Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İşte size Türkiye!

<B>SEVGİLİ </B>okuyucularım, bugün size çok kısa bir <B>‘Türkiye tablosu’ </B>çizeceğim. Ülkemizin bu iktidar elinde saygınlığını nasıl yitirdiğini, ne durumlara düştüğünü bir kez daha göreceksiniz.

Nahçıvan, Türkiye’ye vize uygulamasına başladı. Evet, bu haberi önceki gün devletin Anadolu Ajansı geçti ama bizim medyada nedense yer bulmadı! Azerbaycan’a bağlı özerk bir cumhuriyet olan Nahçıvan, Doğu’da bizim sınır komşumuz. Küçücük bir yer. Onlar bile Türk vatandaşlarından vize istiyor. Nahçıvan’a gitmek isteyenler Azerbaycan’ın Kars Konsolosluğu’ndan vize alacak. Gerisini siz düşünün, ülkemizin ne durumlara düştüğünü görün.

Dışişleri Bakanı Gül, Türkmenleri suçladı. Irak seçimlerinin sonucu ortada. Türkmenlerin en yoğun olduğu bölgelerde bile seçimi Kürtler aldı. Türkmenler sandığa gitmemiş, böyle şey olur muymuş! Yanıbaşımızda Kürt devleti kurulmak üzere ve biz -subaylarımızın başına çuval geçirilmesi dahil- olanları izlemekle yetiniyoruz. Bir Dışişleri Bakanı böyle çocukça mazeretlerin ardına sığınır mı?

Adalet Bakanı, Uzanlar’ın ölüsünün veya dirisinin getirileceğini açıkladı. Bir Adalet Bakanı, en büyük suçları işlemiş ve yurtdışında firarda bile olsa, birilerinin ölüsünü getirmekten nasıl söz eder? Bütün gücünü kullanıp dirisini getirtirsin. Senin işin onları canlı yakalatmaktır. Ölüsünden nasıl söz edersin? Bu sözler hukuka, devlet anlayışına sığar mı?

Başbakan, Etiyopya ve Güney Afrika gezisinde. Ankara’da zaten pek bulunmuyor! Ya İstanbul’da, ya yurtdışında! Zamanı gezmekle geçiyor! Geçmişte Güney Afrika Devlet Başkanı olan Mandela isimli şahıs Türkiye’ye en büyük hakareti yapmıştı. Kendisine Atatürk Barış Ödülü verildiğinde bunu reddetmiş, gerekçe olarak da ‘Türkiye’de Kürtlere karşı yapılanları’ göstermişti. PKK terörüne sözleriyle destek vermekten de utanmamıştı. Şimdi bunların ayağına gidiyor, üstelik Güney Afrika’ya milyarlarca dolarlık ihaleler vermeye hazırlanıyor. Helal olsun be!

Kutlu doğum haftası yazışmaları. İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey imzasıyla Valilik makamına yazı yazılıyor. İşadamları tarafından kurulan bir sivil toplum örgütü, İstanbul’daki tüm ilköğretim okulları ve liseleri kapsayan yarışma açmış. Makale, şiir, kompozisyon... ‘Peygamber, baba, komutan, öğretmen olarak Hazreti Muhammed...’ Jüride İslamcı gazetelerin yazarları, ilahiyatçılar var. Her dalda kazanan öğrencilere 3 milyar lira ödül, altın vesaire! Valilik bu yarışmayı onaylıyor. Nerede kaldı laiklik ilkesi? Devletin ‘milli’ eğitimi nerelere sürükleniyor?

ABD raporu. Hazırlanan yıllık insan hakları raporunun Türkiye bölümünde şöyle deniliyor: ‘Ülke yönetiminde tarikatlar aktif olmaya devam ediyor. Bazı önde gelen siyasi ve sosyal liderlerin tarikatlar, cemaatler ve diğer İslam toplulukları ile bağlantıları sürüyor.’ Kim onlar? Somut örneklerinden sadece birini yukarıda kısaca belgeledim.

Kıbrıs. Kıbrıs Rum Kesimi’ni AB baskısıyla tanımaya hazırlanıyoruz. Önümüze konulan protokol isimli belgeleri pek yakında imzalayıp resmen olmasa bile dolaylı bir biçimde tanıyacağız. Kıbrıs’ta tüm ağırlığımızı yitiriyoruz. Kıbrıs elden gitmek üzere.

AB. Fransa Parlamentosu gerekli değişikliği yaptı. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda son sözü Fransız halkı referandumda söyleyecek ve sonuç yüzde 100 aleyhimize olacak. Türkiye’den tık yok! Teslim bayrağı çekilmiş durumda.

Dahası: Tüm AB ülkeleri ve yetkilileri, AB konusunda Türk hükümetinin rehavete ve uykuya daldığını, hükümetin yorgun olduğunu vurguluyor. Bu konuda hiçbir şey yapılmıyor. Her konuda olduğu gibi sadece bol bol nutuk veriliyor.

Yolsuzluklar: Bu konu çok ciddi. Her taraftan yolsuzluk, rüşvet, torpil fışkırıyor. ‘Getirin belgelerini, biz üzerine gidelim’ diyen bir Başbakan! Açıklıyoruz, üzerine alınan yok. İşte son Tekel olayı. Ben yazdım, Yalçın Bayer yazıyor. Her şey belgeli. Ortalıkta 30 trilyona yaklaşan bir olay var... Ve yine hiç kimseden tık yok!

İşte size günümüzde bir Türkiye tablosu! Ama siz endişe etmeyin; çünkü borsa yükseldi, döviz düştü! Döviz düşünce, kişi başına düşen milli gelir otomatik olarak artmış oluyormuş! Siz payınıza düşen artış miktarını herhalde almışsınızdır! Güle güle harcayın. Ötesini boşverin!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI