Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İstihbarat kavgasının varacağı yer

GAZİANTEP’teki PKK katliamının ardından iktidar içinde öyle bir yeni istihbarat tartışması çıktı ki işin içine dahil olmayan kalmadı.

Bazı milletvekillerinin kişisel görünen kavgasını bir kenara bırakarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dahi müdahil olduğu tartışmanın taraflarını ve varmak istedikleri yeri değerlendirmeye çalışalım.

Bu istihbarat tartışmasını, Fethullah Gülen’in katliam sonrası verdiği başsağlığı ilanındaki, “... başta istihbarat mevzuunda daha hassas olunması ve her türlü tedbirin alınması...” ifadesi ayrıca tetikledi.

Bu ilanın öncesinde medyaya-kamuoyuna baktığımızda da, Gülen etkisindeki grubun MİT imalı bir ‘istihbarat eksikliği’ sorgulaması yaptığını görüyoruz.

Nedeni konusunda herkesin farklı izahı olabilir ama bu son gelişme dahi Gülen hareketinin istihbarat ve MİT üzerindeki özel ilgisini ortaya koyuyor.

Bu durum iktidar içinde de ciddi bir şekilde sorgulanıyor.

Nasıl sorgulanmasın... Çünkü öylesine iddialar söz konusu ki.

İki bakış da vahim

Gaziantep’e bakarak karar vermeyelim. KCK soruşturması üzerinden patlayan, MİT’i ve Müsteşarını yargı önüne çekme girişimine dönelim.

Anımsanacaktır, Gülen hareketi olayda savcıları savundu, MİT Müsteşarı’nın yargılanması gereğini öne çıkarırken Başbakan Erdoğan ve arkadaşları, Hakan Fidan özelinde MİT’e sahip çıktı; Gül’den de destek aldılar.

İki taraf da kendi açılarından çok vahim iddia ve bakışları dile getirdiler.

Cemaat penceresinden bakıldığında MİT, ülkenin bölünmesini sağlayacak bir PKK organizasyonunun içinde yer almış, bu amaçla cinayetler dahi işlenmiş.
Hükümete göre ise MİT, ta Karayılan’a kadar yaklaşacak şekilde PKK’ya sızma yapmış, bunun sonucunda PKK’ya tarihinin en büyük darbesini indirmeye hazırlanırken aniden araya bir güç girip MİT’in organizasyonunu bozmuş, kaynaklarını deşifre etmiş, itibarını zedelemişti.

Bu iki bakış da çok vahim iddialar içerdiği için bu ülkede yaşayan herkesin, “Bunların hangisi doğru, bilmek istiyoruz” deme hakkı doğuyor.

Bendeki bilgi Başbakan Erdoğan bu işin özellikle peşinde ve gerçek mutlaka ortaya çıkacak, gereği yapılacak... Kim bilerek, kim bilmeyerek bu sürecin içinde rol oynamış öğrenilecek.

Emniyet geriye, MİT ileriye

Yine ‘fitne’ deyip geçiştirenler olacaktır ama her şey tabak gibi ortada.

KCK ve Öcalan’ın avukatlarıyla ilgili soruşturma etrafında yaşanan tartışmanın külleri soğumadan Gülen’in, belki de istemeden istihbarat zafiyeti varmış gibi bir görüntü vermesi hükümette öyle hoş karşılanmadı.

Bu kez Cumhurbaşkanı Gül de daha net tavır aldı, istihbarat zafiyeti olmadığını söyledi, MİT’in arkasında durduğunu yeniden gösterdi.

Hani, cemaatin üzerinde çok titizlendiği ileri sürülen Emniyet İstihbaratı’nın bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı da ‘zafiyet yok’ açıklaması gereği duydu.

Sonucun nereye varacağını merakla bekliyoruz ama yukarıdaki bilgiler ışığında kendimce geleceğe yönelik şöyle bir özetleme yapacağım.

Cemaat ne derse desin, Gül ve hükümet ısrarla MİT’in arkasında durmaya devam ediyor, ona güveniyor, emniyet istihbarattan çok MİT’e itibar ediyor.

Cemaatin aksi yöndeki imalarına rağmen

Gül ve hükümet, MİT’in hem Şemdinli’de hem de Gaziantep’te üstüne düşeni yaptığına inanıyor.

Böyle olunca da bir görüşmesinde, “Devlet içinde paralel örgütlenmeye izin vermemek ana görevimiz” dediği bilinen Hakan Fidan’ın, bırakın koltuğundan olmayı, siyasi otorite üzerindeki etkisini daha da güçlendirmesi, kaybetmek istemeyen bazı kesimlerin rahatsızlığını artırmış olabilir.

 

X