FUTBOL
BASKETBOL
VOLEYBOL
eSPOR

Uygulamada okumaya devam et.

Doğru analiz ve kusursuz uygulamayla yarı final Beşiktaş’ın

 

Şöyle ki;

Banvit’te Gasper Vidmar erken faul problemine girdi. Bu, Banvit’in ilk kez karşılaştığı bir durum değil. Nitekim Banvit pek çok maçta Damian Kulig’e Vidmar’dan çok daha fazla süre verebiliyor. Bu durum Vidmar’ın faul problemi yaşamasıyla gerçekleştiği gibi antrenör tercihi olarak da karşımıza çıkabiliyor. Ancak Kulig’in tek uzun oynadığı rotasyonun başarıya ulaşması topu potaya yaklaştırabilmekle mümkün. Banvit’in Beşiktaş Sompo Japan karşısında yapamadığı bu oldu.

Beşiktaş Sompo Japan’in yeni pivotu Cady LaLanne ilk yarının büyük bölümünde sahadaydı. Yanında uzun sürelerle Kyle Weems, Earl Clark, D.J. Strawberry ve ikinci periyotta sınırlı bir süre için Erkan Veyselioğlu yer aldı. Beşiktaş Sompo Japan’in savunma düzeyini bazı maçlarda rakip hücumlar için korkunç seviyelere çıkarabilmesinin ardında bu adam değişmeli savunmaya uygun rotasyon var. Weems iyi bir yardım savunmacısı, Strawberry de eşleşmeleri karşısında fazlasıyla sağlam durabiliyor; buna karşın Clark veya Erkan için aynı övgü sözlerini kullanmak kolay değil. Ancak çok önemli de değil.

Önemli olan bu rotasyonun yanına Sertaç Şanlı veya -Banvit karşısında olduğu gibi- LaLanne’yi koyduğunuzda 3-4-5 savunmalarını adam değişerek savunabilme imkanını yakalıyor olmak. Kaldı ki bu üçlünün yanına Jon Diebler ve Kenan Sipahi’nin yerleştiği -ki Banvit maçında bu da sıkça oldu- düşünüldüğünde 1-2-3-4-5 savunmasını adam değişerek savunmak mümkün hale geliyor. Rakipte 5 numara Kulig ise bu birkaç daha mümkün oluyor. Banvit işte bol adam değişmeli bu savunma rotasyonuna cevap veremedi.

Zira Banvit elit bir deliciye sahip değil ve topu potaya yaklaştırabilmek için en sık başvurulan yollardan biri topsuz potaya koşu yapmak. Bunun için rakip savunmaları topsuz koşuyu yapan oyuncuyu kovalamak zorunda bırakmak gerekiyor. Zira Banvit potaya yapılan topsuz koşuları; servisi yapan oyuncuyu, yardım gerektirecek şekilde konumlandırıp bu yardımın gelmesinin ardından başlatıyor. Lakin Beşiktaş Sompo Japan, Banvit’in denediği nadir topsuz koşuları çabuk adam değişimleriyle etkisiz hale getirmeyi başararak bu stratejiyi suya düşürdü. Öyle ki Banvit ilk yarıda 17 dakika 40 saniyelik bölüm geride kaldığında sadece 22 sayı bulabilmişti.

Banvit ardı ardına başarısız hücumlar gerçekleştirirken Beşiktaş Sompo Japan ikinci periyodun ortalarıyla sırasıyla Kenan, Clark ve Strawberry’nin bireysel becerileriyle bulduğu üç sayı isabetlerini kolektif bir hücum akıcılığına dönüştürmeyi başardı.

İkinci yarı itibariyle de değişen çok bir şey olmadı. Banvit yine potanın çok uzağında hücum etti. Türk basketbolunun -Türkiye sınırları içerisinde- belki de en özel potansiyeli olmasına karşın son derece istikrarsız oynayan ve yüzü dönük topla potaya yaklaşmayı bir türlü başaramayan Tolga Geçim, Beşiktaş Sompo Japan karşısında da bu sorunları yaşadı. Son derece etkisizdi. Aynı zamanda Tony Taylor hiç gününde değilken hücumun ana karar vericileri Can Altıntığ ve Adonis Thomas oldu -ki- Banvit koçu Saso Filipovski için bu durum ideal bir senaryoyu kesinlikle yansıtmıyor.

Beşiktaş Sompo Japan ise Ufuk Sarıca’nın, Banvit’in eksiklerini büyük bir maharetle tespit etmesi ve rakip hücumları pasivize ettiği maçta, başarılı savunmayı yüksek yüzdeli üç sayı isabetiyle -bu da Ufuk Sarıca’nın görmekten en çok hoşlanacağı şey olsa gerek- tamamlayarak yarı finale bir hayli kolay çıktı.

 

Yazının devamı...

Seri Bitti

Böylelikle Banvit’in, Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’ndeki 7 maçlık galibiyet serisi sona ermiş oldu. Aslında maçın ilk 5.30 dakikasında gördüklerimiz, uzatmada galibiyeti Demir İnşaat Büyükçekmece’ye getiren oyun ortamının ön gösterimiydi. Bu sürede, Demir İnşaat Büyükçekmece sadece 1 üç sayı denemesi yaparken 5/8 iki sayı isabet oranıyla boyalı alanı hayli rahat kullandı. Nitekim ilk periyot bittiğinde Demir İnşaat Büyükçekmece, attığı 20 sayının 12’sini boyalı alandan bulmuş; karşılığında sadece 14 sayı yemişti.
Banvit ikinci periyot itibariyle Demir İnşaat Büyükçekmece’nin oyun üstünlüğünü dengelemeyi başardı. Özellikle Can Altıntığ-Tolga Geçim-Rıdvan Öncel üçlüsü, yaptıkları yüksek yarı saha presi ile Demir İnşaat Büyükçekmece hücum aksiyonlarının geç başlamasını sağladılar. Banvit, bu yüksek presli savunmayı Damian Kulig’in boyalı alandaki skorer oyunuyla birleştirmeyi başardı.
Üçüncü periyot Banvit, hücumu Kulig merkezli kurgulayarak periyodun bitimine 3:51 kala 48-47 öne geçmeyi başardı fakat Demir İnşaat Büyükçekmece bu bölümden sonra Banvit hücumlarını boyalı alandan uzaklaştırarak Kulig merkezli Banvit hücumlarının etkinliğini düşürmeyi başardı. Nitekim çeyreği de 61-56 ile önde kapayan taraf Demir İnşaat Büyükçekmece oldu.
Banvit hücumunun boyalı alandan uzaklaşması neticesinde topsuz koşular üzerinden üç sayı isabeti bulmak hayli zorlaştı. Zira üç saniye koridoruna atak etmeden rakip savunma yerleşimini bozmak hemen hemen imkansız. Banvit, üç sayı isabetleri sıklıkla birebirler üzerinden buldu. Andy Rautins’in 1 üç sayı isabetiyle maçı tamamlarken Taylor’ın bu kategoriyi 3 isabet ile tamamlaması da buna işaret. Öyle ki Rautins, üç sayı isabetlerini büyük oranda topsuz koşular üzerinden aldığı servisler neticesinde buluyor. Demir İnşaat Büyükçekmece karşısında bu hiç olmadı. Nihayetinde maçın son 5 dakikasına konuk takım 64-70 ile moral üstünlüğünü de arkasına alarak girdi. Bitime 4.30 dakika kalana kadar.
Bu süreyi takip eden 2 dakika 50 saniyelik bölümde arka arkaya 6 saha içi isabetiyle 11-2’lik seri yakaladı. Can bu süreçte 2 üç sayı isabeti bulurken bu isabetler top kayıpları üzerinden geldi. Yani rakip savunmaya verilebilecek en hasarlı yöntemle. Ancak Demir İnşaat Büyükçekmece 11-2’lik seri ile bitime 1:40 dakika kala skor ve moral üstünlüğünü Banvit’e kaptırsa da kalan süre de zihinsel bir kopma yaşamayıp özellikle Bracey Wright ve Earving Walker’ın güçlü liderliğiyle maçı kazanma fırsatını da ele geçirdi. Ancak maç uzatmaya kaldı.
Uzatmaya, maçın ilk 5 dakikasında gördüğümüz görüntünün taşındığını söyleyelim. Her iki boyalı alan da tamamen korumasızdı. Banvit’in, Vidmar’dan vazgeçerek uzatmayı Kulig’i 5 numaraya yerleştirdiği rotasyonla oynaması; Demir İnşaat Büyükçekmece’de ise Evaldas Kairys’in boyalı alandaki düşük caydırıcı etkisi bunda temel sebepti. Demir İnşaat Büyükçekmece sırtı dönük oyunlar yahut toplu kısalar ile sürekli potaya atak yaptı ve üç sayı denemesi dahi yapmadan oldukça verimli bir şekilde oynamayı başardı uzatma bölümünü. Keza Banvit de özellikle Taylor ile potaya gitmeyi denedi. Buna karşın, her defasında potaya ulaşıp kolay sayı atmanın yolunu bulan Demir İnşaat Büyükçekmece oldu. Banvit’te ise topla potaya giden kısalar, üç sayı çizgisinde konumlanan oyunculara uygun pozisyonlar hazırladı ancak dört defa yapılan üç sayı denemesinden sadece biri isabetli olunca Demir İnşaat Büyükçekmece 89-84’lük skorla karşılaşmanın kazananı oldu.

Yazının devamı...

Kazananı hatalar belirledi

Maç boyunca herhangi bir taraf üstünlüğü eline geçiremedi. Ancak bu durum, takımların yaşadıkları sorunlar üzerinden değil, bilakis iki tarafın da hücumda hemen her istediklerini yapabilmeleriyle açıklanır. Özellikle ilk üç periyot itibariyle.

Nitekim 3. çeyrek sona erdiğinde Eskişehir Basket 5, Banvit ise 6 top kaybı yapmıştı. Banvit ilk çeyrekte bulduğu 6 sayı haricinde rakip top kaybından sayı bulamazken Eskişehir Basket’te aynı kategorinin karşısında 2 yazıyordu. Bunun dışında son periyot öncesi Banvit 8/16 ile üçlük atarken maç başına 7,87 üç sayı isabetini %36.1 ile atan Eskişehir Basket %50’nin üzerinde isabet oranıyla 16 denemede 9 üç sayı isabeti buldu.

Eskişehir Basket için ilk 3 çeyrek itibariyle üç sayı isabet rakamı ve yüzdesi hayli göz kamaştırıcı. Farklılık bu isabetlerin geliş şeklinde. Eskişehir Basket, sıklıkla top dolaşımının getirdiği boş pozisyonlar üzerinde üç sayı isabetlerini bulur. Billy Baron’ın kendi üç sayısını yaratabildiğini söyleyelim ancak Banvit karşısında takım genelinde üç sayı isabetleri birebirlerden geldi. Eskişehir Basket, bunu yaparken perdeler aracılığıyla toplu şutörleriyle rakip savunmacı arasındaki mesafeyi açtı ve kalan boşukların cezası şutörler tarafından gecikmesiz kesildi. Üç sayı isabetini farklı metotlarla bulabilmek adına olumlu bu durum.

Diğer tarafta Banvit, Eskişehir Basket’te sakatlığı sebebiyle forma giyemeyen Jeff Ayres’in yokluğunda boyalı alandan 34 sayı attı, kendi boyalı alanlarında ise sadece 20 sayıya izin verdi. Banvit, maç boyunca iki sayılık atışlarda %60 gibi korkutucu bir oranla oynadı.

Top kaybı çok az, şutlar giriyor. Yani her iki taraf için de işler kontrol altında. Tüm bunların neticesi olarak fark hep sınırlı rakamlarda döndü dolaştı. Bu bakımdan Eskişehir Basket’in son 5 dakikaya 6 sayı farkla 73-67 önde girmesi hayli önemliydi. Ancak önce Tony Taylor’un basket faulü ardından Tolga Geçim’in -hiç tarzı olmayan- uzak mesafeli üç sayı isabeti ile skor dengelendi.

Maçı kazandıran basketi ise bitime 29 saniye kala Banvit, çok sıradan bir hücum setiyle buldu. Damian Kulig sırtı dönük oyun üzerinden zayıf tarafta servisi bekleyen Angelo Caloiaro’ya topu gönderdi ve Caloiaro üç sayı isabetini buldu. Eskişehir Basket koç ekibi ısrarla, oyuncularına Caloiaro’yu işaret etmelerine karşın geldi bu isabet üstelik. Fakat mevzu şu:

Eskişehir Basket perde sonrası adam değiştiriyor ve Kulig’in arkasında E.J. Rowland kalıyor. Kulig potaya yakın sırtı dönük oyunu oynuyor ve Viacheslav Kravtsov’un yardıma gitmekten başka şansı yok; Kulig sağ omzu üzerinden döndüğü anda yardıma da gidiyor. İşte bu noktada Buğrahan Tuncer derhal Caloiaro’nun karşısına geçmeli. Caloiaro’dan ekstra pas çıkması durumunda ise Josh Duncan, ekstra pasın olası hedefi Andy Rautins’i almalı. Nihayetinde hücum süresi sınırlı. Ancak yanlış bir yardım savunması planlamasına; takip eden hücumda komutayı Buğrahan Tuncer’e vermek gibi feci bir karar eklenince sonuç Banvit’in istediği gibi oldu.

Yazının devamı...

Bir Seri Sonlandı, Diğeri Aynen Devam

Fenerbahçe Doğuş’un Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’ndeki 9 maçlık galibiyet serisi sona erdi.

Maç boyunca her iki takımın da yaşadığı sorun aynıydı; boyalı alan savunması. Öyle ki boyalı alandan Banvit 38, Fenerbahçe Doğuş 32 sayı attı. Farklılık boyalı alanın kullanımındaydı.

Banvit, boyalı alanı -özellikle ilk yarıda- potaya yapılan topsuz koşularla kullandı. Koç Saso Filipovski 2016-17 sezonunda olduğu gibi bu sezon da oyunu sırtı dönük oyunlar üzerinden kurabilmeye önem veriyor. Sırtı dönük hücum başladığı anda zayıf köşeden pota yönünde bir oyuncu mutlaka harekete başlıyor. Köşelerden keskin şut tehdidi olması sebebiyle buraya genellikle Angelo Caloiaro konumlandırılıyor. Toplu oyuncu aksiyona başlayınca Caloiaro pota yönünde harekete başlarken başka bir oyuncu da toplu oyuncunun pas açısına yerleşecek şekilde kanat yönünde hareketleniyor. Bu hareketi de büyük oranda Andy Rautins’in gerçekleştirdiğini söyleyelim. Yani birbiriyle bağlantılı, hatta birbirini destekleyen koordineli hareketler mevcut.

Nihayetinde keskin bir şutör savunma odağını potadan uzaklaştırırken ters köşeden kat yapan Caloiaro takipsiz kalıyor. Damian Kulig de Tolga Geçim de ilk yarı itibariyle bu koşuları iyi besledi. Fenerbahçe kısalarının düşük maç konsantrasyonu, Jan Vesely’nin de iyi bir savunma gününde olmaması göz önüne alındığında Caloiaro’nun 7/9 iki sayı isabetiyle attığı 17 sayı şaşırtıcı değil.

Boyalı alanın korumasız hale gelmesinde Tolga’nın pas menziline de geniş bir kredi açmak gerekir. Topa yön veren Tolga olduğunda Fenerbahçe Doğuş’un ikili sıkıştırmaları başka bir oyuncu için hayli rahatsız edici olabilir. Ancak 2.05 metre olmanın avantajı saha görüşünü arttırıyor. Tolga, yediği baskılar karşısında uzun menzilli paslar atarak 4’lü Banvit hücum hattına, yerleşimini sağlayamamış 3 kişilik bir Fenerbahçe Doğuş savunma grubuna karşı hücum etme imkanı sağladı. Bu son derece işlevseldi.

Fenerbahçe Doğuş’un boyalı alan etkinliği de hayli yüksekti. Bu etkinliği sağlama noktasında ikili oyunların ağırlığı yüksekti. Bu ikili oyunlar, kapsamına sadece iki oyuncuyu alan perde ve devrilmelerden oluşmuyor. Perde devamında oluşturulan pas açılarının yüksek top dolaşımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Bundandır ki Fenerbahçe Doğuş, boyalı alan yakınlarında seri paslarla kolay sayılar atabiliyor defalarca. Çember ve etrafında geniş bir alana hakim olabilecek Vidmar’ın da sürelerinin sınırlı olması sebebiyle, Banvit’in bu oyunları püskürtebilmesi imkansız. Peki Vidmar’ın süreleri ciddi bir faul problemi de yaşamamışken neden 18:52’de kalıyor? Üstelik Vidmar, Melli, Ahmet üçlüsünden oluşan bir güç karşısında. Açıklayalım:

Her iki takım da boyalı alanı koruyamıyor. O bölgeden sayı bulmak bir hayli kolay. Aynı zamanda Fenerbahçe Doğuş, Gasper Vidmar oyundayken dahi ikili oyunlarla potaya rahatlıkla ulaşabiliyor. Vidmar’ın sahada kaldığı süreçte Fenerbahçe Doğuş’u pota etrafından uzaklaştırdığını görmedik.

O halde Banvit için yapmak gereken, topsuz potaya gidiş koridorlarını genişletmek. Bu da Kulig’i 5’e çekerek şutör sayısını arttırmakla mümkün. Banvit koçu Saso Filipovski’nin yaptığı buydu. Vidmar’ı 18:52, Kulig’i ise 24:35 dakika oynattı. Bu da Fenerbahçe Doğuş karşısında sahip olunan tek kozu -çeşitli riskler alarak- kullanmak demek.

Hücumda her iki takımın da odak noktası boyalı alan iken, çeşitliliği arttıran yegane parça Luigi Datome oldu. 20 sayı ile tamamladı maçı. Hemen hepsi birebir el üzerinden kullandığı şutlar üzerinden gelen bu sayıları 8/9 saha içi isabetiyle attı. Korkunç bir rakam bu. Ancak Datome’nin bu gösterişli oyunu dahi farkı dramatik bir şekilde Fenerbahçe Doğuş lehine çevirmedi.

Fenerbahçe Doğuş koçu Zeljko Obradovic, üçüncü periyodun sonlarını Datome, Nicolo Melli, Ahmet Düverioğlu üçlüsüyle büyük bir fizik avantajı kullanarak oynadı. Zira karşıda Kulig-Caloiaro’lu Banvit rotasyonu vardı ancak bu tercihin de Fenerbahçe Doğuş lehine ciddi bir getirisi olmadı. Ne boyalı alan savunmasında ne de boyalı alanda fizik avantajının getirdiği mıknatıs etkisi üzerinden kolay üç sayı pozisyonları hazırlamada.

Bir takım diğerine uzun süreli bir üstünlük sağlayamadı. Kazananı da Tony Taylor’ın son

Maç boyunca her iki takımın da yaşadığı sorun aynıydı; boyalı alan savunması. Öyle ki boyalı alandan Banvit 38, Fenerbahçe Doğuş 32 sayı attı. Farklılık boyalı alanın kullanımındaydı.

Banvit, boyalı alanı -özellikle ilk yarıda- potaya yapılan topsuz koşularla kullandı. Koç Saso Filipovski 2016-17 sezonunda olduğu gibi bu sezon da oyunu sırtı dönük oyunlar üzerinden kurabilmeye önem veriyor. Sırtı dönük hücum başladığı anda zayıf köşeden pota yönünde bir oyuncu mutlaka harekete başlıyor. Köşelerden keskin şut tehdidi olması sebebiyle buraya genellikle Angelo Caloiaro konumlandırılıyor. Toplu oyuncu aksiyona başlayınca Caloiaro pota yönünde harekete başlarken başka bir oyuncu da toplu oyuncunun pas açısına yerleşecek şekilde kanat yönünde hareketleniyor. Bu hareketi de büyük oranda Andy Rautins’in gerçekleştirdiğini söyleyelim. Yani birbiriyle bağlantılı, hatta birbirini destekleyen koordineli hareketler mevcut.

Nihayetinde keskin bir şutör savunma odağını potadan uzaklaştırırken ters köşeden kat yapan Caloiaro takipsiz kalıyor. Damian Kulig de Tolga Geçim de ilk yarı itibariyle bu koşuları iyi besledi. Fenerbahçe kısalarının düşük maç konsantrasyonu, Jan Vesely’nin de iyi bir savunma gününde olmaması göz önüne alındığında Caloiaro’nun 7/9 iki sayı isabetiyle attığı 17 sayı şaşırtıcı değil.

Boyalı alanın korumasız hale gelmesinde Tolga’nın pas menziline de geniş bir kredi açmak gerekir. Topa yön veren Tolga olduğunda Fenerbahçe Doğuş’un ikili sıkıştırmaları başka bir oyuncu için hayli rahatsız edici olabilir. Ancak 2.05 metre olmanın avantajı saha görüşünü arttırıyor. Tolga, yediği baskılar karşısında uzun menzilli paslar atarak 4’lü Banvit hücum hattına, yerleşimini sağlayamamış 3 kişilik bir Fenerbahçe Doğuş savunma grubuna karşı hücum etme imkanı sağladı. Bu son derece işlevseldi.

Fenerbahçe Doğuş’un boyalı alan etkinliği de hayli yüksekti. Bu etkinliği sağlama noktasında ikili oyunların ağırlığı yüksekti. Bu ikili oyunlar, kapsamına sadece iki oyuncuyu alan perde ve devrilmelerden oluşmuyor. Perde devamında oluşturulan pas açılarının yüksek top dolaşımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Bundandır ki Fenerbahçe Doğuş, boyalı alan yakınlarında seri paslarla kolay sayılar atabiliyor defalarca. Çember ve etrafında geniş bir alana hakim olabilecek Vidmar’ın da sürelerinin sınırlı olması sebebiyle, Banvit’in bu oyunları püskürtebilmesi imkansız. Peki Vidmar’ın süreleri ciddi bir faul problemi de yaşamamışken neden 18:52’de kalıyor? Üstelik Vidmar, Melli, Ahmet üçlüsünden oluşan bir güç karşısında. Açıklayalım:

Her iki takım da boyalı alanı koruyamıyor. O bölgeden sayı bulmak bir hayli kolay. Aynı zamanda Fenerbahçe Doğuş, Gasper Vidmar oyundayken dahi ikili oyunlarla potaya rahatlıkla ulaşabiliyor. Vidmar’ın sahada kaldığı süreçte Fenerbahçe Doğuş’u pota etrafından uzaklaştırdığını görmedik.

O halde Banvit için yapmak gereken, topsuz potaya gidiş koridorlarını genişletmek. Bu da Kulig’i 5’e çekerek şutör sayısını arttırmakla mümkün. Banvit koçu Saso Filipovski’nin yaptığı buydu. Vidmar’ı 18:52, Kulig’i ise 24:35 dakika oynattı. Bu da Fenerbahçe Doğuş karşısında sahip olunan tek kozu -çeşitli riskler alarak- kullanmak demek.

Hücumda her iki takımın da odak noktası boyalı alan iken, çeşitliliği arttıran yegane parça Luigi Datome oldu. 20 sayı ile tamamladı maçı. Hemen hepsi birebir el üzerinden kullandığı şutlar üzerinden gelen bu sayıları 8/9 saha içi isabetiyle attı. Korkunç bir rakam bu. Ancak Datome’nin bu gösterişli oyunu dahi farkı dramatik bir şekilde Fenerbahçe Doğuş lehine çevirmedi.

