Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İdlip komşuluğu: Felaket

‘‘APOKALİPTİK kavgaya karşı son savaşı İdlip’te vereceğiz”. IŞİD’in en büyük iddiası bu.
Apokaliptik: Kıyamet kopacak, sağ kalanlar yeni bir hayata başlayacak. Devamındaki iddia, savaş kıyamete kadar bitmeyecek. Kiminle savaş? “Küffar ile”, Müslüman olmayanlarla, gâvurlarla, kâfirlerle.
Neden İdlip’te? IŞİD’e göre, “Romalılar Müslümanları vaktiyle İdlip’te katletti, Müslümanların intikamını biz de İdlip’te alacağız”.
IŞİD bu inanç doğrultusunda İdlip’i ele geçirmek için var gücüyle savaşıyor, dört ay önce amacına ulaşıyor, İdlip IŞİD’in kontrolüne geçiyor.

HATAY

Bu ideoloji IŞİD açısından onun Türkiye’deki varlığını açıklıyor. İdlip Suriye’nin kuzeybatısında bir kent, Hatay’a komşu. Kıyamete kadar burada kalacaklarmış, kıyamete kadar bizim komşumuz(!).
Son savaşlarla ile birlikte Suriye’nin toprak olarak yüzde ellisi IŞİD’in eline geçmiş bulunuyor. Suriye’de artık iki devlet var. Bizim Hazret buyuruyor ya, “Suriye bizim iç meselemiz”, artık bir değil, iki meselen var, Suriye ve IŞİD. İkinci iç meselen IŞİD ilkine, Suriye’ye benzemiyor, çok vahşi.
Hatay’a komşu olması, ayrıca gâvurlara karşı kıyamete kadar savaşı İdlip’te sürdürme kararı, Türkiye’nin sürekli olarak diken üstünde oturması anlamına geliyor, bomba nerede, ne zaman patlar belli değil. “Suruç’ta terörist saldırı oldu, hesabını sorarız” gibi üstünkörü bakışlar “iç meselemizi” çözmeye yetmez.

YUGOSLAVYA

Yugoslavya vaktiyle Avrupa’nın ortasında önemli bir ülke. Orada başlayan etnik savaş sonunda ülkeyi parçalıyor, bir Yugoslavya’dan yedi ülke doğuyor.
Suriye ve Irak’ta etnik ve dini çatışma var. Bütün bunlar “komşularımızda”. Artık ne tek bir Irak, ne tek bir Suriye var. İkisi de parçalanmış durumda.
Yok “Ortak deklarasyon”, yok “Hesap sorarız” saçmalıkları çoktan geride. Tarihsel, etnik, dinsel analizlerle yeni bir Ortadoğu politikası çizmek gerek. AKP üstesinden gelemez, gelemeyeceği gibi, içinden çıkılmaz hale getiren zaten o.


Bodrum: Albüm ve inşaat


YAZ sezonunda Bodrum’da sözde inşaat yasağı var. Var ama Bodrum’un çeşitli yerlerinde vinçler, beton kamyonları şakır şakır çalışıyor. Bir ara duruyor gibi yapıp inşaata yine devam ediyorlar. Bodrum Belediyesi (CHP) bilmiyor olamaz.
Bir de bazı gece kulüpleri örneğin, Yalıkavak Tilkicik Koyu’nda Albüm adındaki kulüp, gece 24’te başlıyor, sabah 04.00’e kadar, çevrede kimseyi uyutmuyor. Şikâyetler, kulübe ricalar çare olmuyor. Yüksek desibelle sabahın ilk saatlerine kadar vur patlasın, çal oynasın.
Birilerinin eğlenmek elbette hakkı, Bodrum’a gelince bu hak tepe tepe kullanılıyor ama çoğunluğu rahatsız etmeden. Polis ya da jandarma bilmiyor olamaz. Her yıl
aynı hikâye.


Aciz iki refleks

TÜRKİYE kan gölüne mi dönüyor, cinayetler, patlamalar, kitle halinde ölümler birbirini mi izliyor;
1- Ahmet Davutoğlu hiç geçerliği olmayan, ezberlediği sözle kendini teselli ediyor: “Hesabını soracağız, kimse gücümüzü test etmesin”. Önceki gün yine aynı safsata. Ne testi, ne hesabı, ne zaman, nasıl soracaksın, olsun, safsataya devam.
2- Ardından yayın yasağı. İki gün önce valilik toplantı ve açıklama yasağı, dün de mahkeme saldırı ile ilgili görüntü yasağı getiriyor. Yasak gelince, katiller mi yakalanıyor, ihmali olan sorumlular mı ortaya çıkıyor, bir sonraki felaketin önüne mi geçiliyor, yayın yasağı ne işe yarıyor, her felakette yasak, başka şey bilmez misiniz?

X