GeriSeyahat İstanbul’un Ege’si Adalar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
İstanbul’un Ege’si Adalar

İstanbul’un Ege’si Adalar

Martılara simit atarak geçirdiğiniz 30 dakikalık bir vapur yolculuğundan sonra İstanbul’un keşmekeşinden uzaklaşıp bambaşka ‘renkler’e ulaşmanız mümkün. Adalar müthiş bir kültürün barındığı gizemli bir hazine ve görünenden daha derin bir dünya.

Adalar’a ilk defa yolunu düşürenler önünden geçtikleri evlerde nasıl hayatlar olduğunu merak edip kapılardan içeriye bakmaya çalışırken hayat sokaklarda dingin dingin akar. Çocuklar sokakta top oynar, mevsimlerden yazsa eriğe dalar, güzse yaprak, kozalak toplama yarışına girer, balık tutar, evcilik oynar. Piknik sepetleri hazırlanıp pikniğe gidilir. Büyükada’nın Aya Yorgi Tepesi’nin şahane manzarası, başka yerde tanık olunmayacak azınlık kültürü, mezarlık günleri, koliva helvaları, iç içe geçmiş aile yaşamları, lakerdaları, çirozları... Musevilerin Roşaşana, Hamursuz, Yom Kippur bayramlarıyla bambaşka bir yaşam kültürü vardır.

Renkli bir çocukluk...
Çocuklarım Deha ve Yekta, babalarının ailesi Büyükadalı olduğu için bu renklerin içinde; birçok farklı kültür ve dinden Adalılarla, kuzenleriyle, arkadaşlarıyla çocukluk anılarını paylaşıp yaşıyorlar. Büyükada, Heybeliada, Kınalıada ve Burgazada... Herkesin buralı olmak, yaşamak için gıpta ettiği en güzel yerler. Araba çarpacak korkusu olmadan özgürce yaşanan çocukluk geliyor benim aklıma hemen. Bazen topun kesilmesi tehdidini ciddiye almak, zil çalıp kaçmak, gece geç saatlere kadar misket oynayabilmek, mahalle arasında top kovalamak ve okula terli terli gitmek, bisiklet konvoyu yaparak tüm adayı turlayabilmek, bütün akrabalarını bir saat içinde yürüyerek ziyaret edebilmek ve daha da önemlisi herkesi tanımak demektir Adalar’da çocuk olmak.

Ne şarkılar yazıldı
Büyükada denince Aya Yorgi Kilisesi’ni bilmeyen yoktur. Aya Nikola Kilisesi’nin biraz ilerisinde, Sedef Adası’nın tam karşısındaki iki katlı bahçeli binaysa Türk edebiyatının ünlü kalemi Reşat Nuri Güntekin’in uzun yıllar yaşadığı ev. Biraz ileride denize bir dil gibi uzanan görünümünden ötürü Dilburnu adı verilen çamlık alanın karşısındaki Heybeliada, muhteşem manzarayı tamamlıyor. Adada, günbatımının en iyi izlenebildiği yer olarak anılan Dilburnu’nun güzelliği şiirlere, şarkılara konu olmuş. Tarihçi-yazar Ahmet Refik Altınay’ın yazdığı “Yine bu yıl ada, sensiz içime hiç sinmedi; Dil’de yalnız dolaştım hep, gözyaşlarım hiç dinmedi” sözleriyle başlayan şarkı, romantik atmosferi özetliyor. Burnun güney kıyısındaki ormanlık yamaç, Âşıklar Tepesi. Halit Ziya Uşaklıgil’in ‘Aşk-ı Memnu’ romanında Nihal ve Behlül’ü kavuşturduğu tepe, çam iğnelerinden kolyeler, papatyalardan taçlar yapmayı özleyenleri bekliyor. Şimdi sakinliğin hâkim olduğu adalar belki de en romantik zamanlarını yaşıyor, tam da Sevgililer Günü yaklaşırken...

İstanbul’un Ege’si Adalar



YAPMADAN DÖNMEYİN

Büyükada’da

◊ Ada Kahvaltı ya da Büyükada Pastanesi’ne uğrayıp kahvaltılık alın.
◊ Bisiklet kiralayın.
◊ Aya Yorgi Tepesi’ne çıkın ve Aya Yorgi Kilisesi’ni görün.
◊ Dünyanın en büyük ahşap yapıları arasında olan Rum Yetimhanesi’ni ziyaret edin.
◊ Reşat Nuri Köşkü’nden İzzet Paşa Köşkü’ne tarihi köşkleri keşfedin.
◊ Dilburnu’nda piknik yapın.

Heybeliada’da

◊ Ruhban Okulu’nu, Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi’ni, İnönü Evi Müzesi ve Terk-i Dünya Manastırı’nı görün.
◊ Değirmenburnu Tabiat Parkı’nda yürüyüş yapın.
◊ Aziz Nikola Rum Ortodoks Kilisesi’ni ziyaret edin.

Burgazada’da

◊ Sait Faik Abasıyanık
Müzesi’ni görün.

False