Endişe anne-babayı tüketmesin!

Güncelleme Tarihi:

Endişe anne-babayı tüketmesin
Oluşturulma Tarihi: Aralık 10, 2022 07:00

Mersin’de 12 yaşındaki iki kız öğrenciyle ilgili çıkan haberler hem Melis’le Gizem’i hem de pek çok ebeveyni üzüntü ve endişeye sürükledi. Peki ‘endişe girdabı’na kapılmamak için nasıl bir bakış açısı geliştirmemiz ve çocuklarımıza nasıl davranmamız gerekiyor?

Haberin Devamı

Gizem: Melis, 12 yaşındaki çocuğun okulda arkadaşına yaptıklarını öğrenince inanamadım. Beni ve etrafımdaki herkesi sarstı bu olay. Öldü çocuk, inanamıyorum.

Melis: Sorma Gizem, ben de öğrendiğimden beri kendime gelemiyorum.
O sahneyi hayal etmekten alamıyorum kendimi ve kahroluyorum. Etrafımdaki pek çok ebeveynin de dehşete kapıldığını gördüm.

Gizem: Benim de hep gözümde canlanıyor,
haklısın. Herkes okulda böyle bir şeyin nasıl yaşandığını konuşuyor ama okullar zannettiğimiz kadar güvenli yerler mi?

Melis: Yani sonuçta çocuklar okula girerken yanlarında bıçak vs. var mı diye kontrol etmiyordur kimse herhalde.

Gizem: Çocuklarımızı nasıl koruyacağız diye düşünmekten yorulduk ama artık bence başka bir soruyu tartışmamız lazım: Kendi psikolojimizi nasıl koruyacağız?

Haberin Devamı

Melis: O kadar haklısın ki! Çünkü hem toplumun durumu için hem de kendi çocuklarımız için endişelenmekten helak olduk resmen. İnsan ister istemez genelleme yapıyor. Oysa bu münferit bir olay.
Tabii ki gerekli önlemler alınmalı her zaman. Ama sanki her okulda böyle şeyler olacakmış gibi düşünürsek sürekli, akıl sağlığımızı koruyamayız. Zaten psikolojik danışman arkadaşımız Şükran Başarır’la konuştuğumda da böyle söyledi.

Gizem: Evet, ben gerçekten zorlanıyorum. Tehlikenin nereden geleceğini anlamaya ve önlem almaya çalışmak çok yorucu. Bir de çocuklara anlatmak var bunları. Böyle bir olay bir çocuğa nasıl anlatılır ki?

Melis: Haberlerde duymasalar okulda arkadaşları konuşuyor. Onu da engelleyemiyorsun. Bak, hepsini Şükran’a sordum. Şunları söyledi...

‘Korkumuzu çocuğa yansıtmamalıyız’

* Okuduğumuz her haberi olduğu gibi almamalıyız. ‘Alay eden arkadaşını öldürdü’ başlığı gibi… Bu, her alay etme olayının böyle sonuçlanacağı anlamına gelmez. Anne-babaların bu tür haberler karşısında kaygılanması normal ama kendi korkularımızı çocuklara yansıtmak doğru değil.

* ‘Ya böyle bir şiddet bizim okulumuzda da yaşanırsa’ gibi korkutucu düşünceler yerine ‘Bu olay bize neler söylüyor, şiddete karşı nasıl önlemler alabiliriz’ diye düşünmeye çalışabiliriz.

Haberin Devamı

* “Biri seni sözlü ya da fiziksel olarak rahatsız ederse neler yapabilirsin” ya da “Biri seni çok sinirlendirdiğinde genelde neler yapıyorsun, kendini kolay sakinleştirebiliyor musun, nasıl cevap veriyorsun” gibi sorular sorarak çocuklarımızla birlikte düşünebilir, konuşabiliriz. Bu sosyal-duygusal açıdan hep yapmamız gereken eğitimsel bir etkinlik aslında. Ama böyle sarsıcı bir olay hepimize bu eğitimlerin önemini hatırlatmış oldu.

* Çocuk bu konuda ne söylemek, ne sormak istiyorsa konuşmasına fırsat verelim ki içindekileri açabilsin, duygularını ifade edebilsin.

* Duygularla çalışmayı sağlayan oyunlar var. Mesela ‘Empati’ oyununda “Biri seni iterse ne yaparsın, sana iftira atarsa ne yaparsın, çantandan bir eşyanı izinsiz alırsa ne yaparsın, seninle herkesin içinde alay ederse ne yaparsın” gibi sorularla çocuğun bu tür durumlarda ne yaptığını öğrenmek ve doğru davranışı çalışmak  hem önleyici hem geliştirici olacaktır.

Haberin Devamı

Endişe anne-babayı tüketmesin

‘Konuyu kapatmayın’

* Çocuklar ne yazık ki son yıllarda çok fazla şiddet içeren görüntüye, sözlere, oyunlara maruz kalıyor. Hangi çocuk neden nasıl etkileniyor iyi değerlendirmek gerek. Oyunların yaş sınırlarına ve içeriğine dikkat etmek çok önemli. Şiddet içeren oyun oynayan her çocuk şiddet göstermeyecektir! Bazı çocuklar için şiddeti sanal ortamdaki bir oyunda yaşamak, onun için şiddeti deşarj edecek en güvenli ortam olabilir. Ama oyunlardaki şiddet bazı çocukları  gerçek hayatta şiddete yöneltebilir.

* Ailelerin ve okulların çocukları iyi izleyerek hem şiddete maruz kalan (sözel şiddet dahil) hem de şiddet eğilimi olan çocuklara profesyonel psikolojik destek sağlayabilmeleri çok önemli. Okullar şiddete sıfır tolerans prensibini uygulamalı, aileler bunu desteklemeli.

Haberin Devamı

* Eğer çocuğumuz böyle bir haberi bir şekilde öğrendiyse, bize sorduğunda prensip olarak yalan söylemiyoruz. Çocuk küçükse, onu korkutmamak için çok detay vermemek, mesela ‘öldürdü’ kelimesini telaffuz etmemek gerekir. Çünkü ‘çocuğun çocuğu öldürmesi’ anlaşılabilecek bir şey değil.
9-10 yaş üstü çocuğun sorularını olabildiğince cevaplamak, konuyu kapatmamak lazım. Aksi takdirde internetten bakma ihtiyacı duyacaktır. Çocuğa olayları sadece haberlerden duyduğumuz kadarıyla bilebileceğimizi  söyleyebiliriz. “Çok üzücü bir olay, bu ilk kez oluyor, psikiyatrik bir hastalık, çok şiddetli bir öfke krizi olmuş olabilir” denebilir.

* Zorbalık içeren filmleri çocuklarla birlikte izleyip hem zorbayı hem zorbalığa uğrayanı konuşabiliriz bu vesileyle. Ancak çocuklar bu tarz filmleri kesinlikle yalnız izlememeli.

 

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!