‘Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak harekete geçmeliyiz’

‘Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak harekete geçmeliyiz’

Yüz yüze eğitime başlayan çocuklar için okullardaki tehlikelerden biri şüphesiz salgın. Ancak yıllardır bitmeyen yemekhane ve kantin sorunu da yeniden gündemde, veliler isyanda. Gerekli yönetmelikler var ama denetim eksik. Uzmanlar çocuklara yasak koymak yerine onları bilinçlendirmemizi tavsiye ediyor.

Haberin Devamı

Okullarımızdaki en büyük tehlike COVID değil, okul yemekleri. Tüm velilere yazıyorum; hayır deyin, yemek menülerini sorgulayın, değişiklik talep edin, hep beraber tutalım şu işin ucundan.” 1993’ten beri yeme-içme sektöründe çeşitli alanlarda çalışan, istanbulfood.com kurucusu ve yemek yazarı Tuba Şatana’nın Instagram üzerinden yaptığı bu paylaşım okul yemeklerini tekrar gündeme taşıdı.

1.5 yıl aradan sonra yeniden yüz yüze eğitime açılan okullarda çocuklar için salgın kadar önemli diğer bir sorunun sağlıksız beslenme olduğu pek çok uzman tarafından da konuşuluyor. Ebeveynlerse okullarda çıkan yemekler, kantinlerde satılan paketli ve şeker ilaveli, doymuş yağ oranı yüksek gıdalar nedeniyle endişeli. Çünkü çocuklarını ne kadar uyarsalar da arkadaş etkisi, ebeveyn telkininden daha güçlü. Üstelik çocuğun arkadaşlarından ayrışmasını, uyum sorunu yaşamasını da istemiyorlar. Peki, çocukları mutsuz etmeden, sağlıklı beslenmelerini nasıl sağlayabiliriz?

AYNI GÜN HEM REÇEL, HEM KEK HEM DE ÇİKOLATA
Tuba Şatana, istanbulfood.com kurucusu, yemek yazarı

Haberin Devamı

- Okul yönetimlerinin çoğu catering firmalarıyla anlaşıyor. Bu şirketler aylık menüleri hazırlıyor. Mesela kahvaltıda tereyağı, beyazpeynir, reçel, süt, siyah zeytin ve eritme çikolata var. Sonra ikindi kahvaltısında meyve suyu ve yanında bir dilim kek var. Şeker yüklemesi dolu menüler bunlar. Oysa ikindi kahvaltısı denen ara öğünlerde çiğ havuç, yoğurt, mevsim meyveleri, leblebi, fındık, kayısı, dut verilebilir. Kuruyemişin en iyisi bizim ülkemizde.

- Biz çocuğumuza okula güvenmesini söylüyoruz. Ona “Burası senin güvenli yerin. Tuvalete gidebilirsin, öğretmeninle konuşabilirsin, bir şey olursa ona söyleyebilirsin” diyoruz. Sonra “Okulda sana verilen paketli gıdaları yeme” dediğimizde çocuğun aklı karışıyor. Çünkü çocuğa ‘güvenli yeri’ olan okulda kutulu meyve suyu veriliyorsa o çocuk artık onun zararlı olduğunu düşünemez.

- Ben çocuğuma açıklamalar yaparak neden yememesi gerektiğini anlatıyorum. Ama canı çekerse tadına bakabileceğini söylüyorum. Çünkü tüm çocuklar yerken ona yasak koymak doğru değil. Çocuğun, bulunduğu yere uyum sağlaması, kendini dışlanmış hissetmemesi gerekiyor. O kadar ince bir çizgi ki hem mutlu olsun hem de yemekleri sağlıklı olsun. Bir veli olarak bunun ikilemini yaşamamalıyız.

- Okul idarelerine bu menüleri nasıl onayladıklarını soruyorum; “Çocuklarımız bunlarla mutlu” cevabını alıyorum. Oysa okul sağlıklı besinlerin, doğru davranış biçimlerinin olması gereken yerdir.

Haberin Devamı

- Catering firmalarının hepsinde beslenme uzmanı var, hem de çok iyiler. Bu firmalar çok iyi yemekler çıkarıyor. Ama yine de böyle menüler geliyor. Velilerin her ay menüde değişiklik talep etmesi gerekiyor.

‘Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak harekete geçmeliyiz’

‘KANTİN, OKULLARIN KAZANÇ KAPISI’
Gülay Barbaros Altan, Hürriyet Seyahat Yazıişleri Müdürü, veli

“Anaokulunda çok şanslıydık; hazır ve paketli hiçbir gıda verilmiyordu. O yılları çok özlüyorum. İlkokulda hayatımıza kantin girdi. Siz ne kadar bilinçlendirseniz de çocuk bu; paketli, renkli, oyuncaklı şeylere, abur cubura bayılıyor. Yoksunluk duygusu yaşamasın diye haftada bir gün tost-ayran izni verdik. Ama öyle bir waffle yapıyorlar ki benim bile canım ister. Kantincilik hem özel hem devlet okulları için kazanç kapısı. Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak bir an önce müdahale edilmeli. Bunu toplumsal bir harekete çevirmeliyiz.”

Haberin Devamı

‘Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak harekete geçmeliyiz’

‘KARBONHİDRATIN DİBİNE VURUYORLAR’
Başak Karay, veli

“Çocuğum sabah, öğlen ve ikindi olmak üzere günde üç öğün okulda yemek yiyor. Özellikle ikindi kahvaltısında puding, kek, açma, poğaça var. Karbonhidratın dibine vuruyorlar. Taze meyve ve kuruyemiş olsa, olmaz mı? Oğlum durumun bilincinde ama zararlı olan şeyleri arkadaşları yerken onun yememesi de olmuyor. Yerse kendini bana karşı suçlu hissediyor, yemese arkadaşları tarafından dışlanmış hissediyor. Oysa okul doğru bilginin, doğru alışkanlıkların yuvası olmalı.” 

Haberin Devamı

‘Obez ve sağlıksız nesiller istemiyorsak harekete geçmeliyiz’

YÖNETMELİĞE GÖRE OKULDA ‘ABUR CUBUR’ SATIŞI YASAK
Musa Özsoy, paketli gıdaların içeriklerini inceleyen 1 milyon takipçili Gıda Dedektifi hesabının kurucusu

- 2016’da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yayımlanan tebliğe göre okullarda abur cubur satılması yasak. ‘Abur cubur’ derken enerji yoğunluğu, ilave şeker oranı ve doymuş yağ oranı yüksek ürünleri kastediyoruz. Fakat mevcut durum farklı.

- Geçen yıl bu tebliğe iki yenilik getirildi. Birincisi, artık Alo 174 hattı yetkilileriyle Tarım Bakanlığı yetkilileri kantinleri denetleyip ceza kesebiliyor. İkincisi, kantinde satılacak ürünün ‘Okul gıdası’ logosu alması, bunun için de Tarım Bakanlığı’na başvurması gerekiyor. Daha önce firmalar ürünlere bu logoyu kendileri yapıştırabiliyordu. Cips, şeker, sosis, salam gibi ürünlerde bu logolara rastlıyorduk.

Haberin Devamı

- Okul gıdası logosu almanın kriterleri var. Bir üründen alınan kalorinin yüzde 10’undan fazlası ilave şekerden veya doymuş yağdan geliyorsa o ürün sağlıksız kabul ediliyor. Gofretler, bisküviler, şekerlemeler bu kriter açısından sağlıksız. Onun dışında üründeki tuz ve toplam yağ oranı da düşük olmalı. Bunları çıkardığınızda, kantinde satılacak ürün sayısı çok azalıyor. Zaten temel sorumuz da şu olmalı: ‘Bir okulda yemekhane varsa kantinin amacı ne?’

BESLENME ÇANTASINDA NE OLMALI?
Yeşim Temel Özcan, uzman diyetisyen

- Çocukların kantinlerde hamburger, tost, kızarmış patates, cips, kola gibi yağ ve karbonhidrat bakımından yüksek fast-food besinleri tüketmeleri; bu sebeple vitamin ve özellikle kalsiyum minerali bakımından yoksun beslenmeleri büyüme ve gelişmelerini olumsuz yönde etkiler.

- Beslenme çantasına örnek olarak şunlar konulabilir: Kuru meyveli veya cevizli ev yapımı kek, ev yapımı peynirli poğaça, ev yapımı ayran veya meyve suyu, tam buğday ya da karabuğday unundan yapılmış sandviç veya tost.

- Çocukların yanına taze ya da kuru meyve, ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohum grubu dönüşümlü verilmelidir.

- Okul kantinlerinde de taze meyve satışı, haşlanmış yumurta, taze sıkılmış sebze suyu, sağlıklı, dengeli oluşturulmuş sandviçlerin satışına destek verilmeli.

‘YASAK’ DEMEK DOĞRU DEĞİL
Uzm. Psk. Dan. Şükran İlimsever Başarır

- Yasaklar çoğunlukla daha çok merak, kontrolsüzce ve gizlice yeme isteği uyandırır; arzunun bastırılıp yok sayılmasına neden olur. ‘Yasak’ demekten çok çocuğu erken yaştan itibaren bilinçlendirmek gerekiyor.

- Anne-babaların beslenme alışkanlıklarında tutarlı olmaları, çocuğun önemli bir alerjisi ya da hastalığı yoksa zaman zaman uygun buldukları bazı abur cuburlara izin vermeleri uygun olur.

- Önemli bir sağlık riski yoksa yiyecek-içecekler konusunda belli bir yaştan sonra çok katı olmanın çocuğa iyi gelmeyeceğini düşünüyorum. Sağlıklı alternatifler yaratılabilir. “Tadına bak, seversen buna daha sağlıklı bir alternatif bulmaya çalışırız ya da ara sıra yiyebilirsin ama bu bizim beslenme tercihlerimize uygun değil” diyebilmemiz lazım.

Haberle ilgili daha fazlası: