GeriEğitim YÖK Başkanı: YKS ile ilgili sistem değişikliği gündemimizde yok
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

YÖK Başkanı: YKS ile ilgili sistem değişikliği gündemimizde yok

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YKS ile ilgili sistem değişikliğinin gündemlerinde olmadığını belirterek, “Eğitim öğretimin bütününde olduğu gibi yükseköğretimde de 'piyasa' şartlarının egemen olmamasını istiyoruz. Eğitim öğretim, ana gövde olarak kamusal bir hizmettir. Bu bağlamda, mezunlarını 4-5 sene sonra göreceğimiz bilinmezliklerle dolu bir sisteme ilişkin bir süreç başlatmamız aklen, bilimsel olarak mümkün değil" dedi.

YÖK Başkanı: YKS ile ilgili sistem değişikliği gündemimizde yok

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, katıldığı bir iftar yemeğinde eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yeni lise modelinin açıklanmasının ardından yöneltilen sorular üzerine, söz konusu değişiklikle ilgili bilimsel çalışma ya da raporun Milli Eğitim Bakanlığı’ndan kendilerine ulaşmadığını söylediğini anımsatan Saraç, “Üniversite giriş sistemleri gökten inmiş kurallar, kanunlar değildir. Ama bunların gerekliliklerinin bilimsel olarak ispatlanması ve kamuoyunun da içine sinmesi lazım. Şu an sistem değişikliği gündemimizde yok. Bunun olması için herhangi bir sebep görmüyoruz” dedi.
Yükseköğretime giriş sistemlerinin sosyal adalet ve fırsat eşitliğini temin etmesi gerektiğini belirten YÖK Başkanı şunları söyledi:

 

"Eğitim öğretimin bütününde olduğu gibi yükseköğretimde de 'piyasa' şartlarının egemen olmamasını istiyoruz. Eğitim öğretim, ana gövde olarak kamusal bir hizmettir. Bu bağlamda, mezunlarını 4-5 sene sonra göreceğimiz bilinmezliklerle dolu bir sistemle ilgili bir süreç başlatmamız aklen, bilimsel olarak mümkün değil.

MEB'in lise çıktısı yükseköğretimin girdisi olacak. Bu girdiyle ilgili planlamayı o çıktıya göre yapabiliriz. Şu an o çıktıyı görmüyoruz. Şu an gündemimizde sistem değişikliği yok.

TYT'de sözel ve sayısal okuryazarlık getirdik. YÖK olarak en azından ben ve ekibimiz, bundan vazgeçilmesi için bir neden görmüyoruz. Ne pedagojik ne bilimsel bir neden görüyoruz ama müfredatla ilgili bir değişiklik söz konusu olursa bu ikinci aşama olan AYT'ye elbette yansır. O zamanki duruma bakılır ve değerlendirilir.

Üniversite giriş sistemlerinde, genel yetenek ağırlıklı bir model dışında müfredattan soru sorma oranı yüzde 99'un üzerinde. Sınavlarda zaten müfredattan soru soruluyor. Yükseköğretime giriş sistemi her zaman için lise eğitimini destekleyici olmak durumunda. Burada bir sıkıntı yok.

YENİ LİSE TASARIMINI İRDELEYECEK BİR GRUP OLUŞTURMAK İSTİYORUZ
Yeni lise tasarımıyla alakalı eğitim bilimcilerinden bir grup oluşturmayı ve bu tasarımı irdelemelerini istiyoruz. Yeni sistemin eğitim öğretime katkısı, uygulanabilirliği, muhtemel uygulamayla ilgili sorunlar olabilir mi ve bu hususları da Milli Eğitim Bakanlığı'na iletelim ve onların da yararına olsun diye düşünüyoruz. Bu tasarımın bu tarzda bilimsel çalışmaya konu olması gerektiğini düşünüyoruz. Böyle bir inceleme ve irdelemenin yapılmasında yarar görüyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün farklı yetki alanları bulunuyor. Bu yetki alanlarına girmeden süreçleri sürdürüleceğine inanıyoruz. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da son açıklamalarında bu hususa vurgu yaptı.

YKS ile pek çok düzenleme yapıldı. Soru başına süre arttırıldı. Dolayısıyla bunlardan vazgeçilmesini istemiyoruz. Yükseköğretim sistemi, lise eğitimini desteklemek durumunda, lise eğitimi de yükseköğretimi desteklemek durumunda. Yani üniversite giriş sınavında lise eğitiminin çıktısını ve müfredatı ve sistemi dikkate alacağız. Bu konuda bir problem yok ama şu aşamada yani 4-5 sene sonra doğacak çocuk için YÖK'ten don biçmesi beklenemez.

Sistemi bir bütün olarak algılamak gerekiyor. Sistemin bir bütün halinde bir eğitim iklimi çerçevesinde değerlendirilmesi ve kurgulanması lazım. Lise, aslında eğitimin zirvesi. Lise eğitimi sağlam olursa yükseköğretim güçlü olur. Ama lise eğitiminin de güçlü olması, kendisinden önceki merhalelerin sağlam ve güçlü olmasına dayanır. Bunlar herhalde Milli Eğitim Bakanlığı'nda görüşülmüştür, tartışılmıştır, ondan sonra bu kurgu yapılmıştır diye düşünüyoruz.

 

KALİTEYİ ARTIRICI TEDBİRLER AÇIKLAYACAĞIZ
Yeni YÖK olarak yükseköğretim sistemine üniversitelerde çeşitliliği getirdik. Aynı şekilde, sisteme 'öncelikli alanlar' diye bir kavram soktuk, terminolojiyi değiştirdik. Ülkenin öncelikli alanlarındaki doktoralı insan kaynağını artırmak için yükseköğretim tarihinde ilk defa ulusal ölçekte bir doktora programı başlattık.

Gelecek günlerde, üniversitelerde uygulamaya koyacağımız kaliteyi iyileştirici birtakım tedbirleri açıklayacağı. Açıklayacaklarımız hazırlıklarını uzun zamandır yürüttüğümüz ve bir kısmını birkaç ay içinde hayata geçireceğimiz şeyler olacak. İleriye yönelik hayallerimiz, hayali olmayacak.

EĞİTİM ÖĞRETİM KURAMLARLA DEĞİL EYLEMLERLE İYİLEŞECEK
Dört yıl önce 40 bin olan yabancı uyruklu öğrenci sayısının 150 bine ulaşması tesadüf değil. Eğitim öğretimin kuramlarla değil eylemlerle iyileşeceğine inanıyorum. Pratiğin de kendi içerisinde teorisini üreteceğine inanıyorum. Eğer sırf teoride kalırsanız, bugün ve yarın için kayıp nesilleri göze almış olursunuz. Teori, eylem, fiiliyat hemen ne yapılacaksa bugün yapılması lazım. 'Köklü değişiklikler' diyerek bir şeyi ötelemek eğitim öğretim için zarardır. Onun için küçük küçük bugün için atabileceğimiz bir adım varsa bugün o adımları atalım. Bu çeşitli lokal iyileştirmeler, bir noktadan sonra sistemin bütününe yönelik bir iyileştirmeyi ortaya koyacak.

Yaptığımız ve yapacağımız uygulamalarda kaliteyi öncelediğimiz için Yükseköğretim Kalite Kurulu'nu (YÖKAK) kurduk. Aldığımız kararların başka bir göz tarafından değerlendirilmesinin önemli olduğuna inanıyoruz.

 

MESLEK İCRA SINAVININ GETİRİLMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUZ
Türkiye'ye 'Meslek İcra Sınavı'nın getirilmesini ve bunun ilk adımının hukuk fakülteleri için atılması gerektiğini düşünüyoruz. Mezun olanlara ve öğrencilere hiçbir mağduriyet oluşturmaksızın ve onları kapsama almaksızın, yeni girecek öğrenciler için mezun olduktan sonra nesnel kriterlere bağlı bir meslek icra sınavının yapılması hususunu yükseköğretimde çok büyük atılım gerçekleştireceğine inanıyoruz. Bununla ilgili Adalet Bakanımız ile Türkiye Barolar Birliği ile görüşüyoruz. Belli bir noktaya da gelindi."

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle