GeriElif Çongur Esmiyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Esmiyor

Uzun lig maratonu klişesi sanıyorum en sevdiğim futbol klişelerinden biri. Çünkü niye. Çünkü uzun. Maalesef uzun lig maratonu sona erdi ve “transfer sezonu” denen acayip zaman diliminin başladı.

Evvelce ve tekrarla söylediğim gibi transfer sezonu denen tuhaf aralıkta futbolla belli bir mesafeden ilgilenen insanlar için gerçeklerle bütün bağlar kopar. Ne doğru, ne yanlış asla bilemezsin. Kim geliyor, kim kalıyor, kim gidiyor asla emin olamazsın. Hem inanmak istersin hem de bilirsin ki yok öyle bir şey. Bu zaten bir ön kabuldür: Transfer sezonunda her şey olabilir ve bu çoğu kez, hiçbir şey olmayacağı anlamına gelir.

Artık yöneticiler, menajerler ve spor basınından oluşan üçgendesindir. O üçgenin iç açılarını ne kadar toplarsan topla spor basınına çıkar. Sen de taraftar olarak transfer sezonunda o üçgenin hipotenüsüne yapışır kalırsın. Başka da şansın yoktur zaten. Yönetici tanıdığın, futbolcu arkadaşın, menajer ahbabın filan yoksa tabii. Şahsımın yok. 

Lig başlasa da transfer haberleriyle aramızdaki bu ikili delilik sona erse diye şimdiden söylenmeye başlayan biri olarak Fenerbahçe taraftarının sevgilisi Toni Schumacher’in Ve Maç Başlıyor (Türkçesi: Affan Kayalıoğlu, Dönemli Yayıncılık, 1987) kitabında vaktiyle anlattıkları geldi aklıma. Size de aktarayım. Çünkü niye aktarmayayım.

“Basının etkisi ve gücü gerçekten korkutucu boyutlarda” demişti Schumacher tee ne zaman. “İnanılmaz ama gerçek” diye de devam etmişti: “Eğer basın kafasına koyarsa bir futbolcuyu milli takıma sokabilir ya da tam tersi hayatını söndürebilir. 1980 Avrupa Kupası öncesi ben bunu yaşadım. Haklı ya da haksız olarsak basın tarafından yüceltildim ve Jupp Derwall’e zorla kabul ettirildim. 1986 Eylülünde ise madalyonun öteki yüzünü gördüm: ‘Schumacher’in sonu’, ‘Schumacher krizde’, ‘Immel’e şans verin’… Bunları okumak benim için kolay değildi. Aynı şekilde mili takım çalıştırıcımız için de.”

Başka bir örnek de basının beklentilerinin yarattığı korkuya örnek vermişti: “Büyük yetenek Bernd Schuster, milli takıma geri dönmüyordu. Nedeni de gazetecilerden korkusuydu: ‘Ya kötü başlarsam’ diyordu emin olmadan. ‘O zaman beni şimdi göklere çıkaran basın, yerin dibine geçiriverir…”

Schumacher, bu kadar can sıkıcı örnekten sonra iyi örnekleri de vermiş, “Sevindirici oranda iyi gazeteciler de var” demişti. “Bu insanların ön planda futbolu ve futbolcuları eleştirmek hakları. Bu branşın akbabaları gibi ezip geçmeyi düşünmüyorlar. Golf olsun, tenis olsun, atletizm olsun her konuda yaptıkları yorumlar inandırıcı. Kritize etmiyorlar mı? Etmez olurlar mı? Hem de nasıl. Ama yaralayıcı ve aşağılayıcı değil…”

Konuya ilişkin son ifadelerinden biri “Oyuncular ve gazeteciler göz göze, dürüst ve açık tartışmalı. Kendisi yokken bir oyuncuyu rezil eden programlardan tiksiniyorum”du Schumacher’in.

Meslekleri hakkında düşünen konuşan akıl yürüten futbolcular. Mesleğinin en temel gereğinin doğru bilgi vermek olduğunu düşünen bir spor basını. Masallar masallar.

Çünkü niye. Çünkü lig bitti. Sıcaklar da başladı, esmiyor, esmeyecek gibi de uzun süre. 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle