Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

‘Hey dünya, parçalanıyoruz’

-“Toprak bütünlüğüm tehdit altında.
-Siyasi bağımsızlığım tehdit altında.
-Güvenliğim tehdit altında.”.
Bu üç temel unsuru kapsayan NATO’nun 4. maddesine dayanarak NATO Konseyi’ni toplantıya çağırıyor.
-“Ortadoğu’nun oyun kurucusu...
-Balkanlar’dan Kafkaslara kadar coğrafyanın efendisi...
-Kimsenin test edemeyeceği gücün mutlak sahibi...
-Dünyada ne olursa, herkesin fikrini sorduğu ‘Asrın Lideri’ önderliğindeki
” Türkiye’nin haline bakın. PKK ve IŞİD, iki terör örgütünün saldırısı karşısında, “Bizi parçalıyorlar” diyerek NATO’dan yardım bekliyor. Tam skandal.


LİDER PERİŞAN

“Kurtar beni NATO” feryatlarını içeren başvuruyu biz yapıyoruz, başka bir ülke değil. Başkaları bizim için böyle bir tehdit görmezken, AKP hükümeti “yandım Allah” diye, soluğu Brüksel’de alıyor. Parçalanma tehdidi altında olduğunu dünyaya ilan ediyor. Basiretten uzak bir başvuru.
Ya da gerçekten parçalanma ile karşı karşıyayız.
“Hariciye Vekili”ni geçiyorum, “Hariciye Vekaleti”nde hiç mi deneyli müsteşar, müsteşar yardımcısı, umum müdür, NATO işlerinden sorumlu bir sefir-i kebir ya da benzeri kalmadı, hükümeti uyaracak kimse yok mu?
“Asrın Lideri” perişan, iki terör örgütü karşısında NATO’dan yardım bekliyor.


İKİDE BİR

Olay NATO’ya iletilebilir. Ama 4. madde gerekçesi ile değil. Madem senin bağımsızlığın ve toprak bütünlüğün tehdit altında...
-O toplantıya mutlaka NATO büyükelçini göndereceksin, yardımcısını değil, hatta bakanın katılacak.
-İkide bir 4. maddeyi öne sürmeyeceksin.
AKP 2003’te Irak Savaşı, 2012’de Suriye İçsavaşı çıktığında, yine 4. madde ile NATO’ya gidiyor, gülünç oluyor. Birileri “Asrın Lideri”ne NATO’yu anlatsa iyi olacak.
Türkiye gerçekten parçalanma tehlikesi ile karşı karşıya ise, o zaman içerde “savaş hali ve topyekûn seferberlik” ilan et, tehlikeyi NATO’dan önce halkına anlat.


Uzak Örnek: Papandreu


Uzun yıllar bir araya gelemeyen iki ülke. Her türlü tepkiye rağmen, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem 2001’de Samos Adası’nda “barış” adına zeytin ağacı dikiyor. Yıllardır tek bir anlaşma yok iken, ikisi otuza yakın anlaşma imzalıyor. Yakın coğrafyada birlikte barış için çalışıyor.
2007’de İsmail Cem aramızdan ayrıldığında cenazeye katılan Papandreu: “Ortak hayalimiz barışın güçlenmesiydi, Türk-Yunan dostluğunun devamıydı, ben sözümde duracağım.”
Yıl 2015, arada Papandreu başbakan oluyor, ülkesinde kriz, başbakanlıktan ayrılıyor, partisi seçimde yüzde 44’ten yüzde 4.5’a iniyor, yeni kurduğu parti yüzde 2.5’la baraj altına düşüyor. Papandreu siyasette vefayı, insani duyguları, saygıyı en güç koşullarda yine de unutmuyor.
İsmail Cem’in kızı İpek Cem Taha ile beraber “Cem-Papandreu Barış Ödülü”nü hayata geçiriyor. Bir hafta önce Korfu Adası’nda Umut Oran’ın katıldığı mükemmel ve mütevazı organizasyonla ödüller sahiplerini buluyor. İki ülkeden birer işadamına, Şarık Tara ile Theodoros Papalexopoulos’a. Ayrıca ‘Özel Ödül’, barış için çalışan Türk-Yunan Forumu temsilcileri Paulina Lampsa ile Erdil Nami’ye.
Törene ayrıca, Kıbrıs’ta barış için çaba harcayan KKTC baş müzakereci Özdil Nami ile Güney Kıbrıs baş müzakereci Andreas Mavroyiannis katılıyor. Herkes soru soruyor, onlar Kıbrıs’ta barış umutlarını paylaşıyor.
Ülkesi yangın yeri, iflasın eşiğinde, kendi partisi parlamento dışında ama Papandreu hâlâ demokrasi ve barış için çalışıyor. Umut Oran ekliyor: “Bizde ihtirası aklının önünde giden, kibir küpü, güç zehirlenmesine uğramış, ne oldum delisi politikacılara örnek olsun.” Ben kötümserim, bence olmaz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI