörü haline gelmiş, adı da yok TİKKO, yok Kürt İntikam Tugayı olarak değişmiştir. Değişenler olsa olsa terör taşeronlarıdır!

* * *

Türkiye ateşle oyunun başoyuncusu haline geldiği bir dönemde bir taraftan Şerafettin Elçi'nin liberal Kürt partisini kapıyor, bir yandan HADEP'i, başaramasa da, seçimlere sokmama gayretine giriyor.

Öte yanda bakıyorsunuz, küskünler hereketi palazlanıyor ve ömrü boyunca Hıristiyan dünyada bir tek Almanya aleyhine kelam etmemiş Necmettin Erbakan'ın siyaseten affı ülkenin en önemli meselesi haline geliyor.

Kurdun puslu havayı sevdiğinden hálá habersiz olma becerisini, yaşı başı kemale ermesine rağmen gösteren(!) Mümtaz Soysal, Yalım Erez vb. gibi zevat da kendi hesapları gereği bu oyuna dahil oluyorlar.

Devlet-i áli ise tedbirlerini nasıl alıyor?

Erbakan'ın idamını isteyerek!

İdam isteyen, 312. madde ile ilgili ahkám kesen bürokrasi yasama erkine pervasızca müdahale ettiği gibi hálá bu tip ‘‘cezri tedbirlerin’’ meseleyi azdırdığını fark etmiyor, aksine işe yaradığını zannediyor.

Bazıları ‘‘Türk'e Türk'ten başka dost yok’’ derler. Ben de bazen düşünüyorum: ‘‘Türk'e Türk'ten başka hasım gerekli mi?’’



X