"Yalçın Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.

Yalçın Doğan

Hillary yolun açık olsun

5 Temmuz 2015

VARAN bir: 2012 Eylül, Bingazi’deki (Libya) Amerikan konsolosluğuna saldırı, bina yanıyor, konsolos dahil, dört Amerikalı diplomat öldürülüyor.
O sırada Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, saldırı nedeniyle hâlâ eleştiriliyor. “Güvenlik yeterli değildi, istihbarat zayıftı”. Clinton açıklama yapıyor, “Saldırı planlı değil, Amerika’daki bir İslam karşıtı video protestosu saldırıya dönüştü”. Sonradan saldırının planlı olduğu ortaya çıkıyor. Bugün Hillary suçlanıyor, “Hatasını gizledi, kamuoyunu yanılttı”.
Varan iki: Hillary Clinton Dışişleri Bakanı iken bakanlığın değil, kendi özel e-mail adresini, ayrıca, kendi evindeki özel server’ı kullanıyor. Yani yazdığı ve aldığı e-mail’leri bulmak güç. Bugün eleştiriliyor: “Bazı yazışmaları saklıyor”. Bunun üzerine Hillary elli bin sayfa tutan resmi konulara ilişkin e-mail listesini bakanlığa gönderiyor. Eleştiri sürüyor: “Hepsini gönderdi mi, sildikleri var mı?” Oysa, eski Bakan Powell ve şimdi Kerry hem resmi, hem özel e-mail kullanıyor.
Hillary çok gündemde, çünkü gelecek yıl yapılacak başkanlık seçiminde Demokratlar’ın en güçlü aday adayı. Herkes onu ince eleyip sık dokuyor. Demokrat Parti’de aday adayı sayısı az.
Cumhuriyetçi Parti’de on altı aday adayı var. Biri yine Bush ailesinden, bu kez küçük olan Jeb Bush, eski Florida Valisi. Aday olursa, başkanlık seçiminde Hillary’nin şansı yüksek.


Yazının devamı...

‘Hücrenin Lombozundan’

4 Temmuz 2015

“SUSTU ve seyretti dağların zirveleri/Bitirilirken insanca yaşama bağlılık/Karanlık yavaş yavaş sararken bedenleri/Anladı/Paha biçilmezdi kaybettikleri/Bu kayıtsız şartsız tutsaklık/Zulüm olmuştu artık”.
Gerçekten “paha biçilmez kaybettikleri”, idealleri, meslekleri, aileleriyle birlikte gelecekleri, özünde hayatları. Kaybedilen bir hayat daha, Balyoz’dan on sekiz yıla mahkûmiyet, sonra arkadaşları gibi beraat ve Emekli Tuğamiral Cem Aziz Çakmak dün hayatını kaybediyor. Hapishanede kanser, geç teşhis, kim bilir nasıl tedavi, kim bilir hangi aşamada hastane ve bugün o meçhule yolculuk.
Hapiste askerlerin çoğu kitap yazıyor, bir de şiir kitabı, “Hücrenin Lombozundan” Cem Aziz Çakmak yazıyor, yukarıdaki şiir o kitaptan alıntı.

İSYAN


Yazının devamı...

AKP’nin arka bahçesi: Bahçeli

2 Temmuz 2015

Dün dördüncü turda muhalefetten bir adaya destek vermeyerek, AKP adayı İsmet Yılmaz’ın başkan seçilmesinde oynadığı unutulmaz rol gibi.
7 Haziran seçim kampanyasında Bahçeli, Tayyip Erdoğan’ı haklı olarak “kutuplaşma ve ötekileştirme” nedeniyle topa tutuyor. Seçim sonrasında ise, sendrom halinde, kendisi HDP’yi ötekileştirme çabasında. Bu tutumuyla uzak ihtimal gerçekleşiyor, Meclis Başkanlığı’nı AKP’ye armağan ediyor.


YA O SEVİNÇ


8 Haziran sabahı Türkiye “AKP’den, dikta eğilimlerinden kurtulmanın sevincini” yaşarken, Bahçeli uzlaşmaz tavrıyla halkın yüzde altmışının sevincini kursağında bırakıyor. AKP’ye yeniden iktidar yolunu açıyor. CHP’li ya da MHP’li bir AKP koalisyonu veya erken seçim Bahçeli’nin eseri. Hesap sormaya dönük ağır nutukları, verdiği sözleri unutuyor. Ama, halk unutmayacak.
AKP’nin yolunu öylesine açıyor ki, kendisine başbakanlık öneren Kılıçdaroğlu’na bile çatmaktan geri kalmıyor, “Sen o yetkiyi kimden aldın” diyerek. Uzlaşma kültürü ve diyalog hak getire. Dün çok başka bir işaret veriyor, “Türkiye’yi namerde muhtaç etmeyiz, koalisyon konuşmaktan kaçmayız” sözüyle, AKP-MHP koalisyonuna sanki yeşil ışık yakıyor. Tam gününde, AKP adayını Meclis Başkanı seçtirdiği gün, “Ben sana CHP’den daha yakınım” mesajı.

Yazının devamı...

Sarayın tamtamları

1 Temmuz 2015

Ödül örgüte verildi ise de örgütün genel direktörü bir Türk. Suriye’deki kimyasal silahların imhası nedeniyle Barış Ödülü verilirken, bir başka Türk, Tayyip Erdoğan yine Suriye için uyarılıyor, “Suriye’ye müdahaleyi aklından bile geçirme”. Nota değil, Batı basını üzerinden, “Sakın ha” uyarısı.
Bizde basının bir bölümüne bakarsanız, Suriye’ye girdik, giriyoruz, hazırlıklar tamam. Hendekler, mayınlar, toplar, aslında sınırı güvenceye alan işlemler, Suriye’ye girecek olan sınırda hendek kazmaz.
Bizimkiler hendek kazadursun, Suriye’nin kuzeyinde, Irak’ın kuzeyindeki gibi, Kürt devletinin Suriye bölümü kurulmak üzere. Orada adım adım böyle bir gelişme varken, sana kimse müdahale izni vermez.
Kaldı ki, müdahaleye hükümet, asker ve Dışişleri karşı. Hem kendi gerekçeleri var, hem karşıda oluşan blok.


KARŞI BLOK


Yazının devamı...

5 milyon 57 bin 506 oya hakaret

28 Haziran 2015

DÜNYA parlamento tarihine geçecek söz MHP lideri Devlet Bahçeli’ye ait. Cumhuriyet’e demecinde Bahçeli: “HDP seksen milletvekili aldı, biz HDP’yi yok farz ediyoruz. (...) Birçok kanadı bünyelerine aldıkları iddiasıyla Meclis’te temsil ediliyor. Biz milli iradenin bu bölümüne saygılıyız”.
Seksen milletvekili var, ama Bahçeli HPD’yi yok farz ediyor. Bahçeli’nin partisi ile eşit milletvekili sayısı. Bu söz HDP’ye oy vermiş, Türk-Kürt 5 milyon 57 bin 506 oya hakarettir. Bu kadar insan HDP’ye farklı tezlerle oy veriyor:

1- AKP’nin tek başına iktidarını önlemek için,
2- Kürt sorununun siyasal çözümü için,
3- HDP’yi Kürt Partisi olmaktan çıkarmak, Türkiye partisi yapmak için.
HDP’ye oy veren insanların büyük çoğunluğunun ne Kürtçülükle ilgisi var, ne PKK ile. Ama onlar bu sorunun artık çözülmesini istiyor. Bahçeli madem yok sayıyor:

Yazının devamı...

Zenciye bak zenciye

27 Haziran 2015

YOK iftar, yok muhtarlarla toplantı derken, Tayyip Erdoğan yine hızını alamıyor, ayrımcılığa devam ediyor:
“Bunlar kendilerine Beyaz Türk diyor, aradan çıkıp sıyrılanlar hep zenci Türk olarak görülmüştür, işte biz onlardanız, kendisi iyi işlerde çalışır, iyi konutlarda oturur ama yoksulu gecekonduya mahkûm eder”.Sanki 1150 odalı sarayda o oturmuyor. Sanki ona ayrılan parayı az bulup ayrıca “örtülü ödenek” alarak, “Yüzde 52 oy aldım, parayı istediğim gibi kullanırım” pervasızlığını o göstermiyor. Sanki özel uçaklarda, lüks arabalarda yaşayan o değil. Başı sıkıştıkça aynı edebiyat mağduru oynamak. Farkında değil, artık kimse yemiyor.
Seçim yenilgisinden sonra Erdoğan bilinen atraksiyonunu yeniden sahneye koyuyor, toparlanmak için başa dönüyor, “ezilmişlik, başkalarının gücü, kendisinin o zinciri kırmaya talip olması, onlar ve biz”. Bayatlamış edebiyat.


ZENCİLİK

Yazının devamı...

Davutoğlu’ndan RTÜK çiçeği

25 Haziran 2015

SANKİ Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın planı gibi görünüyor ama yine Akdoğan’ın ağabeyinden gelen talimata benziyor. RTÜK’te başkan oyunu.
RTÜK malum, AKP’nin TV ve radyolarda eli ayağı, Hazret seçimde saatler boyu AKP adına kampanya yapıyor, RTÜK ve YSK buna sessiz kalıyor. Seçim sonrasında RTÜK’te denge değişiyor. Dörde karşı beş üye ile temsil edilen AKP’nin üye sayısı dörde düşüyor, diğer üç parti çoğunlukta.
RTÜK Başkanı, AKP üyesi Davut Dursun’un süresi doluyor. Yeni başkan AKP dışındaki partilerden birinden olacak. Bunu önlemek üzere, iddiaya göre: Yalçın Akdoğan Dursun’un istifa etmesini, RTÜK’ün hemen yeni başkan seçmesini istiyor, AKP kontenjanından gelen Hamit Ersoy’u. Ersoy sağlam bir AKP’li, eşi Lale Ersoy AKP MKYK üyesi.

AYIP PLAN

Çok nezaketsiz. Sen orada çoğunluğu kaybetmişsin, başkanlığı kaybedeceksin, bunu önlemek üzere, “cin fikrinle çirkin bir manevraya” giriyorsun, çok ayıp. Kendini ele veriyorsun.

Yazının devamı...

Bu karar size armağandır

24 Haziran 2015

On beş gün sonra da, 25 Temmuz 2008’de ilk Ergenekon davası açılıyor.
Üç savcı İlhan Selçuk ile Ergenekon arasında bağlantı kurma çabasında, iddianamede İlhan Selçuk için “İyi bilenen biri, sözü dinlenir” gibi öznel ölçülerden hareket ediliyor. Hatta, 1971 yılında Selçuk hakkında açılan davaya gönderme yapılıyor. Ne hukuk ama.
Uğur Alacakaptan, Akın Atalay ve Fikret İlkiz üç savcı hakkında dava açıyor: “Selçuk’un kişilik haklarına saldırı vardır, bunun tespiti ve kınanması, kararın tirajı yüksek üç ayrı günlük gazetede ilanına karar verilmesi...”
Davanın açılmasından 1 yıl 5 ay 28 gün sonra, 13 Nisan 2010’da yargıç Nesrin Merih Göçer iddianamede İlhan Selçuk’a yönelik “Ayvayı yiyeceğimizi vurguladı, uyanık ve zeki, sazı sözü dinlenir, gibi nitelemelerin dava ile ilgisi yoktur” diyerek, İlhan Selçuk’un kişilik haklarına tecavüz edildiğine ve savcıların kınanmasına karar veriyor.


YASALAR DEĞİŞTİ


Yazının devamı...