FUTBOL
BASKETBOL
VOLEYBOL
eSPOR

Uygulamada okumaya devam et.

Çok şükür bitti şu sezon

Yaptığı yenilir yutulur cinsten değildi çünkü. Bir Anadolu takımının haddine miydi İstanbul takımından kupa almak, bir sezonda 3 kupanın 2sini müzesine götürmek. Cezasız kalmamalıydı.

Öyle de oldu. Süper Kupa’nın faturasını 5 maç saha kapatma ile kestiler. Daha ligin ilk haftasında sezon kapattıracak şekilde en iyi oyuncusunun ayağını kırdılar, 2.5 metre gerideki oyuncunun golünü ofsayt gerekçesiyle iptal ettiler, Konyasporlu oyuncuya yapılan faule -AROG tabiri ile söylersek- tersten penaltı verdiler.

Bunların üstüne Konyaspor’un efsane teknik direktörü Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’ye gitmesi ve yönetimin hem oyuncu hem de antrenör transferi konusundaki beceriksizlikleri ile yersiz yurtsuz açıklamaları da eklenince Konyaspor 2 kupa şampiyonu apoletiyle, göğsünde ay-yıldızlı bayrağımızı taşıdığı sezonda, 2 sene üst üste Avrupa grupları görme başarısının ardından küme düşmeyle burun buruna geldi.

Nihayetinde devre arasındaki son çırpınış transferleri ve Sergen Yalçın’ın gelmesi ile 33. Haftada da olsa ligde kalmayı başardı.

Böyle bir ortamda oynanan ve şampiyonluğun belirleyicisi niteliğindeki maçta sezonun en iyi oyunlarından bir tanesi ile Fenerbahçe’ye 3-2 mağlup oldu. Aynı oyunu ligin genelinde oynamış olsaydı bu takım şu an tekrar Türkiye Kupası’nı alıp Avrupa Ligi bileti alırdı ya da ligde 5.lig kovalardı.

Sergen Yalçın’ın Selim Ay ile Benzerliği

Başlığı görenlerin ilk anda bir afallayacağını biliyorum. O yüzden direk gireyim konuya…

Malum Sergen Hoca ile yarım dönemlik bir anlaşma yapıldı. Küme düşmüş olsa idi takım, Sergen Hoca da takımdan ayrılacaktı. Ancak Konyaspor’un ligde kalması ile Sergen Hoca da takımda kalma isteğini açıkça ifade etti. Hatta ve hatta Levent Ümit Erol’a göre yönetimin sözleşme uzatma teklifinde bulunduğu ve hocanın da seçim yapılması durumunda sonuca göre yeni yönetimin önünü açmak adına kabul etmediği söylendi.
Şimdi gelelim Selim Ay benzerliğine…

Sergen Hoca konusu sosyal medyada taraftarların da öncelikli konusu durumunda. Hatta bu konuda bir tweet görmüştüm.

“‘Sergen Yalçın Konyaspor’un başına geçip ligde kalmasını sağlarsa seneye de kalacak’ dense hayır diyen olur muydu?”

Bugün Selim Ay’ın performansını gördükten sonra bende de şu soru belirdi.

“’Selim Ay Konyaspor’un en zor döneminde Filipovic’in sakatlığından dolayı formayı giyecek ve iyi performans gösterirse seneye iyi bir stoper transferi yapılmadan Selim Ay ilk 11 oynayacak’ dense herkes kabul eder miydi?” (Bu benzetmenin aynı olmadığını düşünenler olacaktır elbette. Lakin teşbihte hata olmaz.)


Selim, Filipovic’in yokluğunda gerçekten muazzam işler yaptı. Fakat Fenerbahçe maçında önce kendi kalesine gol attı, sonra Fernandao’ya faul yaptı gereksiz yere, daha sonra kornerde kaleciyle anlaşamayıp kalede tehlike oluşmasına neden oldu ve en sonunda da saçma sapan bir şekilde penaltı yaptırdı.
İkinci soruya geri dönersek: Eminim hiçbir Konyaspor taraftarı Selim Ay’ın normal şartlarda 30 maç ilk 11de oynamasına razı gelmeyecektir.

Buradan ilk soruya geçersek: Sergen Hoca saman alevi gibi ne yazık ki. Belki ileride bu özelliğini geliştirir ama şu anda 34 maç aynı üstün performansı göstereceğini düşünmek bana göre hayal olur. Gittiği her takımda 8-10 maçtan sonra ilk geldiğindeki yakaladığı havayı kaybeden bir tarzı var. Böyle bir durumda en doğrusunun sistemli bir hoca ile anlaşmak olduğu kanaatindeyim.

Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’yi bıraktığı söylentileri var. Eğer yapılabilirse Aykut Kocaman, o olmazsa yardımcısı Ömerovic ile anlaşılmasının daha mantıklı olduğunu düşünüyorum.

Anadolu Ligi Deklarasyonu

Anadolu takımları ne yazık ki her yönüyle Süper dediğimiz bu ligde figüranlık, averaj takımlığı yapıyorlar. Yöneticiler, yayıncılar, medya vs. her yönüyle İstanbul takımlarının başarısını üzerine çalışıyorlar. Geçtiğimiz sezon Konyaspor’un Türkiye Kupası’nı kazanması neticesinde kupa sisteminin değişmesi bunun için en iyi örnek.

İşte bu yüzden Süper Lig’in Anadolu Ligi ve İstanbul Ligi -daha önce yapılmış olan Milli Küme şeklinde de olabilir- ikiye ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Bu iki ligin ilk 4 ünde olan takımların da daha önce yapılmış olan Süper Final şeklindeki bir final organizasyonu ile karşılaşması neticesinde Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Ligi’ne gidecek takımların belirlenmesinin daha adaletli ve izlenebilir bir lig oluşturacağını düşünüyorum.

Böylece sırf Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe şampiyon olacak diye Anadolu takımlarının hakları yenilmemiş olur, Türk Futbolunun her konudaki tekelleşmesinin de önüne geçilmiş olur. Anadolu takımları sadece İstanbul takımları ile maç yaptığı haftalarda haber değeri taşımaz, figüran gözüyle bakılmaz.

Yazının devamı...

Şansımızı zorluyoruz

Maçtan önce taraftar hakkında bir iki şey söyleyelim. Daha önce Sivas maçında olduğu gibi bu maçta da Konya halkı şehriyle, taraftarıyla bu maça kenetlendi. Hatta sadece Konya değil Eskişehir, Adana Demir, Rize, Afyon gibi takımların taraftarları dahi bu zor günde Konyaspor’a destek vermeye geldi.

Şehrin yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın da daha önceki başkanların yapmadığı şekilde billboardlarda şehri havaya sokması takdire şayandı. Böylece 40 Bin kişi ile taraftar takıma destek olarak kendine düşeni yaptı.

Maça gelirsek…

Sergen Yalçın gittiği takımlarda 8-10 maçlık harika performanslar gösterip başarılar elde ediyor. Lakin ne oluyorsa ondan sonra kopmalar başlıyor. Bu kopmalar Konyaspor’da 5-6 haftadan sonra başladı. Bir şekilde ihtiyacı olan puanı kazansa da ilk geldiği haftalardaki oyunu ve performansı göremediğimiz aşikar. Tabii burada son haftalarda küme düşme potasından çıkamamanın da vermiş olduğu stresin etkili olma ihtimalini de kabul etmek gerekir. Yine de hocanın bu stresi kaldırabilmesi ve oyuncularına bu baskı altında da doğru oyunu oynatması lazım. Bu da henüz Sergen Hoca’nın antrenörlükte pişmesi gerektiğinin göstergesi bana göre.

O nedenle de Konyaspor’un ligde kalması durumunda olası Fenerbahçe ve Aykut Kocaman ayrılığında tekrar eski hocasını getirmeye çalışması, o olmazsa yardımcısı Ömerovic’i takımın başına getirmesi gerektiğine inanıyorum. Ya da Ertuğrul Sağlam gibi sistemini ispat etmiş isimlerle anlaşması gerektiğini düşünüyorum.

Maçın içinde oyunun hakimi genel olarak Göztepe gibi duruyordu. İlginçtir Konyaspor son 2 maçını da iddiası kalmayan takımlara karşı oynamasına rağmen rakipleri inanılmaz bir ciddiyet, direnç ve profesyonellikle oynadı. Normalde son haftalarda iddiası kalmayan takımların bu kadar canla başla mücadele ettiği başka bir sezon hatırlamıyorum.

Burada bir eleştiri de Konyaspor basın sözcüsü Ahmet Baydar’a. Maç sonunda twitter da sosyal medyadan aldığı duyumlar üzerine bir paylaşım yaptı. Daha 2-3 hafta önce Antalyaspor’un başkan yardımcısının yaptığı ve Konyaspor’un da tepki gösterdiği algı çalışmasını bu kez Konyaspor yöneticisi yaptı.
Kendince bu tweetin ulusal medyada yer almasıyla Beşiktaş’ın Osmanlı galibiyetini garanti altına almak istedi. Lakin bu tavır Konyaspor gibi bir camianın yöneticisine yakışmıyor. Hele ki birkaç hafta önce aynı algı kendi takımı üzerinden yapılmaya çalışılmış takıma hiç yakışmıyor.

Maç sonuna gelirsek…

Konyaspor alacağı bir galibiyetle ligde kalmayı büyük ölçüde garanti altına almış olacaktı. Çünkü son hafta Fenerbahçe'ye mağlup olsa bile Osmanlıspor’un bugünkü Beşiktaş maçını ve son hafta Akhisar maçını kazanması gerekecekti. Ama berabere kalarak elindeki fırsatı tepti ve Osmanlıspor’a da ayrıca kazanma hırsı kazandırdı. Hala Konyaspor ligde kalmaya en büyük aday olsa da şansını zorladığı gerçek.

Son olarak yazımızı Konyaspor taraftarının uzun süredir arzuladığı konuyla kapatalım. Konyaspor taraftarı kulübe üyelik yolunun açılmasını çok uzun zamandır bekliyor. Lakin yönetimin koltuk sevdası bu konuda adım atmalarına engel oluyor. Konyaspor taraftarı da bu konuda şehrin ileri gelenlerinden- özellikle yeni BŞB Başkanı- destek bekliyor ve kulübe üyeliğin önünün açılması halinde taraftarın kulübü yönetme hususunda elini taşının altına koyacağını da ekliyor.

Ben de her kulübümüzün iş adamları ve siyasi parti peşinde koşanlardan ziyade o takıma aşık kişilerce yönetilmesini, bu kişilerin takımlara yönetimsel açıdan da çok fazla destek verebileceğini düşünüyorum.

Malumunuz aksi halde hem İstanbul takımlarının sevdalısı olup hem de şehirlerindeki takımların yöneticiliğini yapan onlarca kişi var.

Yazının devamı...

Önemli olan oyun değil 3 puan

Maçın analizinden önce Karabükspor’un bu maçtaki bilet fiyatlarındaki düzenlemeleri hakkında bir iki şey karalayalım.

Karabükspor’un son 3 iç saha maçındaki misafir tribün fiyatları ile Konyaspor maçındaki misafir tribünü fiyatları arasında uçurumlar var. Bundan önceki 3 maçında misafir tribünü biletleri

Bursaspor 25₺, Antalyaspor 10₺, Alanyaspor 5₺ dan satışa sunulurken, bu rakam Konyaspor maçında 75₺ olarak belirlenmiş. Bunda kuşkusuz geçtiğimiz hafta Nalçacılılar’ın Bursa’ya yaptığı çıkartmanın da etkisi olduğu muhakkak. Bana göre Karabükspor yönetimi Konyaspor’un bulunduğu sıkıntılı durumdan mütevellit taraftarın Bursa maçında olduğu gibi Karabük’e çıkartma yapmasını beklemiş olacak ki bilet fiyatlarını yukarıya çekerek olabildiğince kar elde etmeyi düşünmüş. Ancak işçi bir şehrin takımı olarak, cebindeki son parasıyla bilet almak için uğraşan Konyasporlulara karşı yapılan bu hareket saygısızlıktır ve ayıptır.
Ayrıca bu her takımın rakibe ve pozisyona göre bilet fiyatları ayarlamasını da doğru bulmadığımı belirtmeden edemeyeceğim. Bu konuda TFF’nin bir düzenleme yapması gerekmektedir.

Henüz geçtiğimiz hafta 1. Ligde Manisa- Ankaragücü maçında yine deplasman tribünü fiyatları 75 tl, 3. Ligde ise Aydınspor 1923-UTAŞ Uşakspor maçında deplasman tiribünü fiyatları 300 tl olarak belirlenmişti. Bu tip olaylar da stadyumlara taraftarın gelmemesinden yakındığımız şu günlerde taraftarın iyice futboldan uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

Karabükspor- Konyaspor maçına dönecek olursak…

Sergen Yalçın Ferhat’ı riske etmemiş, Moke’yi ise beklenmedik bir şekilde ilk 11e almamış. Sadece geçen maçta sakat olduğu için oynayamayan Ömer Ali ile cezası biten Milosevic kadroya geri dönen isimlerdi. Bunların dışında takım beklediğimiz gibi sahaya çıktı.

