Sanal saldırılardan nasıl korunacağız?

Sürekli çevrimiçi iseniz tehlikelere hazır olun!

Haberin Devamı

Avustralya’da yaşayan Şeniz Erkan, hayatını kabusa çeviren siber saldırılar yüzünden geçtiğimiz gün intihar ederek yaşamına son vermişti. Benzeri durumların aslında her gün farklı ölçeklerde birçok kişinin başına gelmesi üzerine Psikolog Serap Duygulu ve Forensas Adli Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Cem Günal’dan özellikle ailelerin alacağı önlemler üzerine görüşler aldık.

Sanal ya da siber zorbalık nedir?

Şeniz Erkan vakası ile birlikte sanal zorbalığın ne olduğunun anlaşılmaya ve öğrenilmeye başlandığını söyleyen Serap Duygulu şöyle devam ediyor:

“Oysa bu konu çok yeni değildir. Türkiye ve birçok Avrupa ülkesi için henüz yeni bir konu olarak düşünülse de aslında son 8-10 yıldır özellikle ABD ve Kanada’da hem eğitim bilimciler hem de psikologlar tarafından ciddi şekilde araştırılan tartışılan bir sorundur.

Sanal ya da siber zorbalık, özellikle gençler arasında “akran zorbalığı” olarak bilinen taciz ve tehdit içeren davranışların elektronik ortama taşınmış hali olarak düşünülmesi gereken bir sorundur. Bir birey ya da grup tarafından diğer kişilerin zarara uğratılması, cep telefonu, çağrı cihazı, sosyal medya ve iletişim ortamları, web siteleri, online oyunlar, elektronik posta ve benzeri elektronik ortamlarda karalayıcı, küçük düşürücü ve düşmanca yayın ve duyurular yapılması, bu yolla kasten ve bilinçli şekilde taciz edilmesi, zarar görmesi, tehdit edilmesi, şantaj yapılması gibi kişiye zarar verilecek şekilde gelişen saldırgan davranışlar bütünüdür.

Siber zorbalığın iki türü vardır. İlki kişilerin şifrelerini ele geçirmek, web sitelerine yönelik saldırılar düzenlemek, bulaşıcı virüs taşıyan mesajlar, spam mesajlar göndermek türündeki zorbalık Electronic Bullying (Elektronik Zorbalık) olarak bilinir. Diğeri ise E-Communication Bullying (elektronik İletişim) zorbalığı olarak tanımlanır ve tamamen kişiyi aşağılamak ve küçük düşürmek, alay etmek, hakkında dedikodu yaymak ve zor durumda bırakmak gibi psikolojik faktörlere yönelik saldırılar yapılır.”

Gençler ailelere açıklayamıyorlar

Sanal zorbalıkta sadece muhatap olunan kişi değil aile ve yakınların da hedef alındığının altını çizen Duygulu, “Gençler içine düştükleri durumu kolaylıkla ailelerine açıklayamıyorlar, onların zarar görecekleri korkusundan dolayı korkunç bir kısırdöngü yaşayarak, kendi hayatlarından vazgeçmeye kadar varan olumsuz sonuçlara yönelebiliyorlar. Bu durumu anne babaların fark etmesi neredeye mümkün değil. Aileler anlasa bile bu çok geç olabiliyor ve kişi ya da kişiler ciddi olarak zarar görmüş oluyorlar.

Burada konuyu sadece psikologlar ya da eğitim bilimcilerle sınırlı tutmak sorunu çözmekten çok uzak kalır. Konu bir ülke sorunu olarak görülmeli ve bilgisayar yazılımcıları ve programcıları, aktif web sitesi sahipleri, güvenlik birimleri, virüs programcıları, hukukçular ve adli makamlar gibi disiplinler arası bir yaklaşımla çözüm odaklı çalışılmalıdır. Anne baba korumacılığı maalesef her zaman yeterli olmayabilir ve hatta anne baba da hiç fark etmeden olayın içine sürüklenebilir. Dolayısıyla anne babaların çok dikkat etmelerini isterken, çocuklarıyla kuracakları iletişimin ve yakın ilişkinin önemini bir kez daha vurgulamakta fayda var. Çocukların internet kullanımında sınırların net çizilmesi, hatta koruyucu bir takım programların kullanılması, çocuğun odasında bilgisayar bulunmaması, okula giden çocuğun elindeki telefonun kolaylıkla internete bağlanabileceği türden bir telefon olmaması ilk anda alınabilecek önlemler olarak önerilebilir” diyor.

İnterneti kullanırken nasıl önlemler alınabilir?

Neredeyse her üç kişiden birinin siber saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken Cem Günal ise başta aileler olmak üzere herkesin alabileceği basit önlemleri anlatıyor.

“ Saldırılar en çok sohbet odaları, hızlı mesajlaşma (MSN, ICQ, v.b.), e-posta, cep telefonu ve facebook, twitter gibi sosyal iletişim mecraları üzerinden gerçekleştiriliyor. Sonuçları moral bozukluğu, depresyon ve hatta intihara kadar gidebilecek siber saldırıların tamamen önlenmesi yakın zamanda pek mümkün görünmemekle birlikte alınabilecek önlemler mevcut. Bu önlemler sayesinde zararlar engellenebilir ya da minimal düzeyde kalması sağlanabilir.

Haberin Devamı

1. Kullanılan her türlü şifreyi uzun tutmak ve şifre içerisinde büyük harf, küçük harf, rakam ve alfabe dışı karakterlerin kombinasyonunu kullanmak (Örnek şifre: Res+%12Nx0=8dgx*#). Şifreleri düzenli olarak yenisiyle değiştirmek.

Haberin Devamı

2. Siber saldırılar ve genel internet tehditleri konusunda çocukları ve genç yaştaki kullanıcıları uyarmak ve bilinçlendirmek. Olası bir saldırıda olanları gizlemeden aile büyüklerine bildirmelerini sağlamak suretiyle daha kötü etkilerden korunmak.

3. Antivirüs, güvenlik duvarı (firewall) ve çocuklar için ebeveyn denetimi içeren bilinen ve sürekli güncellenen bir güvenlik yazılımı kullanmak.

4. Saldırı anında ve sonrasında tüm olanları kronolojik bir sıralama ile savcılık kanalıyla bilişim suçları ile ilgilenen emniyet birimlerine bildirmek.

5. Çocuklardaki ani davranış bozukluklarını, telefon ve internet kullanma alışkanlıklarındaki değişimleri gözlemlemek ve nedenlerini sorgulamak.

Haberin Devamı

6. Tanımadığınız kişilerden gelen e-posta, SMS, arkadaş taleplerini dikkate almamak ve kesinlikle itibar etmemek; devam ederse savcılık kanalıyla suç duyurusunda bulunmak."

Sürekli çevrimiçi iseniz tehlikelere hazır olun!

“Telefon ve internet tasarlanırken hayatı kolaylaştırmanın hedeflenip siber saldırıların öncelikli olmadığına değinen Günal, bugün gizli gizli faaliyet gösteren bu saldırıların kolay kolay önüne geçilmediğini söylüyor. Günal, “Bilişim suçları her ne kadar ülkemizde de kanunlar aracılığı ile takip ediliyor da olsa özellikle internet, neredeyse tamamen kontrolsüz ve korunmasız bir ortam. Alınabilecek tüm önlemleri uygulasanız dahi %100 korunmuş olmuyorsunuz çünkü saldırganlar da bu önlemleri biliyorlar ve her gün yeni tehdit yöntemleri geliştiriliyor. Dikkat edilmesi gereken en önemli prensiplerden biri de tüm iletişim araçlarını ‘ihtiyacımız kadar’ kullanmak. Sürekli çevrimiçi iseniz tehlikelere de her zaman açıksınız demektir” diye uyarılarını yineliyor. 

Yazarın Tüm Yazıları