Anne baba adayları, çocuk sahibi olma niyetinizi fazla ertelemeyin!

Evli çiftlerin yaklaşık beşte birinde kısırlık sorunu ile karşılaşılmakta. Hal böyle olunca da çoğu kez sperm tahlili yaptırıp erkekte bir eksiklik olup olmadığı araştırılır.

Haberin Devamı

Normal bir sperm analizinde ejakulatın her mililitresinde en az 15 milyon kuyruklu sperm hücresi bulunması, bunların da en az üçte birinin ileri doğru hareketli olması beklenir. Böyle bir sonuç gelince sperm tahlili normal olarak yorumlanır ve eşinde de herhangi bir anormallik bulunmamışsa zamanın akışına bırakılarak bekleme sürecine girilir. Oysa çocuk yapma çabalarını ertelemek doğru bir hareket midir?

Yakınlarda yayınlanan bir araştırmanın sonuçları bu konuda daha temkinli olunması yönünde uyarı vermekte. Bu çalışmada sperm tahlilleri normal bulunan bine yakın erkek takibe alındı. Sonuçta görüldü ki, FSH hormonu yüksek olanlarda zaman içinde sperm değerlerinde bozulma, hormonu normal olanlara göre çok daha hızlı gelişmekte. O nedenle de otörler sperm tahlili normal de olsa, FSH hormonu yüksek olan erkeklerin çocuk yapma girişimlerini fazla ertelememelerini önermekte.

Haberin Devamı

FSH hormonu testiste spermlerin beslenmesini sağlayan başlıca kaynaktır. Sperm üretiminde bir aksaklık olduğunda beyin bu hormonun salınımını artırarak testisleri daha fazla beslemeye çalışır. FSH hormonunun yüksek olması, sperm üretiminde bir şeylerin ters gittiğinin en iyi göstergesidir. O nedenle de henüz sperm tahlili normal olsa bile FSH’nın yüksek gelmesi sperm üretiminin zayıfladığına, ileride değerlerde daha erken düşüş gelişeceğine dikkat çekmelidir.

Aslında yaş ilerledikçe erkekte sperm değerlerinin düşmeye başladığını biliyoruz. Her ne kadar bir erkeğin baba olma potansiyeli kadınların aksine hayat boyu devam etse de sperm kalitesinde bozulma ve cinsel işlevlerin zayıflaması yıllar geçtikçe çiftin çocuk sahibi olma şansını düşürebilir. Burada en önemli husus, özellikle çevresel faktörlere bağlı olarak spermlerin içinde yüzdüğü seminal sıvıda bir takım toksik metabolitlerin birikmesidir. Bu şekilde birikim oksidatif stres dediğimiz bir ortam yaratarak spermin hareketi, yumurtaya girmesi ve döllenme kapasitesini anlamlı derecede bozabilir. Daha ilerleyip DNA hasarları artmaya başladığında tüp bebeğin başarısında da ciddi düşüş, hatta gebelik kayıplarında artış görülmekte.

Haberin Devamı

O halde ileride sıkıntılı bir durumla karşılaşmamak için nasıl bir yol izlenmeli? Çocuk yapmaya niyetlenildiğinde bir ön muayeneden geçilmesi en ideal olanıdır. Çünkü geçirilmiş hastalıklar, testislerin doğuştan gelen anomalileri, kalıtsal hastalıklar, içinde yaşanılan çevresel koşullar, kötü yaşam tarzı gibi bazı durumlar daha başlangıçta spermlerde yetersizlik yaratarak beklemekle zaman kaybına yol açacağından erken müdahale edilmesini gerektirir. Şayet azoospermi söz konusuysa belki tedavi ile sperm çıkışı sağlanabilir. Azoospermi olmasa bile, belirgin bir varikosel ya da DNA hasarında artış saptanırsa bunların düzeltilmesi doğal yolla gebelik şansını artırabilir. En basitinden, zararlı alışkanlıkların terk edilmesi, farkında olmadan sürdürülen kötü yaşam tarzının değiştirilmesi, sağlıklı beslenme önerileri çiftin çocuk sahibi olması yönünde destek sağlayacaktır.

Haberin Devamı

Netice olarak, günümüz yaşam şartları ve bozuk çevresel faktörler artık üreme sağlığı üzerinde ciddi riskleri de beraberinde getirmiş durumda. Önceki nesillerde gördüğümüz 6 veya 7 çocuklu aile tablolarından gittikçe uzaklaşmaktayız. Bunun farkında olarak baba ya da anne olma hayallerimizin gerçekleşmesini şansa bırakmayıp, daha temkinli davranmak zorunda olduğumuzu unutmayalım.

 

Yazarın Tüm Yazıları