Gündem Haberleri

    Cumhuriyet davası başladı... İşte yaşananlar

    Hurriyet.com.tr
    24.07.2017 - 11:49 | Son Güncelleme:

    Cumhuriyet gazetesinin yazar, çizer ve yöneticilerinin aralarında bulunduğu 12’si tutuklu 19 çalışanı, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde hakim karşısına çıktı. Mahkemede gazeteci Ahmet Şık'a 'Çocuğunuz var mı' diye soruldu. Şık "Gurur duyduğum bir kızım var" diye cevap verdi. Şık malvarlığına ilişkin sorulan soruyu ise "Tek dikili ağacım kızım" diye yanıtladı. Bugünkü duruşmada Kadri Gürsel, Akın Atalay ve Musa Kart savunma yaptı. Duruşma yarına ertelendi.

    Cumhuriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, gazetenin yayın danışmanı Kadri Gürsel, Cumhuriyet Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay, gazetenin okur temsilcisi Güray Öz, köşe yazarı Hakan Kara, gazetenin çizeri Musa Kart, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik ve Bülent Utku, Cumhuriyet Vakfı Danışma Kurulu üyesi Avukat M. Kemal Güngör 262, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ahmet Şık 206, muhasebe biriminde çalışan Yusuf Emre İper ise 106 gündür tutuklu bulunuyor. Cumhuriyet çalışanları hakkında, tutuklandıklarından 156 gün sonra iddianame hazırlandı. Cumhuriyet gazetesinin yazar, çizer ve yöneticilerinin aralarında bulunduğu 12’si tutuklu 19 çalışanı, bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde hâkim karşısına çıktı. Davaya İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi bakıyor.

    Sanık avukatları, bütün sanıkların tek tek savunma yapacağı duruşmaların Cuma'ya kadar sürmesini bekliyor. 

    DAVADAN CANLI YAYIN 

    20.14 Musa Kart'ın savunması da bitti. İlk gün tamamlandı. Mahkeme Başkanı "Yarın daha hızlı gidebiliriz" dedi.

    19.58 MUSA KART'IN SAVUNMASI

    Atalay'ın savunmasının ardından karikatürist Musa Kart savunma yapmaya başladı. Kendisinin karikatürist olduğunu ve 35 yıldır çizdiğini söyleyen Kart, "Karikatür doğrudan anlatır, düşüncelerini. Haksız mesnetsiz suçlamaların muhatabı durumundayım. 29 yıla varan hapis cezası istemiyle karşı karşıyayım. Önyargısız bir araştırma yapılmış olsaydı, başta FETÖ olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı çizdiğim karikatürler görülecekti." diye konuştu.

    Kart, savunmasını şöyle sürdürdü: "Bir karikatüristi, terör örgütlerine yardım ve yataklıkla suçlamak, bu ülkeye de kötülüktür. Ülkemizde eleştirel düşünebilen gençler yüzde 2,2'dir. Oysa karikatürü, okullarda eleştirel düşüncenin geliştirebilmesi için düşünebilirdik. Karikatür hayatımda bir örgüte yardım ve yataklık ettim, adı ÜTÇ ve bunun açılımı, 'Ülkemin Tüm Çocukları'. Bu çocuklar ülkesine yardım yataklık, hayatımın anlamı oldu."

    Kart savunması sırasında, FETÖ lideri Fetullah Gülen aleyhine çizdiği ve gazetenin birinci sayfasında yayımlanan bazı karikatürlerini duruşma salonu içindeki ekrana yansıtarak, mahkeme heyetine gösterdi.

    AKIN ATALAY'IN SAVUNMASI

    19.50 Mahkeme Başkanı, Akın Atalay'a sorular yöneltiyor. Mahkeme Başkanı Akın Atalay'a "İddianameye bakılırsa Polat Alemdar gibi birisiniz" dedi. Atalay ise "O kadar yetkim yok, tek oyum var" cevabını verdi. 

    ATATÜRKÇÜ ÇİZGİ...

    Atalay, Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ'ın sorusu üzerine, "Ben hicap duyuyorum, gazetenin Atatürkçü çizgiden sapıp sapmadığının tartışma yeri burası olamaz. Herkesin Atatürkçülüğü kendine. Bunun mahkemelerle, savcılıklarla ne alakası var?" dedi. Mahkeme Başkanı Dağ, "Bu davada yargılanan Ali Kemal Aydoğdu'nun sosyal medya paylaşımlarının gazetenizde yer vermişsiniz. O çizgide olan birilerinin fikirlerinin ön plana çıkartılması konusunda ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna Atalay, "Vakıf yönetim kurulu 2 ayda bir toplandığında hem mali konularda, hem yayınlarla ilgili genel değerlendirme yapılır. Bize göre Cumhuriyet yayın çizgisinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Bazı haberlerden eski yöneticilerimiz rahatsız olmuş olabilir. Ben onlara giremem, ama yaptığımız işlem budur" diye konuştu.

    ÜYE HAKİMİN SORUSU TARTIŞMALARA NEDEN OLDU

    Üye hakimlerden birinin "PKK ve DHKP/C'nin terör örgütü olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusu tartışmalara neden oldu. Sanık avukatları, kişisel düşüncelerin sorulamayacağını belirterek soruya itiraz etti. Mahkeme Başkanı, iki üyenin bu sorunun sorulabileceği yönünde oy kullandıklarını, kendisinin illiyet bağı olmadığından sorulmasına gerek olmadığını düşündüğünü ancak oy çokluğu nedeniyle bu soruyu yönelttiğini, sanığın isterse bunu yanıtlayabileceğini ifade etti. Akın Atalay ise "Bu soruyu provakatif bir soru olarak ve havuz medyalarında farklı yansıtılacak bir soru olarak düşünüyorum. Ben hayatım boyunca bütün şiddet ve terör eylemlerinin karşısında oldum. Bunu savunan her türlü örgütün de karşısındayım" diye konuştu.

    19.11 Akın Atalay'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi. Ara sonrası Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay sorulara cevap verecek. Diğer savunmalar yarın yapılacak.

    Akın Atalay Cumhuriyet davasında savunma yaptıAkın Atalay Cumhuriyet davasında savunma yaptı

    15.26: Akın Atalay'ın savunmasına 1 saatlik yemek molası verildi.

     Öğleden sonra görülen duruşmada Akın Atalay savunmasına devam etti. Atalay, ByLock kullanıcısı bazı gazetecilerle yaptığı telefon görüşmelerinin de delil olarak karşısına konulduğunu, Mısır Çarşısı davasında ve Can Dündar’ın MİT TIR’ları davasında pek çok gazete ve televizyon muhabirinin bilgi almak için kendisini araması üzerine telefonda bilgi verdiğine değinerek "Şimdi bu görüşmeleri delil olarak sunanlara kendi geçmişlerine yönelik kayıtları sorulsa bu netlikte cevap verebilecekler mi? Akıl, izan, insaf dışı bir iddia" dedi.

    "İDDİANAME FAİK IŞIK ÜZERİNDEN FETÖ’YE YARDIMLA SUÇLUYOR"

    Atalay, iddianamede yer verilen iletişim kayıtlarına da değinerek "Bunlardan biri, uzun yıllardır tanıdığım avukat Faik Işık. İddianamede, Faik Işık’ın da FETÖ/PDY’den şüpheli olduğu ve onunla olan iletişim kaydımın da bu nedenle delil olacağını düşünülüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı olarak bilinen Faik Işık, Şike davasında Fenerbahçe kulübü başkanı Aziz Yıldırım’ın avukatı olarak cemaatçi yargıdan, onların hukuksuzluklarından söz eden birisiydi. Ama ilginç olan gelişme bir ay önce gerçekleşti. 15 Temmuz darbe girişiminin hedef aldığı kurumlardan birisi TBMM idi ve TBMM tüzel kişiliğini avukat Faik Işık temsil etmektedir. Oysa iddianame, beni Faik Işık üzerinden FETÖ’ye yardımla suçluyor" diye konuştu.

    "YAPILANLAR AYNI YAPANLAR DEĞİŞMİŞ"

    Atalay, "FETÖ’nün özel yetkili mahkemelerdeki yapılanması ve elemanları, bizi Ergenekon’a yardımla suçluyor, tehdit ediyordu; ömürleri yetmedi. Şimdiki terör savcıları da FETÖ’ye yardımla suçluyor. Tutuklattılar ve dava açtılar. Sonrasını göreceğiz. O gün neler anlattıysam bugün de geçerli. Yapılanlar aynı, yalnızca yapanlar değişmiş." dedi.

    "FETÖ İLE AYNI BAĞIN GÜLÜYÜZ DEMEDİK"

    "FETÖ’ye dokunanın yandığı dönemlerde dokunma cesaretini gösterebilen ender kişiler ve gazeteler arasında olduğumuzdan dolayı buradayız" diyen Akın Atalay, "Öyle görünüyor ki, biz de, ’Aldatılmışız, kandırılmışız, gözümüz körmüş, bizi kullanmışlar’, diyenlerden olsaymışız, şimdi el üstünde tutulanlardan olurmuşuz. Bizi soruşturanlara, tanıklarına ve kanıtlarına bakınca bunu anlamak hiç zor değil. Ama biz suçluyuz; suçluyuz çünkü FETÖ denilen bu yapıyla camia iken de, cemaat iken de, hizmet hareketi iken de, paralel yapı iken de FETÖ iken de hiçbir zaman uyuşamadık, anlaşamadık, hoş görmedik. Bu yapılanmayı, yöntemleri, amaçlarını hep tehdit ve tehlike olarak gördük. Devletin kurumlarına nasıl sızdıklarını, örgütlendiklerini, faaliyetlerini yazdık, eleştirdik ve devletin önlem alması gerektiğini söyledik. Biz FETÖ’yle hiçbir dönemde aynı dağın yeli, aynı bağın gülüyüz demedik; onlarla aynı yoldan yürümedik, aynı sudan içmedik, özümüz de farklıydı sözümüz de" şeklinde konuştu.

    14.05: Verilen kısa aranın ardından uzun bir savunma yapan İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, iddianamede Cumhuriyet'in son 3 yılda yayın politikasının değiştirildiği suçlamasının yöneltildiğini, bunun gerçeği yansıtmadığını, ayrıca yayın politikası gibi bir konunun ceza hukukunda suçlama üretilmesi için kullanılmasının "şaibeli" olduğunu söyledi. Atalay, kendilerine yönelik soruşturmayı başlatan Savcı Murat İnam hakkında "FETÖ" üyeliğinden müebbet hapisle açılan davanın sürdüğünü hatırlatarak, "Yayın politikasında laiklik ilkesi bulunan kadim bir gazeteye FETÖ suçlaması yapan Savcı, FETÖ'den sanık. Müebbetle yargılanan Savcı İnam'ın iradesi ipotek altındadır. Bu baskı ile iddianame hazırlamıştır" dedi.

    12:17 İLK SAVUNMA KADRİ GÜRSEL'İN

     Daha sonra sanıkların savunmasına geçildi. İlk savunmayı yapan Cumhuriyet Gazetesi Yayın Danışmanı sanık Kadri Gürsel, "İddiaların tamamı gerçek dışıdır. Bylock kullanıcısı 92 kişi ve haklarında FETÖ soruşturması 21 kişi ile iletişim kaydı bulunduğu iddiası gerçek dışıdır. 85 kişi bana bir defaya mahsus SMS (telefon mesajı) atmıştır, 17 kişi de beni aramıştır. Bana SMS atanlara cevap vermediğim için benim onlarla iletişim kurduğum iddiası kabul edilemez. Bu SMS’lerin tamamı 27 Temmuz ve 1 Ağustos tarihlerinde gönderilmiştir. Bu kişilerin benimle irtibat kurma çabaları vardır. Benimle iletişim kurma çabalarının bağımsız ve eleştirel bir gazeteci olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Ama bu çabaları sonuçsuz kalmıştır. İletişim kaydı bulunduğum iddia edilen 112 kişiden sadece 8 ile iletişim kaydım vardır. 5’i ile meslek nedeniyle görüştüğüm oldu. Bu kişilerin Bylock kullanıcısı olduklarını bilmem mümkün değildir. Hiç unutulmamalı ki gazeteciler meraklı kişilerdir ve herkesle görüşebilmelidirler. Bunun adı gazeteciliktir ve gazetecilik suç değildir. İki kişiyi ben aradım. Biri Mehmet Altan’dır, babasının ölümünden dolayı başsağlığı için aramıştım. Diğeri de Mümtazer Türköne’dir, onu da geçmiş olsun dilemek için aramıştım. Bu asılsız iddianame, iktidara yakın gazetelere servis edilmiştir. Yalan haberle itibarsızlaştırılmak istendiğim aşikardır. İddia makamı hakkımdaki HTS kayıtlarını inceleme gereği duymamıştır. Asılsızlığını bilerek iddianameye koyduysa görevini kötüye kullanmıştır iddia makamı. Bu suçlamalar her türlü mesnetten yoksundur" dedi.

    TGCden Cumhuriyet davası açıklamasıTGC'den Cumhuriyet davası açıklaması

    "YAYIN POLİTİKASINI DEĞİŞTİRME İDDİASI ABESLE İŞTİGAL"

    Kadri Gürsel, "Benim yayın danışmanlığım ile gazetenin sözde yayın politikası değişikliğiyle ilişki kurmak abesle iştigaldir. Görevine 27 Eylül 2016’da başlayıp sadece 34 gün görevde kalmış bir kişinin yayın politikasını değiştirmesi nasıl mümkün olur? 5 ay köşe yazarlığı yapıyor olmam da yayın politikasını değiştirmeye etki etmez. Yenigün Haber ajansı imza yetkilisi olmadığım halde polis fezlekesinde bu şekilde yazılması görevi kötüye kullanmaktır" diye konuştu.

    "BERAATİME KARAR VERİLSİN"

    Gürsel, Türkiye’de otoriterleştiğine yönelik algı yaratmakla ilgili iddiayı da kabul etmeyerek "Hukuki değil, siyasi bir suçlamadır. Türkiye’deki rejimin otoriterleştiği iddiasını değişik dönemlerde yazılarımda belirttrim. ÿMaalesef bu öngörüm gerçekleşti. Aksi halde mesnetsiz suçlamalarla 9 ay sonra mahkeme çıkarak savunma yapıyor olmazdım. Uzun tutukluluk yoluyla cezalandırma başlı başına insan hakkına aykırıdır. Beraatime karar verilmesini talep ediyorum" dedi. Gürsel’in savunmasının ardından Akın Atalay’ın savunmasına geçildi.

    Gazetecileri serbest bırakın bayram olsunGazetecileri serbest bırakın bayram olsun

    11.42: Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ iddianameyi okudu. İlk olarak eski Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun savunması talep edildi. Murat Sabuncu bazı belgelere, gazete manşetlerine el konulduğu için savunmasının yarına bırakılmasını talep etti, talebi kabul edildi.

    11.40: Savunmalara geçildi. Cumhuriyet avukatları süreci özetleyerek başlıyor.

    11.30: Kimlik tespitlerinin ardından duruşma başladı. İddianamenin özeti okunuyor.

    Basın özgürlüğü adına harika bir gün, değil miBasın özgürlüğü adına harika bir gün, değil mi?

    Cumhuriyet davası başladı... İşte yaşananlar

    11.22: Ahmet Şık'a 'Çocuğunuz var mı' diye soruldu. Şık "Gurur duyduğum bir kızım var" diye cevap verdi. Şık malvarlığına ilişkin sorulan soruyu ise "tek dikili ağacım kızım" diye yanıtladı.

    11.05 Daha sonra Ahmet Şık'ın aralarında bulunduğu tutuklu 12 sanık içeri alındı. Sanıklar içeri alınırken salonda dakikalarca alkış koptu. Daha sonra sanıkların kimlik tespiti yapıldı. Mahkeme Başkanı Dağ, sanıkların savunma hakkının kutsal olduğunu bu nedenle duruşma düzeninin bozulmaması, görüntü ve ses kaydı alınmaması için izleyicilere uyarıda bulunarak iddianamenin özetinin okunacağını ifade etti. Başkan Dağ, duruşmanın Sesli ve Görüntülü Bilişim (SEGBİS) ile kayda alınacağını da belirtti. 

    10.45: İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma, İstanbul Adalet Sarayı'nın C Blok zemin katta yer alan büyük salonlarından birine alındı. Ancak duruşma öncesi, yaklaşık bin 100 avukatın vekalet vermesi içeride izdihama neden oldu. Çok sayıda avukat ve izleyici, salonda sanık sıralarına kadar oturdu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, toplam 57 avukatın salona alınabileneceğini belirterek duruşmanın başlayabilmesi için sanıklara yer açılmasını istedi. Bunun üzerine bazı sanık avukatları, sanıklar ve gazeteciler için yer açılmasını rica etti. Bazı avukatlar ise duruşmanın daha büyük salona alınabileceğini söyleyerek tepki gösterdiyse de salondan ayrılarak gazetecilere yer açtılar.

    KADRİ GÜRSEL'İN OĞLUNA SARILMASINA İZİN YOK

    Duruma salonunda Kadri Gürsel'in oğlu Erdem babasına sarılmak için tutukluluların olduğu yere geldi. Jandarma komutanı baba oğulun sarılmasına izin vermedi.

    DAVA ÖNCESİ BALONLU EYLEM

    ‘Dışarıdaki Gazeteciler’ adlı inisiyatifin organize ettiği bazı STK’lar bu sabah 09.00’da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nin önünde dayanışma etkinliği düzenleyecek. Etkinliğe DİSK Basın-İş’in de destek vereceği bildirildi. Türk basınında sansürün kaldırılışının 109 yıldönümüne denk gelen ilk duruşma öncesinde basın meslek örgütleri Cumhuriyet Gazetesi'nin Şişli'deki merkezinden adliyeye yürüdü.
    Dava öncesi Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan çok sayıda gazeteci ve milletvekili, gazetecilere özgürlük sloganları atarak, gökyüzüne balonlar bıraktı. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, "Bu iddianamenin için aynen bu balon gibi bomboştur" diyerek elinde bulunan balonu patlattı. Cumhuriyet Davası Koordinasyonu adına Beyza Metin yaptığı açıklamada, "Hakikat... Aradığımız şey bu. 150'yi aşkın gazeteci arkadaşımız bu yüzden tutuklu. Tarih boyunca tüm istibdat rejimleri hakikati adalet ve özgürlük arayışıyla buluşturmuş olanlara karşı hep aynı yöntemi uygulamıştır. Bugün ülkemiz en koyu istibdat rejimlerini aratacak bir rejimle yönetiliyor. Halkın haber alma hakkının gasp edildiği, hukukun bir çıkar grubunun emrine amade olduğu, suçun iktidardakilerin ihtiyaçlarına göre tarif edildiği bir rejimle karşı karşıyayız. Cumhuriyet Gazetesi'nin yazarları ve yöneticileri aydınlığın temsilcisidir. İktidar politikaları doğrultusunda aynı başlıkla gazete çıkarmaktan utanmayan onlarca yönetici ve yazar ise karanlığın...Bu ülkenin aydınlık birikimine, karanlığa karşı aydınlığın galebe çalacağına inanıyoruz" dedi. Daha sonra onlarca balon gökyüzüne bırakıldı. Açıklamaların ardından topluluk, duruşmanın yapılacağı İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nin salonuna çıktı.

    Cumhuriyet davası başladı... İşte yaşananlar

    BASIN ÖRGÜTLERİ DURUŞMAYI İZLİYOR

    Uluslararası basın meslek örgütleri de 5 gün sürmesi beklenen ilk duruşmayı izliyor. Duruşma öncesinde adliye önünde yapılan ortak açıklamaya, Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Gazeteciler Federasyonu, Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi ile PEN International'ın dünyanın dört bir yanından gelen üyeleri katıldı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı