Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Collina’ya kırmızı kart ama

DÜN bizim gazetede "İtalyan Hakem Collina" haberini okumuşsunuzdur. 2002 Dünya Kupası finalleri öncesinde Futbol Federasyonu kılavuzu Sadettin Güler, "Collina’ya 4 deri ceket aldım" diye 660 milyon TL’lik harcamayı federasyona yüklemiş. Reha Erus’un konuştuğu Collina ise "İlkelerime aykırı bu bir suçlama" diyor.

Collina’nın adının bu işe karıştırılması rezaletin son perdesi. Eğer böyle bir haber "skandal şeklinde" Avrupa basınına yansırsa "yolsuzluklar ülkesi Türkiye" imajı öylesine bir pekişir ki, bu imajı Mehmet Ali Ağca’ya iki gazete genel yayın yönetmeni, üç televizyon genel müdürü, beş altı internet haber sitesi editörü daha katlettirsek bile silemeyiz!

(Yoksa magazin müdürlerinin tamamını mı katlettirsek... En iyisi işi doğal seyrine bırakmak. Ağca Türkiye’deki kapitalizmle iki üç gün yüz göz olunca komünist olup Türkiye’deki ekonomi editörlerinin tamamını katleder nasıl olsa!)

Niye Collina bu kadar etkili? Yanıt için Opel Vectra reklamlarına bakın... Kim oynuyor bu reklamlarda? Opel’in Londra’daki reklam ajansı Delaney Lund Knox Warren&Partners tüm Avrupa’da yayınlanan Opel Vectra reklamları için niye Collina’yı seçti sanıyorsunuz? Kara kaşı kara gözü için mi? Evet... Sert bakışları için...

Collina sert bakışları ile Avrupa’daki tüm futbol kamuoyunun en sevdiği ve en beğendiği hakem. Real Madridlisi de, Juventuslusu da, Fenerlisi de, Galatasaraylısı da hasta Collinalı. Opel’in Vectra için Collina’yı tercih etmesinin nedeni de bu... Üstelik Opel Vectra’ya inanılmaz bir bel bağlamışken...

Opel’in bağlı bulunduğu grup General Motors, geçen yıl Avrupa’da 12 bin kişinin işine son vereceğini ve yıllık maliyetlerini de 600 milyon dolar indireceğini açıklamıştı. Opel hálá Avrupa’da zarar ediyor. Merkezi reklam yaklaşımlarıyla da maliyetlerini azaltmaya çalışıyor. Reklamlarının da çok etkili olmasına özellikle özen gösteriyor.

Opel’in Collina’yla bulduğu reklam çözümü de çalışmış görünüyor. Alman Otomobil Üreticileri Derneği’nin (ADAC) yaptığı reklam etkinliği araştırmasında Collina’nın oynadığı reklam Avrupa’da yayınlanan en etkili ikinci otomobil reklamı olarak bulunmuş...

Vectra reklamlarının Opel kadar Collina’ya yaradığını söylemek ise zor. İtalyan Futbol Federasyonu kısa bir süre önce Opel reklamlarında oynadığı için Collina’nın hakemlik görevini yürütemeyeceğine karar verdi. İtalyanlar Opel’in aynı zamanda AC Milan’ın da sponsoru olmasının "çıkar çatışmasına" yol açtığını düşünüyorlar.

Collina ise sözleşmesi gereği Opel reklamlarından vazgeçemiyor. Daha doğrusu vazgeçmiyor. Opel’in Avrupa’da bir yılda 426 milyon dolar reklam yatırımı yaptığını düşünürseniz Collina’nın niye reklam oyunculuğunu hakemliğe tercih ettiğini de anlarsınız...

Sonuç: Collina gibi bir hakemin bir deri ceketi hakemliğe tercih edeceğine kim inanır?

Lafgüzar

BİR
dönemin eli kanlı katili Ağca elini kolunu sallayarak dışarıda dolaşıyor. Vicdanlar kanıyor, yürekler yanıyor. Adalet Bakanı Cemil Çiçek "Ağca’nın infaz hesabına ben de şaştım savcılara yeniden inceletiyorum" diyor.

Allahaşkına söyleyin biz bu kadar salak mıyız? Uluslararası üne sahip, hálá Türkiye’de cezasını çektiğine dair kuşkular bulunan, daha önce hapisten kuş olup uçmuş bir mahkum salıverilmek üzere, koca Adalet Bakanı olarak bundan haberiniz yok...

Mümkün mü bu? Mümkünse niye hálá Adalet Bakanı’sınız? Eğer haberiniz varsa bu kriz böyle mi yönetilir? Üç ay önceden verirsin kamuoyuna bilgiyi, yasadaki açıkları anlatırsın, gerekirse yasa değişikliği önerirsin, Türkiye insanını da 1980 öncesi ruh durumuna sokmazsın...

Sokuyorsan da verirsin istifanı "Lafgüzarlık" yapıp kimseyi salak yerine koymazsın..

Türkiye’nin itibarı mı? Ben Cemil Çiçek’in bu konuda da ne diyeceğini biliyorum: "Mehmet Ali Ağca’dan bir dünya markası yarattık... Daha ne istiyorsunuz..."

Haklısınız Sayın Bakan. Çiçek gibi bir imajımız oldu. Kutluyorum.

Uyarı

DAHA önce espri niyetine yazdım. Bu kez Sağlık Bakanlığı’nı gerçekten uyarıyorum. Fındık Tanıtım Grubu’nun yeni reklam kampanyasında reklamlarda fındık neredeyse basura bile iyi gelen bir mucize ilaç gibi gösteriliyor. FTG’nin ileri sürdüğü iddialar tartışmalı. Bazı iddiaların da genellenmesi sakıncalı. Fındık ilaçsa ruhsat alsın eczanelerde satılsın... Fındık tezgah üstü ilaç gibi yorumlanıyorsa o zaman tüm tezgah üstü ilaç reklamlarına izin verilsin, haksız rekabet yapılmasın!

Her kuşun eti yenmez (*)

HANDE Yener’in yeni albümü çıktı. Yeni imajıyla yer gök Hande Yener. İki haftadır her yerde satış rakamları. Müthiş bir dolmuşa getirme (bandwagon) stratejisi...

İlk klibi ve fotoğrafları dünyaca ünlü yönetmen Simon Henwood çekmiş. (Nasıl dünyaca ünlü fotoğrafçı onu da anlamadım. Albümün kapak fotoğrafı sanki Halka filminin kapağındaki küçük kızın büyümüş hali).

Tanıtım kampanyasının ana platformu da belli: Birbirinin aynı sözlerden sıkılan Türkiye’ye dünya "soundunda" müzik!

Albümü en az üç kez dinledim. Dünya "soundunda" bir müzik falan göremedim. Bayağı bir "Hande Yener soundu"... Yeni bir şey yok yani. Yeni bir şey yoksa bu kadar zorlamanın da bir rasyoneli yok...

Yaza yaza klavyemin tuşları aşındı. Lütfen "halkla İlişkiler ve tanıtım" işini abartmayın. Gerçek performans normalse, sıradansa yaratılan algıyı göklere çıkarmayın. Beklenti seviyesini artırmayın... İlk dalga geçer, daha sonra kulaktan kulağa öyle büyük bir negatif dalga oluşur ki defterden silinirsiniz...

Amaç pazarın kaymağını almaksa bir voli vurup ortadan kaybolunabilir, ama pazara derinliğine girilecekse her zaman "özü-sözü" bir olmakta fayda var.

(*) Bu başlığın Yener soyadıyla ya da benim bir kuş olup her eti yemediğimle hiçbir ilgisi yok. Bu yazıyı okutmak için ilginç bir başlık denemesi yapayım dedim. Yazıyı okudunuz, biraz bozuldunuz değil mi? Yukardaki yazımda da tam da bu konuyu anlatıyorum. Hayal kırıklığı böyle bir şey...

Baskın bezelyeler

CEM Yılmaz’ın "Gitt" reklamında bu kez "oyuncak araba" promosyonu var. Ama esas oğlan bu kez oyuncağın ön plana çıkarılmasından rahatsız. Eeee... Gerçekten eee...

Nasıl alacağım bu arabayı? Opet’e uğradım, promosyon broşürünü okudum, o kadar karışık ki anlamam mümkün değil, teşekkür edip dışarı çıktım...

Atılan taş ürkütülen kurbağaya değmiyor gibi geldi. Opet’in Cem Yılmazlı kampanyasındaki sorun da bu galiba...

Aynı Avea’nın Tarkanlı reklam kampanyasında olduğu gibi... Bazı reklam kampanyalarında kullanılan ünlüler ne yapılırsa yapılsın satılan ürünle örtüştürülemiyor. Ortaya ek bir değer çıkamıyor.

Ünlünün varolan değeri markaya biraz atfedilse belki biraz sorun çözülecek ama seçilen ünlüler de Türkiye şartlarında o kadar baskın ünlüler ki, reklamın içinde reklam kuramları ile dalga geçilse de kuramlar çalışmaya devam ediyor. Çeldiricisi çok olanın mesajı gürültü içinde kayboluyor, net olarak ortaya çıkamıyor.

Söz bilimin

KUŞ gribinden ölenler Türkiye’nin imajını bozuyormuş, ihracat çuvallıyormuş. Önlem alınması gerekiyormuş. Bir sürü gereksiz miş, muş... Bazıları yine gerçeklerle algıları karıştırıyor. Kuş gribi virüsü gerçek, ölüm gerçek. Şu anda öncelikli sorun Türkiye imajı değil. Hayatları kurtarmak, virüsün yayılmasını engellemek...

Nasıl? Virüsü tanıyarak, virüsün yayılma yollarını inceleyerek... Söz bilimin, söz rakamların, araştırmacıların, söz akademisyenlerin? Neredeler? Nerede milyonlarca dolar ilaçtan para kazanan şirketler? Jenerik ilaç üretip para kazanması kolay...

Nerede uzmanlar? Tamiflu’dan başka niye ilaç yok? Niye başa tedavi yöntemi yok.

Virüs bizde farklı seyrettiğine, hastalar da bizde olduğuna göre niye hálá bilim adamlarından ses yok? Dünya Bankası kuş gribi krizine ayırdığı 500 milyon doları kime verecek sanıyorsunuz? Tedaviye mi? Tavuk itlafına mı? Hayır projelere...

Var mı projesi, araştırması olan?.. Yok mu?

Bir ülke düşünün ki, 9. Cumhurbaşkanı Ankara’nın göbeğinde evinde 12 tavukla yaşıyor... Bu ülkede kuş gribi virüsünü çözmek, tedavisini keşfetmek nasıl yayıldığını bulmak için projesi olan yok... İmaj ve gerçek... Bir ayırt etsek. İmajımız o gün düzelecek...

Çekirgelik

Kötümser?

Herkesin kendisi gibi iğrenç olduğunu düşünüp bu nedenle herkesten nefret eden kişi.

(Bernard Shaw)
X