Fenerbahçe Doğuş koçu Zeljko Obradovic, üçüncü periyodun sonlarını Datome, Nicolo Melli, Ahmet Düverioğlu üçlüsüyle büyük bir fizik avantajı kullanarak oynadı. Zira karşıda Kulig-Caloiaro’lu Banvit rotasyonu vardı ancak bu tercihin de Fenerbahçe Doğuş lehine ciddi bir getirisi olmadı. Ne boyalı alan savunmasında ne de boyalı alanda fizik avantajının getirdiği mıknatıs etkisi üzerinden kolay üç sayı pozisyonları hazırlamada.

Bir takım diğerine uzun süreli bir üstünlük sağlayamadı. Kazananı da Tony Taylor’ın son hücumda attığı, hayli zor turnike belirledi ve Banvit ligdeki galibiyet serisini 6 maça çıkardı.

Yazının devamı...

Bu galibiyeti Kulig anlatır

Damian Kulig ilk periyodun bitimine 2:54 dakika kala oyuna girdiğinde Banvit sadece 1 sayı farkla 11-10 öndeydi. Kulig’in girmesini takiben Banvit’in beş şutörlü rotasyonu Rosa Radom savunmasında oyuncular arasında ciddi bir mesafe oluşmasını sağladı. Banvit bu geniş hareket alanı kullanıp topu ne zaman potaya yaklaştırsa rahat sayılar buldu. Bu amaca, yani topu potaya yaklaştırmaya hizmet eden iki ana fikrin altını çizmek gerekir. İlki Angelo Caloiaro’nun dip çizgiden potaya yaptığı katlar üzerinden attığı boş turnikeler. Rosa Radom bu katları hiç takip edemedi. Diğeri ise Kulig’in sırtı dönük oyunları.

İkinci fikrin altını çizmek gerekir. Zira Kulig’in, potaya fazla uzak kalmadan başladığı sırtı dönük oyunlarda Rosa Radom savunması hiç yardım yardım getiremedi. Yardım mesafesi hayli genişti çünkü. Bu durum Kulig için eşi bulunmaz bir oyun konforu sağladı. Rosa Radom savunmada bu geniş alanı kontrol etmeyi başaramadı. Kaldı ki Kulig’in oyunda kaldığı 2:54 dakikalık bölümde Banvit, Rosa Radom’a 5 sayılık bir üstünlük kurdu.

İlk periyot için göze batan tek sorun Banvit’in üç sayı çizgisinin gerisinden yüzdesiz oynamasıydı. Nitekim Rosa Radom koçu Wojciech Kaminski de ikinci periyotla birlikte bütün maç planını Banvit’in üç sayı çizgisinin gerisinden yaşadığı sorun ekseninde oluşturdu.

Rosa Radom tamamen bilinçli bir şekilde Banvit’i, hücumları üç sayı denemeleriyle tamamlamaya teşvik etti. Ciddi bir kumardı bu. Zira Banvit yüzdeyi toparlayabilirdi. Ancak özellikle ikinci yarıda Tolga Geçim’in topsuz potaya hareketlenen oyunculara yaptığı servisler Rosa Radom’un bu savunma stratejisini taca çıkardı. Rıdvan Öncel’in standart savunmalarından birini yapması ve topla potaya daha cesur atak etmesi Banvit’in devreyi 7 sayıdan daha yükse bir farkla tamamlamasını sağlayabilirdi. Ancak nihayetinde Banvit ikinci yarıya 36-29 önde girdi.

Üçüncü periyot itibariyle Banvit’in, kronik “potadan uzaklaşma” sorununu çok ağır yaşadığını söylemek gerekir. Rosa Radom’un en önemli uzunu Igor Zaytsev faul problemi yaşamasına karşın ne uzunlara elverişli sırtı dönük oyunlar hazırlandı, ne ikili oyunlarla uzunlara servisler yapıldı ne herhangi bir kısa potayı zorladı ne de ilk yarıda yapılan katlar gerçekleşti. Banvit hücumu alabildiğine uzaklaştı potadan.
Sorun şu: Banvit’in üç sayı çizgisinin gerisinden attığı şutların hemen hepsi doğru tercih, şutlar boş. Rautins 3/11 isabetle üç sayı atarken kaçırdığı 8 şuttan herhangi birisi yanlış bir tercihin ürünü değildi. Keza Tony Taylor, Caloiaro, Kulig üçlüsü toplamda 1/10 (1 isabet Taylor’a ait) üç sayı isabetiyle oynarken de atılan şutların ezici çoğunluğu doğru tercihlerdi. Ancak pozisyonun boş üç sayı atışıyla noktalanmasına kadar geçen süreçde sorun var. İşte o soruna eğilmek.

Rosa Radom boyalı alanı çok kalabalık tuttu ikinci yarıda. Veya alan savunmasıyla -ki bir maçta alan savunmasının bu kadar uzun süre kullanıldığını görmek çok kolay değil- Banvit hücumunun pota yakınlarından şekillenmesinin önüne geçmeye çalıştı. Neticesinde Banvit için üç sayı çizgisinin gerisinde boş adamı bulunmak pek de zor olmadı. Sorun, bu durumun Rosa Radom’un tam da istediği şey olmasıydı
Özellikle Tolga, defalarca besledi üç sayı çizgisinin gerisini. Fakat, üç sayı isabet oranını toparlayamıyorken, üstelik Rosa Radom her hücumda Banvit’i biraz daha potadan uzaklaştırıyorken Banvit’in yaptığı tercihler Rosa Radom’un istediklerinin dışında olmalıydı. İlk periyotta olduğu gibi bu noktada da Kulig çıktı sahneye.

İkinci yarıda Banvit boyalı alanını hakimiyeti altına alan ve istediği anda bu bölgeye saldıran Kevin Punter son periyoda girildiğinde 19 sayı atmıştı çoktan. Maçı da 26 sayıyla bitirdi zaten. Buna karşın Banvit boyalı alanını koruma altına alan Kulig oldu. Bu sezon çemberi en iyi savunduğu maçı oynadı. Bununla birlikte hücumda, maçı koparan kararı verdi. O da boş üç sayı denemeleri yapabilirdi. Zira tercihini bu yönde kullandığı anda Rosa Radom’un ona, istediğini fazlasıyla vereceği açık.

Lakin Kulig potaya yakın hücum ederek, zaten en iyi uzununu faul problemine kurban vermiş olan Rosa Radom boyalı alanında mutlak hakimiyet kurdu. Üç sayı atamadığı maçı 8/14 iki sayı isabetiyle 8 kez serbest atış çizgisine gelerek 22 sayı, 9 ribaund ve 2 blok ile tamamladı. İlk periyot ve son periyotta aldığı doğru kararlarla galibiyeti anlatan oyuncu da o oldu.

 

Yazının devamı...

Kazanma alışkanlığı

Banvit savunmada çok kötü başladı. Banvit kısalarının dirençsizliğinin yanında Gasper Vidmar da hemen her sırtı dönük oyunda etkisiz hale getirildi. Öyle ki medi Bayreuth ilk 6 dakikada 14 sayı atarken bu sayıların 6’sı Vidmar’ın eşleşmesi Andreas Seiferth’in sırtı dönük oyun üzerinden attığı turnikelerle geldi. Toplamda ise bu 14 sayının 10’unun turnike, 2’sinin serbest atış ve kalan 2’sinin de potaya yakın bir orta mesafe şutuyla geldiğini belirtelim. medi Bayreuth maçın ilk 6 dakikalık bölümde, çok sevdikleri, dış şutlarına ihtiyaç bile duymadılar.

medi Bayreuth’un kusursuz hücum ettiği bu 6 dakikada Banvit için önem arz eden husus savunmadaki kötü performansın hücumu etkilemesine izin vermemek ve çıkış yolunu hücumda bulabilmek oldu. Banvit, 14 sayıyı yediği ilk 6 dakikada 15 sayı attı. Bu sayılar hep doğru hücumlarla geldi. Andy Rautins topsuz koşu üzerinden 2 üç sayı isabeti bulurken, Angelo Caloiaro ise potaya atak ederek medi Bayreuth savunmasının yerleşimini bozan -sırasıyla- Rautins ve Tony Taylor’ın servislerini değerlendirirken bir üçlük bir de ayağının çizgide olduğu 2 sayı attı.

Aslında bu bölümde Banvit’in başarıya ulaştığı hücum aksiyonları medi Bayreuth savunmasının eksiklerine ilişkin önemli verilerdi. medi Bayreuth üst düzey bir çember savunmacısına sahip değil. Aynı zamanda kısaları topsuz hareketleri takipte bir hayli zorlanıyor. Vidmar’ın kenara gelip Damien Kulig’in oyuna girdiği anlarda ise 4 şutör+Tolga Geçim’li beşlinin getirdiği geniş alanlara hakim olmaları ise mümkün değil. İkinci periyotta olduğu gibi.

medi Bayreuth savunmasındaki bu eksiklikler Banvit’in son haftalarda çok daha iyi hale getirdiği oyun planının değerini katmerliyor: Penetre ve doğru pozisyon alan oyuncuyu besle. Buna ilk yarı itibariyle Tolga ve Taylor rahat adapte oldu. Banvit ilk yarı boyunca kusursuz hücum etti. İlk 6 dakikayı takip eden süreçte savunma sorunlarını da çözünce devre arasına 12 sayı farkla rahat girdi.

Banvit ilk 6 dakikada 14 sayı yerken, ilk çeyreğin kalan 4 dakikalık kısmında 2, ilk yarının son 14 dakikasında ise 17 sayı yedi.

Bunun önemi şu. Uzun galibiyet serilerinde dahi 40 dakikanın tamamının kusursuz oynanması mümkün değil. Kimi zaman savunma kimi zaman hücum düşebilir. Banvit’in maç başında savunma performansının tek kelimeyle rezalet olması gibi. Ancak skoru bir şekilde mutlaka kontrol altında tutmak lazım.

10 maçlık kazanma serisi boyunca Banvit’in yükselen oyun karakteri de bu. İşler Banvit’in istediği gibi gitmediği bölümlerde dahi, oyunu olmasa da, fark hep kontrol altında tutuluyor. Maçın ikinci yarısında da bu oldu. medi Bayreuth, Banvit’in ilk yarıda yakaladığı 12 sayılık farkı eritti ancak öne geçmeyi başaramadı.

Üçüncü periyot başlarında Banvit çok sayıda boş şut kaçırırken bazı pozisyonlarda 24 saniyede topu potaya göndermeyi bile başaramadı. Ancak oyun üstünlüğünü ele geçireceği anlara kadar farkı hep kontrol altında tuttu.

Son periyotta ise, özellikle Kulig’in 5 numarada oynadığı 5 şutörlü rotasyonda Banvit hücumu, geniş hareket alanları buldu. Bir kez daha altını çizelim ki medi Bayreuth’ta ne savunmayı üzerine inşa edecek bir çember savunmacısı ne sağlam bir yardım savunması zamanlaması ne de yüksek birebir savunma direnci var. Taylor da bu geniş alanı devamlı olarak doğru tercihler yaparak değerlendirdi. Pozisyon alma becerisi yüksek Kulig, Rautins ve Caloiaro da medi Bayreuth savunmasının verdiği açıkları değerlendirerek skor rakamlarını rahat yükselttiler. Nihayetinde Banvit, C Grubu’nun 11. maçında 8. galibiyetini aldı. Bu da FIBA Şampiyonlar Ligi’nin 11. haftasının sonu itibariyle grup liderliği demek.

Yazının devamı...

İlk Yarının Sonu Kolay Oldu

Pınar Karşıyaka’nın rakibe göre oyun stratejisi hazırlama lüksü yok. Eldeki malzemeyle nasıl bir basketbol oynaması gerektiği belli. Koç Aleksandar Trifunovic, takımı geçen hafta İstanbul BBSK’yi 84-76 mağlup ederken neyi iyi yaptıysa bugün de onu yapması gerektiğinin farkında olmalı. Bu, rakibin Banvit, İstanbul BBSK veya Fenerbahçe Doğuş olmasıyla ilgili değil. Rakip kim olursa olsun, yapmak gereken tempoyu arttırmak.

Tempoyu arttırmak da oyuna hangi oyuncuların karakter kazandıracağıyla yakından ilgili. Pınar Karşıyaka’nın oyun kimliğini D.J. Kennedy, Berk Uğurlu ve Jarred Jones belirlemeli. Altını çizmek lazım. Mevzu; bu oyuncuların iyi oynamasından çok oyuna kimlik kazandırabiliyor olmaları. Tempoyu yukarı çekecek parçalar bunlar.

Takımın ağır taşlarından Dominic Waters ise, daha çok oyunun sıkıştığı anlarda kullanılan bir silah olmalı. Bunu yapmak kolay olmasa da en azından Pınar Karşıyaka’nın oyun kimliğinin Waters üzerinden tanımlanmaması şart, Waters, süresi ne olursa olsun planın yan parçası olmalı. Zira Waters’ın verimi top elinde kaldıkça artıyor. Uzunun perdesi sonrası kendine yarattığı savunmacısını arkasına alarak orta mesafeden kullandığı şutlar oyununun ana silahı. Bu silahı kullanırken herhangi bir bağlantı kurmuyor. Nihayetinde tempoyu hayli düşüren, dört topsuz kısanın da ritim bulmasını engelleyen bir oyun tarzı bu.

Halbuki Pınar Karşıyaka tempoyu çok daha yukarı çekerek, toplu ve topsuz oyuncuların daha fazla koşması ile hücum verimini arttırabiliyor. Bu oyun Berk, Kennedy ve Jones’un devrede olmasını zorunlu kılıyor. Aynı ve/veya farklı zamanlarda… Banvit maçında böyle bir şey hiç olmadı. Buna, üçüncü periyotta farkın 6’ya kadar indiği bölüm de dahil.

Maç son derece düşük bir tempoda oynandı. Banvit hücumu topun etrafında doğru konumlanmaya büyük önem veriyor. Özellikle hücumlar Gasper Vidmar üzerinden döndüğünde sahaya doğru yerleşmek ve bu doğru yerleşimleri etkili servislerle beslemek Banvit hücumunun temel prensibi. Bu noktada süratli bir top dolaşımı veya seri topsuz koşuların varlığından bahsedemeyiz. Sonuca gitmek iki pasla da mümkün olabiliyor. Pınar Karşıyaka karşısında böyle oldu.

Özellikle Andy Rautins’in üç sayı çizgisinin gerisinden yakaladığı korkunç yüzde, maçın henüz başında Banvit’in üstünlüğü ele almasını sağladı. Pınar Karşıyaka’nın yanlış maç stratejisi Banvit için savunmada da işleri bir hayli kolaylaştırdı.

Pınar Karşıyaka topu potaya yaklaştıramadığı gibi Banvit savunmasının yerleşimini bozacak herhangi bir -toplu veya topsuz- aksiyona da giremedi. Banvit savunmasında gedik açmak Vidmar’ı potadan uzaklaştırmakla mümkün. Pınar Karşıyaka’nın bu yönde planı yoktu. Vidmar, maçın ilk 15 dakikasında oyunda kaldı ve Pınar Karşıyaka onu hemen hiçbir hücumda potadan uzaklaştıramadı.

Banvit, savunmada yerleşimi hiç kaybetmezken hücumda ise boş şutları, kolay turnikeleri sürekli buldu. İlk yarı bittiğinde 13 asisti vardı Banvit’in ve 6/10 ile üçlük atmıştı.

İkinci yarının başında Pınar Karşıyaka, özellikle Jones ile potaya yakın hücum etti ve farkı bir ara 6’ya kadar indirdi. Ancak bu durum çok uzun sürmedi. Sürmesi kolay da değildi zira Pınar Karşıyaka için, yüksek bir tempo söz konusu değildi. Yine az pas sayısı ve hayli düşük tempoyla yapıldı hücumlar. Halbuki Berk ve Kennedy ile tempoyu düşük tutarak verimli bir planı oturtmak mümkün değil.

Nihayetinde Banvit tekrar farkı açmayı başardı. Özellikle üçüncü periyot sonlarına doğru Tony Taylor sıkışan Banvit hücumunu rahatlatmayı başardı ve devamında Banvit, Rautins ve Angelo Caloiaro’nun üçlükleriyle farkı tekrar istediği kıvama getirdi, maçın sonuna kadar da bu böyle devam etti. Oyun farkı zaten hep istenilen düzeydeydi. Topsuz oyuncular hep doğru konumu almayı başardılar. Tolga Geçim liderliğinde bu pozisyonlar kusursuz servislerle desteklendi. Sonuç da rahat geldi.

Banvit bu sonuçla ligde üst üste 5. galibiyetini alırken resmi maçlardaki galibiyet serisini 8 maça çıkardı. Görüntü parlak. Pınar Karşıyaka tarafında ise koç Trifunovic’in karar vermesi gerek. Bu personel ile Banvit karşısındaki tempo tutarsız. Oyuncuları dizginlemenin gereği yok. Biraz serbest bırakmak gerekir. Örneğin, Berk’in topla çıkabildiği tempoya Avrupa’da çıkabilen pek az oyuncu var. O zaman değerlendirmek gerekir. Bu küçük bir örnek. Her alanda Pınar Karşıyaka tempoyu yukarı çekmek durumunda ve bunu yapabilir. Başka bir oyun ise işlerine yaramaz.

Yazının devamı...

Her Şey Kontrol Altında

FIBA Şampiyonlar Ligi’nde Banvit, AEK’yı 78-71 mağlup ederek C Grubu’nda oynadığı 10. maçta 7. galibiyetini aldı ve liderliğe yükseldi. Banvit, bu sonuçla resmi maçlardaki galibiyet serisini de 7 maça çıkardı.

Banvit son haftalarda olduğu gibi AEK karşısında maçın gidişatını kontrol altında tutmayı başardı. Banvit kariyerinin belki de en görkemli dönemini geçiren Gasper Vidmar, AEK karşılaşmasına da harika başladı. Kurduğu üstünlük takım arkadaşlarına daha konforlu bir oyun alanı oluşturdu. Şüphesiz AEK’nın Vidmar savunma stratejisi de bunda önemli bir rol oynadı.

AEK koçu Dragan Sakota; Vidmar’ın etkinliğini sınırlama amacıyla onunla birebir mücadele edebilecek kalın pivotları Dimitris Mavroeidis ve Vassilis Kavvadas’a uzun süreler verdi. Ancak doğru bir plan değil bu. Vidmar’ın en büyük düşmanı hareketliliktir, sertlik değil. Grubun 10. maçının oynandığı haftada AEK koçu Sakota’nın, yaptığı analizler neticesinde sert temaslar ile Vidmar’ı oyundan düşürebileceğini neticesine varması ağır bir koçluk fiyaskosu. AEK için hücum tarafında da olumlu konuşmak pek mümkün değil.

AEK hareketliliği ve bağlantılı olarak topun dolaşım hızını hiç arttıramadı. Bunun temelinde hem maça özel hem de yapısal sorunlar var. Takımın bir numaralı skor opsiyonu Manny Harris hayli verimsiz bir skorer. Üç sayı çizgisinin gerisinden tehditkar bir şutu yok. Nitekim %20.7 ile üç sayı atıyor ancak maç başına 3.6 deneme yapmaktan da kaçınmıyor. Bu denemeler kendisine hazırlanmış oyunların sonucu da değil çoğu zaman. Sıklıkla birebirleri üzerinden attığı şutlar Keza iki sayı denemeleri de büyük oranda birebir üzerinden attığı orta mesafe şutlarından oluşuyor. Harris’in bu oyun tarzı, AEK’da topsuz dört oyuncunun Harris’in potaya gitmeden oynadığı birebirlerini izlemesi demek. Koordineli bir hareketlilik yok. Banvit için de, Harris’in bu oyun tarzı, her bir kanat oyuncusu veya Vidmar’ın Harris’e ikili sıkıştırma getirme imkanı anlamına geliyor. Zira yerleşimi bozulmayan bir savunma için yardım mesafelerini doğru ayarlamak çok da zor olmuyor.

Harris’in AEK hücumunda yarattığı bu yapısal hasarın yanında Dusan Sakota’nın üç sayı çizgisinin gerisinden 1/4 ile oynaması da Banvit savunmasında oyuncular arasındaki mesafenin fazla uzamamasını sağladı.

Tüm bunların sonucunda Vidmar savunmada potadan uzaklaşmak zorunda kalmadı. Mavroeidis ve Kavvadas’a da ayrı ayrı büyük üstünlük kurdu. Formda olduğunun altını bir kez daha çizelim. Banvit de formda bir Vidmar üzerinden hücumu her hafta daha iyi kurguluyor. Özellikle hücumda.

Ağır AEK uzunları Vidmar ile bire bir kaldıklarında AEK kısaları devamlı olarak yardıma gitti. Pazar günü oynanan Galatasaray Odeabank karşılaşmasında olduğu gibi dün de Vidmar devamlı olarak ikili hatta üçlü sıkıştırmalarla karşılaştı ve Banvit her defasında Vidmar’ın pas açısına bir eleman yerleştirerek yerleşimini kaybeden AEK savunmasını yüksek top dolaşımı ve bu dolaşımın beraberinde getirdiği boş şutlarla cezalandırdı.

Öte yandan Banvit’in kat ettiği gelişimin önemli göstergelerinden biri; ikinci çeyrekte hücumda yaşanan ağır krizi ciddi bir hasar almadan atlatabilmekti. İlk yarıyı 11 sayı farkla 24-13 önde kapadı Banvit. 11 sayılık fark ikinci yarıda eridi. Ancak Banvit skor farkını 4-5 civarlarında tutmayı başardı bu bölümde. Yapmak gereken de bu. Maç içinde iniş çıkışlar mutlaka olur ancak AEK ayarında bir rakip karşısında oyunun kontrolünü kaybetmemek gerekir. Zira ilerleyen bir bölümde oyun istenilen hizaya tekrar gelecektir ve bu an geldiğinde, atılan adım farkı kapatmak için değil açmak için olmalı. Banvit’in yaptığı da buydu.
Belirtmek gerekir ki Banvit, farkı yüksek sayılara çıkartıp rahat bir ikinci yarı oynamadı. Ancak etkin bir uzun, üç kısadan destek alınca AEK için farkı kapamayı veya oyun üstünlüğünü ele geçirmeyi imkansız kıldı. Arka arkaya 8 maçta çift haneli sayılara ulaşan Angelo Caloiaro’nun 0/3 saha içi isabetiyle 0 çektiği, Damina Kulig’in de 1/8 ile 3 sayıda kaldığı bir maçta Rautins-Thomas-Taylor üçlüsünün eş zamanlı verdiği bu katkı daha da anlamlı oldu. Şöyle ki:
Kazanmak için her maç ayrı bir çözüm bulmaya başladı Banvit ve bu durum geminin doğru rotayı bulduğuna işaret ediyor. Rakip hücumların ve savunmaların Banvit’e yarattığı fırsatlar üzerinden oyunu kurgulayabiliyor olmak da öyle… Nitekim AEK pek çok hücumda yanlış şut tercihlerinin devamında hücum ribaundlarını zorladı. Bu da Banvit için; alınan net bir ribaundun arkasından atılabilecek kolay bir hızlı hücum sayısı demek. Bu sayıların peşinden koşmaktan da hiç geri kalmadı Banvit. Bütün maç hep Banvit kontrolünde ilerledi. İnişler çıkışlar olsa da bu durum değişmedi. Banvit, kusursuz bir oyun ve mutlak hakimiyet kurarak rahat bir galibiyet almadı ancak ileriye daha iyimser bakmak için bir dayanak daha buldu.

Yazının devamı...