Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Kırk yıl sonra 27 Mayıs

Oktay EKŞİ

Aradan tam 40 yıl geçmiş. Bazıları onu ‘‘Anayasal sisteme yapılmış haydutça bir müdahale’’ gibi algılamıştı. Ama bazılarına göre 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan ve Demokrat Parti iktidarını deviren askeri müdahale, Türk ulusunun önünü açan, bir kurtuluş operasyonu idi.

Şimdi, yani 40 yıl sonra bakınca kafalarımız, halkın oylarıyla seçilmiş (gerçi 1957 seçimi pek de temiz değildi) bir Meclis'i kapatmayı, meşru sayılan bir iktidarı alaşağı etmeyi almıyor. Hatta, ‘‘Müdahalenin en iyisi bile, Anayasal sisteme hiç müdahale etmemek kadar iyi olamaz’’ demekteyiz. Ama halkımızın ‘‘meşruiyet’’ bilinci o tarihte bu kadar netleşmemiş olmalı ki, 27 Mayıs Harekátı, Türkiye'de Demokrat Parti üyeleri hariç hemen herkesin yürekten onayını kazanmıştı. O nedenle de, yapılan ‘‘haydutça bir müdahale’’den çok, ‘‘kurtuluş operasyonu’’ olarak algılanmıştı.

Gerçekten ‘‘27 Mayıs 1960’’ın, askeri müdahaleler tarihinde herhalde kendine özgü iyi bir yeri olmak gerekir. Çünkü, siyasi iktidarı ele geçirdikten sonra ‘‘Gelmişken kalalım’’ diyenleri bertaraf edip, ülkeye tam anlamıyla ‘‘özgürlükçü’’ bir Anayasa bırakarak çekilen (başka bir örnek varsa da biz bilmiyoruz) bir ‘‘müdahale’’ bunu hak eder.

Geride kalan 40 yılı gözden geçirdiğimiz zaman 1961 Anayasası'nın getirdiği özgürlük havasını daha önce ve daha sonra hiçbir zaman solumadığımızı teslim etmek zorunluğunu duyuyoruz.

İkisi de hálá gerçekleşmemiş olsa bile, ‘‘hukuk devleti’’ ve ‘‘sosyal devlet’’ kavramlarını 27 Mayıs'ın getirdiği Anayasa'ya borçlu olduğumuzu görüyoruz.

Türk demokrasisi çoğulcu bir yapıya o Anayasa döneminde kavuşmuştur.

Hazindir, kendi kusurlarını 1961 Anayasası'na fatura edenler sonra o Anayasa'nın getirdiği özgürlük ortamını yakalamak için çok bağırdılar. Hatta, daha ileri gidip ‘‘Türkiye'ye Paris Şartı gibi (liberal) bir anayasa gerek’’ dediler. Ama ellerine fırsat ve imkán geçince, dediklerini tamamen unuttular.

Bu görüşlerimize bakıp ‘‘27 Mayıs kusursuzdu’’ dediğimiz sanılmasın. Onun da ciddi kusurları vardı. Örneğin, Demokrat Parti iktidarını devirdikten sonra o dönemin sorumluluğunu taşıyanları iktidardan uzaklaştırmak mantıken kaçınılmazdı, ama bunu Yassıada tipi bir uygulamadan başka bir yolla yapmak (bir yasa çıkartıp siyasetle uğraşmalarını belli bir süre yasaklamak gibi) gerekirdi.

Bütün bunlar çok geride kaldı. Artık gerideki kusurlar yüzünden birbirimizi suçlamayı bırakıp Türkiye'nin bir daha yeni 27 Mayıs'lar yaşamaması için neler yapmamız gerektiğini düşünmeliyiz.

Biz Türkiye'nin o aşamaları esasen geride bıraktığına kaniiz. Çünkü kimsenin artık bu müdahalelere yol açacak yanlışlar yapacağını sanmıyoruz. Yapan olursa da, çok çabuk pişman edilmesini istiyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI