GeriSeyahat Çeşme’de yelkenlerin dansı...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Çeşme’de yelkenlerin dansı...

Çeşme’de yelkenlerin dansı...

Geçen hafta Hürriyet’in medya sponsoru olduğu Arkas Aegean Link Regatta’ya gittim. Ege’nin iki yakasını biraraya getiren organizasyona 50’den fazla tekne ve 500’e yakın yarışçı katıldı. Çeşme yat ve yelken yarışları bakımından dünyanın en iyi birkaç parkuru arasında yer alıyor. Türk ve Yunan sahilleri arasında yarışan yelkenliler Ege’ye de apayrı bir renk kattılar, ben de bu vesileyle yeni keşiflerde bulundum.

132 ülkeye gitmiş bir seyahat yazarı ve profesyonel rehber olarak söyleyebilirim ki, tarihinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de turistlerin büyük ilgisini çeken muhteşem bir ülkede yaşıyoruz. En büyük sorunlarımızdan biri diğer alanlarda olduğu gibi turizmde de marka yaratamamış olmamız. Ülkemizde turizm beldelerinin markalaşan etkinliklerle de anılması gerekiyor. Çeşme’nin Balık Turnuvası ve son zamanlarda çok zorlama bir etkinlik haline dönen Alaçatı Ot Festivali’nin ardından artık bir de uluslararası yelken yarışı Arkas Aegean Link Regatta var.

Çeşme’de yelkenlerin dansı...



Bu sene ikincisi yapılan yarışın ilk günü ekipler sert Ege rüzgârında yol alarak Sakız’a ulaştı. Yarışın 30 Ağustos’a denk gelmesi güzel bir görüntüye de sebep oldu: Dev Türk bayrakları işe yarışan yelkenliler görsel bir şölenin mimarları oldular. Perleas, Argentikon ve Grecian Castle adada konaklamak için iyi alternatifler. Ben Sakız’da Mesta ve Pirgi kasabalarını çok seviyorum. Adanın merkezi vasat ve çirkin apartmanlarla dolu. Yemek için müzikli bir yer olan To Apomero, To Kechrimpari, Agyra Restaurant, Meze ve To Tsikoudo’yu tercih edebilirsiniz. Merkezden yaklaşık 15-20 dakika mesafedeki Lagada çok sevimli bir kasaba. Buradaki O Pasas (Paşa) çok iyi bir deni ürünleri restoranı. Sahibi Yorgo ile muhakkak sohbet edin. Dünya tatlısı biri. Türkleri de çok seviyor.

Çeşme’de yelkenlerin dansı...


Ve final günü gelir çatar
Son gün gerçekleştirilen Çeşme ayağı ise güzel bir rekabete sahne oldu. Dere Construction’ın birinci vardığı finiş çizgisine ikinci giren Göztepe Yelken oldu. Arkas M.A.T ise üçüncü oldu. Yarışçılar dört gün boyunca toplam 65 km yol katetti. Yarıştan aklımda kalan en güzel detaylardan biri de Funda ve Bernard Arkas’ın zarif konukseverlikleriydi.Aklınızda olsun , İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Körfez Festivali kapsamında İzmir Arkas Körfez Yarışı 23-23 Eylül’de yapılacak.

Çeşme’de yelkenlerin dansı...


Alaçatı’daki kakafoni
Yarışma esnasında yeni açılan Biblos Beach Resort’ta kaldım. Gördüğüm en sıra dışı mimariye sahip otellerden biri, tasarıma meraklılar için bir cennet. Dokuz tane havuz yapmışlar. Bazı odalar direkt devasa havuzlara açılıyor. Yılboyu açık kalacakmış. Ucuz bir yer değil, zaten bu kadar lüks ve şık bir yerin ucuz olması mümkün değil. Mutfakta çalışan Elçin Şef’in ‘Elçino’ isimli tostları efsane. Leyla Alaton bile bu tostun müdavimlerindenmiş! Giderseniz muhakkak tadına bakın. Yemek için Alaçatı’nın içinde çok güzel yerler var ama her mekândan ayrı bir ses gelmesi tam bir kakafoni. Kapha’nın (0 532 253 57 15) yemeklerine, sunumuna ve ambiyansına bayıldım ama elinizi bayağı bir cebinize atmanızı gerektiren bir mekân. Belli bir satten sonra onlar da “Bizim neyimiz eksik?” diyerek sesi sonuna kadar açıyorlar. Sıkıysa içeride otur! Ücretsiz denize girmek için Deliklikoy, Ovacık’ta Azmak Plajı, Ilıca Halk Plajı ve Alaçatı’da Çark Plajı ideal. Benim çok sevdiğim Altınkum ise Çiftlikköy’ün devamında bulunuyor. Eylül Ege’nin en güzel zamanı, fırsatınız varsa kaçın! Çeşme ve civarı size çok iyi gelecek.

KISA KISA

Kaunosluların şifalı suyu
Sudan gelen ve sağlık ve güzelliğin peşine düşmek yüzyılların alışkanlığı. Sadece bizde değil dünyanın her yerinde de kaplıcalara şifa bulmak için gidiliyor, kürler yapılıyor. Siz de sudan gelen sağlığa ve şifaya inanlardansanız, bir önerim var: Günümüzden 2000 yıl önce Kaunoslular tarafından kullanılan Sultaniye Kaplıcaları. Muğla, Köyceğiz’de yer alıyor ve Türkiye’nin en yüksek minerali suyuna sahip kaplıcası kabul ediliyor. Yani suyun rehabilite özelliği yüksek. 39 derecelik su radon zengini. Dünyada radon değeri en yüksek 2. kaplıca olarak gösteriliyor, ilki Endonezya’daymış. En çok romatizma, siyatik, cilt hastalıkları ve kadın hastalıkları için gidiliyormuş.
Ölemez Dağı’nın eteklerindeki kaplıca yaz mevsiminde çok kalabalık. Ama gitmek için mutlaka yazı seçmenize gerek yok. Hem kapalı hem açık havuzları var. Bu arada gittiğinizde antik bir adreste olduğunuzu da unutmayın çünkü buradaki sudan gelen şifayı ilk kullanan Kaunoslular olmuş. Hatta tedavi edici özelliği nedeniyle bir de hastane yapmışlar. Bizanslılar ise burayı daha büyük bir kullanım alanına çevirip konaklanabilecek hale getirmiş. Ancak ne yazık ki bu döneme ait kalıntılar göl sularının altında kalmış.

Çeşme’de yelkenlerin dansı...


Şehre mola verin
Yaz tatilinin sonu yaklaşıyor uzun bayram tatili de bitti. Şehir hayatına biraz mola vermek ama çok da uzağa gitmek istemeyenlere iki yakadan dört önerim var. Hepsi her mevsim ayrı güzel o yüzden zamansız öneriler; mutlaka uğrayın. Benim önceliğim Sarıyer’deki Atatürk Arboretumu. Biraz soluklanmak ve kendimle baş başa kalmak istediğimde ilk uğradığım yerler arasında. Arboretumun yanı başında Belgrad Ormanı var. Yerli Manhattan Maslak’ta yükselen gökdelenler ve trafikten sonra bu kadar yakın bir noktaya ulaşınca İstanbul’u terk etmişsiniz gibi geliyor. Bisiklet yolları ile koşu ve yürüyüş parkurları var, bu yüzden sporsever İstanbulların da adresi. Yahya Kemal Beyatlı’ya, Özdemir Asaf’a ilham kaynağı olan Mihrabad Korusu giden herkese şiir yazdırmasa da manzarasına hayran bırakır. Kavacık’taki Fatih Korusu’nu uzansanız FSM Köprüsü’nü tutacakmışsınız gibi duran fotoğraflarından hatırlayacaksınız. Ayaklarınızın altına serilmiş gibi duran manzarası ömürlük...

Çeşme’de yelkenlerin dansı...


Kuş yatağı Bördübet
Datça’ya giderken yolun sağında Gökova Körfesi’nde, Bördübet isimli bir cennet var. İngilizler bakmışlar etraf kuş dolu, buraya ‘Bird Bed’ yani kuş yatağı demişler. Dilimiz dönmeyince İyon’u Yunan yapmamız misali buna da Bördübet demişiz! Bu yaz Adatepe gibi en çarpıldığım yerlerden biri oldu Bördübet. Doğası müthiş. Ben Golden Key Hotel’de (0252 436 92 30, www.goldenkeyhotels.com) kaldım. Ormanın içinde bir dere düşünün, etrafta da doğayı bozmayan küçük evler. Gözünüzü yeşilden alamıyorsunuz. Etrafta kuğular, tavşanlar ve kazlar dolaşıyor. Bir sandala biniyorsunuz sizi dereden Ege Denizi’ne çıkartıyor ve bir adaya götürüyor. Orada denize giriyorsunuz. Yemekler muhteşem, hele bir lahmacun var ki dillere destan. İki giyinip kendimi göstereyim derseniz çok mutsuz olacağınız bir yer Bördübet. Herkes kendi havasında. O yüzden de yanınızda eski bir başbakanın eşi ya da ünlü bir işadamının karısı güneşleniyor ama kimsenin umurunda bile değil. Otelin 360 derecelik seyir terası günbatımında ideal. Aklınızda olsun bu terasta Gökova Körfezi manzarası eşliğinde gün batırırken kimi evlilik teklif ediyor kimi sevdiğine aryalar söylüyormuş. Yaratıcılıkta sınır yok, bakalım siz ne yapacaksınız? Bütçeniz kısıtlıysa Golden Key’den sonraki koyda Amazon isimli bir kamp yeri de bulunuyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle