GeriEğitim Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle: Öğretmen Değişime Açık Olmalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle: Öğretmen Değişime Açık Olmalı

Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle: Öğretmen Değişime Açık Olmalı

Ali Rıza Lüle, özel öğretim kurumunda başlayan çalışma hayatı, kısa dönem devlette sonrasında özel sektöre geçti. Türkiye’nin en büyük okul zincirlerinden biri olan Doğa Koleji’nin Genel Müdürlüğü’nü 2 yıldır yürütüyor. 82 bin öğrenci, 13.500 çalışanı 124 kampüsü olan bir kurumun liderliğini yapan Lüle, nitelikli öğretmen bulmanın zor olduğunu bu nedenle kendi öğretmenlerini yetiştirdiklerini söylüyor.

Lüle, “Bazen kendi kriterlerimize uygun çalışan bulmakta zorlanıyoruz. Çünkü öğretmen değişime açık olmuyor. Oysa bu bir sektör sorunudur. Büyüyen bu sektörde daha da nitelikli iş güç yaratılacağının kanaatindeyim. Biz sınırlarımızı zorluyor ve kurum için en doğru insanı bulmaya özen gösteriyoruz. Nitelikli eğitim vereceksek, nitelikli öğretmenimiz olmak zorundadır” diyor. Ali Rıza Lüle ile eğitim dünyasını konuştuk.

- Kaç yıldır eğitim sektörünün içindesiniz, hangi görevlerde bulundunuz?
Çeyrek asrı aşan süredir eğitim sektörüne gönül vermiş biri olarak çalışıyorum. Çalışma hayatına özel bir öğretim kurumunda başlayıp, sonrasında da devlette öğretmenlik yaptım. 5 yıl devlet okulunda çalıştıktan sonra özel okulda devam ettim. Eğitimin heyecanı ve meslek aşkım, ilk günkü gibi tazeliğini koruyor. Ben ömrünü eğitime adamış ve ekip çalışmasına inanmış, gelecek için “nasıl iyi öğretirim” diye kafa yoran birisiyim. Öğretmenlikle başlayan yolculuğum koordinatör, direktör, genel müdür yardımcısı ve
genel müdür olarak devam etti.

Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle: Öğretmen Değişime Açık Olmalı

- Çok büyük bir okul zincirinin tepesindesiniz, avantaj ve dezavantajları neler?
Türkiye ve Avrupa’nın en büyük okul zinciriyiz. Öğrenci yetiştirmek, birey gelişimine katkıda bulunmak, Türkiye’nin dört bir yanındaki öğrencilere kaliteli eğitim imkanı sunmanın mutluluğu, yorgunlukları yok ediyor. Büyük bir okul zinciri olunca sorumluluklarınız da bir o kadar artıyor. Ama biz bunu severek yapıyoruz. Çünkü nitelikli eğitimle buluşmayan öğrenci kalmasın istiyoruz. 124 kampüsümüz var. Her zaman daha iyisini yapmak zorundayız. Bu belki bazıları için dezavantaj gibi görünse de benim için inanılmaz bir çalışma prensibidir. Örneğin, 22 Fen ve Teknoloji Lisesi açıyoruz. Türkiye’nin teknoloji üreten ve dünyaya bunu satan bir ülke haline gelmesi ancak bireyleri sağlıklı ve uygun bir ortamda doğru içerik sağlayarak yetiştirmekle olacak. Biz de bunu bilerek ve yürekten isteyerek, ülkemize borcumuzdur diyerek, ekibimizle beraber bu liselerimizi açtık, açmaya da devam edeceğiz. Yani sadece 124 kampüsün değil bir ülke geleceğinin sorumluluğunu almış oluyorsunuz. Belki bu taşınması zor bir yük ama çocuklarımız için, en doğrusu en niteliklisi olsun istiyoruz. Çünkü eğitim olmadan ilerleme kaydedileceğine inanmıyorum.

- Böyle büyük bir yapıyı yönetmek zor. Her yere yetişmekte zorlanıyor musunuz?
Türkiye’nin her yerinde okulumuz var. Ona göre de bir kadromuz, ekibimiz var. Akademik kadromuz, genel müdürlük çalışanlarımız, kampüs müdürleri ve yine kampüs çalışanları uyum içinde. Her daim hepsinde fiziksel olarak bulunmama gerek kalmıyor. Ama mümkün mertebe öğrencileri görmek, kampüsteki öğretmen, müdür ve çalışanlarımızı yakından dinlemek için kampüs ziyaretleri yapıyorum. Hizmet içi eğitimleri ile zaten sürekli belirlenen noktalarda bir araya geliyoruz.

- Bütün okullarda aynı kaliteyi yakalamak mümkün mü? Bu konuda neler yapıyorsunuz?
Okullarımızın dış görünüşü birbirinden farklı. Ama eğitim içeriği, öğretmen seçimi, kampüs içi fiziki şartlar hepsinde aynı. Bu çok özen gösterdiğimiz bir konu. İstanbul’daki çocuk ile Ağrı’daki, Trabzon’daki, Konya’daki öğrenci bizim için aynı değere sahip. Ve hiçbirinin aldığı eğitim birbirininkinden farklı olamaz. Örneğin bir aile İzmir’de oturuyor ama görev itibarı ya da herhangi bir sebepten başka bir ile taşınmak durumunda kaldıysa öğrencimiz taşınacağı o ildeki bir Doğa Koleji’ne nakil yaptığında aynı şekilde devam eder. Öğretmen seçimi, her kampüste aynı titizlikle yönetilir. Ayrıca şunu da belirtmek isterim bizim başarılı olmamızın arkasında yatan etken kurum dinamiklerimizdir. Başarımızın en büyük sebebi ekip olabilmeyi başarabilmemizden ve her öğrenciye her kampüsümüze aynı özeni göstermemizden kaynaklanıyor. Akademik kadromuzdan, genel müdürlük çalışanlarımızdan tutun güvenliğe kadar herkes bir uyum ve öğrenci odaklı çalışıyor. Bütün olarak, birlikte düşünme becerisi yüksek bireylerin bir arada bulunduğu çalışma ortamlarında, güçlü bir sinerji yaratabilmek, kurumumuzun geleceği açısından önemli kazanımlar ortaya koyuyor. Bu durum en önemli avantajımız ve bize her daim katkı sağlıyor. Eğitim için ne yapabiliriz, öğrencilerimizin geleceğine ve dolayısıyla dünya geleceğine nasıl katkı sağlayacağımız her günümüzün en önemli konulardır. Her gün bunu düşünerek çalışıp ürettiğimiz için de eğitim de fark yaratan konseptleri ortaya koymaktayız. Ve bu konsepti her kampüsümüzde her öğrencimize aktarıyoruz. Bu konsept ve uygulamalar ülkemizdeki eğitimin bugünü ve yarını için birer model teşkil etmektedir.

Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle: Öğretmen Değişime Açık Olmalı

