GeriSeyahat “Ben bir Gezgin Bukalemunum”
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    8
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

Ezgi Kopuz (24) özel bir ilaç firmasında pazarlama bölümünde çalışıyor. Bugüne kadar 24 ülke ve 60’dan fazla şehre gitti. Sahra Çölü’nde yerlilerin çadırında kaldı, deveyle sıcak kumlarda yol aldı, Kamboçya’da Kızıl Kmerler’in yaşattığı katliamların izlerini sürdü. En önemlisi ise sosyal medya sayesinde Dubai’de unutamayacağı bir deneyim yaşadı.

Seyahat ve fotoğrafçılıkla liseden beri iç içe. Üniversiteyi Paris’te okumaya başlayınca özgür ruhunu dilediğince yaşayacağı bir hayata kavuştu. Böylelikle en büyük motive kaynağı seyahat oldu. Önce Avrupa’da  sonra da Ortadoğu ve Asya’nın kültüründe yerlisi gibi keşfe çıktı. Kendini ‘gezgin bukalemun’ olarak tanımlıyor. 

Seyahatin hayatınızdaki yeri nedir?

- Benim için bir yaşam stili. Hayatımın her anına dokundurduğum, tüm özgürleşmiş hayallerimin gerçekliğe kavuşma hali. Başkalaştıran hatta olgunlaştıran muhteşem bir süreç.

Yaşam sitiliniz olacak kadar bu tutku nasıl başladı?

- Üniversiteyi Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nde okumam büyük etken oldu. Paris’te yeni bir yaşama başlamak ufkumu açtı. Seyahatle motive oldum. Her fırsatta beni neyin mutlu ettiğini açıkça görebiliyordum; keşfetmek ama sokak sokak, her yeri öğrenene ve görene dek! Sonra Avrupa’ya seyahatlerim oldu. Artık kendimi ‘gezgin bukalemun’ olarak tanımlıyorum.

“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

Yani her ülkeye ayak uyduran mı?

- Evet. Gezginlik bunu gerektirir. Beni heyecanlandıran başka kıtalarda hemen gidip yerel kıyafet alıyorum ve tam moda giriyorum. Duygusal bağ kuruyorum. Hele ki bende iz bırakmışlarsa, ayrılırken zihnen bir hayli zorlanıyorum.

“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

Avrupa’da hangi ülkeleri gezdiniz?

- Kuzeyde İzlanda ve İsveç. Batıda Almanya, Belçika, Hollanda, İngiltere, İskoçya, Fransa, Monako, İsviçre. Doğuda Çek Cumhuriyeti. Güneyde ise, İspanya, Portekiz, İtalya, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Yunanistan.

Neler yaptınız bu ülkelerde?

- İzlanda’da Langjökull dağında karmobil yaparak karların üzerinde dans ettim. Volkanik arazide ilk kez ata bindim ve jeotermal SPA olan Blue Lagoon’da olağanüstü iki gün geçirdim. Yunanistan’da Santorini’de dünyanın en güzel günbatımlarından birini izledim. Belçika’nın Brugge kasabasında büyüleyici ortaçağ sokaklarında yürüdüm. Mallorca’da Formentor Plajı’nda kristal renkli serin sulara daldım. Her ülkenin bendeki yeri ayrı.

Avrupa dışında hangi ülkelere gittiniz?

- Fas, Lübnan, Tayland ve Kamboçya. Sahra Çölü’nde 1000 yıldan fazla süredir göçebe yaşayan yerli Tuareg’lerin çadırında kalıp, deveyle sıcak kumlarda yol aldım. Lübnan’da ise genel olarak Beyrut’u gezdim.

Beyrut’ta hayat nasıl?

- Hem güzel hem tuhaf. Şehrin bir bölümü oldukça lüks. Öte yandan eski doku ve sanki bundan 30 yıl öncesine dönmüş hissi yaratan binalarda şehirde yer alıyor. Diğer taraftan da Mar Mikhael’de gençler sabaha kadar gece hayatı yaşıyor. Zıtlıkların ülkesi diyebilirim. Yalnız Lübnan mutfağına bayıldım. Ama en son seyahatim Tayland ve Kamboçya gezisi beni daha çok olgunlaştırdı.

“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

Neden?

- Renkli ve egzotik bir dünyaya adım attım resmen. Bangkok’ta tuktuk denilen motorlu taşıtlarıyla şehri dolaşmak çok eğlenceliydi. Budist tapınakları ve insanların dini yaşayışlarını gözlemlemek de bir hayli ilginçti. Ama Kamboçya kalbimde taht kurdu diyebilirim. Harika bir doğası var. Ama çok acı çekmiş, fakir bir toplum. Kızıl Kmerler’in yaşattığı katliamları, Phnom Penh’deki ölüm tarlalarını gezerken detaylıca öğrendiğimde dehşete düştüm. Yaşanan onca trajediye rağmen, Kamboçyalı yerlilerin pozitifliği ve güler yüzlülüğüne hayran kaldım.

Asya çok farklı yemek kültürüne sahip, neler tattınız?

- İlk deneyimlediğim Bangkok’ta Thai usulü ve acılı Tom Yum karidesli olan çorbaydı. Başta çok leziz gelmişti ama bitirdiğimde dudaklarımdan kulaklarıma varıncaya kadar yanıyordum. Neredeyse her şey acı dolu. Ama meyve suları ve tropik meyveler bu coğrafyada tadına doyulmaz en leziz şeyler.

Hiç ayrılmak istemediğiniz ülke oldu mu?

- İzlanda’nın başkenti Reykjavik. Gelişmişliğinin eşi benzeri yok. Adada sadece 320 bin kişi yaşıyor. Polisler silahsız görev yapıyor. Gökkuşağı oluşturan Gullfoss şelaleleri, Altın Çember rotasındaki ulusal parkları, gayzerleri, güler yüzlü insanları, Jokulsarlon buzul gölünün manzarasıyla harika bir ülke. Hiç ayrılmak istemedim.

Çok uzak ülkelere gittiniz ve yaşınız da çok genç, aileniz bu durumu nasıl karşılıyor?

- Alıştılar. Özgürlüğe düşkünlüğümü biliyorlar. Onların desteği olmasa hayallerimi gerçekleştiremezdim. Deneyim kazandıkça, “sen yaparsın bravo sana” demeye başladılar. Ama her zaman için “dikkatli ol!” cümlesinden kaçış yok.

En ilginç seyahatiniz hangisiydi?

- Dünyanın en lüks otellerinden 7 yıldızlı Burj Al Arab’ın Instagramda düzenlediği fotoğraf yarışmasında beş finalistten biri oldum. National Geographic fotoğrafçısı Mike Theiss gibi isimlerin aralarında bulunduğu pek çok fotoğrafçıyla beraber üç gün Dubai’de hayalin ötesinde bir dünya yaşadım. Çöl safarisi ve helikopter turu yaptım.

Genel olarak seyahatlerinizin bütçesi ne kadar?

- Avrupa’ya yaptığım seyahatlerimde ortalama 1650-2600 lira arası, en son yaptığım Asya gezimde ise uçak hariç 3000 lira harcadım.

“Ben bir Gezgin Bukalemunum”

Ezgi Kopuz, seyahatleriyle ilgili fotoğraflarını ‘@tropbeaupouretrevrai’ Instagram hesabından paylaşıyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle