Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Üç yanlış bir doğru...

Oktay EKŞİ

ÇOK beylik bir laftır ama ‘‘yanlış hesabın Bağdat'tan döneceğini’’ söyleyen atasözü, hiç eskimeyen deyişlerden biridir.

Öyle bir yanlış Bağdat'a gitmeden döndü; çünkü iktidar ortakları Anayasa'da değişiklik yapılmasını amaçlayan öneriyi ele almayı, ‘‘Anayasa Mahkemesi'nin, Siyasi Partiler Yasası'nın 103/2'nci maddesini iptal etmesiyle ilgili gerekçe açıklanıncaya kadar’’ ertelediler.

Öneri, sadece bir adet doğru ile üç adet yanlıştan oluşmaktaydı.

Başka etkenler rol oynadı mı oynamadı mı, bilmiyoruz ama işin içinde ister ‘‘başka etkenler’’in parmağı bulunsun, ister bulunmasın, sonuçta iyi bir şey yapılmış oldu:

Bu önerilerden biri, emeklilik hakkı kazanmış milletvekillerine verilecek emekli maaşını düzenleyen (kamuoyunda buna kıyak emeklilik deniyor) maddeyi değiştiriyor ve bundan böyle ne maaş bağlanırsa bağlansın, çıkacak yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesine olanak bırakmıyordu.

İkincisi, siyasi partilerin ‘‘kapatılması’’ ile ilgili hükmü değiştiriyor ve parti kapatmayı nerdeyse imkánsız hale getiriyordu.

Üçüncüsü, biraz da Sayın Ahmet Necdet Sezer'e misilleme yapar gibi, cumhurbaşkanının görev süresini yedi yıldan beş yıla indiriyordu. Gerçi ikinci bir beş yıl için seçilme olanağını da veriyordu ama pratikte bunun fazla geçerli bir tarafı olmadığı aşikárdı.

Tekrar edelim:

Bu önerilerin üçü de sakıncalıydı.

Önce ‘‘kıyak emeklilik’’ denenden başlayalım:

Biz milleti, devleti temsil yetkisi verilmiş, en az ordu veya kuvvet komutanı olmuş, yüksek yargı organı başkanı sıfatını taşımış, rektör veya YÖK başkanı unvanı almış kişilerin emeklilik yaşamlarında özel kurallardan yararlanmalarını'' onlara yapılmış bir ‘‘kıyak’’ gibi değil, ulusun kendine ve önemli kurumlarına saygısının bir gereği gibi algılıyoruz. Ama bu düzenleme (1961 Anayasası'ndaki gibi) hemen değil ancak ‘‘bir sonraki yasama döneminde’’ yürürlüğe girmelidir. Aksi halde milletvekili yasa yapma yetkisini kendi çıkarı için kullanmış olur. O nedenle erteleme yerindedir.

Cumhurbaşkanının süresi meselesi yeterince açık olduğu için onun üzerinde ayrıca durmaya gerek yok.

Üçüncüsüne gelince... Sırf Fazilet Partisi'ni kapanmaktan kurtarma amacıyla Anayasa'da değişiklik yapmak, bize göre zaten yanlıştı. Çünkü bu, eylemlerin yasalara uygun olması ilkesini tersine çevirip yasaları eylemlere uydurma kapısını açan bir anlayıştı.

Hem unutmayalım.... Fazilet Partisi aynı çizginin dördüncü partisi. Bu partinin üyeleri ile yöneticileri de artık laik cumhuriyetin partisi olmayı öğrensinler.

Yer kalmadı ama doğru olanı da kısaca söyleyelim:

12 Eylül dönemi yasalarından Anayasa'ya aykırı olanların iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayı yasaklayan Geçici 15'inci maddedeki ilgili hükmün yürürlükten kaldırılması isteniyordu ki... Bu esasen çok geç kalmış bir görevdir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI