GeriKitap Sanat Kim korkar karanlıktan? Tabii ki Laszlo...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kim korkar karanlıktan? Tabii ki Laszlo...

Kim korkar karanlıktan?  Tabii ki Laszlo...

Lemony Snicket’in kaleme aldığı, Jon Klassen’in resimlediği ‘Karanlık’ çocukların korkularını yargılamak yerine anlamayı ön plana çıkarıyor, onlara korkuları üzerine konuşabilmenin de yolunu açıyor.

En büyük korkunuz bir gece sizi odanızda ziyaret etse ne yapardınız? Sizi bilmem ama bakın küçük Laszlo neler yapıyor... Laszlo, aynı evi paylaştığı karanlıktan çok korkuyor. Gıcırdayan çatısı, pürüzsüz ve donuk pencereleri, çokça merdiveniyle perili köşkleri andıran bu koca ev, karanlık çöktüğünde daha da ürkütücü oluyor; sanki sesler daha bir derinden geliyor, gölgeler büyüdükçe büyüyor. Her ne kadar karanlık, vaktinin çoğunu bodrumda geçirse de bazen gömme dolabın içine, bazen duş perdesinin arkasına saklandığı da oluyor. Geceleriyse kapı ve pencerelerin önünü mesken tutuyor. Laszlo her sabah bodrumun kapısından şöyle bir bakıp “Merhaba karanlık” demeyi ihmal etmiyor. Sebebi basit; karanlığı odasında ziyaret ederse karanlığın kendi odasına gelmeyeceğini düşünüyor. Ama bir gece karanlık iade-i ziyarette bulunmaya karar veriyor ve Laszlo’nun yanı başında bitiyor. Bu da yetmezmiş gibi o pürüzsüz, donuk sesiyle “Laszlo” diye fısıldıyor, “sana bir şey göstermek istiyorum”.

Laszlo’nun korka korka da olsa karanlığın ardına takılmasıyla evin içinde tekinsiz ama bir o kadar da merak uyandırıcı bir yolculuk başlıyor. Ta ki, Laszlo’nun geceleri asla girmediği, karanlığın evi olan bodrumun kapısına varana dek... Ve evet, karanlığın göstermek istediği şey tam da bodrumun derinliklerinde bir yerlerde...

Lemony Snicket ve Jon Klassen karanlığın çocuklar için ürkütücü, gizemli bir mevcudiyet olduğu gerçeğini bir an olsun es geçmiyorlar. Ama bu, korkuyu onayladıkları anlamına gelmiyor. Yargılamak yerine anlamayı ön plana çıkaran bu yaklaşım çocukların korkularını korkmadan, utanmadan dile getirmelerinin, onun üzerine konuşabilmelerinin de yolunu açıyor.
Bilhassa Laszlo’nun el feneriyle zifiri karanlıkta ilerlediği, korku filmini andıran sahneler, çocuklara ısrarla “Korkacak bir şey yok” demek yerine anlaşıldıklarını hissettiriyor kanımca.

Bu arada Laszlo ile karanlık arasında ufak tefek konuşmalar da geçiyor. Karanlığın, tüm bilinmezliğine rağmen ona zarar vermediğini de bu sırada görüyor Laszlo.

Yazar Snicket, hazır buzlar çözülmeye başlamışken, bu fırsatı kaçırmayarak araya kaynıyor ve o esprili diliyle karanlığın neden gerekli olduğunu anlatmaya girişiyor: “... Bir dolabın olmasaydı ayakkabılarını koyacak bir yerin olmazdı. Bir duş perden olmasaydı banyonun her yerine su sıçratırdın. Karanlık olmasaydı her yer aydınlık olurdu ve bir lambaya ihtiyacın olup olmadığını asla bilemezdin...”
Çocukları korkularıyla yüzleşmeye çağırmak kolaydır. Ama onların bu çağrıya cevap verebilmeleri için korkularının küçümsenmediğini, hislerinin göz ardı edilmediğini görmeye ihtiyaçları var. Tabii bir de sürprizli, sevimli, mutlu sonlara.

Kim korkar karanlıktan  Tabii ki Laszlo...

KARANLIK

Lemony Snicket
Resimleyen: Jon Klassen
Çeviren: Gözde Kurt
Hepkitap, 2018
40 sayfa, 35 TL.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle