Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Baykal'ın erken seçim merakı

Oktay EKŞİ

CHP lideri Deniz Baykal seçimi çok seviyor. Ayağı taşa takılsa ‘‘hemen erken seçime gidelim’’ diyor. Dediği bazen de gerçekleşiyor. Ve o zaman yapılanın yanlış olduğu ortaya çıkıyor. Lakin iş işten geçmiş oluyor.

Örnek mi istiyorsunuz?

Size, meşhur 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı üzerine olanları anımsatalım:

CHP'nin o dönemdeki üst düzey yöneticilerine göre, genç Maliye Bakanı Deniz Baykal, Başbakan Bülent Ecevit'e giderek ‘‘Kıbrıs zaferini oya dönüştürmenin tam zamanıdır. Çünkü hem sizin hem de CHP'nin popülaritesi en üst düzeyde. Bunun için bir fırsat yaratalım, ülkeyi seçime götürelim’’ der ve Ecevit'i ikna eder.

Tam o sırada TBMM'de, alınacak bir karar için yeterli sayıda sandalyesi olan Demokratik Parti'nin Genel Başkanı Ferruh Bozbeyli bir demeç verir ve ‘‘Erken seçim istiyoruz’’ anlamında bir şey söyler. Baykal ve onun gibi düşünenler, ‘‘İşte istediğimiz fırsat doğdu’’ diye bunun üstüne atlarlar. Ama amaca ulaşmak için bir bunalım çıkarmaya ihtiyaç vardır. Yoksa durup dururken seçime gitmeyi izah etmek zor olur.

Onun da çaresi bulunur. Ecevit'in İskandinav ülkelerine yapacağı resmi gezi sırasında kendi yerine Başbakan Yardımcısı Necmettin Erbakan'ı değil de Orhan Eyüboğlu'nu vekil olarak bırakmaya kalkması gerekli krizi doğurur. Çünkü Erkbakan, ‘‘Bu ne biçim ortaklık?’’ der ve Ecevit'in yurtdışına gidişiyle ilgili kararnameyi imzalamaz. Bu yüzden hükümet istifa eder.

Lakin Bozbeyli, ‘‘Ben kimseye taahhütte bulunmadım’’ deyince erken seçim kalır, hesaplar tersine döner ve Türkiye daha sonra ülkeyi 12 Eylül'e götüren Milliyetçi Cephe Hükümeti dönemini yaşar.

Baykal'ın 25 Aralık 1995'te yapılan genel seçime de nasıl teşne olduğunu, Tansu Çiller ile Mesut Yılmaz birbirleriyle restleşirken ‘‘Biz ne güne duruyoruz?’’ havasıyla ortaya çıkıp erken seçimi herkesten çok istiyormuş gibi çalım sattığını henüz hiçbirimiz unutmadık. O kararı da SHP/CHP'nin 1991'de aldığı yüzde 20.1'lik oyu yüzde 10.1'e indirdi. Oysa hem seçime giderken, hem de SHP ile CHP birleşmesini kendi liderliği altında gerçekleştirirken iddiası, ‘‘gümbür gümbür gelmek’’ti.

O nedenle şimdi Baykal'ın yine ‘‘erken seçim’’ diye tutturmasını biz ne kendisi, ne partisi, ne de ülke adına isabetli bir istek gibi görüyoruz. Bize bu sözler biraz da CHP milletvekillerini tekrar aday gösterip göstermeme tehdidi altında ‘‘hizada’’ tutmanın bir taktiği imiş gibi geliyor. Nitekim aynı şeyi Tansu Çiller ve öteki liderler de her fırsatta yapıyor.

Ama Deniz Baykal'ın ‘‘adayların belirlenmesinde de halkın tercihini ön plana alan’’ bir mekanizma önermesi doğrudur. Buna göre her parti, o seçim çevresindeki milletvekili sayısının iki misli aday adını listeye koyacak, oy veren vatandaş bunlardan en çok hangisini tercih ederse o seçilecektir. Böylece partiler o bildiğimiz önseçim rezaletlerini yaşamadan kendi adaylarını belirlemiş olacaktır. Ama Baykal'ın bu isteğinde ne kadar samimi olduğunu görmek için seçim yasalarının değiştirilmesi aşamasında CHP adına takınılacak tavrı izlemek şarttır.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI