Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Cüneyt Ülsever: ‘Peki putları yıkıp da yerine ne koyacağız!’

Cüneyt ÜLSEVER

Sayın Fatih Altaylı'nın başlatıp, Sayın Serdar Turgut'un devam ettirdiği ‘‘Yılmaz Güney tartışmasını’’ Türkiye'de putların yıkılması adına hayırlı buluyorum. Bu görüşümü de 27 Ocak tarihinde ‘‘kutsallaştırma geleneği’’nin yıkılması hakkında ele aldığım yazıda beyan etmiştim. Benim o yazıda meramım, Yılmaz Güney ile başlayacak bir kutsallaştırma geleneği soruşturmasının, Türkiye'de her alana bulaşmış bağnazlığa karşı topyekün savaş haline gelmesi idi. Zira, bu ülkede sadece solcuların değil, geleneklerini paylaşmak istediğim sağcıların da, büyük çapta, aynı sığ düşünce sistematiğine sahip olduklarını düşünüyorum. Onların da düşünce üretmek yerine, taraf tutmayı yeğledikleri aşikár!

Benim hayırlı bulduğum gelişme insanlara, onları putlaştırmadan, haklarını teslim etmeye yönelikti. Ancak, tartışma giderek Yılmaz Güney odaklı hale geldi ve şahsileşti. Aydınlar aynı hastalığa tekrar yakalandılar: ‘‘Benim görüşüm senin görüşünü döver!’’

Ben böyle bir tartışmada yer almak istemedim. Ancak, Sayın Atilla Dorsay'ın 3 Şubat 2000 günü, Sabah Gazetesi'nde, Serdar Turgut'a verdiği cevapta yer alan bazı beyanları, benim ne demek istediğime çok güzel örnekler teşkil ettikleri için, bu yazıyı yazmak ihtiyacını hissettim.

Baştan söyleyeyim, Yılmaz Güney'in sinemacılığını tartışmak benim haddimi aşar. Ben sade bir seyirci olarak Yılmaz Güney'in kişiliğini ve görüşlerini katiyen tasvip etmem ama filmlerini beğenirim. Ayrıca, sinemanın sadece verdiği mesaj ile tartışılması, bir görsel sanat olan sinemaya haksızlık etmek gibi geliyor bana. Neyse!

Atilla Dorsay, adı geçen yazıda Yılmaz Güney'e karşıt yazı yazanların ‘‘Türkiye'nin tüm yerleşmiş değerlerini, aydın birikimini ve toplumun üzerinde ittifak ettiği isimleri...yerle bir etmek için...’’ bir arada hareket ettiklerini söylüyor. Hoppala!

Sayın Dorsay böyle bir genelleme yapma hakkını kendisinde nasıl buluyor? Türkiye'nin yerleşmiş değerleri, aydın birikimi kimin tekelinde? Dorsay, toplumun Güney hakkında ittifak ettiğini hangi araştırmaya dayanarak biliyor? Yılmaz Güney niye bu kadar geniş bir alanı kapsasın?

İşte size tipik bir Törkiş düşünce sistematiği.‘‘Benim görüşlerim ve yandaşlarım haliyle toplumun tüm değerlerini ifade ederler. Ben toplum adına toplumun değerlerini ve ne düşündüğünü pekala bilirim.’’

‘‘Benimle aynı görüşte olmayanlar ise muhakkak bir komplo içindedirler.’’

Kutsallaştırma geleneği sağda da solda da, işte bu tek gözlü, ben merkezli, analizden yoksun, genelleme yapmayı taraftar kazanmak sanan, ‘‘ben’’ ve ‘‘onlar’’ tasnifi dışına çıkamayan akıl üzerinde yeşeriyor.

Sayın Dorsay'ın bir ifadesi ise tüyler ürpertiyor.

‘‘Peki putları yıkıp da yerine neyi, kimleri koyacaklardı?’’

Bu ülkede illah bir şeyleri putlaştırmadan yaşamak mümkün değil mi? Bu ülke o kadar düşünce fukarası mı ki, tapınmadan veya biat etmeden görüş sahibi olamayalım?

Maalesef, düşünce fukarası ülkelerde insanlar tapınmayı talep eden putları, fikir üretme zahmetine tercih ediyorlar!

X