Kadıköy Çarşısı

HEMEN, hemen her hafta bir kere “Kadıköy Çarşısı”na inerim.

Haberin Devamı

Bir yandan gençlik günlerimi yâd eder, bir yandan gönlümü eğlendiririm. Çarşıda dolaşırken canım hiç sıkılmaz. Sadece yorulurum. O zaman da yazıhaneme dönerim. Kadıköy, İstanbul’un yaşaması en kolay semtidir. Burada her milletten Osmanlılar yaşar. Kilise ve camileri birbirine yakındır. Nasıl Bodrum, herhangi bir sahil kasabası değilse, “Kadıköy Çarşısı” herhangi bir semt çarşısı değildir. Bu çarşıda, engin bir “ticari kültür” birikimi vardır. Bu çarşının kaldırım taşları bile kültürlüdür. Bu kültürel birikimi, satılan malların çeşit zenginlinden, teşhir tekniklerinden ve vitrin tanziminden derhal anlarsınız. Burası bir agoradır. Ülkenin hatta dünyanın her yerinden seçme mal buraya gelir.

* * *

Kadıköy Çarşısı, üstü açık bir “Shopping Mall”dur. Bildiğiniz gibi Mall iki tarafı ağaçlı, gölgelikli yol demektir. Eskiden böyle yollara bizde Hıyaban denirmiş. Kadıköy Çarşısı’nda, tarihi bir iki çınar hariç, ağaç yoktur. Ama sıcak havalarda altına girilecek bir gölge, yağmurda ise sizi koruyacak bir saçak altı hep bulunur. Çarşıda her çeşit mal vardır. Ama Kadıköy Çarşısı’nı ünlü kılan, burada satılan meyve, sebze, balık, et ve her tür gıda maddesidir. Fiyatlar ise “emsaline göre ucuzdur”. Burası dünya çapında bir “Food Market”dir.

* * *

Haberin Devamı

Son 1015 yılda Kadıköy Çarşısı büyük bir değişimden geçti. Çarşı, sadece gıda maddesi satılan değil, aynı zamanda lezzetli yemek yenen “uygun fiyatlı lokantalar merkezi” de oldu. Büyük bir lâik getto olan Kadıköy’ün bu çarşıda, günün hatta gecenin her saatinde kızlar, kadınlar sevdikleriyle birlikte veya icabında tek başlarına rahatça bir masaya oturup özgürce yemeğini yiyebilir, içkisini içebilir. İki yanına lokantalar dizilmiş bu sokaklarda adeta “mahalle baskılarını engelleyen bir mahalle baskısı” kol gezer, nöbet tutar. 

* * *     

Son zamanlarda buralarda ikinci bir değişim dalgası gözle görülür hale geldi. Çarşı okumuş yazmış batılı turistler için bir “destination” yani “görülmesi gereken yer” haline gelmeye başladı. Turistler buraya tur otobüsleriyle değil şehir hattı vapurlarıyla geliyorlar. Genellikle dört beş kişilik gruplar halinde dolaşıyorlar. Çarşıyı ziyaret ediyorlar ama çarşıyı yaşayamıyorlar. Orta Şark’a ait önyargılarından kaynaklanan endişeyi gözlerinden okuyorum. Dinlenmek, susuzluklarını veya açlıklarını gidermek için bir lokantaya giremiyorlar. Kazıklanmaktan, aldatılmaktan korkuyorlar. Ürkek tavşan gibiler. Çarşı esnafı, eminim bu sorunu sonunda da çözecektir. Ama bu konuda profesyonel yardım alırlarsa daha kısa zamanda çözerler. Zuhal-Acar Baltaş, Yankı Yazgan şu işe bir el atın.

Haberin Devamı


Son Söz: Turist, turistik yer sevmez.       

 

Yazarın Tüm Yazıları