Bekir Yusuf Alpay Bir Seri Sonlandı, Diğeri Aynen Devam
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir Seri Sonlandı, Diğeri Aynen Devam

Banvit, Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nin 16. haftasında Fenerbahçe Doğuş’u 63-61 mağlup ederek resmi maçlardaki galibiyet serisini 11’e çıkardı.

Fenerbahçe Doğuş’un Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’ndeki 9 maçlık galibiyet serisi sona erdi.

Maç boyunca her iki takımın da yaşadığı sorun aynıydı; boyalı alan savunması. Öyle ki boyalı alandan Banvit 38, Fenerbahçe Doğuş 32 sayı attı. Farklılık boyalı alanın kullanımındaydı.

Banvit, boyalı alanı -özellikle ilk yarıda- potaya yapılan topsuz koşularla kullandı. Koç Saso Filipovski 2016-17 sezonunda olduğu gibi bu sezon da oyunu sırtı dönük oyunlar üzerinden kurabilmeye önem veriyor. Sırtı dönük hücum başladığı anda zayıf köşeden pota yönünde bir oyuncu mutlaka harekete başlıyor. Köşelerden keskin şut tehdidi olması sebebiyle buraya genellikle Angelo Caloiaro konumlandırılıyor. Toplu oyuncu aksiyona başlayınca Caloiaro pota yönünde harekete başlarken başka bir oyuncu da toplu oyuncunun pas açısına yerleşecek şekilde kanat yönünde hareketleniyor. Bu hareketi de büyük oranda Andy Rautins’in gerçekleştirdiğini söyleyelim. Yani birbiriyle bağlantılı, hatta birbirini destekleyen koordineli hareketler mevcut.

Nihayetinde keskin bir şutör savunma odağını potadan uzaklaştırırken ters köşeden kat yapan Caloiaro takipsiz kalıyor. Damian Kulig de Tolga Geçim de ilk yarı itibariyle bu koşuları iyi besledi. Fenerbahçe kısalarının düşük maç konsantrasyonu, Jan Vesely’nin de iyi bir savunma gününde olmaması göz önüne alındığında Caloiaro’nun 7/9 iki sayı isabetiyle attığı 17 sayı şaşırtıcı değil.

Boyalı alanın korumasız hale gelmesinde Tolga’nın pas menziline de geniş bir kredi açmak gerekir. Topa yön veren Tolga olduğunda Fenerbahçe Doğuş’un ikili sıkıştırmaları başka bir oyuncu için hayli rahatsız edici olabilir. Ancak 2.05 metre olmanın avantajı saha görüşünü arttırıyor. Tolga, yediği baskılar karşısında uzun menzilli paslar atarak 4’lü Banvit hücum hattına, yerleşimini sağlayamamış 3 kişilik bir Fenerbahçe Doğuş savunma grubuna karşı hücum etme imkanı sağladı. Bu son derece işlevseldi.

Fenerbahçe Doğuş’un boyalı alan etkinliği de hayli yüksekti. Bu etkinliği sağlama noktasında ikili oyunların ağırlığı yüksekti. Bu ikili oyunlar, kapsamına sadece iki oyuncuyu alan perde ve devrilmelerden oluşmuyor. Perde devamında oluşturulan pas açılarının yüksek top dolaşımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Bundandır ki Fenerbahçe Doğuş, boyalı alan yakınlarında seri paslarla kolay sayılar atabiliyor defalarca. Çember ve etrafında geniş bir alana hakim olabilecek Vidmar’ın da sürelerinin sınırlı olması sebebiyle, Banvit’in bu oyunları püskürtebilmesi imkansız. Peki Vidmar’ın süreleri ciddi bir faul problemi de yaşamamışken neden 18:52’de kalıyor? Üstelik Vidmar, Melli, Ahmet üçlüsünden oluşan bir güç karşısında. Açıklayalım:

Her iki takım da boyalı alanı koruyamıyor. O bölgeden sayı bulmak bir hayli kolay. Aynı zamanda Fenerbahçe Doğuş, Gasper Vidmar oyundayken dahi ikili oyunlarla potaya rahatlıkla ulaşabiliyor. Vidmar’ın sahada kaldığı süreçte Fenerbahçe Doğuş’u pota etrafından uzaklaştırdığını görmedik.

O halde Banvit için yapmak gereken, topsuz potaya gidiş koridorlarını genişletmek. Bu da Kulig’i 5’e çekerek şutör sayısını arttırmakla mümkün. Banvit koçu Saso Filipovski’nin yaptığı buydu. Vidmar’ı 18:52, Kulig’i ise 24:35 dakika oynattı. Bu da Fenerbahçe Doğuş karşısında sahip olunan tek kozu -çeşitli riskler alarak- kullanmak demek.

Hücumda her iki takımın da odak noktası boyalı alan iken, çeşitliliği arttıran yegane parça Luigi Datome oldu. 20 sayı ile tamamladı maçı. Hemen hepsi birebir el üzerinden kullandığı şutlar üzerinden gelen bu sayıları 8/9 saha içi isabetiyle attı. Korkunç bir rakam bu. Ancak Datome’nin bu gösterişli oyunu dahi farkı dramatik bir şekilde Fenerbahçe Doğuş lehine çevirmedi.

Fenerbahçe Doğuş koçu Zeljko Obradovic, üçüncü periyodun sonlarını Datome, Nicolo Melli, Ahmet Düverioğlu üçlüsüyle büyük bir fizik avantajı kullanarak oynadı. Zira karşıda Kulig-Caloiaro’lu Banvit rotasyonu vardı ancak bu tercihin de Fenerbahçe Doğuş lehine ciddi bir getirisi olmadı. Ne boyalı alan savunmasında ne de boyalı alanda fizik avantajının getirdiği mıknatıs etkisi üzerinden kolay üç sayı pozisyonları hazırlamada.

Bir takım diğerine uzun süreli bir üstünlük sağlayamadı. Kazananı da Tony Taylor’ın son

Maç boyunca her iki takımın da yaşadığı sorun aynıydı; boyalı alan savunması. Öyle ki boyalı alandan Banvit 38, Fenerbahçe Doğuş 32 sayı attı. Farklılık boyalı alanın kullanımındaydı.

Banvit, boyalı alanı -özellikle ilk yarıda- potaya yapılan topsuz koşularla kullandı. Koç Saso Filipovski 2016-17 sezonunda olduğu gibi bu sezon da oyunu sırtı dönük oyunlar üzerinden kurabilmeye önem veriyor. Sırtı dönük hücum başladığı anda zayıf köşeden pota yönünde bir oyuncu mutlaka harekete başlıyor. Köşelerden keskin şut tehdidi olması sebebiyle buraya genellikle Angelo Caloiaro konumlandırılıyor. Toplu oyuncu aksiyona başlayınca Caloiaro pota yönünde harekete başlarken başka bir oyuncu da toplu oyuncunun pas açısına yerleşecek şekilde kanat yönünde hareketleniyor. Bu hareketi de büyük oranda Andy Rautins’in gerçekleştirdiğini söyleyelim. Yani birbiriyle bağlantılı, hatta birbirini destekleyen koordineli hareketler mevcut.

Nihayetinde keskin bir şutör savunma odağını potadan uzaklaştırırken ters köşeden kat yapan Caloiaro takipsiz kalıyor. Damian Kulig de Tolga Geçim de ilk yarı itibariyle bu koşuları iyi besledi. Fenerbahçe kısalarının düşük maç konsantrasyonu, Jan Vesely’nin de iyi bir savunma gününde olmaması göz önüne alındığında Caloiaro’nun 7/9 iki sayı isabetiyle attığı 17 sayı şaşırtıcı değil.

Boyalı alanın korumasız hale gelmesinde Tolga’nın pas menziline de geniş bir kredi açmak gerekir. Topa yön veren Tolga olduğunda Fenerbahçe Doğuş’un ikili sıkıştırmaları başka bir oyuncu için hayli rahatsız edici olabilir. Ancak 2.05 metre olmanın avantajı saha görüşünü arttırıyor. Tolga, yediği baskılar karşısında uzun menzilli paslar atarak 4’lü Banvit hücum hattına, yerleşimini sağlayamamış 3 kişilik bir Fenerbahçe Doğuş savunma grubuna karşı hücum etme imkanı sağladı. Bu son derece işlevseldi.

Fenerbahçe Doğuş’un boyalı alan etkinliği de hayli yüksekti. Bu etkinliği sağlama noktasında ikili oyunların ağırlığı yüksekti. Bu ikili oyunlar, kapsamına sadece iki oyuncuyu alan perde ve devrilmelerden oluşmuyor. Perde devamında oluşturulan pas açılarının yüksek top dolaşımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Bundandır ki Fenerbahçe Doğuş, boyalı alan yakınlarında seri paslarla kolay sayılar atabiliyor defalarca. Çember ve etrafında geniş bir alana hakim olabilecek Vidmar’ın da sürelerinin sınırlı olması sebebiyle, Banvit’in bu oyunları püskürtebilmesi imkansız. Peki Vidmar’ın süreleri ciddi bir faul problemi de yaşamamışken neden 18:52’de kalıyor? Üstelik Vidmar, Melli, Ahmet üçlüsünden oluşan bir güç karşısında. Açıklayalım:

Her iki takım da boyalı alanı koruyamıyor. O bölgeden sayı bulmak bir hayli kolay. Aynı zamanda Fenerbahçe Doğuş, Gasper Vidmar oyundayken dahi ikili oyunlarla potaya rahatlıkla ulaşabiliyor. Vidmar’ın sahada kaldığı süreçte Fenerbahçe Doğuş’u pota etrafından uzaklaştırdığını görmedik.

O halde Banvit için yapmak gereken, topsuz potaya gidiş koridorlarını genişletmek. Bu da Kulig’i 5’e çekerek şutör sayısını arttırmakla mümkün. Banvit koçu Saso Filipovski’nin yaptığı buydu. Vidmar’ı 18:52, Kulig’i ise 24:35 dakika oynattı. Bu da Fenerbahçe Doğuş karşısında sahip olunan tek kozu -çeşitli riskler alarak- kullanmak demek.

Hücumda her iki takımın da odak noktası boyalı alan iken, çeşitliliği arttıran yegane parça Luigi Datome oldu. 20 sayı ile tamamladı maçı. Hemen hepsi birebir el üzerinden kullandığı şutlar üzerinden gelen bu sayıları 8/9 saha içi isabetiyle attı. Korkunç bir rakam bu. Ancak Datome’nin bu gösterişli oyunu dahi farkı dramatik bir şekilde Fenerbahçe Doğuş lehine çevirmedi.

Fenerbahçe Doğuş koçu Zeljko Obradovic, üçüncü periyodun sonlarını Datome, Nicolo Melli, Ahmet Düverioğlu üçlüsüyle büyük bir fizik avantajı kullanarak oynadı. Zira karşıda Kulig-Caloiaro’lu Banvit rotasyonu vardı ancak bu tercihin de Fenerbahçe Doğuş lehine ciddi bir getirisi olmadı. Ne boyalı alan savunmasında ne de boyalı alanda fizik avantajının getirdiği mıknatıs etkisi üzerinden kolay üç sayı pozisyonları hazırlamada.

Bir takım diğerine uzun süreli bir üstünlük sağlayamadı. Kazananı da Tony Taylor’ın son hücumda attığı, hayli zor turnike belirledi ve Banvit ligdeki galibiyet serisini 6 maça çıkardı.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle