Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elli tane var yine de yenisi aranıyor

DEMOKRASİ ve Barış Partisi, Demokratik Türkiye Partisi, Demokratik Halk Partisi, Demokrat Parti, Demokratik Parti, Demokratik Sol Parti, Hür Demokrat Parti, Liberal Demokrat Parti, Cumhuriyetçi Demokrasi Partisi.

Bu partilerin bazılarını muhtemelen ilk kez duyuyorsunuz. Adında demokrasi yazan bu kadar parti var, ama bu ülkede hâlâ demokrasi yok. Çünkü, ülkeye demokrasi parti adıyla gelmiyor.

Devamı var.

Aydınlık Türkiye Partisi, Eşitlik Partisi, Lider Türkiye Partisi, Ulusal Muhtariyet Partisi, Değişen Türkiye Partisi, Sağduyu Partisi, Hürriyet ve Değişim Partisi, Yurt Partisi.

Adını saydığım bu partilerin üyeleri alınmasın ama, siz bu partilerden hangisinin adını biliyorsunuz? Daha önce duydunuz mu?

Devamı var.

GÖNÜLDEN OY

Türkiye’de şu anda elli tane siyasal parti var.

Hiç bir AB ülkesinde bu kadar çok parti yok. Parti çok, güven yok. Bu kadar çok partiye rağmen:

Halkın yüzde 43’ü yeni bir parti istiyor. Halkın yarısına yakın bölümü, oy vermesine rağmen, bugünkü partileri beğenmiyor. Yeni bir partiye ihtiyaç duyduğunu söylüyor.

A&G Araştırma Şirketi’nin dünkü Milliyet’te bir araştırması yayınlanıyor. Buna göre, son bir buçuk yıl içinde halkın umutları kırılmış vaziyette. Halk geleceği, bugünden daha kötü görüyor. Geleceğe daha güvensiz.

Ve bu durumdan Türkiye’yi yönetenleri sorumlu tutuyor.

İktidarı sorumlu bulması tamam, ama iktidar alternatifi olarak diğer partilere baktığında, yüzde 43 gibi çok ciddi bir çoğunluk, onlardan da umudunu kesiyor.

AKP, CHP ve MHP’ye oy veren her dört kişiden biri, “ben bu partiye gönülden oy vermedim” diyor.

Türkiye’de insanlar, elli tane siyasal partiye rağmen, gönülden oy verecekleri bir parti arıyor.

Hazin bir durum. Belki de, bir çıkış kapısı.

Bir dava 29 yıl sürer mi

DİSK yöneticisi Kemal Türkler’in öldürülmesiyle ilgili dava tam 29 yıldır sürüyor.

Mahkeme, sanık olan kişiyi beraat ettiriyor, Yargıtay bozuyor. Mahkeme kararında direniyor, Yargıtay yeniden bozuyor, dava yeniden başlıyor. Yıllar alan feci bir süreç.

Bu faciaya bir devlet dramı daha ekleniyor. Önceki gün yine duruşma var. Cinayette tetikçi olduğu öne sürülen Ünal Osmanağaoğlu başka bir suçtan dolayı Bandırma Kapalı Cezaevinde tutuklu. Ama, duruşmaya getirilemiyor.

“Ödenek, personel ve araç yokluğu” gerekçeleriyle. Hazin.

Türkler Ailesinin avukatı Rasim Öz’ün mahkemeye verdiği dilekçe, roman konusu. Gıyabi tutuklama kararına rağmen, sanık hakkında 16 yıl boyunca dava açılmıyor.

Türkler Ailesi, “adalet” diye feryat ediyor.

240 bin işçi istim üstünde

“Başbakanla o gün toplu sözleşmeyi görüşmek yanlıştı, o kadar yoğun ki, toplu sözleşme ile ilgilenecek hali yoktu.”

Bu gözlem Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu’ya ait. O gün, yani 7.5 saatlik MGK günü. Başkan Kumlu telefonda, söze “Türkiye iyi değil” diye başlıyor. Sonra aylardır yürütülen toplu sözleşme ile ilgili olarak, gelinen noktayı özetliyor:

“Biz hükümete yüzde 20 zam istemiyle gittik, ama bugün, işsizlik, milli gelirde küçülme, ihracatta azalma ortada, biz yüzde 3’lük zamma bile imza atarız.”

Yüzde 20 isteyip, şimdi yüzde 3’e imza atmak mı? Kumlu açıklıyor:

“Yüzde 3’e bir şartla imza atarız, dedim Başbakana. Vergi ve sigorta yasalarında değişiklik yaptılar. Ocak ayında verilen 100 lira, vergi nedeniyle, Temmuz’da 94 liraya düşüyor. Ocak ayındaki parayı Aralık’ta da alırsak, yüzde 3’ü imzalarız, dedim, ama ona bile itiraz ettiler”.

Türk-İş’in AKP Hükümeti ile bu ilk dansı değil. 2003, 2005 ve 2007’de de toplu sözleşme imzalanıyor. Tayyip Erdoğan her seferinde hem Türk-İş’in yüzüne, hem meydanlarda, “işçi ve memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyor.

Ama, şimdi ezdirme hali var. Türk-İş imza atmıyor, 240 bin işçi sokaklara dökülme programında.

Geçenlerde bir bakanla sohbet ederken, o bakan:

“Türkiye’nin dev gibi sorunları var, ama her gün uğraştıklarımıza bakıyorum ve şaşıyorum.”

İşçiler şimdi sokaklara dökülecek ve bazı iş yerlerinde belki greve gidecek. Kimse farkında değil, hükümetle anlaşma olmazsa, iş fena tırmanacak.

X