Beklediğimiz gibi sahaya çıktı çıkmasına da 5-0 biten Sivas maçından sonra ne olduysa son 4 maçtır beklenenin altında bir oyun sergiliyor Konyaspor. Bu süreçte 2 galibiyet, 1 beraberlik ile 7 puan toplamış olsa da 4 maç boyunca da öldü öldü dirildi.

Karabükspor da diğer 3 maçtan farksızdı. Konyaspor topa sahip olan, oyunu yönlendiren takım hüviyetinde gözükse de çok fazla net gol pozisyonu oluşturamadı. Rakiplerinin averaj yükselttiği Karabükspor karşısında 1-0 ancak kazanabildi. Ama tabii ki şu anda Konyaspor için iyi oyun- bol gollü maçlar gibi bir beklenti yersiz olur. Sonuçta kazanması gerekiyordu ve kazandı.

Tekrar sahaya dönecek olursak bana göre Sergen Hoca oyunu ilk yarıda tutmayı ve arkasından Jahovic’i de oyuna katarak çift forvete dönmeyi düşünüyordu. Ancak önce Eren’in ardından Ömer Ali’nin sakatlanması Sergen Yalçın’ın da elini kolunu bağladı. Ayrıca olası bir Karabükspor golünde çok daha fazla sıkıntıya girebilirdi. O nedenle düzeni bozmadan oyuna devam etti ve kazanmasını bildi.

Şimdi önlerinde 2 tane final karşılaşması var. Birincisi önümüzdeki hafta evinde oynayacağı Göztepe karşılaşması. Bu maçı 42.000 kişi önünde kazanması şart. Aksi halde Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenmesi gerekecek. Lig o kadar pamuk ipliğe bağlı durumda ki en ufak bir yanlış 6 takımdan 2 sini daha alt kümeye yollayacak.

Ayrıca bu 6 takımın birçoğu kalan haftalarda da birbirleri ile veya şampiyonluk adayları ile karşılaşıyor. Heyecan gittikçe yükselirken şu anda ligin 12. ve 13.sü Alanyaspor ve Akhisarspor’un küme düşüp, 16 ve 17.si Osmanlıspor ve Gençlerbirliği kümede kalabilir. Kim düşer kim kalır kestirmek güç olsa da son yılların en çekişmeli sezonunu geçirdiğimiz kesin gibi.




Yazının devamı...

Konyaspor Sevincini Erteledi

Sezonun ilk yarısında oynanan maçla ilgili yazmış olduğum yazıda Konyaspor- Bursaspor maçlarının diğer Anadolu takımları ile oynadıkları maçlarla bir tutulamayacağını, bu şehirler için GS-FB derbisi kadar önemli olduğunu yazmıştım.

Bursaspor cephesi yönetiminden, taraftarına, takımından, şehrine 4 koldan bu maçın önemini fark etmişler ve ona göre hazırlanmışlar. Pazartesi günü oynanan maçlar arasındaki en yüksek seyircili maç rekorunu kırdılar bu maçta. İstanbul takımları ile oynadıkları maçlarda bile seyirciler bu kadar Timsah Arena’yı doldurmamışlardı belki de.

Karşı tarafta ise Konya taraftarı ne kadar maçın önemini bilse de ne yazık ki teknik heyet bu önemi idrak edememiş. Aksi halde buna uygun bir oyun planı ile sahaya çıkardı Sergen Yalçın. TT Stadyumunda GS’a kök söktüren Konyaspor’la dünkü Konyaspor’un aynı anlayış ile hazırlanmadığı belli.

Bursa cephesi tam da benim beklediğim oyunu oynadı. Önde bastı, Konyaspor’u hataya zorladı, top çaldı, hızlı hücuma çıktı… Bir maçta yapılması gereken her şeyi yaptı. Fark çok daha fazla olabilirdi ama Serkan izin vermedi.

Twitterda, Bursaspor önde baskı yaparsa bu maç Volkan Şen’in maçı olur demiştim lakin Volkan Şen’i iki saniye topla yalnız bırakmadılar. Hem hücumda hem defansta ikişer kişilik oynadı Bursaspor.

Şimdi akıllarda şu soru: Bu Bursaspor bu kadar iyi oynayabilirken nasıl Avrupa’yı zorlamak yerine küme düşmemeye çalışıyor?

Cevap basit: Bursaspor bu oyunu başka hiçbir takıma karşı oynayamadı ki. Bu maçı bu kadar iyi oynamasında da yukarda belirttiğim konsantrasyonun sağlanmasının etkisi vardı. Bu maçı yenmeleri gerektiğini biliyorlardı.

Sergen Hoca ise diğer deplasmanlarda olduğu gibi takımın topu tutmasını istemiş ve beraberliği koparmayı amaçlamış gibi idi. Konyaspor kazansa idi ekstra olacaktı. Yani aslına bakarsanız puansal anlamda Konyaspor’un kaybettiği çok fazla bir şey yok. Son dakika çabaları beraberlik getirseydi 32 değil 33 puanda olacaktı. Ancak bu da önündeki takımın üstüne geçmesini sağlamayacaktı.

Ezcümle: Konyaspor taraftarının içi rahat olsun. Konyaspor hala düşmedi. Sadece sevincini erteledi. Önümüzdeki hafta Konyaspor’un Karabük ile, Antalya takımlarının da Ankara takımları ile maçları var. Tam anlamıyla bir kaos haftası. Alt tarafın sıralaması tamamen değişebilir...

Yazının devamı...

Direniş-Konyaspor

Süper Ligde son haftalara giriliyor. Süreç ilerledikçe takımlar arasındaki hatların kopması ile düşecek ve şampiyon olacak takımların az çok belirlenmesi gerekirken ortalık git gide daha da karışıyor.

Olmaz denilenler oluyor, yenilmez denilenler yeniliyor…

İki hafta önce Gençlerbirliği’nin Galatasaray’ı, bu hafta ise Osmanlıspor’un Gençlerbirliği’ni yenmesi; bu süreçte Bursaspor’un devamlı maç kaybetmesi ve Konyaspor’un önlenemez yükselişi ile küme düşme hattı, ateş hattı olmuş durumda.

Halihazırda 36 puanlı Bursaspor, 35’er puanlı Antalya ve Akhisarspor, 32’şer puanlı Konya, Osmanlı ve Alanyaspor ile 30 puanlı Gençlerbirliği 1. Ligin ateşinden gelen sıcaklığı iliklerine kadar hissediyorlar. Bursaspor’un üstündeki takımlara ise kurtuldu gözüyle bakıyorum açıkçası. Çok büyük bir olay olmazsa Y. Malatya, Kasımpaşa gibi takımlar paçayı kurtardı.

Gelelim Konyaspor’a…

Sergen Hoca geldikten sonra inanılmaz bir yükseliş içerisindeler. Hâlihazırda süper ligde devam eden en uzun gol yememe serisi 5 maçla Konyaspor’un elinde. Bu 5 maçta 9 gol atarken kalelerinde hiç gol görmediler ve bu süreçte 11 puan topladılar. Sezon başından bu yana böyle bir performans gösterseler tarihi bir başarının daha altına imza atabilirlerdi.

İstatistikleri bir kenara bırakırsak Kasımpaşa maçında özellikle ilk yarıda mükemmel bir oyun seyrettik Konyaspor’dan. Golü atan ve attıktan sonra da doğru pas oyunu ile oyunu elinde tutan bir Konyaspor vardı sahada.

As stoperi Filipovic’in sezonu kapattığı, as sağ bek Skubic’in cezalı, yedek sağ bek Ömer Ali’nin sakat olduğu durumda Moke’yi sağ beke devşirdi Sergen Hoca. Oyunun geneline baktığımızda bir iki top kaybı ve açtığı kötü ortaları saymazsak zor durumlarda faydalanılabileceğini gösterdi.  As sol bek Ferhat’ın erken sakatlığı sonrası Eren’in girmesiyle Konyaspor’un defans hattının Ali Turan dışında hiç biri as oyuncular olmamasına rağmen Konyaspor kalesini gole kapatmayı bildi.

İkinci yarıda Kasımpaşa daha etkili taraf olsa da skoru değiştirmeye gücü yetmedi. Ama baskısı da gözle görülür derecedeydi. Öyle ki ilk yarıda Konyaspor yaklaşık 60%40 topla oynama oranında üstün olmasına karşın maç sonunda bu değerler 48%52 Kasımpaşa lehineydi.

Fofana gol katkısı yapmamasına karşın maçın yıldızıydı bana göre. İki tane çizgi üzerinde attığı çalım vardı ki muazzam, buna bir de istediği anda herkesi çalımlayıp ceza sahasına girmesini de eklersek Süper Lig’de izlemeyi en çok keyif aldığım oyunculardan bir tanesi olduğunu belirtmem gerek. Bir de son paslardaki tercihlerini geliştirebilirse Konyaspor’un tartışmasız 11 oyuncusu olabilir.

Maç içindeki önemli detaylardan bir tanesi de Vedat Bora. Devre arasında yapılan Volkan Şen ve Orkan transferleriyle en iyi oynadığı dönemde olmasına rağmen gözden düşen ve kadroya girmekte zorlanan Vedat bugün oyuna sonradan girip harika bir asist yaptı.

Daha önce de dediğim gibi Vedat bana Ömer Ali Şahiner’in, Konyaspor’un 3. Olduğu sezondaki halini hatırlatıyor. Kumaşı gerçekten iyi ve Konyaspor’un önümüzdeki senelerde ondan daha fazla faydalanabileceğini düşünüyorum.

Şimdi Konyaspor’un önünde 4 tane final maçı kaldı. Bunlardan ilki ve en önemlisi bana göre Bursaspor maçı. O maçı Konyaspor’un alması durumunda hem alt tarafla arasını açma şansına sahip olacak. Hem de Bursaspor’u da ateş hattına çekmiş olacak. Trabzon ve Fenerbahçe ile de karşılaşacak olan Bursaspor geçen sene gibi ligden düşme korkusunu son maça kadar yaşayabilir. Son maçta ise bu kez geçen sezonun rahatlamış Trabzonspor’u yerine küme düşmemek için çırpınan Gençlerbirliği ile karşılaşacak. Gençlerbirliği’nin, geçen sezonki Trabzonspor’dan daha fazla bu maç için çalışacağı kesin. Yani özetle Konyaspor, Bursaspor’u deplasmanda yenerse Bursa küme düşme adaylarından bir tanesi olur.

Yazının devamı...

Konyaspor'un makus talihi

 

Son zamanlarda çıkış yakalayan iki ekibin karşı karşıya geldiği mücadelede Konyaspor, deplasmanda Antalyaspor’la 0-0 berabere kaldı.

Normal şartlarda kötü sayılmayacak 1 puan gibi gözükse de sezon başından bu yana Konyaspor’un bu tarz maçlarda kaybettiği sayısız puan olunca insan Konyaspor için endişelenmeden edemiyor.

Malum, ligde 11. Sıradaki takımın dahi küme düşme ihtimali bulunuyor. Böyle bir durumda, Alanya, Gençlerbirliği, Akhisar, Bursa’nın puan kaybettiği haftada Antalya’yı yenerek ligde kalma adına çok önemli bir engeli aşmış olacaktı. Ayrıca Antalya’ya karşı ikili averaj üstünlüğünü de ele geçirmiş olacaktı. Dahası rakibi Antalya’yı da ateş çemberine atacaktı.

Ancak Konyaspor, daha önceki kritik haftalarda, rakiplerinin de puan kaybettiği haftalarda olduğu gibi bu maçta da kendi göbek bağını kesme hakkını elde edemedi. Antalyaspor ise bu sonuçla büyük oranda ligde kalmayı garantiledi.

Henüz kesinleşmiş bir şey olmamasına rağmen Konyaspor’un işi kolay değil.

Aslında Sergen Yalçın’ın ilk geldiğindeki planlamasına göre her şey plana uygun gidiyor. Lakin en iyi hesaplanmış planların dahi hesaplayamadığı bir şey vardır. O da başkaları.

Eminim Sergen Hoca, Gençlerbirliği’nin Galatasaray maçını kazanmasını beklemiyordu.

Alanyaspor’un Başakşehir, Göztepe, Akhisar ve Yeni Malatyaspor maçlarında 8 puan çıkarmasını beklemiyordu.

En yakın iki rakibi olan Alanya ve Gençlerbirliği’nin bu performanslarının devam etmesi halinde; dışarda 1, içerde 3 puan parolası ancak mevcut durumun devam etmesini sağlar. Bu da Konyaspor’u ipten almaz.

Bu da demek oluyor ki dışarda da bazı maçları kazanması gerekecek. Şu an Konyaspor’un Bursa, Karabük ve Fenerbahçe olmak üzere 3 deplasman maçı var. İçerde ise Kasımpaşa ve Göztepe ile karşılaşacak. Kalan 5 maçta 2 puan ortalaması yakalaması elzem görünüyor.

Aksi halde bu kadar iyi toparlanmışken, bu kadar iyi bir kadroya sahipken, hiç hak etmediği bir şekilde Konyaspor Süper Lig’e veda eder. Bu da sezon başından bu yana yanlış planlanmış transfer politikasının da etkisiyle Konyaspor’un çok daha kötü hallere gelmesine sebep olur.

Konyaspor’un Samsun, Eskişehir, Mersin İdman Yurdu, Karabük, Gaziantepspor gibi olmaması için Konyalı taraftarların takıma sahip çıkması şart. İçeri, dışarı demeden kendilerine ayrılan tüm koltukları doldurup her maç 90 dakika takımı ateşlemeliler. #SizinGücünüzBizimTutkumuz veya #BirlikteBaşaracağız gibi hastaglerin hakkını vermeliler…

Yazının devamı...

Kardelenler çiçek açtı

Kayseri galibiyeti ve Osmanlı deplasmanından alınan puanların anlamlı olabilmesi için de galibiyet şarttı.

Sergen Yalçın geldiği günden bu yana Konyaspor’un oyununda gözle görülür bir düzelme var. Burada ara transfer döneminde gelen oyuncuların etkisi muhakkak. Sezon başında taraftara kulak tıkayan ve hiçbir şey vadetmeyen oyuncular alan yönetimi, belki de mecbur kalarak yaptığı ara transferler kurtaracak.
Maça gelirsek oyunda Konyaspor’un gözle görülür bir üstünlüğü vardı. Sivasspor’un ilk yarıda Robinho ve Kone ile pozisyonları değerlendirememesi Sivas adına maçın kırılma anlarıydı. Daha sonra ise sahada Konyaspor resitalini izledik.

Seyircinin gözlerinin pasını sildi Konyaspor.

Görsel açıdan Mehdi’nin füzesi ve Eto’o’nun serbest vuruşu muazzamdı. Diğer 3 gol de hazırlanış açısından güzeldi.

Her şeyden öte bir şey var ki onu atlarsak olmaz. Skubic…

O artık alelade bir sağ bekten çok öte bir kişi Konya’da. Değil Konyaspor, şehrin anahtarını verelim deseler Konyalılar kabul eder, belediye başkan adayı olsa ezici çoğunlukla başkan seçilir… Öyle bir oyuncu Skubic.

Önce Eto’o’nun şutunda adeta bir sağ kanatmış gibi doğru pozisyon alıp açılışı yaptı, sonra da Volkan Şen’e muhteşem bir asist yaparak kapanışı yaptı.
Maçtaki bir diğer ayrıntı da Konyaspor’un 3 maçtır kalesini gole kapatıyor olması. Sergen Hoca geldikten sonra takımın sadece hücumuna değil defansına da bir dokunuşu olduğu kesin. Öyle ki mecbur kalmadan ilk 11 oynatılmayan Selim iki maçtır sahanın en iyilerinden.

11 sezon sonra bir maçta 5 gol atması da günün önemli ayrıntılarındandı. En son Denizlispor’u 5-1 yenen yeşil-beyazlılar tarihinin en farklı ikinci galibiyetini almayı başardı.(En farklı galibiyet 8-0 Adana Demirspor)

Konyaspor sonunda kimliğini bulmuş gibi. Fikstür avantajı da kendisinde. Özellikle önümüzdeki hafta Antalyaspor maçını kazanmaları durumunda ligde kalma ihtimali %70 lerin üstüne çıkar.

Bu hafta sonunda Kasımpaşa’nın Bursaspor’u ve Konyaspor’un Sivasspor’u yenmesi düşme hattında kartların yeninden karılmasını sağladı. 11inci sıradaki takımın dahi düşme tehlikesi var. Konyaspor bu maçta oynadığı gibi oynarsa bu takımlar arasında düşme ihtimali olan en son takım olur.
Maçın Dışından…

Türkiye Kupası finalinde eski kaptan Ali Çamdalı, “Biz buraya 2 Milyon Konyalının dualarıyla geldik” demişti. Maçtan sonra da bir Konyaspor taraftarının buna benzer bir tweetini gördüm. Konyasporlular ‘MÜSTERİH’ olsunlar… Bu takım sizlerin dualarıyla 2 kupa aldığı gibi ligde kalmasını da bilecektir. Konyaspor taraftarıyla, teknik heyetiyle bütünleşerek karları eritmeyi başardı… Kardelenler çiçek açtı…

Yazının devamı...

1 puana ah mı etmeli yoksa kıymete mi bindirmeli

Bu ortamda kendisi adına sezonun en önemli maçlarından bir tanesine çıktı 1 Nisan Pazar günü.

Maç sadece basit bir 3 puan hesabı maçı değildi. Adeta satranç tahtasında oynandı. Öyle ki bu maçta alabileceği bir mağlubiyet Konyaspor’un sonunu hızlandırır, rakibi Osmanlıspor’u ise ligde tutma yolunda ilerletirdi.

Beraberlik veya Konyaspor’un galibiyeti ise 34. Hafta sonunda oluşabilecek 2li veya 3lü averajda Konyaspor’un ligde kalmasını sağlayabilirdi.

İki taraf da bunun bilincindeydi. Bu nedenle de maç boyunca kısır ve zevksiz bir oyun seyrettik. Yine de Konyaspor’un kadro kalitesi olarak birkaç kat altındaki Osmanlıspor’u alt etmesi ve rahat bir nefes alması elzemdi.

Bu maç hiçbir şeyi değiştirmedi. Halen iki takımında ligde kalma şansı olduğu gibi küme düşme ihtimalleri var. Buraya Gençlerbirliği, Alanyaspor ve Antalyaspor’u da eklediğimiz zaman düşme hattı alev alev yanıyor.

Konyaspor’un kurtulmak için en önemli şansı küme düşme hattındaki rakiplerinin çok zor müsabakalara çıkacak olması. Konyaspor’un kalan maçları ise genel anlamda kendi rakipleri ile. Buralardan alacakları galibiyetlerle ligde tutunma şansı var. Bunun için Sivasspor maçı bir milat niteliğinde. Konyaspor o maçı kazanabilirse kurtulma şansını bir hayli artıracak.

MAÇIN EKSİLERİ:

-Bana göre Konyaspor teknik heyetinin Volkan Şen’i sol kanatta değerlendirmesi gerekiyor. İçeri kat edip şut çekebilme özelliği olmasına rağmen sağ kanatta sol ayakla isabetli şut çekmekte zorlanıyor. Ayrıca 2 sezondur alışageldiğimiz Skubic- Ömer Ali Şahiner uyumunu da Volkan-Skubic arasında göremiyoruz.

-Ne olursa olsun 3 puana daha fazla ihtiyacı olan taraf Konyaspor’du. Eto’o ve Ömer Ali Şahiner değişiklikleri daha erken yapılmalıydı. Maçın son anlarına kadar oyunu, planı değiştirebilecek- maçı kazandırabilecek hamleler gelmedi.

-Devre arasında Orkan ve Volkan Şen transferleri söz konusu olduğunda bu iki transfere karşı çıkmış ve Vedat’ın en iyi oynadığı dönemde kesilmesine sebep olacağını söylemiştim. Bu kadar potansiyelli bir oyuncuyu en iyi oynadığı dönemde kesmek, daha sonra da oyuna dahi almamak hoş bir durum değil. Aynı şekilde Amir de Sergen Hoca’nın gelmesiyle 18deki yerini kaybetti. Türk futbolu gelişecekse gençlere şans verilmeli ne olursa olsun…

-Eto’o, Jahovic gibi isimler alınmasına rağmen halen maç başına bir gol ancak atabiliyor Konyaspor. Gol sorununu çözmeleri elzem.

-Maçın devre arasında olduğu söylenen bir video paylaşıldı sosyal medyada. Görüntülerde Ankara Emniyetine bağlı birimler Konyalı taraftarlara polis köpeklerini saldırtıyor. Umuyorum Ankara Emniyeti bu konuda gerekli hassasiyeti gösterir ve müsebbiplerine gerekli cezayı verir.

MAÇIN ARTILARI:

+Konyaspor taraftarı adeta Ankara’ya çıkarma yaptı. Stadyumda belki de Osmanlıspor taraftarından fazla Konyaspor taraftarı vardı. Her zaman dediğim gibi bu takım şehriyle, taraftarıyla, futbol kültürü ile süper ligde kalmayı hak ediyor. Milli takımı Euro 2016’ya gönderen Konyalı taraftarlar takımlarını da yeterince desteklerlerse ligde tutarlar.

+Sezon başından bu yana neredeyse her maç kalesinde gol gören Konyaspor’un Sergen Hoca ile gol yememeye başlaması önemli. Ne de olsa ne demişler “iyi hücum maç kazandırır, iyi defans kupa kazandırır(ligde tutar).”

+Dakika 90'a gelirken Jahovic’in pozisyonunda kendisi şut çekermişçesine hırslanan Eto’o tüm takıma gelecek maçlar adına nasıl hırs yapılması gerektiğini gösterdi. 37 yaşına da gelse, saha içinde de kenarında da olsa o Dünya futbolunun en önemli liderlerinden bir tanesi.

Yazının devamı...