GeriSerhat SARISÖZEN Westminister’dan Piccadilly’e Londra
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Westminister’dan Piccadilly’e Londra

Westminister’dan  Piccadilly’e Londra

Londra birkaç günlük bir seyahatte gezilemeyecek, bir-iki sayfalık bir yazıda asla bitirilemeyecek bir şehir. Bu sebeple yazıda yer alan her bir başlık ayrı bir kitap hatta sanat tarihçileri açısından ayrı bir tez konusu aslında. Ben bu yazıda sadece Westminster ve civarını yani Piccadilly, Soho ve Covent Garden’ı anlatacağım. Hadi başlayalım...

İngiltere deyince Londra, Londra deyince de akla Westminster geliyor kuşkusuz. Koca imparatorluk yıllarca buradan yönetilmiş. Sonraki kuşaklara büyük ölçüde aktarılan ve korunan tarih, bütün çıplaklığıyla Westminster’da dikiliyor karşıma. Bu kısımda en dikkat çeken yapı Westminster Abbey (Westminster Manastırı). Westminster Abbey, Londra’nın en önemli ve en eski manastırı olup, aynı zamanda Ortaçağ Londra mimarisinin en önemli eseri. Westminster Abbey’de taç giyme törenleri ve kraliyet düğünleri yapılıyor. 

Westminister’dan  Piccadilly’e Londra

2011 yılında Prens William ile Catherine Middleton’ın düğünü de burada yapılmış. İngiliz kraliyet ailesi üyelerinin mezarlarının da bulunduğu Westminsetr Abbey aynı zamanda bir anıt müzesi. Westminster Abbey’de Nightingale Anıtı, Vaftizci Yahya Şapeli, Taç Giyme Salonu görülmeye değer bölümlerin başında geliyor. Westminster Abbey’in yanında yer alan Westminster Sarayı (Houses of Parliament), 1512 yılından bu tarafa hem Lordlar Kamarası hem de Avam Kamarası’na ev sahipliği yapıyor. Gotik tarzdaki bu yapının en dikkat çekici kısmı Big Ben Saat Kulesi.

Westminister’dan  Piccadilly’e Londra

Bu saat kulesi, her defasında bayılarak izlediğim Geleceğe Dönüş filmlerinden de hatırlayacağım bir yapı. Filmde Profesör Emmett Brown’un enerji elde etmek için kablo döşediği 106 metre uzunluğundaki dört cephesi de saati gösteren meşhur kule, Big Ben olarak adlandırılsa da aslında saatin içindeki çanın adıdır Big Ben. Saatin resmi adı ise “Elizabeth Tower”. Big Ben, adını dönemin bürokratlarından Sir Benjamin Hall’den almış.

Westminster’da öyle bir yer var ki tarihle, müzeyle, sanatla hiç ilginiz olmasa bile yolunuz mutlaka kesişiyor. Sherlock dizisinde şöyle bir görünce bile içimizi titreten, West End’in en gösterişli ve en kalabalık caddesi olan Piccadilly’den bahsediyorum. Piccadilly Circus, neon panolarla adeta ‘ben buradayım’ diyor. 1892’den bu tarafa Piccadilly’nin tam ortasında bulunan ve etrafında daima büyük kalabalıkları barındıran ikonik heykele Yunan Aşk Tanrısı Eros’un adı verilmiş. Heykel, hem turistler hem de yerel halk için vazgeçilmez bir sembol olmuş, buradan geçerken kısa süreliğine bile olsa heykelin dibindeki demirlere oturup etrafı seyretmek adetten. Yine burada yer alan ve 1909 yılında inşa edilen Picadilly Arcade, tarihi duruşuyla alışveriş için farklı bir deneyim sağlıyor.

Westminister’dan  Piccadilly’e Londra

Piccadilly’nin bitişiğinde bulunan Soho kentin eğlence hayatını elinde tutuyor. Turistlerden yerel halka, Londra’da bulunan herkese hitap eden Soho, düzenlendiği 1681 yılından bu güne kafeleri, restoranları ve barlarıyla gece dışarı çıkanların en önemli uğrak yeri. Soho, hem sofistike bir eğlence merkezi, hem de cebinde hiç parası olmayanların bile caddeye taşan kalabalıkların arasına karışarak, eğlencesine kısmen dahil olabilecekleri bir yer.

Soho’nun hemen yanında bulunan Chinatown (Çin Mahallesi), Çin kemerleri, Uzakdoğu malları satan dükkânları ve restoranlarıyla dikkat çekiyor. Özellikle Çin Yeni Yılı’nın kutlamaları sırasında bu mahalle, geniş bir kalabalığın coşkulu kutlama yaptığı festival alanına dönüşüyor. Bu renkli kutlamalar sırasında Londra’daysanız oldukça şanslısınız demektir. Londra ziyaretiniz yeni yıla rastlamasa bile, Çin Mahallesindeki enfes restoranlarda mahallenin tadını yine de çıkarabilirsiniz.

Westminister’dan  Piccadilly’e Londra

Tam ortasında bulunan Piazza’sıyla Piccadilly’nin hemen devamında yer alan Covent Garden, turistler için kafelerine akın edilen, pazarlarında gezilen, alışveriş merkezlerinde alışveriş yapılan, sokaklarında keyifle yürünen bir merkez. Meydana bakan St.Paul Kilisesi, üstü cam-demir karışımıyla kaplı Central Market, geçmişten günümüze Londra’daki ulaşıma ışık tutan Londra Ulaşım Müzesi (London’s Transport Museum), 1732’den bu tarafa muhteşem gösterileriyle Kraliyet Opera Binası (Royal Opera House) bu bölgede.

Londra’ya kadar gelip de Kraliçe’ye saygılarımızı sunmadan dönmek olmaz. St.James Park’ın yanında bulunan Buchkingham Palace, başta Kraliçe olmak üzere Kraliyet ailesinin yaşam ve çalışma alanı. Görmesek de sesini duymasak da orada bir Kraliçe olduğunu biliyoruz. 775 odadan oluşan Buckhingham Sarayı’nın sadece 19 odası yaz aylarında turistlerin ziyaretine açılıyor. Devlet törenlerinin de çoğunlukla yapıldığı bu sarayda muhafızların resmi bando eşliğinde yaptıkları renkli nöbet değişimi (Changing the Guard) özellikle turistler tarafından ilgiyle izleniyor. 

Nerede Kalınır?

Londra pahalı bir şehir olduğundan, bu pahalılık otel fiyatlarında kendini gösteriyor. Ben burada Zone 1’deki otellerden öneride bulunacak olsam da aslında Londra, gelişmiş metro ağı sayesinde şehir merkezinin dışında bile kalsanız size konforlu bir seyahat imkanı sunuyor. Oxford Street, Piccadilly, Covent Garden, Soho bölgeleri konaklama için ideal. The Soho Hotel, W Hotel Leicester Square, Covent Garden Hotel, Savoy, Londra için önerebileceğim en elit ve merkezi oteller.

Fotoğraflar: Serhat SARISÖZEN


Yorumları Göster
Yorumları Gizle