GeriSeyahat Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada

Türkiye’nin en batı ucundaki Gökçeada, ‘güneşin en son battığı yer’ unvanını ihtişamlı günbatımıyla taçlandırıyor. Bakir koyları, sörf ve kite tutkunlarının vazgeçilmezi sert rüzgârı, şelalesi, tarihin izlerini sürebileceğiniz köyleri, tuz gölü, sualtı milli parkı ve kamp alanlarıyla farklı zevklere uygun tatil seçenekleriyle orada bir ada var yakında…

Gezmekten en keyif aldığım yerlerden biri Gökçeada dersem abartmış olmam. Eşim Murat İrtem’le birlikte her sene adanın farklı noktalarını karavanımızla keşfe çıkıyoruz. Bir kere gelip ruhunu tam olarak yaşamak pek mümkün değil, her ziyarette yeni bir hediye sunan hazine sandığı gibi burası...

Çanakkale, Eceabat’taki Kabatepe İskelesi’nden arabalı vapura binip 1 saat 15 dakikalık bir yolculuk sonrası, çorak topraklardaki bereket tanrısından adını alan İmroz’a, şimdiki adıyla Gökçeada’ya varıyoruz. Limandan merkeze geçip ihtiyaçlarınızı buradan karşılayın, zira adanın birçok koyunda alışveriş yapabileceğiniz yer yok. Keşfe başlamadan önce çarşıda dolaşıp Meydani Pastanesi’nde meşhur Efibadem kurabiyelerinden tadabilir, kafelerinde yorgunluk atabilirsiniz. Merkezde nefeslenip bir şeyler yiyebileceğiniz sıcak bir mekân Biyer Kafe Dükkân’ı da öneririm. Patlıcanlı böreği ve gelincik ya da reyhan şerbeti denenmeli. Ayrıca el yapımı hediyelik ürünleri de var. 

Hazır merkezdeyken Altın Karınca Ödüllü Gökçeada Belediyesi Kent Müzesi’ni ziyaret edebilirsiniz. Eski hamam restore edilip 2017’de müze haline getirilmiş. Gökçeadalıların bağışladığı, ada yaşantısına ait eşya ve fotoğraflar sergileniyor.

KÖY KAHVELERİ BİR BAŞKA

Etrafta serbestçe dolaşan keçileriyle ünlü adanın meşhur oğlak tandırı da merkezde dolaşırken tadılacak lezzetler arasında. Eğer kendi aracınızla gitmediyseniz merkezden kalkan araçlarla çevre köylere ve koylara ulaşabilirsiniz. Merkezde konaklamayı düşünüyorsanız Kale Motel ve Petrino Hotel uygun.

Adanın merkez dışında 10 köyü var. Burada köy kahvelerinin önemi başka... Saat akşamüzeri 5’i gösterince Rumlar köy kahvesine gider. Her köyün kahvesi ayrı olsa da gelenek aynıdır; çaylar, kahveler içilir, sohbet derinleşir. Kimse birbirine sırtını dönüp oturmaz, herkes birbirini görür, çok kalabalıksa U şeklinde oturulur. Bir ritüel gibidir, kimse gündelik kıyafetiyle gelmez. Bu seremoniyi kaçırmak istemiyorsanız saat 5 gibi bir köy kahvesinde çay ısmarlayın kendinize.

KALEKÖY’DE GÜNBATIMI

Adayı keşfe, merkeze en yakın köylerden biri olan Zeytinliköy ile başlayalım. Eski adı Ayatodori. Tepedeki köye ulaşmak için aracınızı aşağıda bırakıp arnavutkaldırımlı dik bir yokuştan tırmanıyorsunuz. Daracık sokakları, eski Rum evleriyle dokusu bozulmamış. Bu köyün dibek kahvesi ve sakızlı muhallebisi meşhur. En bilinen Madamın Dibek Kahvesi, Sıcak Orta Kahve Kosta’nın Yeri ve Barba Hristo, ancak diğerlerinde de yiyip içtiğimizden memnun kaldık. Adanın en eski kilisesi Agios Georgios burada. Köyün içlerine doğru yürüyün, birçok nostaljik yapı görürsünüz.

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Zeytinliköy

Antik dönemlerden beri yerleşim olan Kaleköy, eski ismiyle Kastro. Bir tepe üzerine kurulu ve konumu sayesinde günbatımını en güzel izleyebileceğiniz yerlerden biri. Dolayısıyla burada kahve ve yemek için birçok mekân var. Karadut, tek bar. Poseidon ve Yakamoz restoran, Mustafa’nın Kayfesi, Eleni buranın favorileri. Kaleköy’de konaklamak isterseniz manzaralı taş oteller bulmanız mümkün. En tepede geçmişi asırlar öncesine uzanan bir kale kalıntısı var. İki koyun arasındaki tepeden, Kaleköy Limanı, Yıldız Koyu ve Semadirek Adası’nı (Samothraki) seyredebilirsiniz. Tarihte dini törenlerin merkezi olan Kaleköy’de tapınak kalıntılarını da ziyaret edin.

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Kaleköy Poseidon

Ekolojik yaşam hedefiyle İstanbul’dan Gökçeada’ya yerleşen Şule-Aziz Bengi çifti, 10 yıldır Kaleköy’de üretim yapıyor. Bahçelerindeki ahırı küçük dokunuşlarla İmroza Sabun Atölyesi’ne dönüştürmüşler. Aydınlatma için güneş enerjisi, sabun ve kolonya yapımında yağmur suyunu kullanıyorlar. Bahçelerinde yetiştirdikleri lavanta, biberiye, adaçayı, melisa gibi tıbbi bitkileri 17 farklı çeşit sabun ve kolonya üretiminde kullanıyorlar. Hem kendiniz hem de sevdikleriniz için alışveriş yapabileceğiniz bir yer. Ayrıca atölye çalışmaları da var.

Rum köylerinden en yüksekte olanı Tepeköy, eski ismi Agridia (küçük tarlalar). Volkanik Aya Dimitri Tepesi’nin yamacına kurulmuş olan köyün muhteşem bir manzarası var. 1832 tarihli Evangelismos Teotoku Kilisesi gezilebilir. Köyün yakınında bir de piknik alanı var; Çınaraltı (İspilya). 625 yaşındaki çınar ağacı ve antik çeşme piknik için harika bir alan. Zamanında köyde 2 zeytinyağı ve sabun imalathanesi, 9 dokuma atölyesi, 3 kaşar peyniri imalathanesi, 4 marangoz atölyesi, 13 tane su, 2 de yel değirmeni varmış. Köyü dolaşırken geçmişin izlerini takip etmeyi unutmayın. Buranın meşhurları, Angeliki Meyhane, Barba Yorgo, Meraklis Taverna.

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Tepeköy

SUALTINI DA KEŞFEDİN

Gökçeada Sualtı Milli Parkı’nın içindeki Yıldız Koyu, park sahasında denize girilebilecek tek koy. İlginç şekilli kayalıkları ve deniz florası koruma altında. Sualtı zenginliklerini şnorkelle izleyebilirsiniz. Koyun içinde sadece dış duvarları ayakta duran eski bir şapelin kalıntıları var. Patika yoldan yürüyerek park kapsamındaki diğer koylardan Mavi Koy’u da görebilirsiniz. Çadırla konaklamak isteyenler için hemen deniz kenarında çimlerle kaplı alan Yıldız Koyu Kamping. Kendi çadırınızla kalabilir ya da kiralayabilirsiniz. Konaklama için otel ya da apart tercih ederseniz yürüyerek ulaşabileceğiniz Yeni Bademli ve Kaleköy’de de birçok seçenek mevcut. Dalış eğitimi de verilen sualtı parkında, orfoz, deniztavşanı, müren, denizçayırı, mığrı, akya ve karagöz sürüleri görebilirsiniz.

AYDINCIK KOYU’NDA SÖRF

Adanın en güzel kum ve kumsalına sahip yerlerden biri de Aydıncık, diğer adıyla Kefalos Plajı. 1200 metrelik sörf ve kite tutkunlarına uygun sahili ve öğrenmek isteyenler için de birçok okul var. Hatta hem konaklayıp hem de her seviyede eğitim alabileceğiniz ikisi bir arada Gökçeada Sörf Otel’i önerebilirim. Sadece spor için değil, ince kum taneleriyle kaplı plajı ve pırıl pırıl denizi nedeniyle de en çok tercih edilen yerlerden biri. Kefalos’ta çadır ve karavan için kamp alanları da bulunuyor. Kalacağınız yeri seçerken özellikle ortak tuvalet ve duşları dikkatle gözden geçirin. Maalesef birçok kamping hijyen konusunda oldukça özensiz. Sahilin hemen arkasındaysa meşhur Tuz Gölü’nü göreceksiniz. Gölde yürüyüp çamur banyosu yapabilirsiniz. Adanın en önemli sulak alanlarından biri olduğunu öğrendiğim Tuz Gölü, bahar aylarında birçok göçmen kuşa ev sahipliği yapıyormuş.

Kite surf yapmak için Eşelek Köyü sahili de uygun. Burayı karavancılar da tercih ediyor ancak deniz yüzmek için ideal değil; zaten rüzgâr hızını aldığı anda kite surf’çüler denizin üzerini kaplıyor.

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Yeni Bademli Höyüğü

Eski çağlardan beri çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan Gökçeada’da iki önemli höyük var. 5 bin yıl öncesine ait kalıntıların bulunduğu Yeni Bademli Höyüğü tunç çağına tarihlenmiş. Uğurlu Höyüğü’ndeyse 8 bin yıl öncesinden kalma anıtsal yapı kompleksi bulunmuş.

KAMP YAPMAK İÇİN İDEAL

Uğurlu Plajı, çadır ve karavan kampı için en geniş alanlardan birine sahip. Kumsalın arkasındaki kamp alanı çamların arasında. Bu nedenle en çok tercih edilen yerlerden biri. Uzun bir kumsalı ve kumsalın ortasında kafesi var. Biraz daha sakin bir kamp alanını tercih edenler minik bir tepeyi aşıp Gizli Liman’a geçiyor. Uğurlu’da bahçeden toplanmış tazecik ürünleri yol kenarına kurulan tezgâhlardan satın alabilirsiniz.

Adada lavanta ekimi de yapılıyor. Gökçeada Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. Hakan Eyi, adanın toprağına ve iklimine çok uygun olan lavantayı burada geniş alanda yetiştiren ilk kişi. Tarlalar, 10 Haziran-10 Temmuz arası fotoğrafseverlerin ziyaretine açılıyor.

Burası öyle sulak bir ada ki bir şelalesi bile var! Dereköy-Uğurlu istikametinde Marmaros tabelasını görünce sapın. Çam ağaçları arasından Marmaros Koyu’na iniliyor. Ormanlık alanın içinden sahile inince kamp için uygun alanlar göreceksiniz. Adanın kuzeye bakan tarafındaki plajın kumsalı ve denizi taşlık. Tam Semadirek’in karşısı. Herhangi bir tesis yok, alışverişinizi yapıp gidin. Şelale için arabanızı park edip yürümeniz gerekiyor. Dere kenarından yaklaşık 1 saatlik bir yürüyüşle şelaleye ulaşabilirsiniz. Biz dönüşü derenin içinden yürüyerek yaptık. Bazı yerlerde tırmanmak gerekiyor. Trekkingseverler için harika bir rota. Şelale yazın gürül gürül akmıyor olsa da altında oluşan doğal havuzda yüzülebiliyor...

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Laz Koyu

RÜZGÂRSIZ LAZ KOYU VE EV PANSİYONCULUĞUNUN MERKEZİ

Adanın popüler yerlerinden biri de Laz Koyu. Gökçeada merkeze 20 kilometrede. Küçük ve korunaklı bir alandaki koy, adanın rüzgârından en az etkilenen yerlerinden biri olduğu için her daim dolu. Tamamen ince kumlu plaj, dikenli çalıların olduğu tepelerle çevrili. Bu yüzden altında gölgelenebileceğiniz bir ağaç yok ama şemsiye ve şezlong kiralayabilirsiniz. Deniz kenarında günübirlik tesis olduğu için yiyecek ve içecek ihtiyacınızı buradan karşılayabilirsiniz.

Kaleköy ile Eski Bademli Köyü’nün arasındaki düzlüğe kurulan Yeni Bademli de merkeze ve denize en yakın yerlerden biri. Bu nedenle bölgede ev pansiyonculuğu oldukça yaygın. Köyde bakkal ve marketlerin yanı sıra bahçelerindeki ürünleri evinden satanlar da var. Denize girmek için yürüyerek Yıldız Koyu, Sualtı Milli Parkı ve Mavi Koy’a ulaşabilirsiniz, akşam günü batırmak için yine yürüyerek Kaleköy’e çıkabilirsiniz.

Tarih, doğa, spor, deniz... Hepsi bir arada, bir adada
Dereköy

KÖYLERDE BÜYÜK DÖNÜŞÜM

Gökçeada’nın en büyük köylerinden biriymiş Dereköy. 22 kahve, 2 sinema, çok sayıda berber, bakkal, terzi dükkânları ve 3 zeytinyağı imalathanesi varmış. Zamanla bakımsızlıktan harabeye dönmüş. Köyde 1800’lü yılların başında inşa edilmiş ve halen ibadete açık iki kilise var. Biri köyün girişinde Hagia Marina Kilisesi, diğeriyse çarşıdaki Koimesis Tis Theotokos Kilisesi. Adanın en büyük çamaşırhanesi hâlâ burada ve ziyaret edilebilir. Köydeki konaklama yerlerinden en bilineni Ay Işığı Çamlık Pansiyon. Oğlak tandır yiyebileceğiniz bir kır restoranı ve restore edilen eski bir Rum evinin bahçesine kurulu Kalyopi Köy Evi isimli bir kafesi de var.

ESKİ BADEMLİ’DE MANZARA KEYFİ

Yüksek bir tepeye kurulu olan Bademli, en güzel manzaraya sahip yerlerden biri. Koruma altındaki dört köyden biri. Türkçe ismini etrafını saran çok sayıda badem ağacından alıyor. Rumca adıysa Gliki. ‘Tatlı’ anlamına geliyor. Köyde konaklama ve restoran hizmeti veren oteller var. Son zamanlarda eski evleri satın alıp restore edenler sayesinde nüfusta biraz artış olmuş. 2015’te bu köyde kurulan Gökhan’ın Bal Çiftliği’ni gezin. Buranın bahçesinde yetiştirilen sebze ve meyveleri dalından toplayabiliyorsunuz.

False