KENDİ ÖĞRETMENİMİZİ YETİŞTİRİYORUZ
Birim yöneticilerimiz kendi alanında deneyimli bilgi ve becerisi yüksek kişilerden oluşuyor. Ara kademede de aynı başarımız var. Bazen elbette kendi kriterlerimize uygun çalışan bulmakta zorlanıyoruz. Ama bu bir sektör sorunu. Büyüyen bu sektörde daha da nitelikli iş güç yaratılacağının kanaatindeyim. Biz kurum için en doğru insanı bulmaya özen gösteriyoruz. İK firmalarıyla, üniversitelerle işbirliği yapıyoruz. Türkiye’de bir ilk olan “Doğa Teacher Trainee Programme” yani “Doğa Aday Öğretmen Programı” ile üniversitelerin son sınıflarından seçtiğimiz İngilizce, okul öncesi ve sınıf öğretmenliği öğrencilerini, 6 aylık teorik ve uygulamalı eğitim programıyla yetiştirip kendi bünyemize dahil ediyoruz. İŞ-KUR işbirliği ile gerçekleştirilen program ile öğretmen adayları öğrencilikleri sona ererken kendi öğrencilerini yetiştirmeye hazırlanmış oluyor. Biz de bir nevi kendi öğretmenimizi yetiştirmiş oluyoruz. Öğretmenlerin gelişimi için iç hizmet eğitimi şart. Çünkü değişime açık olmayan kendini geliştirmeyen bir öğretmen birey yetiştirmemeli. Öğrencilere farklı eğitim konseptleri sunarken öğretmenler, örneğin kodlama ve robotik dersi ile erken yaşta tanıştırıp, hayal etme, tasarlama, üretme becerilerini geliştiriyoruz. Fen ve Teknoloji Liseleri geleceğin üreten bireylerini yetiştirirken, t-MBA, ekoloji, yaratıcı yazarlık, drama, satranç, akıl oyunları, teknoloji yazılım ve donanım vb. dersler ile öğrencilerin sosyal, duygusal, kültürel ve entelektüel yönünü güçlü kılıyoruz. Ulusal ve uluslararası sınavlarda akademik başarılarını artırırken, öğretmenlerin elbette kendilerini yetiştirmesi ve geliştirmesi gerekir. Biz bunu kurum olarak önemsediğimiz için öğretmenlerimizi hizmet içi eğitimler ile, uluslar arası konferans ve sunumlarla destekliyoruz. Kendi kişisel gelişimleri için de katkı sağlıyoruz. Yöneticilerimizi kendi içimizde yetiştirdiklerimiz var. Başarısına ve bize katkı sağlayacağını düşündüğümüz genç arkadaşlarımızı da yapımıza alıyoruz. Türkiye’nin en saygın üniversitelerinin akademik heyeti ile çalışıyoruz.Proje hazırlamak veya proje hazırlama disiplinine sahip olmak küçükken başlayan bir eğitim sürecidir. Bu süreçte öğrenciler desteklenmeli, uygun ortamlar hazırlanmalı. Öğrencilerin hayallerini genişleten, sosyal becerisini artıran doğru bir eğitim içeriğiyle sorgulayan araştıran ve üreten çocuklar yetiştirilmeli. Böylece öğrenciler TÜBİTAK projelerinde önemli başarılar elde eder ve saygın üniversitelerden davet alır. Öğrencilerimiz kendi akademik birimimizin yazdığı, içeriğini oluşturduğu kitaplar ve eğitim materyalleri ile öğrenimleri görür. Bu sayede çocuk erken yaşta proje yazma disiplinini kazanıyor, dünya ile entegre olabiliyor ve farklı çalışma modelleriyle de vizyon kazanıyor. Bireylerin yetişmesinde olmazsa olmaz koşul, sosyal yaşama katılımdır ve toplumsal olaylara duyarlılıktır. Eğer yetiştirdiğiniz birey toplumsal olaylara duyarlı ise sosyal etkinliklere katılıyorsa akademik başarısı da artacaktır.

SOSYAL ETKİNLİĞE KATILAN ÖĞRENCİNİN AKADEMİK BAŞARISI ARTAR
Proje hazırlamak veya proje hazırlama disiplinine sahip olmak küçükken başlayan bir eğitim sürecidir. Bu süreçte öğrenciler desteklenmeli, uygun ortamlar hazırlanmalı. Öğrencilerin hayallerini genişleten, sosyal becerisini artıran doğru bir eğitim içeriğiyle sorgulayan araştıran ve üreten çocuklar yetiştirilmeli. Böylece öğrenciler TÜBİTAK projelerinde önemli başarılar elde eder ve saygın üniversitelerden davet alır. Öğrencilerimiz kendi akademik birimimizin yazdığı, içeriğin oluşturduğu kitaplar ve eğitim materyalleri ile öğrenimleri görür. Bu sayede çocuk erken yaşta proje yazma disiplinini kazanıyor, dünya ile entegre olabiliyor ve farklı çalışma modelleriyle de vizyon kazanıyor. Bireylerin yetişmesinde olmazsa olmaz koşul, sosyal yaşama katılımdır ve toplumsal olaylara duyarlılıktır. Eğer yetiştirdiğiniz birey toplumsal olaylara duyarlı ise sosyal etkinliklere katılıyorsa akademik başarısı da artacaktır.

KİMDİR?
1964 Malatya doğumlu Ali Rıza Lüle, ilkokul eğitimini Malatya’da tamamladı. Daha sonra lise ve üniversite eğitimini İstanbul’da bitirdi. Suadiye Lisesi’nden mezun olan Lüle, eğitimine Marmara Üniversitesi Psikoloji ve Danışmanlık Rehberlik bölümünde devam etti. Yüksek lisansını “Eğitimde Psikolojik Hizmetler” üzerine çalışarak çalışma hayatına atıldı. İlk iş tecrübesini özel öğretim kurumunda edinen Lüle, 5 yıl devlet okulunda görev yaptı. Ali Rıza Lüle şimdi Doğa Koleji’nde genel müdürlük görevini yürütüyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle