CHP’de kendine kurşun sıkmak adeti

KEMAL Kılıçdaroğlu küplere biniyor. On iki CHP milletvekilinin bir başka CHP milletvekili ile ilgili açıklamasını duyduğunda Kılıçdaroğlu:

Haberin Devamı

“İki tarafın da savunmasını isteyeceğim, hem on iki milletvekilinin, hem Hüseyin Aygün’ün”.
CHP sözcüsü Birgül Ayman Güler basına eksik bilgi veriyor, sadece Hüseyin Ergün’ün savunmasının alınacağını bildiriyor. Oysa, öyle değil. Adı geçen herkesin savunması isteniyor.
Kılıçdaroğlu gerçekten çok sinirlendiği açıklamayı duyduğunda:
“Ben gurupta pek yapılmayanı yapıyorum. Gurubun basına kapalı toplantısında herkesin her istediğini dile getirmesini söylüyorum. Gurup kapalı, isteyen, istediği her şeyi söylesin. Ama, medyaya konuşmayın. Bu açık uyarıma rağmen, yine bunu yapıyorlar, partiye zarar veriyorlar”.
Kılıçdaroğlu yerden göğe kadar haklı. Bunun bir yaptırımı olmalı.

DERS VERMEK

CHP Tunceli milletvekili Hüseyin Aygün bir gazeteye Dersim’le ilgili demeç vererek, CHP’yi ve Atatürk’ü eleştiriyor.
Madem, gurupta her istediğini söyleme özgürlüğü var, Aygün neden bir gazeteye demeç veriyor? Söyledikleri doğru ya da eğri, kendi partisine zarar veriyor, uyarıları dikkate almıyor.
Bu sözler üzerine CHP içinde Kemalist bilinen bir ekip hemen vaziyet alıyor. Basın toplantısıyla hem Aygün’ü karşıya alıyor, hem CHP Genel Merkezini “suskun kalmakla” eleştirerek, “harekete geçmeye” davet ediyor.
Vay, vay, vay, Türkiye’de akla hayale sığmayacak, yeri göğü inletecek, hepimizi varlıkla yokluk arasında köprüye taşıyacak gerçeği bu on iki CHP milletvekili haykırıyor. Kendi arkadaşlarına verip veriştiren bu on iki kişi, kendi yöneticilerine de ders vermekten geri kalmıyor.
Kemalist bakış açısından bir dakika ayrılıp, Aygün’ün sözlerini hafif tertip araştırsalar, Aygün’ün pek de haksız olmadığı ortaya çıkacak. Bu konuda son yayınlanan bir doktora tezini tavsiye edebilirim. Mahmut Akyürekli, Dersim Kürt Tedibi, 1937-38.

Haberin Devamı

DURUM İBRETLİK

Yine de, on iki kişi elbette farklı düşünebilir. Başka kaynaklarda başka tezler bulabilir. Bu bir yana, CHP içinde ve Türkiye’de şu anda en önemli sorun bu mu?
Van depreminden basın özgürlüğüne, iktidarın Suriye adımlarından yapı denetimine, sel baskınından tutukluluk sürelerine kadar onlarca sorun için bu milletvekilleri Meclis’te hangi soru önergesini veriyor, hangi Meclis araştırmasını istiyor?
Partileri madem o kadar değerli, CHP’ye ait belediyeler polis tarafından basıldığı zaman hangi eyleme geçiyor? Parti içinde hır çıkarmak kolay yol. Bu yolun hepimize yararı ne? CHP’yi iktidar adayı yapabilmeye hangi katkıyı sağlıyor?
Bunlar hep CHP’de yaşanıyor. Türkiye CHP’deki bu çıkışları ibretle izliyor. CHP onlar sayesinde kendine bir türlü gelemiyor.
Muhteşem uyarılarından dolayı on iki CHP’liyi ulusça kutluyoruz. Depremin yaralarını sarıyorlar, cari açığı azaltıyorlar, basın özgürlüğüne pencere açıyorlar, Suriye ile dostluk kuruyorlar, v.s.
Ve muhalefete çakılmaya devam ediyorlar.

Haberin Devamı

Vicdani redde kafalar karıştı

ADALET Bakanı Sadullah Ergin ani bir açıklamayla vicdani red uygulumasından söz ediyor. Hepimiz haklı olarak bunun peşine düşüyoruz.
Ancak, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz dün farklı konuşuyor:
“Bazı kimseler, biz askerlik yapmayacağız, demiş. Yasalarımıza göre, askrerlik yapmayana hapis cezası var. Hapis cezasını çekmiş, tekrar yapmayacağım, demiş. Bunun üzerine tekrar ceza vermişiz. AİHM aynı suçtan dolayı birden fazla ceza verilmesini sözleşmeye aykırı görmüş”.
Bakan Yılmaz AİHM’de Türkiye’nin mahkum olduğu Osman Murat Ülke davasına göndermede bulunuyor. Asıl sonraki sözleri önemli:
“Yapılan çalışma nedir? Onu Adalet Bakanımız açıkladı. Bir suçtan dolayı ömür boyu adeta müebbete varan gibi yine hapis. Bunun kaldırılması, cezanın teke indirilmesi yönünde bir düzenleme var”.
Eğer sadece böyle ise, bunun vicdani red ile ilgisi yok. Bu bir başka düzenleme. Daha net açıklamalara muhtaç bir durum.

Haberin Devamı

Babacan’a göre Avrupa’da Aşil’in topuğu

EKONOMİDEN sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan dün Hürriyet’te ekonomideki genel tabloyu özetliyor, önümüzdeki dönemde hangi adımların atılacağını anlatıyor.
Babacan eğitim ve yargı başta olmak üzere, içerde yapılacak reformlar kadar, uzun uzun Avrupa’daki siyasal gelişmeler ve ekonomik krizler üzerinde duruyor. Verdiği bir örnek çarpıcı. Son G-20 Zirvesinde Avrupa’nın toplam yüzde 90 bütçesini yöneten ülkeler sadece binde üç bütçeye sahip Yunanistan’ı dört saat boyunca konuşmak zorunda kalıyor. Binde üç bir yandan önemsiz, bir yandan hepsini tehdit eden bir durum.
Temel soru şu. Babacan “bütçeleri az açık veren ülkeler bütçeleri çok açık veren ülkeleri nereye kadar finanse edecek?” Bu Avrupa’da Aşil’in topuğu.
Durum Avrupa’da böyle olunca, Babacan’ın ihracatçılara tavsiyesi var: “Bizim ihracatımızın yarısı Avrupa’ya, yarısı başka yere. Bizim ihracatçıların Avrupa dışına bakmaları gerek”.

Yazarın Tüm Yazıları