Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Feng Shui midir nedir, işte öyle bir şey

Pazartesi sabahı bir arkadaşım aradı.”Ayşe öğlen on ikide Nişantaşı’nda buluşalım, seni biriyle tanıştıracağım.”

“Kiminle?”

“Sürpriz olsun ama şunu söyleyeyim sana faydası olacağına inandığım biri.”

Şu aralar kendimin, kendime pek faydası olmadığına inanırken, kimin, bana, nasıl bir faydası olacak diyerek; merak edip buluşacağımız yere gittim.

“Selam.”

“Selam canım, bak seni tanıştırayım Aslı  Hanım’la,kendisi feng shui uzmanıdır.”

Aslında tahmin etmem gerekirdi, sevgili arkadaşım ne zaman seni biriyle tanıştıracağım dese, karşıma hep değişik işlerin uzmanlarını çıkarır. Yaşam koçu, astrolog, tarotçu, nlp uzmanı, kuantumcu vs.

Bu insanları yargılamıyorum, hatta ben de çoğuyla aynı fikirlerde dolanıyorum. Takıldığım şey şu; arkadaşıma acaba ne derece negatif, çaresiz gözüküyorum da illa birileri elimden tutsun diye kendini paralıyor?

Üstelik kelin merhemi olsa başına sürer; hayatımda tanıdığım en kavgacı, en negatif, en cadı kadındır kendisi.

Kocası yarım saat geç kalsa aldatıldığına kanaat getirir. Başı ağrısa beyninde tümör  olduğuna inanır. Kendimi tutamadım, feng shui uzmanı lavaboya gidince açtım ağzımı.

“Yetti ama bu kaçıncı? Bu kadar insanla sen tanışıyorsun, kurslara murslara gidiyorsun da ne oldu? Aynı tas aynı hamam, yola devam. Neyin değişti ki?”

“Yok, bu sefer farklı, bak göreceksin. On gün önce bizim evi tamamen değiştirdi. Bazı eşyaları attı, bazılarının yerini değiştirdi, ayrıca kendi de bir kaç eşya ekledi.

Feng Shui midir nedir, işte öyle bir şeyGeceleri uyuyamayan ben, melek gibi neredeyse daha kafamı yastığa koymadan dalıyorum.Ahmet desen tüm gün toplantılarda kafayı yemiş, borsada para kaybetmiş, telefonda sesi mom mok ama kapıdan içeri girer girmez; “Güzel karım” diye boynuma atlıyor. Oğlan sınavdan 100 aldı. Ay bir huzur geldi bize, sorma Ayşe.”

“Ee ne şimdi bu, hatun benim evi de mi değiştirecek? Sen aklını kaçırdın galiba. Kızım bizim arkamızda koca moca yok, kim bilir kaç para tutar.Ayrıca evimden hiçbir eşyayı attırmam, hepsinin bende hatırası var.”

“Tamam, atma dersin atmaz, paraya gelince sana bedava”

“Haaaaaaa şimdi çaktım; o benim evi yapacak, ben de kadını yazacağım, reklam olacak. Yemezler, sayfama reklam almadığımı biliyorsun, inşallah kadına da söz vermedin.”

“Bir cümle ya, sadece bir cümle.”

O sırada kadın geldi, başladık muhabbete, önce beni bolca pof pofladı, hatta fenomen olduğuma kadar da abarttı. Kısacası bol yağ işte.  Yapmacık bir gülümsemeyle; “Ay mersi, ay teşekkürler” gibi cevaplar verdim. Ben bitse de gitsek diye düşünürken, neyse sadede geldi;

“Ayşe Hanım, siz yazılarınızı gazetede mi yazıyorsunuz, evde mi?”

“Evde, neden?”

“Hah işte, tam tahmin ettiğim gibi, çünkü yazılarınız her ne kadar çoğunlukla mizahi yazılar olsa da  hepsinin içinde gizli bir hüzün ve sıkıntı var ve de bunun tek sebebi eviniz. Evinizde ters akan bir enerji sizi etkiliyor.”

“Allah Allah, niye ters akıyormuş bu enerji?”

“Eşyalarınız yanlış yerlerde, bir de sanırım antikalarınız var, onlar da sizi etkiliyor. Kim bilir hangi evlerden çıktılar, bilginiz var mı?”

“Nasıl yani?”

“Bakın şöyle; diyelim antika bir sandalyeniz var. Belki o sandalyenin eskiden bulunduğu evde, biri onda otururken öldü ya da mesela bir antika koltuğunuz var, onu eski sahibi çaresizlikten sattı ama ahı kaldı. Evinizde ayna var mı, mesela kapı girişinde?”

Feng Shui midir nedir, işte öyle bir şey“Bizim evde aynadan bol bir şey yok. Kapı girişinde de var, yatak odamda da.”

“Ne? Yatak odasında ayna mı? Sizde sabahları yorgunluk, yataktan kalkma isteksizliği var mı?”

Ne yalan söyleyeyim bir an etkilendim, kadın resmen beni tarif ediyordu. Bazı sabahlar yatağa öyle bir yapışık uyanıyorum ki Ivanka’yı çağırıyorum, ellerimden tutup beni çeke çeke yataktan çıkarıyor.

Kadının anlattığı başka şeyleri ve verdiği örnekleri dinleyince “Tamam Ayşe,” dedim “teslim olmana bir cümle kaldı.”

Kadın son cümleyi de söyleyince “Tamam buyurun gelin, ne zaman boşsunuz ama para yok değil mi?”

“Yok, canım sizden para alır mıyım?”

Ne edeyim canım okur dostlarım, biliyorum beni seversiniz; eh artık bir seferlik bir cümle attırıvereceğim kadıncağız hakkında, ne de olsa bu benim ruh sağlığım, hatta yazılarımdaki performans için de mühim.

Kadınla ertesi sabah buluşmak üzere sözleştik. “Sizden tek bir ricam var” dedi, “ben geldiğimde sizin gitmeniz, ben çalışırken evde olmamanız lazım.”

“Ama bir şeylerimi atmak yok, söz mü?”

Yarım ağız; “Söz” dedi.

Sabah o geldi, ben çıktım, Ivanka’yla ikisini baş başa bıraktım. Hayatımın en uzun gününü geçirdim, dolaş dolaş gün bitmedi. Akşam yedi gibi de beklediğim telefon geldi.

“Ben evden çıkıyorum. Yeni yaşamınızda mutluluklar, enerji dengesi artık düz akıyor, öpüyorum. Ha bir de yazı ne günü çıkacak, mesaj atarsanız çok sevinirim.”

Heyecanla evi aradım “Ivanka ne haber, nasıl oldu ev? Kendini daha enerjik hissetmeye başladın mı?”

“Ne enerjisi, eşya taşıdım tüm gün Anşa! Ev nasıl mı oldu? Valla ben bir şeycik demeyeceğim, sen gel de bir bak.”

Koştur koştur eve vardım. İlk gördüğüm; kapının dışındaki bonzaim artık yerinde yok. Kendisini kredi kartına 24 taksitle aldığımdan, yokluğunu hemen fark ettim; belki evin içine almıştır dedim.

Kapı açıldı, Allah’ım benim ev gitmiş, yok. Sanki başkasının evine girdim. Her şeyin yeri değişmiş, ha onla kalsa iyi; yemek odam gitmiş, yerine yeni, ultra modern bir yemek odası gelmiş. Üzerinde bir not; “Bilmem ne Mobilya’dan sevgilerle, güle güle kullanın. Ha bir de yazı gününüzü öğrenmek isteriz, sevgiler.”

Hemen yatak odama koştum, benim boy aynamın yerinde yeller esiyor. Başucumdaki resimler, kitaplar gitmiş; yerine su dolu cam bir kap, yanına bir nar gelmiş. (Evet, meyve olan nar)

Begüm’ün odasına bakayım diye kapıyı açmak istedim ama kilitli.

“Ivanka Begüm’ün odası neden kilitli?”

“Çünkü o senin kadar “şey” değil Ayşe, bulamadım kelimeyi sizin dilinizde. Sabah okula giderken odasını kilitledi gitti, o kadın da giremedi.”

Koşarak yine salona indim.  Sinirden takma tırnaklarımla avucumu nasıl sıktıysam, ikisi yere düştü; Japon yapıştırıcısına rağmen hem de.

Kış bahçeme girdim; anaaa müzik setim yok, yerinde elektriğe taktığında su akıtan küçük bir şelale. Aslında bunları görüyordum dükkânlarda ve beğeniyordum ama fiyatları anasının nikâhı diye elleyemiyordum, tam sevinecektim ki, onun da üzerindeki nota gözüm ilişti;

“Güle güle kullanın, Pokahontas Çiçekçilik. Yazınızı heyecanla beklemekteyiz.”

Hemen kadını aradım, telefonu kapalı. Sonra arkadaşımı aradım; “Kızım dua et seni ele geçirmeyeyim, eşyalarımın çoğu gitmiş, kalanların yeri değişmiş ama en siniri gidenlerin yerine iğrenç olan yenileri gelmiş.

“Yazınız ne zaman?” yazan kart topluyorum tüm yeni eşyalardan, millet bana sponsor olmuş, reklam diye yazmamı bekliyor. Beni neye bulaştırdığının farkında mısın? Sakın ama sakın bir laf etme, sabah o kadını al ve buraya gel. ”

Allah’tan sabah arkadaşım ve kadın geldiler.

“Bak kardeşim,” dedim “eşyalarımı geri isterim bu bir. Şu yeni eşyaları kimler yolladıysa hemen gelip geri alsınlar, o da iki.”

“Ama enerji ters…”

“Başlatma enerjine! Şimdi çıkıyorum evden, yine akşam yedide evdeyim, geldiğimde de her şeyi eskisi gibi isterim.”

Yedi gibi geldiğimde neredeyse her şey eski yerlerindeydi, eşyalarım da geri gelmişti.

Akşam yazı yazacağım an laptopuma bakındım ama bulamadım.

“Ivanka, bilgisayarım nerede?”

“Valla ben bilmiyorum, aç o kadına sor, en son elinde gördüm, kendi kendine söyleniyordu; “Of of, nasıl bir negatif enerji birikmiş bunda” diye.”

Sabır çekip kadına mesaj attım; “Bilgisayarım yok bulamıyorum, yazı yazmam lazım, biz senin gibi eşyaların yerini değiştirerek para kazanmıyoruz, yazarak kazanıyoruz anladın mı?”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI