Er kitabı... General kitabı

SEVGİLİ okuyucularım, bu hafta Türkiye’de Ümit Yayıncılık tarafından iki ilginç kitap yayınlandı.

İlkinin adı: Güneydoğu Gazileri. Biz Kınalı Bacaksızlar. Yazarı: Savaş Yücel.

‘Bacaksız’
deyince aklımıza genelde yaramaz küçük çocuklara hitap tarzı gelir. Oysa burada farklı. ‘Bacağı, bacakları kopmuş... Bacakları olmayan’ anlamında.

Savaş Yücel, 1990’lı yıllarda PKK teröründe sakat kalan bir er. İtalyan mayınına basıyor, ayağı parçalanıyor... Ve şimdi takılan protezle yürüyebiliyor. GATA’da ayağından tam 23 kez ameliyat geçirmiş.

Savaş Yücel kitabında sadece kendi olayını değil, öteki gazi ve şehitlerin ‘son anlarını’ da derlemiş. 14 gazi arkadaşını konuşturmuş. Nasıl sakat kalmışlar, sonrasında neler olmuş... Okurken bazen titredim, hepsinde içim parçalandı.

İkinci kitabın adı: ‘Engizek Kartalı. Terörle Mücadele Anıları. İstikamet 10. Köy.’ Yazarı: Kudret Cengiz.

Bu kez karşımızda bir rütbeli var. Kudret Cengiz, emekli tümgeneral. Güneydoğu Anadolu’da çoğu zaman niteliksiz birliklerle terörist avına çıkıyor, yüzlerce geceyi dağ başlarında geçiriyor. Timlerindeki maliyeci, sağlıkçı, teknisyen subay ve astsubaylarla, deneyimsiz askerlerle... Ve o koşullarda yaşadığı olayları anlatıyor.

Bu iki kitabı da mutlaka okumalısınız... Çünkü her ikisinde de TSK’nın terörle mücadele aşamasındaki eksiklerini, hatalarını, personelin özverisini, bitlenme sorununu ve sonraki dönemlerde adım adım düzelen TSK örgütlenmesini göreceksiniz...

Her iki kitapta da terörle mücadelede isimlerini hiç bilmediğimiz, akla getirmediğimiz isimsiz kahramanların, özellikle helikopter pilotlarının neler pahasına görev yaptığını yaşamış gibi olacaksınız.

Bir er ve bir tümgeneral... Olay aynı, cepheler farklı. Yaşadıklarını kitap yapmışlar. Bunu herkesin yapması gerekiyor... Çünkü okudukça öğreniyoruz, şaşırıyor ve gurur duysak bile üzülüyoruz.

VE BAZI SORULAR

Bu kitaplardan yola çıkarak şimdi Genelkurmay Başkanlığı’na birkaç soru sormak istiyorum. Verilecek yanıtların saklanacak, gizlenecek tarafı yok... Çünkü yine, hemen her gün şehit veriyoruz. Hemen her gün askerlerimizin mayın patlamalarında kolu bacağı kopuyor, gözleri kör oluyor.

Sorularım şunlar:

1- 1984 yılında PKK terörünün başlamasından bu yana TSK toplam kaç şehit vermiştir? Subay, astsubay, uzman çavuş ve er olarak tam döküm nedir?

2- Kaç kişi yaralanmıştır?

3- Kaç kişinin eli, kolu, bacağı kopmuş, gözleri kör olmuştur?

4- Kaç kişi felç olmuş ve tekerlekli sandalyede yaşamaktadır?

Yaralıların ve sakat kalanların hemen hepsi GATA’dan geçti. Orada tedavi gördüler ve görüyorlar. Genelkurmay’a ve gazilerimizin sığınağı olan GATA’ya teşekkür borçluyuz. O kadar ki, GATA’da ortopedi özel cerrahi klinikleri açıldı. Özel doktorlar ve hemşireler yetiştirildi. Onlar sadece terör gazileri ve onların ameliyatları, yaraları, tedavisi ve bakımları konusunda uzmanlaştı. Dünya hekimliğinde bu açıdan bir numara oldular.

Bu soruların yanıtı Türk ulusu tarafından bilinmeli. Bu rakamlar gizli olmamalı.

Uzun yıllardır büyük bir terör belası yaşıyoruz. Bunu değil dünyaya, içimizdeki bazılarına bile anlatamıyoruz.

İşin insancıl boyutunu ve çekilen sıkıntıları, protezlerle, koltuk değnekleriyle veya tekerlekli sandalyeler üzerinde yaşamaya mahkûm edilenler, felç olanlar, artık gözleri görmeyenler, dünyası kararanlar, hayatı kayanlar ve onların yakınları -bireysel düzeyde- biliyor.

Onların toplamı herhalde BİNLERCE kişi...

Ve onların tamamı genç yaşta insanlar. Büyük çoğunluğu 20’li yaşlarında idi. Şimdi onlar belki 30’lu yaşlarını sürüyor.

Onlar sadece sakat kalmadı. Pek çoğu işsiz. Hemen hepsi bakıma muhtaç. Kendilerine bağlanan yetersiz bir maaşa talim ediyorlar.

Evet, bu rakamları açıklama zamanı geldi. Saklayacak, gizleyecek bir şeyimiz yok. Tam tersine, teröre destek veren iç ve dış kesimlere karşı kullanacağımız en büyük kozlardan birini -yani bu rakamları- tozlu arşivlerde gizlemek kadar yanlış bir şey olamaz.

Genelkurmay Başkanlığı’nın yukarıdaki sorulara vereceği yanıtı merakla bekleyeceğim. Sizlere de aynen aktaracağım.
Yazarın Tüm Yazıları